HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 03 ARALIK 2021, CUMA

Kestane kokusu…

05.02.2021 00:00:00
'Kestane kokusu…' seslendirme dosyası:

Malum, Bursa'nın kestanesi, şeftalisi, kebabı, kaplıcaları, Karagöz-Hacivat'ı, Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi, Yeşil Türbe, Orhangazi ve Osmangazi Türbeleri, Emir Sultan, Ulucami, Kapalı Çarşı, Muradiye Külliyesi, Üftade Hazretleri gibi ün almış değerleri vardır. 

Buram, buram tarih kokan Bursa'nın sırtını dayadığı Uludağ'ın etekleri eskiden kestanelikler ile çepeçevre sarılıydı. Muslukçu İbrahim'in zamanın sular idaresi müdürü İhsan Uzer ile birlikte Uludağ'dan boru döşeyip getirdiği su; onun üzerindeki patika bizim için teleferiğin birinci istasyonu olan Kadıyayla'ya çıkmak için dağ kestirmesi idi. 

Kestanelikten geçerken, yere geçmiş üç beş kestaneyi toplamak, çam ağaçlarının dibinden çam melkilerini koparıp torbaya atmak, yol boyu olgunlaşmış kuş üzümü ve dağ çileklerini küçük bir kavanoza doldurmak, susayınca köpürerek yanımızdan geçen derenin veya kayaların arasından sızan pınarın ikramını geri çevirmemek en güzel anılarımızdı. 

Kimi yerlerde eğrelti otları boyumuzu aşar, arasında kaybolurduk. 

Kadıyayla'da taştan yapılmış güzel bir otel vardı. Belediye çalıştırırdı. Daha sonraları özele geçti. Lodoslu bir günde yandı, kül oldu. Anılarımızda birkaç fotoğraf ile diğer her şey gibi yerini aldı. 

Kadıyayla, Sarıalan ve Kirazlıyayla için bizim yol ayrımımız olurdu. Dik tekiri tırmanmak ve Sarıalan'a çıkmak çok zorlardı. Teleferik istasyonunun az ötesinde Dombay Çukuru veya Kaynana Çukuru denilen yere geldiğimizde ateşimizi yakar, üzerinde mantarları pişirir, kestaneyi çıtlatır, böğürtlen ve kuş üzümlerinden oluşan tatlımızı yerdik. 

Bu tırmanışlar zordu. Ancak suyolu üzerindeki dinlenme kayaları kısa molalar ile enerjimizi toplamamıza yeterdi. Yürüyüşlerde su içmemeye, sadece bir iki yudum alarak boğazımızı ıslatmaya çalışırdık. Üstümüzden geçen teleferiğin içinden yolcular el sallar, ıslık çalarlardı. 

Sarıalan'da Salepçi Muharrem, parlatılmış salep güğümünden hepimize sıcak sıcak salep ikram eder; "Ben deliyim, siz benden delisiniz…" derdi. Kara Yüksel, kopan bir elektrik hattı için çıktığı ahşap direklerin tepesinden selamlardı bizi. Ormancı Arif yol güzergâhında kesik ağaç görüp görmediğimizi sorgulardı. Milli park barakalarının bekçisi Turan ağabey ve Ahmet Mantarlar anahtarları verirken bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını sorarlardı. 

Yarı rutubet kokan, yarı tozlu barakaları açıp girdiğimizde kendimizi ranzalara atar, maşinga sobayı yakardık. İlkellik diyeceksiniz biliyorum. 

En büyük zevkimiz o sobanın üzerindeki dar ağızlı süt güğümünde suyun ısınmasını beklemek ve çay demlemek olurdu. Genellikle yaya yolculuğumuz 6 ila 8 saati aldığı için akşamı etmiş olurduk. Ardıçların kendine has kokusu, çam ağaçlarının hışırtısı ile uyuya kalır, sabah gün doğarken uyanırdık. 

* * *

Teleferik istasyonunun başlangıç noktası olan Teferrüç'ten başlayan bir kuşak, dağı; kestanelikler ile çevrelerdi. Buralar, korumaya alınmadığı için zamanla yok oldu. Yerlerine gecekondular yapıldı. 

Bir zamanlar bizim yürüyerek gittiğimiz Kadıyayla'ya şimdi 4 çeker bir ciple, yeni açılan yoldan çıkabiliyorsunuz. 

İnsan ayağı ne kadar geç değerse o kadar kıymetlidir dediğimiz Göller bölgesine bile yol yapıldı. Önemli bir su rezervi olan ve bütün Uludağ'ı besleyen göllerden, vidanjörle su çekilip arka taraftaki tarlaların sulandığı anlatılıyor. 

Neyseki medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar doğal güzellikleri yok etmeye devam etse de, bizim anılarımızı ve yaşadıklarımızı yok edemiyor. 

Gençliğimizden anımsadığımız, Bursa kestanesinin, delikli tenekenin üstünde pişerken çıkardığı çıtırtıyı, genzimizi okşayan kokusunu ve yerken duyduğumuz tadını unutmadık. 

Demirciköy'ün kafamız kadar olan, dalları kıran yarma şeftalisini de tatma şansını yakalamıştık. Arazileri 25 kuruşa satılıp, küçük sanayi kurulunca onlardan da eser kalmadı. 

Bir kış günü yollar kapalı olduğu için Uludağ'dan kayakla inip; Tayyare sineması yanındaki mavi boyalı İskender ustası rahmetli Cevat ağabeyin dükkânına misafir olmuştuk. Yediğimiz kebabın tadını bugün bile damağımda hissederim. Bize bir sürpriz yapmış, söylediği İzci marşı ile eski bir Uludağ İzcisi olduğunu hatırlatmıştı. Parasını ödemek istediğimizde; dükkânının önüne diktiğimiz kayakları gösterip; "Kebapların parası ödendi. Bu manzara var ya, bu kayakların görüntüsü beni yıllar öncesine götürdü. Ayni yoldan geçenler yol arkadaşıdır, misafirden para alınmaz" demişti. Yıllar önce onun da bizim gibi Uludağcı olduğunu öğrenmiş mutlu olmuştuk.  Sonsuzluğa göçtü ama biz onu da unutmayacaktık...

Çekirge hamamlarının yolunu tutarken, Cevat ağabeyin arkamızdan "Üşütmeyin, dikkat edin" diyerek bizi uyarmasını nasıl bir sorumluluk bilinciydi?

Bu anılar aklıma geldikçe bir garip oluyorum. 

Ağlayasım geliyor…

Kendime mi?

Dün yaşayıp bugün ölmüş olan Bursa'ya mı?

Bilmiyorum.

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

05.02.2020, 05.02.2019, 05.02.2018, 05.02.2017, 05.02.2016, 05.02.2015, 05.02.2014, 05.02.2013, 05.02.2012, 05.02.2011, 05.02.2010, 05.02.2009, 05.02.2008, 05.02.2007, 05.02.2006, 05.02.2005, 05.02.2004, 05.02.2003, 05.02.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.