logo
07 EKİM 2026

Manisa'da tarihi uyuşturucu operasyonu

Manisa ve Mersin'de, milyonlarca sentetik ecza hap ile yaklaşık 2 ton uyuşturucu ham maddesinin ele geçirildiği dev operasyonun detayları ortaya çıktı

07.09.2026 14:54:00
İhlas Haber Ajansı
 
Manisa'da tarihi uyuşturucu operasyonu
Manisa'da tarihi uyuşturucu operasyonu
Manisa ve Mersin'de, milyonlarca sentetik ecza hap ile yaklaşık 2 ton uyuşturucu ham maddesinin ele geçirildiği dev operasyonun detayları ortaya çıktı. Operasyonda gözaltına alınan 5 kişi tutuklanarak cezaevine gönderilirken, ele geçirilen uyuşturucu maddelerin piyasa değerinin yaklaşık 1 milyar TL olduğu öğrenildi.

İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda, Manisa Valiliği Uyuşturucu ile Mücadele Eylem Planı çerçevesinde, uyuşturucu madde ticaretine yönelik çok yönlü istihbarat ve risk analiz çalışmaları gerçekleştirildi.



Elde edilen bulgular doğrultusunda, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının adli kararlarıyla Manisa Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, uyuşturucu madde ticareti yapan ve uyuşturucu maddeleri Manisa ile Ege Bölgesi'ndeki illere sevk eden şahıslara yönelik projeli çalışma başlatıldı. Yürütülen çalışmalar kapsamında şüphelilerin faaliyetleri teknik ve fiziki takip altına alınırken, bağlantılı adresler de belirlendi.

Çalışmaların ardından Manisa merkezli olarak Manisa ve Mersin'de belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi. Mersin'de operasyon düzenlenen adreslerden birinde uyuşturucu imalatında kullanıldığı belirlenen bir tesis ortaya çıkarıldı. Tesiste sentetik hap basımında kullanılan makinelerin yanı sıra uyuşturucu imalatında kullanılmak üzere hazırlanan çok sayıda malzeme ele geçirildi.



Yapılan aramalarda 2 adet sentetik hap basma makinesi, 1 milyon 983 bin 540 adet sentetik ecza hapı, 1 ton 917 kilogram yeşil reçeteli ilaç ham maddesi, basıma hazır 2 milyon 486 bin adet boş kapsül ve 27 bin 290 adet boş blister ele geçirildi.

Operasyon kapsamında gözaltına alınan Y.G., E.P., A.G., M.F. ve M.V. isimli şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Ele geçirilen uyuşturucu maddelerin piyasa değerinin yaklaşık 1 milyar TL olduğu öğrenilirken, operasyonun Manisa tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu olduğu belirtildi.
Manisa İl Emniyet Müdürü Adnan Karayel öncülüğünde bugün, operasyon kapsamında ele geçirilen uyuşturucu maddeler ve imalatta kullanılan malzemeler görüntülendi. Milyonlarca hapın yanı sıra tonlarca ham madde, boş kapsül ve blisterler ile hap basımında kullanılan makineler operasyonun boyutunu gözler önüne serdi.

Bakan Gürlek: "5 kişi parayı iade etti"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, fon soruşturmalarına ilişkin, "TMSF'de bir hesap iadesi açıldı, özellikle gönüllülük esasına göre iade etmek isteyen kişilere karşı. Dün TMSF Başkanımızla görüştüm, 5 kişi bu hesaplara iadede bulunmuş" dedi

06.10.2026 16:20:00
AA
 
Bakan Gürlek: "5 kişi parayı iade etti"
Bakan Gürlek: "5 kişi parayı iade etti"
Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Adalet Bakanı Akın Gürlek, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "fon soruşturması"nın nasıl başladığı ve ne aşamada olduğuna ilişkin soru üzerine Gürlek, gelen ihbarlar, şikayetler bulunduğunu, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) konuyla ilgili soruşturma izni verdiğini, bu olmadan resen soruşturma yürütülmesinin imkanının bulunmadığını ifade etti.

Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde 2025 Şubat'ta bazı fonlarda ve hisselerde hareketlilik olduğunu fark ettiklerini ve yazı yazdıklarını, 2026 Ağustos'ta ise vatandaşlardan şikayetler geldiğini anlattı.

Meşru kazanç ile haksız kazancı ayırmak gerektiğine işaret eden Gürlek, haksız, anormal bir şekilde, "balon hisse" diye tabir edilen hisselerden kısa sürede gir çık yapılarak elde edilen bir kazancın olduğuna dikkati çekti.

