logo
03 HAZİRAN 2026

Kuş gribi Bursa'ya da sıçradı

08.01.2006 00:00:00
Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesinde başlayan ve 3 can alan kuş gribi vakası, Türkiye'de hızla yayılmaya başladı. Uzmanlar virüsün İran'dan geldiğini ve asıl büyük göçün Şubat'ta başlayacağını belirterek yetkilileri uyarırlarken, Bursa'nın Gürsu İlçesi'ne bağlı Karahıdır Köyü'ndeki tavukların ölüm nedeninin ''kuş gribi'' olduğu bildirildi.

Ciddi tehlike varDoğu Anadolu Bölgesi'nden başlayarak giderek yaygınlaşan ve 3 kişinin ölümüne neden olan "kuş gribi" hastalığı için önlemler artırılırken, hastalığın bir salgına dönüşüp dönüşmeyeceği tartışılıyor. Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın  yaptığı 'Tüm toplumu tehdit eden salgın beklemiyoruz' açıklamasına uzmanlar daha temkinli yaklaşıyor. İstanbul Tabip Odası, 'Salgın olmasa da ciddi bir enfeksiyon tehlikesi var' uyarısında bulundu

Bakan Akdağ'a kibar dille uyarı...İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, İstanbul Veteriner Hekimler Odası Bilim Danışma Kurulu üyesi Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve İmmünoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur ile birlikte, "kuş gribi" ile ilgili son gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıdaki konuşmasına Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın açıklamalarını TV'den izledikten sonra başlayan Prof. Dr. Gürsoy, Bakan Akdağ'ın "salgın beklemiyoruz" ifadesine atıfta bulunarak, "Bir bakanın 'salgın bekliyoruz' diye bir cümle kullanması, çok kolay bir şey değil. Salgın olmasa da ciddi bir enfeksiyon tehlikesiyle ülkemiz ve dünyamız yüz yüze, bunu görmek lazım" dedi.

İhmallerin olduğu bir gerçekGenel çerçevede bazı gecikme ve ihmallerin söz konusu olduğunu, ancak gerek Sağlık Bakanlığı, gerekse Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkililerinin durumun ciddiyetinin farkında olduklarını, önlem alma konusunda ellerinden gelenleri yapmaya çalıştıklarını vurgulayan Prof. Dr. Gürsoy, konuşmasına şöyle devam etti:"Bazı adımlara daha ihtiyaç var. Geçen salgın döneminde de konuyu bilen, konuya hakim bilim insanlarının; 'Artık Türkiye'de, madem ki bu göçmen kuşların geçiş yolları üzerinde bir ülkedir burası, kanatlı kümes hayvanlarının açıkta yetiştirilmesine son vermek lazım' görüşleri ortaya çıktı. 'Gerekirse bütün serbest yetiştirilen kümes hayvanlarının toplatılması ve yok edilmesi' önlemi önerilmişti ama bu yapılamadı. Bu öneri bugün de tekrarlanıyor. İkinci önemli ihmal ya da eksiklik de, av yasağı konusundaki sınırlı tedbir. Biraz gecikerek de olsa Doğu Anadolu'da av yasağı konmuş durumda. Bütün ülke boyutunda bir yasak yok. Bu iki önlem alınmadığı takdirde toplu bir karantina önlemi almak mümkün değil."      "VİRÜSÜN YAYILMASI SÖZ KONUSU"Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz da, göçmen kuşlarla Türkiye'ye gelen kuş gribi virüsünün bahçe tavuklarına sıçramış olmasının üzücü ve endişe verici olduğunu ifade ederek, virüsün 11 yörede saptandığını, son olarak Ankara'da 2 ördekte görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Yılmaz, şunları kaydetti: "Virüsün yayılması söz konusu. Buna mevsimsel bakmak lazım.Batıdaki olay ile doğudaki farklı. Doğudaki olay niye ciddi boyutlara doğru gidiyor? Çünkü virüs sıfır derecede 1 ay kalıyor. Virüsün birkaç ay kalma olasılığı var, çünkü sıfır derecenin de altında oralar.Ulusal hazırlık programları lazım, hem hayvanlardaki hastalığı, hem de insanlardakini kontrol etmek için. Bunun için erken uyarı sistemleri gerekiyor. Hastalık bir bölgede çıktığında, hemen yetkili mercilere müracaat edip öncelikle o bölgedeki kanatlıların toplu olarak yok edilmesi gerekli. Temasın engellenmesi gerekiyor."

GÖÇ SEZONU BAŞLIYOR, SIKI TEDBİRLER ALINMALIVan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Özdemir Adızel ise, 'Göç sezonunu Şubat ayında başlıyor, o nedenle şimdiden çok sıkı tedbirler alınmalıdır' dedi. Yrd. Doç. Dr. Özdemir Adızel, bir süre önce Rusya ve İran'da tavuk vebası görüldüğünü buraya göç eden kuşların kaptığı virüsü bölgeye taşıdığını belirterek, asıl büyük tehlikenin Şubat ayı içinde yaşanabileceğini kaydetti. Yrd.Doç.Dr. Adızel, "Bundan sonra önemli olan bahar göçlerinin başladığı Şubat ayıdır. Bu aydan itibaren büyük kuş göçleri oluyor. Önümüzdeki en tehlikeli dönem Şubat ayanın ilk haftası ile Nisan ayına kadar olan zamandır. Bu zaman diliminde çok dikkatli ve tedbirli olmalıyız. Kuş gribi ile ilgili olarak yaz göçmenleri, transit göçmenler ve kış göçmenleri, diye sınıflandırdığımız kuşlar vardır. Bunlar hastalık etkeni olan virüsü bulaştırma ihtimalleri yüksektir ve bu bölgeye ulaştırmaları açısından önemlidir. Genelde göçler Kuzeyden Sibirya'dan, Doğu'dan ise İran'dandır. Ancak bu göçün genel merkezi Güney Afrika'dır" dedi.

