Sekiz makaledir kötülüğün izini sürdük. Kötülüğün insanın kalbinde nasıl filizlendiğini, vicdanı nasıl susturduğunu, toplumu nasıl yaraladığını ve nefsin onu nasıl beslediğini birlikte düşündük. Fakat şu hakikati hiçbir zaman unutmamalıyız: Allah, insanı kötülüğün esiri olsun diye değil, iyiliğin temsilcisi olsun diye yaratmıştır.
Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur:
"Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt verir." (Nahl Suresi, 90)
Bu ayet, sadece bireysel hayatımızın değil, ailemizin, toplumumuzun ve devlet düzenimizin de temel ilkelerini ortaya koymaktadır. Adalet, iyilik ve merhamet hâkim olduğunda huzur yeşerir; zulüm, haksızlık ve bencillik egemen olduğunda ise toplumun temelleri sarsılır.
Resûlullah Hz. Muhammed (s.a.a.) şöyle buyurmuştur:
"Mümin, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir."
Gerçek mümin, çevresine korku değil güven veren insandır. Sözüyle umut olur, davranışıyla örnek olur, adaletiyle gönüller kazanır. Onun varlığı, bulunduğu yere huzur taşır.
İmam Ali (a.s.) şöyle buyurur:
"İnsanların en hayırlısı, insanlara faydası en çok olandır."
İşte bütün mesele budur. Ardımızda servet değil, hayır bırakabilmektir. Makam değil, güzel bir isim bırakabilmektir. İnsanların hafızasında kırdığımız kalplerle değil, onardığımız gönüllerle yaşayabilmektir.
Bugün dünyanın ihtiyacı, kötülüğü konuşan daha fazla insan değil; iyiliği yaşayan daha fazla insandır. Çocuklarına dürüstlüğü öğreten anne babalar, kul hakkını gözeten esnaflar, adaletten ayrılmayan yöneticiler, merhameti hayatının merkezine koyan gençler... İşte yarının güçlü toplumu böyle inşa edilecektir.
Her insan, hayatı boyunca bir tercih yapar. Ya nefsinin peşinden giderek kötülüğün gölgesinde yaşamayı seçer ya da Allah'ın emirlerine sarılarak nurun yolunda yürür. Dünya hayatı geçicidir; geriye kalan ise yaptığımız iyilikler, bıraktığımız eserler ve kazandığımız gönüllerdir.
Bu yazı dizisinin sonunda kendimize şu soruyu soralım:
Ben, kötülüğün çoğalmasına sebep olanlardan mı olacağım; yoksa Allah'ın rahmetini yeryüzüne taşıyan iyilik erlerinden mi?
Bu soruya vereceğimiz cevap, sadece dünya hayatımızı değil, ebedî hayatımızı da şekillendirecektir. Rabbimiz bizleri, hakkın yanında duran, adaletten ayrılmayan, Ehl-i Beyt'in ahlâkını rehber edinen ve iyiliği hayatının şiarı hâline getiren kullarından eylesin.
"Kötülük iz bırakır; iyilik eser bırakır. Allah'ın nuruna yürüyenler, ardında hayır duaları bırakır." (Nazarî)
Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur:
"Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt verir." (Nahl Suresi, 90)
Bu ayet, sadece bireysel hayatımızın değil, ailemizin, toplumumuzun ve devlet düzenimizin de temel ilkelerini ortaya koymaktadır. Adalet, iyilik ve merhamet hâkim olduğunda huzur yeşerir; zulüm, haksızlık ve bencillik egemen olduğunda ise toplumun temelleri sarsılır.
Resûlullah Hz. Muhammed (s.a.a.) şöyle buyurmuştur:
"Mümin, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir."
Gerçek mümin, çevresine korku değil güven veren insandır. Sözüyle umut olur, davranışıyla örnek olur, adaletiyle gönüller kazanır. Onun varlığı, bulunduğu yere huzur taşır.
İmam Ali (a.s.) şöyle buyurur:
"İnsanların en hayırlısı, insanlara faydası en çok olandır."
İşte bütün mesele budur. Ardımızda servet değil, hayır bırakabilmektir. Makam değil, güzel bir isim bırakabilmektir. İnsanların hafızasında kırdığımız kalplerle değil, onardığımız gönüllerle yaşayabilmektir.
