HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 MAYIS 2022, PAZAR

Kanlı Noel…

29.12.2020 00:00:00
'Kanlı Noel…' seslendirme dosyası:

Kıbrıs'ı yurt edinen soydaşların, en büyük hayal kırıklıkları 'Adalı' dedikleri yerleşik Rumların dışında, Yunanistan'dan gelerek ortalığı karıştıran EOKA çeteleri olmuştur. Kıbrıs, Türkler tarafından fethedildiği günden bu yana huzur yüzü görmemiş; Türkleri Anadolu topraklarından atmayı hedef edinmiş gizli örgütler, Atalarının izinde büyük Roma İmparatorluğu hayalinin peşinden koşmaya devam etmişlerdir. 

Türk halkına yapılan Kanlı Noel baskını Kıbrıs'taki ne ilk, ne de son soykırım teşebbüsüdür. Yakın tarihimizde yaşanan, belleklerimize işlemiş, ortak paydaları olmayan insanların dost olamayacaklarını gösteren olaylardan sadece biridir. 

1963 Noel'i öncesi Lefkoşa'nın Kumsal mahallesinde Türklerin yaşadığı yerleri basarak kolay kolay unutulmayacak bir vahşet örneği sergilemişlerdir. Baskın sonrası Türk Mukavemetçiler; İrfan Bey sokağının iki numaralı şirin evine, kırılmış kapıdan girdikleri zaman gözyaşlarını tutamamışlardı. 

Banyo küvetinde bir kadın; üç oğlu ile öldürülmüş olarak kanlar içinde yatıyordu.

* * *

Mürvet Hanım ve çocuklarının banyo küveti içindeki kanlı fotoğrafı uzun yıllar Kıbrıs davasının konuşulduğu her yerde afiş oldu… Rum vahşetini münferit olarak gören tüm ülkelere ibret vesikası olarak sunuldu. 

Ben Kıbrıs'ı ve Rauf Denktaş'ı ilk kez tel örgüleri, kum dolu variller arasında; keskin nişancıların Türkleri avlamaya çalıştıkları bir sınırda gördüm. Daha sonra da Cumhurbaşkanlığı döneminde gittiğimiz izcilik çalışmalarında ziyaret ettik. 

Kıbrıs'a sahip çıkmayan ve yardımları gereksiz bulan siyasi iktidarlar gördük.

Kıbrıs Türk kesimini yalnız ve çaresiz bırakan, Kıbrıs davasını sürüncemede bırakarak sürekli erteleyen siyasetçileri izledik. 

Bu kadar güzel bir bölge Türkiye'nin Havai'si yapabilecekken, portakal ve narenciyesinin değerlendirilmesini, her Türk gencinin ibret müzesini görmesi gerekirken tüm bunlara boş vermişiz. Kumar ve seks ticaretinin yapıldığı, uyuşturucu baronlarının ve silah tüccarlarının buluşma noktası olmuş. Türkiye'deki üniversite açığını kapamak için özel üniversitelerin cenneti olmuş. 

Kısacası, Kıbrıs'ı bir Türk toprağı olarak görmedik ve bağrımıza basmadık. Ada halkını kendi kaderi ile baş başa bıraktık. Bunun adına da özgürlük dedik. Allah'tan Türk ordusu sıkışık her dönemde imdada yetişti de bazı ihtiyaçlar giderildi. 

Bugün adada savaşmış ve bir avuç kalmış Türk Mukavemetçileri; örgütlenip, gençlere özgürlüğün hangi koşullarda kazanıldığını, Rumlarla ortak bir devlet kurmanın zorluklarının neler olduğunu anlatmaya, bağımsızlık mücadelesinde söyledikleri marş ve türküleri öğretmeye uğraşıyorlar. Rehavete kapılan, Türkiye'yi Rumlar ile işbirliği yapma konusunda engel olarak gören Soros Vakfı'ndan yetişmiş gençleri ikna etmeye çalışıyorlar. 

* * *

Düşmanlıklar bitti mi? 

Elbette hayır. "Megalo İdea" yunan eğitiminin bir parçası olmaya devam ettikçe, tarih kitaplarında Türkler zalim ve barbar olarak anlatıldıkça bitmeyecek. Biz de saf saf Akdeniz'i dostluk ve barış denizi yapma sevdası peşinde koştukça, gerçeğin şamarını yüzümüze yemeye devam edeceğiz.

Oysa bizim hiç de 'Batı Trakya Türk toprağıdır, oraları geri almak görevimizdir, 12 ada bizim hakkımızdır' gibi ders kitaplarımıza kadar yansıyan bir büyük iddiamız olmamıştır. 