KUŞ GRİBİ BURSA'YA DA SIÇRADIBursa'nın Gürsu İlçesi'ne bağlı Karahıdır Köyü'ndeki tavukların ölüm nedeninin ''kuş gribi'' olduğu bildirildi. Köy karantina altına alınırken, kanatlı hayvanların itlafına başlandı. A.A muhabirinin aldığı bilgiye göre, ilçeye bağlı Karahıdır Köyü'nde oturan İsmail Söylemez, tavuklarının aniden ölmesi üzerine durumu Tarım İl Müdürlüğü'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine giden yetkililer, ölen tavuklardan alınan numuneleri İzmir'in Bornova İlçesi'nde bulunan Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Laboratuvarı'na gönderdi.Alınan örneklerde ''Avian İnfluenza'' çıkması üzerine köy, karantina altına alınarak, giriş ve çıkışlar yasaklandı.Tarım İl Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, önlem olarak köyde bulunan tüm kanatlı hayvanların itlaf işlemlerine başladı.Tarım İl Müdürlüğü Havan Sağlığı Şube Müdürü Serdar Kavasoğlu, köydeki tavukların kuş gribinden öldüklerinin kesin olarak belirlendiğini, tüm yetkililerin görev başında olduklarını söyledi.

Tedavi altındaki iki çocuk da virüs taşıyor... Dünya Sağlık Örgütü Sözcüsü Maria Cheng, Türkiye'de hastaneye kaldırılan 2 çocukta daha ölümcül H5N1 virüsünün saptandığını söyledi.Cheng, laboratuvar sonuçlarına göre, bu hafta 3 çocuğun öldüğü bölgede, şu anda hastanede bulunan 5 ve 8 yaşlarındaki iki çocukta daha ölümcül H5N1 virüsünün saptandığını kaydetti.Sözcü, AP'ye yaptığı açıklamada, Türkiye'de ölen 2 çocuktan alınan örneklerde H5N1 virüsünün saptandığını söylemişti. Ölen üçüncü çocuğun kan numuneleri üzerinde testlerin sürdüğü belirtildi.Cheng, virüsün 70'ten fazla kişinin öldüğü Doğu Asya'dan sonra Türkiye'de de ölümlere neden olmasının dikkate alınması gerektiğini, ancak küresel çapta insanları etkisi altına alabilecek salgın riskinin artmadığını söyledi.Sözcü, Türkiye'ye giden DSÖ uzman heyetinin, virüsün nasıl yayıldığını tespit çalışmaları için yarın doğu kentlerine ulaşmasını umduklarını kaydetti.

Kuş Gribi şüphesiyle İstanbul'a gelen hastaların sonuçları negatif çıktı İstanbul İl Sağlık Müdür Vekili Mehmet Bakar, ''kuş gribi'' şüphesiyle Yalova'dan Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirilen 7 kişinin tetkikleri neticesinde negatif sonuç elde edildiğini bildirdi.Bakar, İl Sağlık Müdürlüğü'nde düzenlediği basın toplantısında, Yalova'dan gece getirilerek Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne yatırılan 7 kişiden, aynı gece muayeneleri yapıldıktan sonra gerekli örneklerin alındığını ve İstanbul Tıp Fakültesi Viroloji Laboratuvarı'na gönderildiğini belirtti.Laboratuvarın bu konuda Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü ile birlikte referans laboratuvar olduğunu vurgulayan Bakar, ''Hastaların bugün yapılan tetkikleri sonucunda hepsinden negatif sonuç elde edilmiştir'' dedi.Bakar, hastaların şu anda genel sağlık durumlarının iyi olduğunu, üst solunum yolu enfeksiyonu bulgularının gerilemesi ve takip eden uzmanların görüşleri doğrultusunda bilahare taburcu işlemlerinin yapılacağını kaydetti.Mehmet Bakar ayrıca, dün gece Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran bir hastadan alınan örneklerin de negatif olduğunu bildirdi.İstanbul'da kuş gribine yönelik olarak gerekli önlemlerin alındığını ifade eden Bakar, ildeki 7 hastanenin bu konuya ilişkin görevlendirildiğini söyledi.

