Başbakanın sağlığı, erken seçim ve AB ipine yedeklenmiş Türkiye, ufkunu karartan bu üç gündem başlığını sakız gibi çiğneyip duruyor.
İçi boş, tatsız-tutsuz ve yapamayacakları şeyleri siyaset sınıfı; ya sorunları tehire devam için ya da başka siyasi hesaplar adına konuşuyorlar, bizleri de tüketiyorlar...
Kan gövdeyi götürüyor modundan yaşadığımız tartışmaların, aslında hiçbir tutarlılığı yok. Maksat, basit ve küçük siyasi hesaplar.
İsterseniz AB tartışmalarıyla başlayarak siyaset ne derken, aslında ne demek istiyor tek tek bir bakalım...
ANAP'ın seçim tehditi
Müteahit partisi kimliğinden AB taşeronluğuna terfi eden ANAP, Brüksel'in kuyruğuna sıkı sıkı sarılmış durumda.
Mesut Yılmaz, AB tartışmalarında tansiyon ne kadar yükselirse o kadar memnun olacak. Yılmaz'ın kafasındaki plan şu:
"ANAP % 5'lerin altına düşmüş bir parti olarak, şok kararlara ihtiyaç duyuyor. Şu saatten sonra ne söylese samimiyet sorunu yaşayacak ANAP genel başkanının, partisinin oylarını artırmak için yapacağı şey ancak bir tavan operasyonu olabilir. Bununda yolu Brüksel'den geçiyor. Bir AB imanı boyutunda ortaya attığı tezleri kabul görmeyen ANAP, bu gerekçeyle hükümetten ayrılacak ve AB şampiyonu olarak gireceği seçimde barajı aşacak."
Mesut Yılmaz'ın bu projesine, karşı atak üç cepheden birden gelmiş durumda. Köşk, MHP ve TSK...
Sezer'in ANAP'ı
yanlızlaştırma zirvesi
Köşk 7 Haziran'da düzenleyeceği AB zirvesinde, şu mesajı vermeye çalışıyor:
"AB, Yılmaz'ın tekelinde değildir. Onun şahsi meselesi de olamaz. AB olur veya olmaz ama ANAP'ı, AB şampiyonu yapmayalım."
Köşk'ün mesajının devamındaki, Yılmaz'ın tuzağından kurtulamayan sonuç yoruma da bir bakalım:
"Hatta o kadar ki AB için ne gerekiyorsa yapalım."
MHP adına söyleyeceklerimizi ise Şevket Bülent Yahnici fazlasıyla açıklamış durumda. Ne diyor MHP'nin kurmayı:
MHP: Bize acıyın!
"Halk Apo'yu niye asmadınız diye bağırıyor. Mecliste ise idam yok deniliyor. İyi ama biz ne yapacağız? Lütfen bizi kurtarın."
Yahnici'nin sözleri bir yandan kıyamet saati (seçim) yaklaştıkça kendi can derdine düşenlerin halini yansıtıyor, bir yandansa Yılmaz'a bize merhamet et diyor. Yahnici'nin sözlerinin anlamı bu.
Bahçeli'nin Çin'den patlattığı bombalarla, Yahnici'nin ise yukarıdaki merhamet talebiyle istediği formülü dün açıklamıştık.
"Apo dosyası Meclis'e gelsin. Bizim oylarımız olmadan idam reddedilsin. Siz de biz de kurtulalım."
MHP'nin bu tavrının kendisini kurtarıp kurtaramayacağı bir yana, çıtayı bu seviyeye indirmiş olmaları herhalükarda ilginç...
Gelelim TSK'ne....
Nazi formülü olarak ifade edilen idam kalksın, Apo yatsın mesajıyla söylenmek istenen şey şu:
"AB'ye zaten almıyacaklar. Aman bu işin faturası bize çıkarılmasın. İşte biz formülü söyleyerek tavrımızı ortaya koyuyoruz."
Yılmaz'ın gücü
Doğrusu Mesut Yılmaz'ı kutlamaktan başka yapacak bir şey yok. Görüyor musunuz her taşın altından ANAP'ın AB bayraktarlığı çıkıyor. Ve Yılmaz kaybettiği anda kazanıyor. ANAP huysuz komşu misali herkesi korkutuyor ve ortak bir tavırla aman bize bulaşmasın deniliyor...
Yılmaz'ın gücü için şunu da söyleyebiliriz: Kaybedecek bir şeyi kalmamış olanların, her şeyi yaparım şirretliğiyle, etrafında oluşturduğu ateş topu...