Temel felsefesi, "dünya barışı ve dünya arkadaşlığı" olan, iyi vatandaşlar yetiştirdiği için milli, iyi insanlar yetiştirdiği için milletlerarası bir hareket olan uluslararası izci kamplarında bile düşmanlığın izlerini gördük. Her gece yıkılan Türk standını ertesi günü yeniden kurduk. Bayraklarımızı çalanların iğrenç davranışlarına şahit olduk. 

Boğulmaktan kurtardığımız bir Rum izcisi bile bize, hayatını bize borçlu olmaktan büyük bir zül duyduğunu söylemeden edemedi. 'Keşke ölseydim…' diyecek kadar beyninin yıkanmış olduğunu gördük. 

* * *

Bütün bunları düşmanlık tohumlarını yeşertmek için yazmıyorum.  Yezid'in düşmanlığı ile Ehlibeyt'in başına gelenleri düşünüp, Noel'i birleştirince aklıma gelenleri parmaklarım böylesine yazıya döktü. Noel'in bir suçu yok ama onun kutsallığına inanan insanların yarattığı vahşetin, mezalimin, utancın ve düşmanlığın din ile,  dil ile, ırkı ile alakasını kurmaya çalışıyorsunuz. 

Bize düşen bu gerçekleri unutmadan, dostu-düşmanı birbirinden ayırarak, kendi ülkemize ve milli değerlerimize, birliğimize sahip çıkarak yaşamak… Koruma içgüdümüzü ve güvenlik ayarlarımızı her an canlı tutarak, 'su uyur, düşman uyumaz…' sözünü hatırlamak zorundayız. 

Öyle görünüyor ki, dünya hiçbir zaman bizim hayal ettiğimiz gibi süt liman bir yer olmayacak. Kötüler iyileri yok etmeye, hırsızlar çalmaya, muhterisler güzellikleri almaya çalışacaklar.

Bu kadar güzel bir vatana sahip olmanın bir bedeli var. Bu bedel de kendimizden başkasına güvenmemek; her söylenene inanmamak; lüks bir hayat özlemi içinde, kendi kaynaklarımızı yabancılara peşkeş çekmemek olmalı. Bizzat kendimiz çalışarak işlemek; gelirini kardeşçe bölüştürerek güçlü olmamız ile mümkün. Ancak ondan sonra Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesine hizmet edebiliriz. 

Bu da ancak çizmeleri giyip, kılıçlarımızı kuşanarak saraydan yurdu korumak için savaşa hazır olduğumuzu göstermemizle mümkün olur.

Aksi takdirde biz daha çok kanlı Noeller yaşarız… Hayat bize yine zehir olur…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Yeni Atatürkler yetişiyor… / 21.05.2022
- Yaşam ve öyküler / 17.05.2022
- Baca eğri olsa da / 15.05.2022
- Geleceği şekillendirmek… / 10.05.2022
- Benim sevgili doktorum / 07.05.2022
- Bir bayram yazısı… / 30.04.2022
- Geçmişin mesajları… / 26.04.2022
- Spor Yasa Tasarısı / 23.04.2022
- Köy deyip geçmeyin / 19.04.2022
- Bilimin ispata; dinin inanca ihtiyacı vardır / 17.04.2022
- Haydar Hocayı anmak… / 12.04.2022
- Bu çocuklar nasıl zehirlenir? / 10.04.2022
- Anıları kaybetmek / 05.04.2022
- İnsana değer vermek… / 02.04.2022
- İngiliz çöpü, İngiliz ipi… / 29.03.2022
- Seçime giderken / 26.03.2022
- Neden bu görmezlik… / 23.03.2022
- Ankara’ya giderken… / 19.03.2022
- 18 Mart… / 18.03.2022
- İhanetler zamanı… / 15.03.2022
- Bizim kadınlarımız / 08.03.2022
- Zeytine sarılmak / 05.03.2022
- Köprünün altından geçen su… / 01.03.2022
- Bir çiçek daha soldu / 26.02.2022
- Bülbül ne çekerse, dilinden... / 22.02.2022
- İyiler ile kötülerin savaşı / 19.02.2022
- Açlıkla tokluğun savaşı / 15.02.2022
- Bilgi hazımsızlığı / 13.02.2022
- Sanal kokuşmuşluk / 12.02.2022
- Kahkaha tufanı ve suflörlük / 08.02.2022
- Yazar, yaşadığını yazar… / 05.02.2022
- Haydar Hoca’nın izinde… / 03.02.2022
- Akıl kuşunun özgürlüğü ve Uğur Mumcu / 02.02.2022
- Güleriz ağlanacak halimize… / 29.01.2022
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

29.12.2019, 29.12.2018, 29.12.2017, 29.12.2016, 29.12.2015, 29.12.2014, 29.12.2013, 29.12.2012, 29.12.2011, 29.12.2010, 29.12.2009, 29.12.2008, 29.12.2007, 29.12.2006, 29.12.2005, 29.12.2004, 29.12.2003, 29.12.2002, 29.12.2001


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.