Şüpheli yerlerde itlaf çalışmaları başladı... Yurdun çeşitli yerlerinde kuş gribine karşı önlemler alınıyor. Muş'un merkeze bağlı Harman ve Kır köyleriyle Malazgirt İlçesi'nde, bazı kanatlı hayvanların ölümlerinin şüpheli görülmesi üzerine inceleme başlatıldı. Bölgeye giden ve kümeslerde incelemelerde bulunan Tarım İl Müdürlüğü ekipleri, itlaf edilmek üzere kanatlı hayvanları topladı. Telef olan hayvanlardan alınan numuneler de incelenmek üzere Fırat Üniversitesi'ne gönderildi.      KARSKars'ta, Sultan Mahallesi'nde kanatlı hayvanların yakılarak öldürüldükten sonra çöpe bidonuna atıldığı duyumunu alan Tarım İl Müdürlüğü ekipleri mahallede inceleme yaptı.Çöp bidonundaki yanan hayvanlardan örnekler alan ekipler, ayrıca mahalledeki kümesleri kontrol ederek, itlaf edilmek üzere kanatlı hayvanları topladı. Aynı bölgede telef olan bir köpek ve bir küçükbaş hayvan yavrusu da bulan yetkililer, bölgenin temizlenmesinin ardından çevrede dezenfekte çalışmaları yaptı.I?DIRIğdır'da 9 çocuk, kuş gribi şüphesiyle Iğdır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ne getirildi.Yapılan ilk incelemelerde bir bulguya rastlanmadığı bildirilen, çocukların 6'sının taburcu edildiği, 3'ününse gözlem altında tutulduğu belirtildi.Erzurum Tekman İlçesi'nde de bazı kanatlı hayvanların şüpheli ölümü üzerine, ilçede itlaf çalışmaları başlatıldı. -BEYŞEHİR- Konya'nın Beyşehir İlçesi'nde, bir kümeste 17 tavuğun ölmesi üzerine sağ kalan son tavuk İlçe Tarım Müdürlüğü ekiplerince incelenmek üzere alındı.A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, Beyşehir'e bağlı Tolca Köyü'nde yaşayan Asım Karakurt, aynı kümeste bir hafta içinde ölen 17 tavuğu, bir çuvalın içine koyarak bir kanala attı.Karakurt, ülke genelindeki kuş gribi vakaları üzerine tavuklarının ölümünü jandarmaya bildirdi. Jandarmayla birlikte ihbar üzerine köye gelen Tarım İlçe Müdürlüğü ekipleri, kümeste kalan ve ölmek üzere olan son tavuğu incelemek üzere aldı.Tarım İlçe Müdürlüğü ekipleri, içinde tavuk kalmayan kümes, evin çevresi ve ölen tavukların atıldığı söylenen kanalda dezenfeksiyon çalışması yaptı.Hüyük'ten çağrılan sağlık ekipleriyse tavukların sahibi Asım Karakurt ve eşini sağlık kontrolünden geçirdi.Yetkililer, Hüyük İlçesi'ne bağlı İlmen Beldesi'ndeyse Habibe Harmankaya'nın 3 tavuğunun öldüğünün tespit edildiği, her 2 vakadan alınan örneklerin, kuş gribi olup olmadığının anlaşılması için Konya'ya gönderildiğini kaydettiler.      MERSİNMersin Tarım İl Müdürü Mehmet Kara, il genelinde vatandaşlar tarafından yapılan tüm tavuk ölümü ihbarlarını değerlendirdiklerini söyledi.Kara, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, son günlerde ortaya çıkan kuş gribi vakalarından sonra vatandaşların ihbarlarını değerlendirdiklerini, alınan numuneleri Adana ve Bornova Araştırma Enstitüsü'ne gönderdiklerini ifade ederek, bugüne kadar ''kuş gribi'' vakasına rastlanmadığını kaydetti.Kara, vatandaşların panik yapmak yerine, yetkililerin açıkladığı önerileri dikkate almalarını da istedi.Mersin Veteriner Hekimler Odası Başkanı Orhan Özbaba da kuş gribinin önüne geçilebilmesi için entegre tesisleri dışında kanatlı hayvan beslenmesine izin verilmemesi gerektiğini belirtti.Hastalığın temas ve solunum yoluyla geçtiğini anımsatan Özbaba, ''Bu nedenle hastalık, entegre tesislerin dışında, her evin önünde üç-beş tavuk olan yerlerde insan sağlığını tehdit etmeyi sürdürecektir. Vatandaşlarımız, bir an evvel bu tür kanatlı hayvan besleme işinden vazgeçmelidir. Devlet de bu hastalığı, tazminatlı hastalıklar arasına alarak, itlaf sistemine geçmelidir. Aksi takdirde ileride daha büyük sıkıntılar yaşanabilir'' dedi.      KEŞANEdirne'nin Keşan İlçesi'nde, bir hindi sürüsünden ölen 14 hindinin dereye atılması üzerine, hasta bir hindi kuş gribi şüphesi üzerine İstanbul'daki Pendik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü'ne gönderildi. Edirne Valisi Nusret Miroğlu, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Keşan'da hindilerin telef olduğunun bildirilmesi üzerine, olay yerine uzmanların gönderildiğini söyledi.Hindi üreticisinin yılbaşında satmak üzere hindileri İstanbul'a götürdüğünü ve satamadıklarını getirirken yolda birkaç hindinin telef olduğunun kendisine iletildiğini anlatan Miroğlu, ''Uzmanlarımız olay yerinde incelemelerini sürdürüyor. Bu olayla ilgili ne yapılması gerekiyorsa yapılacak'' dedi.Keşan Mera Komisyonu Başkanı Adnan Karlıdağ da Ali Çakır'a ait hindi sürüsünden telef olan 14 hindinin Keşan Ovası'nın yanından geçen Cevizli Deresi yatağına atıldığını tespit ettiğini bildirdi.Keşan İlçe Tarım Müdürü Lütfü Açar ise hindi sürüsünden aldıkları hasta bir hindiyi kuş gribi tehlikesine karşı İstanbul'daki Pendik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü'ne gönderdiklerini, diğer sürüdeki hayvanların gözetim altında tutulduğunu bildirdi.

Polat çiftinin koruması öldürüldü

Çeşme’de tatil yapan Dilan ve Engin Polat çiftinin kaldığı otelde silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda ağır yaralanan ve ambulansla hastaneye kaldırılan Engin Polat'ın kuzeni ve yakın koruması Can Polat, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

03.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Polat çiftinin koruması öldürüldü
Polat çiftinin koruması öldürüldü
İzmir'in Çeşme ilçesine bağlı Alaçatı mahallesinde tatil yapan sosyal medya fenomeni Dilan Polat ve eşi Engin Polat çiftinin konakladığı otelde, saat 14.00 sıralarında silahlı saldırı gerçekleştirildi.

Çiftin yakın korumalığını üstlenen ve aynı zamanda Engin Polat'ın kuzeni olan 37 yaşındaki Can Polat, otele düzenlenen saldırıda göğsünden vurularak ağır yaralandı. Kanlar içinde yere yığılan Polat, ihbar üzerine olay yerine gelen acil sağlık ekipleri tarafından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Ancak göğsüne isabet eden kurşunlarla ağır yaralanan Can Polat, doktorların tüm müdahalelerine rağmen hayatını kaybetti.

Dilan Polat odadan canlı yayın açtı

Saldırının gerçekleştiği esnada büyük korku ve panik yaşayan Polat ailesi, oteldeki odalarına sığındı. Yaşanan dehşet anlarında sosyal medya hesabından ağlayarak canlı yayın açan Dilan Polat, feryat ederek yardım çağrısında bulundu.

Gözyaşları içinde yardım isteyen ünlü fenomen yayında, "Ne olur buraya polis, ambulans gönderin... Can Polat'ı vurdular! Allah'ım hayatımız zindan oldu artık, ne olursunuz... Odada kaldık hepimiz!" ifadelerini kullandı. Polat'ın odanın içinden attığı bu yardım çığlığı sosyal medyada kısa sürede gündem oldu.

