HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 27 KASIM 2021, CUMARTESİ

Kara elmasın karası...

10.03.2021 00:00:00
'Kara elmasın karası...' seslendirme dosyası:

"Öğretmenimiz paltolarımızı giyip dışarı çıkmamızı istedi. Okulumuzun bahçe duvarının önünden yol geçiyor. Sisli puslu bir Mart günü… Biraz sonra öğle paydosu zili çalacak. Uzak yerlerden gelen sınıf arkadaşlarım genellikle çok erken saatte yola çıktıkları için çok çabuk acıkıyorlar. Okulun bodrum katındaki yemekhaneden pişmiş yemeğin ve taze ekmeğin kokusu geliyor.

'Neden çıktık? Neden dizildik?' diye soruyor birisi… Belli ki Zonguldak'ta ve bizim okulda yeni. Öğrendik artık. Eğer biz böyle yol kenarına diziliyorsak, bunun tek bir nedeni vardır.  Biraz sonra bayrağa sarılı bir veya birkaç cenaze geçecektir. Madenlere giden yolun üstündeki okulda birkaç senedir okuyanlar bunu bilir. Ocakta çalışanların kaderidir bu. Yerin metrelerce altından kömür çıkaran, elleri yüzleri simsiyah olmuş, çatlak avuçlarının arınmadığı insanlar kazaya uğramışlardır. Bize düşen, ölene veya ölenlere saygımızı göstermemiz, sobamızda yaktığımız karaelmasın ibretlik öyküsünü öğrenmemiz, şükranlarımızı sunmamızdır. Geçen cenaze alayında baretleri ile arkadaşları, ağlamamak için dişlerini sıkmış eşler, yakınlar, üzgün yüzlü görevliler yer alır. Görevimiz; onları selamlamak, okulda öğrendiğimiz duaları okumak ve sabırlar dilemektir.

Bir öğretmen birinci ve ikinci sınıfların bu törenlerden uzak tutulmasını savunurken, bir başkası hayatın acıları ile yüzleşmenin yaşı olmadığını belirten eleştiriler yapar. Bu konuşmalar ben bildim bileli her törende tekrarlanır. İlk seferinde ağlamıştım. Geçenler tanıdığım birileri değildi ama onların neden öldüklerini ve nereye gittiklerini kavramaya çalışmıştım. Mavi işçi tulumları içinde bir tahlisiye çavuşu yanıma gelmiş, geçen cenazelerde bir yakınım olup olmadığını sormuştu. Öğretmenim 'hayır' anlamında elini sallamıştı. İri ellerinin çatlaklarının ve tırnaklarının simsiyah olduğunu ilk kez o zaman görmüştüm. İstemeden o eller ile nasıl yemek yediğini düşünmüştüm…"

* * *

Törenden sonra Fevzi Çavuş bize bir kutu şeker getirmişti. Karanfil ve Gül kokulu şekerlerdi. Bugün bile nerede bir gül kokusu duysam, bir karanfil koklasam, şahit olduğum madencilerin cenazelerinin önümüzden geçtiği okul günleri gelir aklıma…

EKİ'nin koca koca trenlerine bağlı taşıma vagonları vardı. Lavvar denilen bir yere ocaktan çıkan kömürleri taşırdı. Lavvarda yıkanan kömürler, buharları tüterek Zonguldak'ı ikiye bölen Üzülmez Deresi'nin kenarından ağır-ağır geçerlerdi. Kış mevsiminde bile karların, karaelması beyazlatacak gücü olmadığını hatırlarım. Fakir insanlar bu katarları geçtikten sonra demiryoluna saçılan, en büyüğü ceviz ve fındık büyüklüğündeki kömür parçalarını toplarlardı. 

Yıllar sonra Kilimli'de bir maden ocağına inmiş, kömürün çıkarılışına, işçilerin ne kadar zor şartlar altında çalıştıklarına şahit olmuştum. Yukarıya çıktığımda yeniden doğmuş gibi olduğumu hatırlıyorum. Yerin altında metrelerce derinlikte çalışan, çoğu Tüberküloz teşhisi ile işsiz kalan ya da ölümü göze alarak çalışmaya devam eden bu insanlar için yazı yazmaktan başka bir şey gelmemişti elimden…

Onların yüzlerinin karası, ekmek parası içindi. Ellerindeki çatlaklar ise çalışma karneleri…

Yıllar yılları kovaladı ama onlar için bir şey yapılamadı. Göçükler, grizu gazı zehirlenmeleri,  ocak yangınları önlenemedi. Altı kara, üstü yeşil Zonguldak'ın kaderi değişmedi. 

Özelleştirmeler sadece bir kısım maaşları arttırdı, şartları iyileştiremedi. 

Bir zamanların havza kanunundan eser kalmadı ama onun yerini daha modern işçi toplama yöntemleri aldı. 

Zonguldak mavi denizi, badem çakılı ile kaplı kıyıları, her bahar bahçelerinde açan kırmızı gülleri, yemyeşil doğasına rağmen belli-belirsiz bir hüzün kentidir. 

Acıların, ihmal edilmişliklerin, değişmeyen yüz karasının ekmek parası olarak okunduğu bir yerdir. 

Ne ölenlerin sayısı bellidir, ne de kalanların kaderi… 

Hayatını kaybedenlere rağmen madenler yine çalışır, katarlar yine kömür taşır.

Kaderdir bunun adı… Sürer gider…

Ölenlere rahmet, kalanlara sabır selamet…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

10.03.2020, 10.03.2019, 10.03.2018, 10.03.2017, 10.03.2016, 10.03.2015, 10.03.2014, 10.03.2013, 10.03.2012, 10.03.2011, 10.03.2010, 10.03.2009, 10.03.2008, 10.03.2007, 10.03.2006, 10.03.2005, 10.03.2004, 10.03.2003, 10.03.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.