Konuyla ilgili SPK'ye soruşturma izni için yazı yazıldığını belirten Gürlek, şöyle devam etti:

"Bizim dikkatimizi çekmişti, arkadaşlarımız da soruşturma izni için SPK'ye yazı yazdı, hatta şahsen de görüştük. Tabii sağ olsun Sayın Bakanımız da bu süreci takip ediyordu, fonlarla ilgili açıklamaları vardı. Ağustos ayında yazdığımız müzekkereye en son soruşturma izni verildi. Fon soruşturması bu şekilde başladı. Başsavcılık sadece soruşturma izni verildiği zaman bu suçlara bakabiliyor. Şu an devam eden bir soruşturma süreci var. Ben şunu ifade etmek istiyorum; Türk piyasası, Türk ekonomisi çok güçlü. Bizim göz bebeğimiz. Buradaki küçük bir kısmında meydana gelen bir hadiseyi genele yaymamak gerekiyor.

Burada sürecin ilk başından beri Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan süreci takip ediyor. Anlık olarak bilgilendirme yapıyoruz. Maliye Bakanımızla sürekli olarak bu konuda görüşmeler, toplantılar yaptık. En son Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Fon Koordinasyon Kurulu kuruldu. Maliye Bakanımız da bu kurulda, biz de bu kuruldayız. Günlük rutin işlemler, bunlar tamamen serbest piyasa ekonomisi kapsamında, kurulların takdirinde. Gelen ihbarlar, şikayetler ya da verilen soruşturma izinleri kapsamında başsavcılarımız bunlara bakıyor. Şu an devam eden süreçler var."


"Mal kaçırmasının önlenmesi için tedbirler alındı"


Bakan Gürlek, "soruşturmanın derinliğine" ilişkin soru üzerine, "17 Eylül itibarıyla SPK tarafından fonların tasfiyesine karar verildi. Karar verildiği an, biz Başsavcılık olarak verilen soruşturma izinleri kapsamında bütün önleyici tedbirleri aldık. Özellikle şu an itibarıyla 85 şüpheli tutuklandı, 207 kişi hakkında işlem yapıldı ve birçok kişinin mal varlığı donduruldu. Aynı şekilde mal kaçırmasının önlenmesi için de arkadaşlarımız gerekli tedbirleri aldılar." yanıtını verdi.

Mal kaçırmanın çok yoğun yapılabildiğini belirten Gürlek, soruşturmanın başlamasında 2 gün sonra tutuklu olan bir kişinin eşinin yurt dışına 40 milyon liralık havale talimatı verdiğini, bunun önlendiğini ifade etti.

Konuyla ilgili Devlet Denetleme Kurulunun da devreye girdiğini anımsatan Gürlek, kurumların ihmalinin olup olmadığı konusunun da incelendiğini, bir ihmal, kusur, kasıt ya da kötü niyet varsa kurumlarla ilgili de bir çalışma yapılacağını söyledi.

Kapalı ya da açık fonlarda alınan tüyolarla, kısa sürede girdi çıktı yapılarak fahiş miktarda kazanılan paraların olduğuna dikkati çeken Gürlek, şunları kaydetti:

"Biz, şu an zaten bunlarla ilgili soruşturmayı başlattık. Biz, SPK ve İstanbul Borsası aynı zamanda merkezi kayıt kuruluşu var. Oradan gelen bütün listeler uyarınca İstanbul Başsavcılığı, manipülatif hareket yapan, kısa sürede fahiş ya da olağan dışı kazanç sağlayan kişilere karşı, tabii şirketler de var, normal kişiler de var, bunlarla ilgili tedbir kararları koydu, mal varlıklarını dondurdu. Bunların bir kısmı tutuklandı, bir kısmı firari. Yurt dışı çıkış yasakları var. Devam eden bir süreç var. Bu tamamen bağımsız yargının gözetiminde."


"5 kişi bu hesaplara iadede bulunmuş"


Adalet Bakanı Gürlek, Türk piyasasının, fonların ve İstanbul Borsasının göz bebekleri olduğunun altını çizerek, "Burada yürüyen bir süreç var. Biz titizlikle yürütüyoruz. İyi niyetli yatırımcılarımızın, hisselerimizin, şirketlerimizin özellikle bu süreçten etkilenmemesi lazım." dedi.

Başsavcılık olarak süreci takip ettiklerini belirten Gürlek, Başsavcılığın, SPK tarafından gönderilen listeler, Borsa İstanbul ve Merkez Kayıt Sistemi tarafından gönderilen listeler kapsamında işlem yapabildiğini söyledi.

"Para iadesine" ilişkin yöneltilen soru üzerine Gürlek, SPK'nin iyi niyetli yatırımcının 1 milyon liraya kadar olan paralarının iadesi konusunda karar aldığını anımsattı.

Başsavcılığın konuyla ilgili tespitlerine dikkati çeken Gürlek, şunları kaydetti:

"Kısa sürede manipülatif hareketlerle, inanılmaz, mesela 2 ayda girilmiş çok yüksek miktarlarda çıkış yapmış. Yani bir kar çıkışı yapmış. Bunlarla ilgili bir çalışmamız var. Listemiz var. Zaten bu kişiler tutuklandı. Mal varlığına el koyduk. Buralarda özellikle kurulan kurulun kararları ve SPK'nin kararları uyarınca şahsi mallara da el koyduk. Portföy yöneticilerinin, fon yöneticilerinin bütün mal varlığına el koyduk. Bunlar belirlenen ilkeler çerçevesinde TMSF'de de bir hesap iadesi açıldı, özellikle gönüllülük esasına göre iade etmek isteyen kişilere karşı. Dün TMSF Başkanımıza görüştüm, 5 kişi bu hesaplara iadede bulunmuş."