Katil zanlısı silahıyla birlikte yakalandı

Saldırının hemen ardından olay yerine çok sayıda polis, asayiş ve olay yeri inceleme ekibi sevk edildi. Cinayeti işledikten sonra hızla kaçarak izini kaybettirmeye çalışan katil zanlısı, emniyet güçlerinin Çeşme genelinde başlattığı geniş çaplı operasyon sayesinde olayda kullandığı suç aleti silahla birlikte kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı.

Polis ekipleri, saldırının arkasındaki azmettiricileri ve olayın gerçek nedenini ortaya çıkarmak amacıyla çok yönlü bir soruşturma başlattı.

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme

Gülistan Doku soruşturmasının firari şüphelisi Umut Altaş, Amerika Birleşik Devletleri tarafından Türkiye'ye iade edilecek

03.06.2026 15:30:00
Haber Merkezi
Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme
Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme
Gülistan Doku soruşturmasının kaderini değiştiren firari şüpheli Umut Altaş, ABD'deki iltica talebinin reddedilmesinin ardından Türkiye'ye iade edilecek. Kan donduran itiraflarıyla gündeme oturan Altaş'ın önümüzdeki günlerde geniş güvenlik önlemleri altında ülkeye getirilmesi bekleniyor.

İltica talebi reddedildi, iade kararı çıktı

Tunceli'de 6 yıldır kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında çok kritik bir eşik daha aşıldı. Türkiye'nin talebi doğrultusunda İnterpol tarafından çıkartılan 'kırmızı bültenle' aranırken ABD'de yakalanan firari şüpheli Umut Altaş'ın Türkiye'ye iade edilmesine resmi olarak karar verildi. ABD makamları, Altaş'ın sığınma ve iltica talebini geri çevirerek yasal prosedürleri tamamladı.

New York'ta FBI ve İnterpol operasyonuyla yakalanmıştı

Meksika üzerinden yasa dışı yollarla ABD'ye kaçtığı belirlenen Umut Altaş, geçtiğimiz haftalarda Türk ve Amerikan güvenlik güçlerinin koordineli çalışmasıyla New York bölgesinde gözaltına alınmıştı. İçişleri Bakanlığı ile FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi arasındaki anlık teknik veri paylaşımı, firarinin hareket alanını daraltmış ve yakalanmasını sağlamıştı.

Şok mesajlar ve "katili teslim edeceğim" itirafları

Umut Altaş'ın Türkiye'deki tutuklu babası Celal Altaş ile yaptığı WhatsApp yazışmaları, cinayetin üzerindeki sis perdesini aralayan en büyük delillerden biri olmuştu. Mesajlarda babasına "Bugün para gelmezse savcıyı arar her şeyi anlatırım, beni Amerika'ya niye yolladığınızı söylerim" diyerek şantaj yaptığı belirlenen Altaş, ABD'de gözaltındayken sızan ses kayıtlarında ise "Her şeyin kanıtı benim elimde, katili ellerinize bırakacağım, öteceğim her şeyi" ifadelerini kullanmıştı.

Altaş, bazı medya kuruluşlarına verdiği röportajlarda da eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in kendisine cinayeti itiraf ettiğini öne sürmüş ve Gülistan Doku'nun cansız bedeninin gizlenmiş olabileceği noktaları işaret etmişti.

Soruşturmada geniş çaplı tutuklamalar yaşanmıştı

Genişletilen Gülistan Doku soruşturmasında aralarında eski vali Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de bulunduğu çok sayıda kişi "kasten öldürme" ve "suç delillerini gizleme/yok etme" suçlamalarıyla tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Soruşturmanın seyrini doğrudan etkileyecek olan en kritik isim Umut Altaş'ın, önümüzdeki günlerde uçakla Türkiye'ye getirilmesi ve havalimanına ayak basar basmaz sorgulanmak üzere adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.

Bolu'da görevden uzaklaştırılan belediye başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında olduğu 19 sanıklı "irtikap" iddianamesi kabul edildi. Özcan hakkında 263 yıla kadar hapis istendi

Bolu'da görevden uzaklaştırılan belediye başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında olduğu 19 sanıklı "irtikap" iddianamesi kabul edildi. Özcan hakkında 263 yıla kadar hapis istendi

03.06.2026 14:41:00
Haber Merkezi
 Bolu'da görevden uzaklaştırılan belediye başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında olduğu 19 sanıklı "irtikap" iddianamesi kabul edildi. Özcan hakkında 263 yıla kadar hapis istendi
 Bolu'da görevden uzaklaştırılan belediye başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında olduğu 19 sanıklı "irtikap" iddianamesi kabul edildi. Özcan hakkında 263 yıla kadar hapis istendi
Bolu Belediyesine yönelik yürütülen "irtikap" soruşturması kapsamında hazırlanan iddianame mahkeme tarafından kabul edildi. Aralarında görevden uzaklaştırılan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da bulunduğu 6'sı tutuklu 19 sanığın yargılanmasına 6 Temmuz'da başlanacak.

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 178 sayfalık iddianameyi inceleyen Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyanın kabulüne karar verdi. Davada Hazine ve Maliye Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı müşteki kurum olarak yer alırken, dosyada 41 mağdur bulunuyor.

Soruşturma, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 28 Şubat'ta başlatılmış, operasyon kapsamında 19 kişi gözaltına alınmıştı. Süreçte Tanju Özcan'ın yanı sıra belediye başkan yardımcıları Süleyman Can ve Leyla Beykoz, belediye meclis üyeleri Cihan Tutal ve Aydan Özdemir, Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan ile BolSev Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sarıyıldız tutuklanmıştı. Daha sonra Leyla Beykoz ile Aydan Özdemir adli kontrol şartıyla tahliye edildi.

Soruşturma dosyasına, ayrı bir "rüşvet" operasyonu kapsamında tutuklanan Bolu Köroğlu Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi ile Bolu Manavlar Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Mustafa Altındal'a ilişkin dosya da eklendi.

İddianamede Tanju Özcan hakkında, 6 kez "icbar suretiyle irtikap", 3 kez "irtikaba teşebbüs", 34 kez "nitelikli dolandırıcılık" ve 1 kez "rüşvet" suçlaması yöneltildi. Özcan için toplam 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi.