Bugün dünyanın ihtiyacı, kötülüğü konuşan daha fazla insan değil; iyiliği yaşayan daha fazla insandır. Çocuklarına dürüstlüğü öğreten anne babalar, kul hakkını gözeten esnaflar, adaletten ayrılmayan yöneticiler, merhameti hayatının merkezine koyan gençler... İşte yarının güçlü toplumu böyle inşa edilecektir.
Her insan, hayatı boyunca bir tercih yapar. Ya nefsinin peşinden giderek kötülüğün gölgesinde yaşamayı seçer ya da Allah'ın emirlerine sarılarak nurun yolunda yürür. Dünya hayatı geçicidir; geriye kalan ise yaptığımız iyilikler, bıraktığımız eserler ve kazandığımız gönüllerdir.
Bu yazı dizisinin sonunda kendimize şu soruyu soralım:
Ben, kötülüğün çoğalmasına sebep olanlardan mı olacağım; yoksa Allah'ın rahmetini yeryüzüne taşıyan iyilik erlerinden mi?
Bu soruya vereceğimiz cevap, sadece dünya hayatımızı değil, ebedî hayatımızı da şekillendirecektir. Rabbimiz bizleri, hakkın yanında duran, adaletten ayrılmayan, Ehl-i Beyt'in ahlâkını rehber edinen ve iyiliği hayatının şiarı hâline getiren kullarından eylesin.
"Kötülük iz bırakır; iyilik eser bırakır. Allah'ın nuruna yürüyenler, ardında hayır duaları bırakır." (Nazarî)
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Zaferden diplomasiye: Bağımsızlığın hukukî temelleri / Zafere giden kutlu yol -8- / 13.09.2026
- Anadolu'nun kurtuluş koşusu: Dumlupınar'dan İzmir'e / Zafere giden kutlu yol -7- / 12.09.2026
- Dumlupınar'da tarih yazılıyor: Zaferin en büyük adımı / Zafere giden kutlu yol -6- / 11.09.2026
- Sakarya'dan Büyük Taarruz'a: Zafer için hazırlık / Zafere giden kutlu yol -5- / 10.09.2026
- Sakarya'ya uzanan yol: Varoluş mücadelesinin dönüm noktası / Zafere giden kutlu yol -4- / 09.09.2026
- Cepheden cepheye: Millî Mücadele'nin çetin yılları / Zafere giden kutlu yol -3- / 08.09.2026
- İşgalden direnişe: Millet iradesinin uyanışı / Zafere giden kutlu yol -2- / 07.09.2026
- Bir milletin varoluş mücadelesi / Zafere giden kutlu yol -1- / 06.09.2026
- Dünya değişirken Türkiye yeni bir dönemin eşiğinde / 05.09.2026
- Bir düşmanın devlet içinde yeniden tanımlanması / 04.09.2026
- Anadolu'nun kurtuluş koşusu: Dumlupınar'dan İzmir'e / Zafere giden kutlu yol -7- / 12.09.2026
- Dumlupınar'da tarih yazılıyor: Zaferin en büyük adımı / Zafere giden kutlu yol -6- / 11.09.2026
- Sakarya'dan Büyük Taarruz'a: Zafer için hazırlık / Zafere giden kutlu yol -5- / 10.09.2026
- Sakarya'ya uzanan yol: Varoluş mücadelesinin dönüm noktası / Zafere giden kutlu yol -4- / 09.09.2026
- Cepheden cepheye: Millî Mücadele'nin çetin yılları / Zafere giden kutlu yol -3- / 08.09.2026
- İşgalden direnişe: Millet iradesinin uyanışı / Zafere giden kutlu yol -2- / 07.09.2026
- Bir milletin varoluş mücadelesi / Zafere giden kutlu yol -1- / 06.09.2026
- Dünya değişirken Türkiye yeni bir dönemin eşiğinde / 05.09.2026
- Bir düşmanın devlet içinde yeniden tanımlanması / 04.09.2026

























