En dibe vurmuşken uyguladığı stratejilerle suyun üstüne çıkan Mesut Yılmaz, erken seçim ipinide elinde tutuyor.
Derviş-Yılmaz elele
Amerikan elçiliğinde yenilen yemeğe çağrılan isimlere dikkatlerinizi çekiyorum.
Mesut Yılmaz ve Kemal Derviş... Washington'un "boşa" yatırım yapmayacağını düşünürsek, bu davetin anlamı da herhalde anlaşılabilir. Elçilikteki sondan bir önceki toplantıya sadece Özkan ve Ecevit'in katıldığını hatırlatarak, köprülerin altından akan suya dikkatlerinizi çekelim.
Kemal Derviş'in ünlü Bilderberg'e Türkiye'den bilet alan ilk şanslı olduğunu da ekleyerek, Yılmaz-Derviş kaderinin ANAP çatısı altında buluşacağını da buradan söyleyelim. Sonra kimseler sürpriz demesin.
Yazının girişinde bahsettiğimiz gündemin Üç başlığından birisi olan Ecevit'in sağlığına gelince...
Ecevit yaşayacak, yaşamak zorunda
Türkiye'nin teslim alınma süreci tamamlanıncaya kadar, Başbakan'ın koltuğunu bırakmaya hakkı yok. Öyle ya bundan iyisi, ballı lokma tatlısı.
Üstelik Ecevit'imiz doğruyu söylüyor.
Koltuğu bırakmak istiyor. Ama ona maalesef bu hakkı dahi vermiyorlar.
Son cümlenin altını çizebilirsiniz. Ecevit Kasım'a kadar dopingli veya dopingsiz o koltukta oturmak zorunda.
Ve bu da herhalde Türkiye'nin geçirdiği günlerin ne kadar tehlikeli ve ne kadar zor olduğunun bir delili olsa gerek...
İçi boş, tatsız-tutsuz ve yapamayacakları şeyleri siyaset sınıfı; ya sorunları tehire devam için ya da başka siyasi hesaplar adına konuşuyorlar, bizleri de tüketiyorlar...
Kan gövdeyi götürüyor modundan yaşadığımız tartışmaların, aslında hiçbir tutarlılığı yok. Maksat, basit ve küçük siyasi hesaplar.
İsterseniz AB tartışmalarıyla başlayarak siyaset ne derken, aslında ne demek istiyor tek tek bir bakalım...
ANAP'ın seçim tehditi
Müteahit partisi kimliğinden AB taşeronluğuna terfi eden ANAP, Brüksel'in kuyruğuna sıkı sıkı sarılmış durumda.
Mesut Yılmaz, AB tartışmalarında tansiyon ne kadar yükselirse o kadar memnun olacak. Yılmaz'ın kafasındaki plan şu:
"ANAP % 5'lerin altına düşmüş bir parti olarak, şok kararlara ihtiyaç duyuyor. Şu saatten sonra ne söylese samimiyet sorunu yaşayacak ANAP genel başkanının, partisinin oylarını artırmak için yapacağı şey ancak bir tavan operasyonu olabilir. Bununda yolu Brüksel'den geçiyor. Bir AB imanı boyutunda ortaya attığı tezleri kabul görmeyen ANAP, bu gerekçeyle hükümetten ayrılacak ve AB şampiyonu olarak gireceği seçimde barajı aşacak."
Mesut Yılmaz'ın bu projesine, karşı atak üç cepheden birden gelmiş durumda. Köşk, MHP ve TSK...
Sezer'in ANAP'ı
yanlızlaştırma zirvesi
Köşk 7 Haziran'da düzenleyeceği AB zirvesinde, şu mesajı vermeye çalışıyor:
"AB, Yılmaz'ın tekelinde değildir. Onun şahsi meselesi de olamaz. AB olur veya olmaz ama ANAP'ı, AB şampiyonu yapmayalım."
Köşk'ün mesajının devamındaki, Yılmaz'ın tuzağından kurtulamayan sonuç yoruma da bir bakalım:
"Hatta o kadar ki AB için ne gerekiyorsa yapalım."
MHP adına söyleyeceklerimizi ise Şevket Bülent Yahnici fazlasıyla açıklamış durumda. Ne diyor MHP'nin kurmayı:
MHP: Bize acıyın!
"Halk Apo'yu niye asmadınız diye bağırıyor. Mecliste ise idam yok deniliyor. İyi ama biz ne yapacağız? Lütfen bizi kurtarın."
Yahnici'nin sözleri bir yandan kıyamet saati (seçim) yaklaştıkça kendi can derdine düşenlerin halini yansıtıyor, bir yandansa Yılmaz'a bize merhamet et diyor. Yahnici'nin sözlerinin anlamı bu.