Başkan yardımcısı Süleyman Can'ın 27 yıl 6 aydan 64 yıla kadar, Ali Sarıyıldız'ın ise "irtikaba yardım", "irtikaba yardıma teşebbüs" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamaları kapsamında 72 yıl 7 ay 15 günden 218 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Bolu Dağı Tüneli'nden Kurban Bayramı tatilinde 1 milyonun üzerinde araç geçti

İstanbul'un Anadolu'ya açılan kapısı olarak adlandırılan Anadolu Otoyolu'nun Bolu Dağı Tüneli kesiminden Kurban Bayramı tatili süresince 1 milyon 51 bin 507 araç geçiş yaptı

03.06.2026 14:30:00
AA
Bolu Dağı Tüneli'nden Kurban Bayramı tatilinde 1 milyonun üzerinde araç geçti
Bolu Dağı Tüneli'nden Kurban Bayramı tatilinde 1 milyonun üzerinde araç geçti
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından alınan bilgiye göre, Kurban Bayramı tatilini kapsayan 22-31 Mayıs tarihlerinde otoyolun Bolu Dağı Tüneli kesiminin Ankara ve İstanbul yönünde araç yoğunluğu yaşandı.

Bazı sürücülerin erken yola çıkmasıyla güzergahta 21 Mayıs akşamı araç sayısında artış gözlenirken, bayram trafiği 31 Mayıs'ta dönüşlerin tamamlanmasıyla sona erdi.

Bayram tatili süresince Bolu Dağı Tüneli'nden Ankara istikametine 587 bin 526 araç geçti.

Ankara istikametine en fazla araç geçişi 22, 23 ve 24 Mayıs'ta gerçekleşti. Tatilin başladığı hafta sonuna denk gelen bu tarihlerde toplam 229 bin 992 araç Ankara istikametine gitti.

Güzergahtan İstanbul istikametine ise 21 Mayıs Perşembe gününden itibaren 11 günde 463 bin 981 araç geçti.

İstanbul istikametine en fazla araç geçişi 29, 30 ve 31 Mayıs'ta gerçekleşti. Tatilin bittiği hafta sonuna denk gelen bu tarihlerde toplam 260 bin 960 araç İstanbul istikametine gitti.

Bayram tatili süresince Bolu Dağı Tüneli'nden Ankara ve İstanbul istikametine toplam 1 milyon 51 bin 507 araç geçişi gerçekleşti.

Güzergah 92 kamerayla kontrol edildi
Otoyolun Kaynaşlı ile Abant kavşağı arasında bulunan 23 kilometrelik güzergah, Bolu Dağı Tüneli Kontrol Merkezi'ndeki 92 kamerayla kontrol edildi.

Bayram tatili boyunca karayolları ve jandarma ekiplerince ek tedbirler alındı, denetimler sıklaştırılarak tatilcilerin güzergahı rahat şekilde kullanmaları sağlandı.

Güzergahta meydana gelen hasarlı ve yaralamalı kazalar ile araç yangınlarına anında müdahale edildi.

Kahramanmaraş'ta 4.4 büyüklüğünde deprem

Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde 4.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi

03.06.2026 13:41:00 / Güncelleme: 03.06.2026 13:46:25
İhlas Haber Ajansı
Kahramanmaraş'ta 4.4 büyüklüğünde deprem
Kahramanmaraş'ta 4.4 büyüklüğünde deprem
Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde 4.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

AFAD Deprem Dairesi'nden alınan bilgiye göre, saat 13.12'de merkez üssü Pazarcık ilçesi olan 4.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Sarsıntının 12.46 kilometre derinlikte oluştuğu ifade edildi.

Müsavat Dervişoğlu, mahkemenin "mutlak butlan" kararına sert çıktı

İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Siyaseti mahkemelerin değil, sandığın belirlediği bir Türkiye istiyoruz. Biz saltanat değil, Cumhuriyet istiyoruz. Bugün ihtiyacımız olan şey yeni tartışmalar, yeni sorun alanları değil, milletin ferasetine duyacağımız güvendir. Dahası, milletin siyasete duyacağı güvendir" dedi

03.06.2026 13:18:00
Haber Merkezi
Müsavat Dervişoğlu, mahkemenin "mutlak butlan" kararına sert çıktı
Müsavat Dervişoğlu, mahkemenin "mutlak butlan" kararına sert çıktı
İyi Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu, CHP'de yaşananları ilk günden itibaren dikkatle takip ettiklerini belirterek, "Gelinen noktanın, CHP'nin iç meselesi olmadığını, başından beri Türkiye'de siyasetin nasıl şekilleneceğine ilişkin daha büyük bir arayışın adımı olarak kurgulandığını görüyoruz. İmralı ile yapılan ihanet pazarlığına, nasıl ki gafiller ve ahmaklar gibi 'barış' deyip geçmiyorsak, CHP'ye cebren, kapılar kırılarak girilmesine de başına kayyım atanmasına da 'bir yargı kararıdır' deyip geçmiyoruz. Çünkü biliyoruz, hatırlıyoruz. Yargının siyasete yol açması, ona ram olması, her zaman lanetle hatırlanan dönemlerin ürünüdür. Ve bu kararlar, vicdanlarda yaralar açmış, milletimiz arasına her zaman nifak tohumları saçmıştır. Unutmayalım, 1960'taki Yassıada'da verilenler de yargı kararıdır. Yaraları halen kapanmamıştır. 1971 muhtırasının kırdığı kalemler de yargı kararıdır. 1980 sonrası yapılanlar, kapatılan partiler, hapisler, davalar, yasaklar, zindanlar, hepsi birer yargı kararıdır. Ve hepsinin açtığı yaraların izleri, bedenlerimizde, ruhlarımızda durmaktadır" dedi.

