HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 15 AĞUSTOS 2022, PAZARTESİ

Kültür ve özgürlük

05.07.2022 00:00:00

Bir önceki yazım üzerine epey eleştiri aldım. 

Okurlarımdan birisi beni geri kafalı olmakla suçlamış.

İzcilik, kampçılık, gençlik merkezi gibi yerlerde yapılan çalışmaların "militarist" bir anlayış içerdiğini, çocuk ve gençlerin beyinlerinin yıkandığını, bireylerin yetişmesinde yaptırım uygulandığını, özgürlükleri kısıtlayan eylemlere başvurulduğunu belirtmiş. 

Bu nedenle, yıkılmalarını veya dini bir takım kurumlara tahsis edilmiş olmasının yerinde bir karar olduğunu belirterek desteklemiş. 

Herkesin görüşüne saygı duyabilirsiniz. 

Ancak milli ve manevi değerlerine saygılı, kültürüne sahip çıkan, Ata'sını tanıyan, yurdunun güzelliklerinin farkında olan, ananelerine göre komşu kızına "bacı", komşu oğluna "dayı" diyen, kaç-göç bilmeyen, tarlada-değirmende aynı çuvalı sırtlanan, ürününü bölüşen, aynı cemde buluşan bu saygı dünyasının sınırları sadece sizi değil, hepimizi ilgilendiren bir gerçektir. 

Tüm bunlara karşı çıkmak, hurafeler ile toplumu kaç-göç; mahrem-namahrem diyerek bölmek toplumun olsa olsa bir kısmını bağlar. Bunda da cahil ve kendini din adamı gibi tanıtanların büyük etkisi vardır. 

* * *

Bilindiği gibi bütün dünyada yeni bir 'seks kültürü' oluştu. Bu sapkınlığa "LGBT" deniyor. (Kısacası 1990'lardan itibaren lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel veya travesti hareketi olarak yorumlanıyor.) Bu durum hem bedeni hem de zihni bir rahatsızlık olarak yorumlanacağına cinsel tercih ve bireysel özgürlük gibi tanımlanıyor. 

Peki, bunun sonuçları ne olur?

Doyumsuz bir gençlik yetiştirmenin yanında; yetişkinlerde de cinsel sapkınlıklar, çocuk tacizi gibi kabul ettiğimiz olaylar sadece dünyada değil bizde de arttı. Hem de hayret edilecek düzeyde…

İnsan psikolojisi ile ilgilenenler, bu durumun çok eski çağlardan beri merak ve tecessüs, yeni bir şeyler denemek, tutuculuk ve bağnazlığa karşı isyan, dinsel kurallara karşı çıkma, hükümet ve otoriter güce isyan olarak yorumluyorlar. 

Osmanlı döneminde karşı tarafın rızası olmadan ırza geçmenin; "cezalandırma, onur kırma, aşağılama yöntemi" olarak kullanıldığını biliyoruz. Her türlü sapkın zevkleri için saraya cariyeler dışında iç oğlanlar, odalıklar yetiştirilmesi; küçük yaştan itibaren bunların bizzat eğitilip aileleri tarafından saraya sunulduğu kaynaklarda yer almaktadır. 

Cumhuriyet dönemi ile birlikte bu tür alışkanlıklara son verilmiş,  kadınların ön plana çıkarılması ve kimlik kazandırılması için azami gayret gösterilmiştir. 

Osmanlı arşivlerindeki birçok sapkınlık belgesinin, genç Cumhuriyet döneminde sistematik bir biçimde yok edilmesi, genç devletin mazisinin temiz tutulması için çaba harcanmıştır... Buna rağmen o döneme ait pek çok minyatür bugün Avrupa müzelerinde yer almakta, yüksek fiyatla alıcı bulmaktadır. 

* * *

Geçmişte böyle örnekler var iken, gençler arasında kız ve erkek ayrımı yapmadan milli bir ruh ile yetiştirilmesini hedefleyen onları zararlı alışkanlıklardan uzak tutan yapılara neden karşı çıkılır bunu anlamakta zorlanıyorum. Seks, porno, uyuşturucu, şans oyunları, eşcinsellik gibi sapkınlıkları hoş görmek acaba öz kültürümüz ile ne kadar bağdaşıyor?

Diziler vasıtası ile evimizin içine giren, oturamayacağımız evleri, binemeyeceğimiz arabaları, yaşayamayacağımız hayatları özendiren; bu nedenle de sosyal hayatımızı zaten olumsuz etkileyen görüntülere bir de sapkınlıkları eklediğimizde; izledikleri karşısında çocuk ve gençleri meraklandırıp isteklendiren görüntülerin Türk eğitim sistemine, demokrasiye, eşitliğe, özgürlüğe, milli ruh ve beraberliğimizi pekiştirmeyene gibi bir faydası vardır? Bilemedim. 

Avrupalı olacağız diye aleni seks ve sapıklıkları, erkeğin erkekle, kadının kadınla evlenmesini hoş göstermenin, bir gecelik beraberliklerin modernlik olduğunu savunmanın mantığı nedir?

Bu durum; aile müessesesini yıkmaya, serbest ilişkilerin yaygınlaşmasına, sevgi-saygı-yardımlaşma, nesli koruma gibi kavramların yok olmasına, kadın cinayetlerinin artmasına neden olmuştur.