Bahçeli'nin Çin'den patlattığı bombalarla, Yahnici'nin ise yukarıdaki merhamet talebiyle istediği formülü dün açıklamıştık.
"Apo dosyası Meclis'e gelsin. Bizim oylarımız olmadan idam reddedilsin. Siz de biz de kurtulalım."
MHP'nin bu tavrının kendisini kurtarıp kurtaramayacağı bir yana, çıtayı bu seviyeye indirmiş olmaları herhalükarda ilginç...
Gelelim TSK'ne....
Nazi formülü olarak ifade edilen idam kalksın, Apo yatsın mesajıyla söylenmek istenen şey şu:
"AB'ye zaten almıyacaklar. Aman bu işin faturası bize çıkarılmasın. İşte biz formülü söyleyerek tavrımızı ortaya koyuyoruz."
Yılmaz'ın gücü
Doğrusu Mesut Yılmaz'ı kutlamaktan başka yapacak bir şey yok. Görüyor musunuz her taşın altından ANAP'ın AB bayraktarlığı çıkıyor. Ve Yılmaz kaybettiği anda kazanıyor. ANAP huysuz komşu misali herkesi korkutuyor ve ortak bir tavırla aman bize bulaşmasın deniliyor...
Yılmaz'ın gücü için şunu da söyleyebiliriz: Kaybedecek bir şeyi kalmamış olanların, her şeyi yaparım şirretliğiyle, etrafında oluşturduğu ateş topu...
En dibe vurmuşken uyguladığı stratejilerle suyun üstüne çıkan Mesut Yılmaz, erken seçim ipinide elinde tutuyor.
Derviş-Yılmaz elele
Amerikan elçiliğinde yenilen yemeğe çağrılan isimlere dikkatlerinizi çekiyorum.
Mesut Yılmaz ve Kemal Derviş... Washington'un "boşa" yatırım yapmayacağını düşünürsek, bu davetin anlamı da herhalde anlaşılabilir. Elçilikteki sondan bir önceki toplantıya sadece Özkan ve Ecevit'in katıldığını hatırlatarak, köprülerin altından akan suya dikkatlerinizi çekelim.
Kemal Derviş'in ünlü Bilderberg'e Türkiye'den bilet alan ilk şanslı olduğunu da ekleyerek, Yılmaz-Derviş kaderinin ANAP çatısı altında buluşacağını da buradan söyleyelim. Sonra kimseler sürpriz demesin.
Yazının girişinde bahsettiğimiz gündemin Üç başlığından birisi olan Ecevit'in sağlığına gelince...
Ecevit yaşayacak, yaşamak zorunda
Türkiye'nin teslim alınma süreci tamamlanıncaya kadar, Başbakan'ın koltuğunu bırakmaya hakkı yok. Öyle ya bundan iyisi, ballı lokma tatlısı.
Üstelik Ecevit'imiz doğruyu söylüyor.
Koltuğu bırakmak istiyor. Ama ona maalesef bu hakkı dahi vermiyorlar.
Son cümlenin altını çizebilirsiniz. Ecevit Kasım'a kadar dopingli veya dopingsiz o koltukta oturmak zorunda.
Ve bu da herhalde Türkiye'nin geçirdiği günlerin ne kadar tehlikeli ve ne kadar zor olduğunun bir delili olsa gerek...
Ahmet Erimhan / diğer yazıları
- Sahili olmayan umman / 14.04.2022
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 09.06.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 06.06.2021
- Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener / 17.05.2021
- Ermeni Meselesi ve Gerçekler / 25.04.2021
- Osmanlı İslamı / 18.04.2021
- Sensizlik, benim şiirim / 11.04.2021
- Fikirlerin halledemediği davaları kan halleder / 04.04.2021
- Dünya bir leştir, taliplileri köpektir! / 28.03.2021
- Rüzgâr eken fırtına biçer / 23.03.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 09.06.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 06.06.2021
- Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener / 17.05.2021
- Ermeni Meselesi ve Gerçekler / 25.04.2021
- Osmanlı İslamı / 18.04.2021
- Sensizlik, benim şiirim / 11.04.2021
- Fikirlerin halledemediği davaları kan halleder / 04.04.2021
- Dünya bir leştir, taliplileri köpektir! / 28.03.2021
- Rüzgâr eken fırtına biçer / 23.03.2021


























