"Siyasetin sorunları vatandaşın sırtındadır"
İYİ Parti olarak, taraflarının da duruşlarının da net ve belli olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, "Biz bir kayyım cumhuriyeti istemiyoruz. Biz bir vesayet demokrasisi istemiyoruz. Biz, bir kişiye biat etmişlerin; birkaç hakimin, bürokratın, danışmanın değil, milletin sözü üstün olsun istiyoruz. Siyaseti mahkemelerin değil, sandığın belirlediği bir Türkiye istiyoruz. Biz saltanat değil, Cumhuriyet istiyoruz. Bugün ihtiyacımız olan şey yeni tartışmalar, yeni sorun alanları değil, milletin ferasetine duyacağımız güvendir. Dahası, milletin siyasete duyacağı güvendir. Bugün siyasetin geldiği halden hangi seçmen memnundur? Hangi siyasetçi huzurludur? Vatandaşın dertleri siyasetin umurunda değil, fakat siyasetin sorunları vatandaşın sırtındadır. Soruyorum. AK Parti'lisi, MHP'lisi, milletvekili, il-ilçe başkanı, delegesi, bu yaşananlar ve yaşatılanlar, hiç mi sizleri yaralamıyor, hiç mi içinizi sızlatmıyor? Çarşıda, pazarda, sokakta yürürken baktığınız yüzlerde, size bakan gözlerde milletin öfkesini hiç mi görmüyorsunuz? Kimse kusura bakmasın ve herkes bilsin ki, ben zulme sessiz kalmam. Haksızlık karşısında dilsiz şeytan olmam. Kötü emsali örnek almam. Başkasını ithamla kendimi savunmam. Demokrasiye de darbe yaptırmam" diye konuştu.

"Hukuk devleti, demokrasinin rakibi değil, teminatıdır"
Dervişoğlu, "Siyaseti mahkeme kararlarıyla, yasaklarla, birtakım demokrasi dışı müdahaleler ile dizayn etmeye çalışanlar geçici başarılar elde edebilir ama milletin iradesine rağmen kalıcı sonuçlar alamazlar. Sandığın çözeceği meseleleri, başka yollarla çözmeye çalışmak, Türkiye'ye sadece yeni krizler üretir. Hukuk devleti, demokrasinin rakibi değil, teminatıdır. Hukukun görevi, siyasi hayatı şekillendirmek değil, siyasi hayatın adil, şeffaf ve kurallar içinde işlemesini sağlamaktır. Bizler bu iktidarın, eski ve yeni ortaklarıyla, Cumhuriyeti, memleketi, milleti ve siyaseti 'Böl-parçala-yok et' stratejisinin en başından itibaren farkındayız. İktidar, milletin verdiği yetkiyi, kamu kurum ve kuruluşlarından yargı makamlarına kadar, müdahale edebildiği her organı bölüp-parçalayıp-yok etmek için kullanıyor. Ondan geriye kalanı da yutuyor, iç ediyor. Toplumu önce ikiye bölüyor, daha sonra tüm kesimleri de kendi içinde ayrıştırıyor. Böylece oraya buraya kayyım atamaya cüret ediyor. Hepimiz biliyoruz ki, bize devlet projesi diye yutturulmaya çalışılan çözüm süreci de şu anda yürütülen seçim stratejisi de iktidar hesabının bir parçasıdır. Milletin yüzde 90'ı terör hükümlüsü Öcalan'ı muhatap kabul eden bu sürece karşıyken, 'devlet aklı' masalı gündeme gelmiş ve halka rağmen bu söylemler devam ettirilmiştir. İlk kayyım bundan 10 sene önce atanacağı yere atanmıştır. O kayyım da terör hükümlüsü Öcalan'ı Kürtlere kayyım atamaya kalkmıştır. Şimdi de sıra Cumhuriyet Halk Partisi'ne gelmiştir. Devleti, milleti, egemenliği yok sayan kayyımlığa karşı duruşumuz tavizsiz ve nettir. Atayan da atanan da bizim nazarımızda mutlak butlandır, sakattır, yok hükmündedir" ifadelerini kullandı.

Etimesgut Havalimanı'nın açılışı 15 Haziran'da yapılacak

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye'nin ev sahibi olacağı NATO Zirvesi'nde kullanılacak Etimesgut'taki askeri havalimanını sil baştan yaptıklarını belirterek, "İnşallah bu ayın 15'inde Cumhurbaşkanımızla açılışını yapacağız" dedi

 

03.06.2026 12:30:00
Anadolu Ajansı
Etimesgut Havalimanı'nın açılışı 15 Haziran'da yapılacak
Etimesgut Havalimanı'nın açılışı 15 Haziran'da yapılacak

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, NATO'nun tartışıldığı bir süreçte Türkiye'nin NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapmasının kıymetli olduğunu bildirdi.

Bu süreçte ulaşım noktasında sıkıntı yaşanmasını istemediklerini aktaran Uraloğlu, "Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Etimesgut'taki askeri havalimanını sil baştan yapıyoruz. Pistini komple kaldırdık. Modern terminaliyle oradaki ihtiyacı karşılayacak bir havalimanını Etimesgut'ta yapıyoruz. İnşallah bu ayın 15'inde Cumhurbaşkanımızla açılışını yapacağız." diye konuştu.

Uraloğlu, havalimanının, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne 7 kilometre, Ay Yıldız Projesi'ne de 2 kilometre mesafede olduğunu kaydederek, zirve için gelecek isimleri çok kısa mesafelerde gidecekleri yerlere ulaştıracaklarını anlattı.

"Geçen senenin altında kalacak gösterge yok"

Son dönemdeki savaşların Türkiye'deki hava yolu şirketlerine etkisine ilişkin soruyu da yanıtlayan Uraloğlu, şu ana kadar Körfez bölgesine yönelik uçuşlarda ciddi azalmanın yaşandığını söyledi.

Uraloğlu, bölgeye yönelik uçuşlardaki son duruma ilişkin bilgi vererek, şöyle devam etti:

"İran hariç bütün Körfez ülkelerine hava trafiği açık durumda. Krizden önceki her yere uçulmuyor, onu hava yolu operatörlerimizin inisiyatifine bıraktık. Dolayısıyla o anlamda İran hariç bir problem kalmadığını söyleyebilirim. Elbette oradaki uçuşlar düştü. Mayıs ayına kadar baktığımızda hava yollarında uçuşlarda yüzde 4 civarında genel artış olduğunu söyleyebilirim. Dolayısıyla farklı ülkelerdeki uçuş sayıları artırılarak bu açık kapanmış durumda. Kültür ve Turizm ile Ticaret bakanlıklarımızla çok yakın çalışarak süreci yönetiyoruz. Bu sene, geçen senenin altında kalacak gösterge yok. İnşallah onun üzerine çıkacağız ki İstanbul Havalimanı'nda bayramda tarihi rekoru da kırmış olduk."