Bizi biz yapan temel değerler her geçen gün yitirilmektedir. Bu kültür emperyalizmi aracılığı ile başkalarının kölesi olmamızı kolaylaştırmıştır. 

Doğu ülkelerinin, batılılara karşı dik durmalarının ve giderek güçlenip zengin olmalarının arka planında, örf ve ananelerine olan bağlılıkları; kültürel değerlerini koruyup her ortamda sergilemeleri önemli rol oynuyor. 

Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi, çocuk ve gençlerini layığı ile yetiştirmeyen, onları ihmal eden, bunun için kurulmuş teşkilat ve yapıları yok eden, onları sokağın kucağına terk eden ülkeler birikimlerini, Milli kültür ve kimliklerini kaybetmeye mahkûmdur. 

"Bir kereden bir şey olmaz" anlayışı ile bu konuda geldiğimiz nokta ortadadır. İslam'da yeri olmadığı halde, tek çözümü dini eğitim gibi gösteren ve bilimi reddeden, aykırı ve tutucu yapılara güvenenler hayal kırıklığına uğramışlardır. Bugün kadınların elini sıkmayan erkek yobazlığı ile erkeklerin olduğu ortama girip onlarla konuştuğunda abdestlerinin kaçtığına inanan kaç-göç kadınları resmi bir nesil oluşturdular. Bu durum nasıl normal Türk insanının yaşantısına aykırı ise, aşırı uçtaki örnek olan LGBT hareketi de normal karşılanamaz. 

Kültür ve özgürlük çok farklı birer kavramdır. 

Bakalım beni eleştirenler bugün yazdıklarımı da, kültür ve özgürlük olarak kabullenip modernizm olarak yorumlayabilecek mi?

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Zehir gemisi… / 13.08.2022
- BİR SAĞLIK OCAĞI ÖYKÜSÜ / 09.08.2022
- Güle güle anne / 05.08.2022
- Bir yanıtın düşündürdükleri / 30.07.2022
- Kıbrıs’ın dağlarında… / 27.07.2022
- Geleceğin geçmişe borcu / 23.07.2022
- Edirne sokakları… / 19.07.2022
- Kültür ve özgürlük / 05.07.2022
- Boşa giden tesisler / 02.07.2022
- Hüseyin Baş’ın çilesi… / 01.07.2022
- Yere düşen para… / 29.06.2022
- Demokratik krallık / 22.06.2022
- Kaybedilen veya kaybolan insanlar… / 21.06.2022
- Yol / 18.06.2022
- Tespihler ve tespitler / 15.06.2022
- Salda’nın güzelliği… / 11.06.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 04.06.2022
- Yazının dili / 31.05.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 29.05.2022
- Aşk… / 24.05.2022
- Yeni Atatürkler yetişiyor… / 21.05.2022
- Yaşam ve öyküler / 17.05.2022
- Baca eğri olsa da / 15.05.2022
- Geleceği şekillendirmek… / 10.05.2022
- Benim sevgili doktorum / 07.05.2022
- Bir bayram yazısı… / 30.04.2022
- Geçmişin mesajları… / 26.04.2022
- Spor Yasa Tasarısı / 23.04.2022
- Köy deyip geçmeyin / 19.04.2022
- Bilimin ispata; dinin inanca ihtiyacı vardır / 17.04.2022
- Haydar Hocayı anmak… / 12.04.2022
- Bu çocuklar nasıl zehirlenir? / 10.04.2022
- Anıları kaybetmek / 05.04.2022
- İnsana değer vermek… / 02.04.2022
- İngiliz çöpü, İngiliz ipi… / 29.03.2022
- Seçime giderken / 26.03.2022
- Neden bu görmezlik… / 23.03.2022
- Ankara’ya giderken… / 19.03.2022
- 18 Mart… / 18.03.2022
- İhanetler zamanı… / 15.03.2022
- Bizim kadınlarımız / 08.03.2022
- Zeytine sarılmak / 05.03.2022
- Köprünün altından geçen su… / 01.03.2022
- Bir çiçek daha soldu / 26.02.2022
- Bülbül ne çekerse, dilinden... / 22.02.2022
- İyiler ile kötülerin savaşı / 19.02.2022
- Açlıkla tokluğun savaşı / 15.02.2022
- Bilgi hazımsızlığı / 13.02.2022
- Sanal kokuşmuşluk / 12.02.2022
- Kahkaha tufanı ve suflörlük / 08.02.2022
- Yazar, yaşadığını yazar… / 05.02.2022
- Haydar Hoca’nın izinde… / 03.02.2022
- Akıl kuşunun özgürlüğü ve Uğur Mumcu / 02.02.2022
- Güleriz ağlanacak halimize… / 29.01.2022
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

05.07.2021, 05.07.2020, 05.07.2019, 05.07.2018, 05.07.2017, 05.07.2016, 05.07.2015, 05.07.2014, 05.07.2013, 05.07.2012, 05.07.2011, 05.07.2010, 05.07.2009, 05.07.2008, 05.07.2007, 05.07.2006, 05.07.2005, 05.07.2004, 05.07.2003
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.