Trabzon'a yönelik yeni havalimanı çalışması yapıldığının bilgisini veren Uraloğlu, Trabzon'da mevcut 3 milyon kapasiteli bir havalimanının ve 2 bin 640 metre uzunluğunda bir pistin bulunduğunu aktardı.

Uraloğlu, geçen yıl buradan 3,5 milyon yolcunun uçuş yaptığını belirterek, "Trabzon'da önümüzdeki süreçte 10 milyonluk bir havalimanı ihtiyacı olacağını, geniş gövdeli uçakların inmesi gerektiğini öngörüyoruz. Dolayısıyla ona yönelik bir proje yaptık. Türkiye'nin deniz üzerindeki üçüncü havalimanı olacak. İhalesini yaptık, yer teslimini yaptık. Bu sene başlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"81 ilin tamamını ve ilçelerin büyük çoğunluğunu kapsadılar"

Türkiye'de 5G hizmetinin şu ana kadarki performansına ilişkin soruya da yanıt veren Uraloğlu, 5G'ye doğru zamanda geçmeye gayret ettiklerini, 5G donanımlarının daha ucuz olmasını ve ülke ekonomisine yük getirmemesini istediklerini ifade etti.

Uraloğlu, 5G ihalesiyle Hazineye 3 milyar 534 milyon dolar katkı sağlandığını anımsatarak, "İki yıl içerisinde ülkemizin tamamını kapsayacak. İlk sinyallerin verilmeye başlandığı 1 Nisan itibarıyla 12 milyon kullanıcımız ki 100 milyona yakın GSM abonesi var. 12 milyon civarında abone hemen kullanmaya başladı, bugünlerde de 30 milyonu geçtiğini söyleyebilirim. Üç operatörümüz bu işe çok iyi hazırlandı. Türkiye'de 81 ilin tamamını ve ilçelerin büyük çoğunluğunu kapsadılar." dedi.

5G'ye geçiş sürecinde gelen erişim şikayetlerinin baz istasyonlarına uzaklıkla da ilgili bir konu olduğunu belirten Uraloğlu, bu hizmetin her geçen gün iyileştirildiğini söyledi.

Uraloğlu, TÜRKSAT'ın uçaklarda vereceği internet hizmeti projesine ilişkin de bilgi vererek, şunları kaydetti:

"TÜRKSAT'ın Türk Hava Yolları ile bir anlaşması var ve kendi uydu kapsama alanımız olan bölgelerde o uydulardan hizmet veriyoruz. Onun dışında da yabancı operatörlerle işbirliği yapıyoruz, ortaklık yapıyoruz ve bu hizmeti sağlıyoruz. Önümüzdeki günlerde bunu daha fazla uçakta kullanabilme imkanını sunmuş olacağız."

MİT operasyonuyla yakalanan Önder Sığırcıkoğlu hakkında iddianame hazırlandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığının operasyonuyla Suriye-Lübnan sınırında yakalanarak Türkiye'ye getirilen Önder Sığırcıkoğlu hakkında iddianame hazırlandı

03.06.2026 12:30:00
AA
MİT operasyonuyla yakalanan Önder Sığırcıkoğlu hakkında iddianame hazırlandı
MİT operasyonuyla yakalanan Önder Sığırcıkoğlu hakkında iddianame hazırlandı
Terör Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Önder Sığırcıkoğlu'nun, geçmiş dönemde MİT'teki görevinden dolayı tanıdığı Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) komutanları Yarbay Hüseyin Harmoush ve Binbaşı Mustafa Kassum'un kaçırılarak Esed rejimine teslim edilmesi eylemini planladığı ve hayata geçirilmesini sağladığı anlatıldı.

Sanığın, bu eylemleri nedeniyle 2012'de Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda "cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığı ve bu kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesince onandığı anımsatıldı.

Sığırcıkoğlu'nun 2014'te Osmaniye Açık Ceza İnfaz Kurumu'na nakledilirken kendisine verilen 10 saatlik yol iznini fırsat bilerek firar ettiği belirtilen iddianamede, sanığın 2014-2024 yılları arasında devrik Esed rejiminin himayesinde Suriye'nin çeşitli bölgelerinde yaşadığı bu sürede rejim ve Rusya istihbarat servislerine MİT hakkında bilgiler ilettiği aktarıldı.

MİT raporlarını rejim istihbaratına aktardığı belirlendi
İddianamede, sanığın 2014-2016 yılları arasında THKP-C/Acilciler örgütünün elebaşı Mihraç Ural ve Reyhanlı'daki terör saldırısının 2018'de yakalanan faili Yusuf Nazik ile birlikte hareket ettiği, o dönem röportajlar vererek Türkiye aleyhine kara propaganda çalışması yürüttüğü belirtildi.

Sığırcıkoğlu'nun 2024 Aralık ayında Esed rejiminin düşmesi sonrasında önce Lübnan'a, ardından Rusya'ya kaçtığı, bir süre Rusya'da yaşadıktan sonra Lübnan'a geri döndüğü ve Suriye-Lübnan sınırında MİT tarafından düzenlenen operasyonla yakalandığı kaydedildi.

Sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenliği, iç ve dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri yabancı istihbarat servislerine aktardığı belirtilen iddianamede, şu tespitler yer aldı:

"Sığırcıkoğlu'nun 1993'te MİT bünyesinde göreve başladığı, 2012 tarihine kadar bu kurumda çalıştığı, Suriye iç savaşının çıkmasının ardından Hatay'ın Yayladağı ilçesindeki sığınmacı kamplarında görevlendirildiği anlaşılmıştır. Sanığın, görevinin sağladığı kolaylıkla topladığı ve devletin menfaatleri gereği gizli kalması gereken Esed rejimi muhalifi sığınmacıların bilgilerini, kurum çalışmalarını ve MİT raporlarını rejim istihbaratına aktarmaya başladığı belirlenmiştir.

Suriyeli bir aşiret lideriyle yaptığı görüşmeyi sesli ve görüntülü kayıt alabilen bir kalem vasıtasıyla kaydederek Suriye istihbaratına ulaştıran sanığın, görevi gereği irtibat kurduğu ÖSO komutanlarından Hormoush ve Kassoum'un 2011'de Hatay'dan kaçırılarak Suriye rejimine teslim edilmesini sağladığı tespit edilmiştir.

Türkiye'nin uluslararası pozisyonuna aykırı olan bu eylemle rejimin muhaliflere karşı güç gösterisi yapmasına ve sığınmacılar üzerinde psikolojik baskı oluşmasına sebebiyet veren şüphelinin, bu olay nedeniyle aldığı mahkumiyet kararının infazı sürerken, 2014'te açık cezaevine teslim olmak için verilen yol iznini fırsat bilerek Suriye'ye kaçtığı ve orada rejim istihbaratı tarafından karşılandığı saptanmıştır."

Sığırcıkoğlu'nun Suriye'ye kaçmasının Esed rejiminin kendisine tahsis ettiği imkanlarla Suriye'nin çeşitli yerlerinde istihbarat elemanı olarak faaliyet yürüttüğü belirtilen iddianamede, sanığın MİT hakkında gizli kalması gereken çeşitli bilgiler verdiği ve rejime bağlılığını ispatlamak amacıyla bir gazeteciye verdiği röportajda bazı MİT personelinin isimlerini açıkladığı aktarıldı.

İddianamede, şu tespitlere yer verildi: 
"Sanığın 2014-2024 yılları arasında dönemin Suriye istihbaratı ve Rus istihbarat servisleriyle birlikte hareket ederek MİT ve faaliyetleri hakkındaki devlet sırrı niteliğindeki bilgileri paylaşmaya devam ettiği belirlenmiştir. 2024 Aralık ayı itibarıyla Suriye'deki rejimin düşmesi sonrasında önce Lübnan'a, akabinde Rusya'ya kaçan ve bir süre Rusya'da yaşayan şüphelinin, daha sonra geri döndüğü Suriye ülkesinde yakalanarak ülkemize getirildiği anlaşılmıştır."

Müebbet ile 35 yıla kadar hapis talebi
Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, sanığın "devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal casusluk amacıyla temin etme" ve "devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama" suçlarından müebbet ile 35 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Savcılık, ayrıca davanın devlet sırrı içeren niteliği gereği duruşmaların kapalı oturumlarla yürütülmesini istedi.

Doğru Lastik Basıncı Hem Tasarruf Hem Güvenlik Sağlıyor

Araç sahipleri için gözden kaçan ama büyük önem taşıyan bir detay var: lastik basıncı. Çoğu sürücü yakıt verimliliğini motor performansı veya sürüş alışkanlıklarıyla ilişkilendirirken, lastiklerin doğru basınçta olup olmadığı genellikle ihmal ediliyor

03.06.2026 11:53:00
Ahmet Turan Yiğit
Doğru Lastik Basıncı Hem Tasarruf Hem Güvenlik Sağlıyor
Doğru Lastik Basıncı Hem Tasarruf Hem Güvenlik Sağlıyor
Araç sahipleri için gözden kaçan ama büyük önem taşıyan bir detay var: lastik basıncı. Çoğu sürücü yakıt verimliliğini motor performansı veya sürüş alışkanlıklarıyla ilişkilendirirken, lastiklerin doğru basınçta olup olmadığı genellikle ihmal ediliyor. Oysa lastik basıncındaki küçük bir kayıp bile yakıt tüketimini artırarak hem cebinizi hem de çevreyi olumsuz etkileyebiliyor.

Uzmanlara göre lastik basıncındaki her 1 PSI'lık düşüş, yakıt verimliliğinde yaklaşık %0,2 kayba yol açabiliyor. Buna karşılık doğru şişirilmiş lastikler, yakıt tüketiminde %0,6 ile %3 arasında iyileşme sağlayabiliyor. Bu oranlar uzun vadede ciddi maliyet avantajı anlamına geliyor.

Düşük basınç, yuvarlanma direncini artırarak motorun daha fazla enerji harcamasına neden oluyor. Sonuçta aynı mesafe için daha fazla yakıt tüketiliyor. Bu durum yalnızca ekonomik kayıp değil, aynı zamanda çevresel maliyet demek. Düzenli kontrol ise hem güvenlik hem de tasarruf için kritik.

Uzmanlar, lastik basıncının ayda en az bir kez ve özellikle uzun yolculuklardan önce mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini vurguluyor. Doğru lastik basıncı yalnızca yakıt tasarrufu sağlamakla kalmıyor; lastik ömrünü uzatıyor ve sürüş güvenliğini artırıyor. Küçük gibi görünen bu detay, aslında sürüş kültürünün vazgeçilmez bir parçası olmalı.

Sonuç olarak, yakıt verimliliği yalnızca motor gücüyle değil, lastiklerin doğru basınçta olmasıyla da doğrudan ilişkili. Düzenli kontrol alışkanlığı, hem bütçenizi korur hem de güvenli bir sürüş sağlar.

CHP Kilis İl Başkanı Umut Mehmet Sapan tahliye edildi

İstanbul merkezli yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen CHP Kilis İl Başkanı Umut Mehmet Sapan hakkında tahliye kararı verildi

03.06.2026 00:46:00
İHA
CHP Kilis İl Başkanı Umut Mehmet Sapan tahliye edildi
CHP Kilis İl Başkanı Umut Mehmet Sapan tahliye edildi
Tahliye kararının ardından Sapan, Kilis L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan çıktı.








Cezaevi önünde CHP teşkilatı üyeleri, partililer ve yakınları tarafından karşılanan Sapan'ın tahliyesi, destekçileri arasında memnuniyetle karşılandı. 






Cezaevi önünde bir araya gelen partililer ve yakınları, tahliye kararının ardından Sapan'a geçmiş olsun dileklerini iletti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.