Bakan Gürlek, söz konusu mal varlıklarının hukuk çerçevesinde TMSF'ye devredildiğini, TMSF'nin de iadenin ardından savcılığa gerekli yazıyı yazacağını ifade etti.


"Halen de şu an araştırdığımız konular var"


Konuyla ilgili Sermaye Piyasası Kanunu'nun bulunduğunu belirten Gürlek, "Zararın iki katını karşılaması etkin pişmanlık sebebi ama bu soruşturmanın kapanması, dosyanın kapanması anlamına gelmiyor. Sadece kanunda düzenlenen bir indirim sebebi. Yani zararı giderenler hakkında bir işlem yapılmayacak algısı yanlış. Mutlaka onlarla ilgili işlem yapılacak." dedi.

Bakan Gürlek, konuyla ilgili ellerinde listelerin bulunduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kısa sürede fahiş kazanan kişiler, tüzel kişiler, şirketler vesaire bunlarla ilgili elimizde bilgiler var. Zaten adımları da attık. Ben buradan şunu söylemek istiyorum; Sayın Cumhurbaşkanımızın da konuşmalarında çok açık ve net. Kesinlikle milletimizin cebine el uzatan, haksız kazanç sağlayan bu kişilerden biz hukuk çerçevesinde hakkımızı sonuna kadar arayacağız. Bu haksız kazançları da TMSF büyümesinde kurulan fona devredeceğiz. Daha sonradan da SPK'nin ve işte kurulan kurulun almış olduğu kararlar çerçevesinde de bir kısım iyi niyetli yatırımcının zararları karşılanacak ama hukuk çerçevesinde mutlaka kaçırılan mallar, bir kısım para transferleri yapmışlar, biz bunların getirilmesi için de İsviçre'ye gönderilen paranın getirilmesi için de adli süreçleri başlattık. Şahsi mallarına el koyduk, tedbir koyduk, tapuya tedbir koyduk. Halen de şu an araştırdığımız konular var."


"Üzerimize ne düşüyorsa yapacağız"


Gürlek, vatandaşların hakkının korunacağını vurgulayarak, "Ben şunu vatandaşlarımıza kesinlikle söylüyorum. Hukuk çerçevesinde, kısa sürede fahiş kazanan, işte tüyo alıp içeri giren kişilerden sonuna kadar vatandaşlarımızın hakkını koruyacak şekilde paralarını tahsil etmek için elimizden geldiğince, üzerimize ne düşüyorsa yapacağız." dedi.

Konunun, devletin takibinde olduğunu dile getiren Gürlek, "Biz de hukuk çerçevesinde bunların sonuna kadar takipçisi olacağız." ifadelerini kullandı.

"Devlet kurumlarının bu konuda bir koordinasyon mekanizması inşa edip etmediğinin" sorulduğu Gürlek, şunları kaydetti:

"Elbette. Sürecin en başından beri sürekli olarak Maliye Bakanımızla, Sayın Cumhurbaşkanımız da zaten süreci en başından beri takip ediyor. Sürekli istişare halindeyiz. Şu an fon kurulu kuruldu. Biz de katılıyoruz. Yani devletin tüm kurumları istişare halinde. Ben buradan vatandaşlarımıza şunu söylemek istiyorum; müsterih olsunlar. Yani burada devam eden soruşmalar sebebiyle bizim piyasamız, İstanbul Borsamız, yatırımcılarımız kesinlikle etkilenmez bu süreçten dolayı. Bunlar devam eden süreçler ama bir yandan da Maliye Bakanlığımızın almış olduğu önlemler var. SPK'nin, bağımsız kurumlarımızın almış olduğu önlemler var. Devletin tüm kurumları en başından beri Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla işbirliği ve koordinasyon içerisinde yürütüyor. Ben, vatandaşlarımızdan kesinlikle Türk ekonomisine, Türk sermayesine, piyasalarına güvenmesini istiyorum. Bu konuda süreç devam ediyor. Biz, sadece adli sürece bakıyoruz ama günlük borsanın rutin işlemleri vesaire onlar bağımsız kurullar tarafından devam eden bir süreç."

Okul saldırısından acı haber geldi

İstanbul Başakşehir'deki bir ortaokula eski okul üniformasını giyerek giren 15 yaşındaki lise öğrencisinin bıçaklı saldırısında kahreden haber geldi. Ağır yaralanan ortaokul öğrencisi Eslem Sare Bulut hastanedeki tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından İçişleri ve Millî Eğitim Bakanlıkları geniş çaplı soruşturma başlatarak müfettiş görevlendirdi

06.10.2026 16:08:00
Haber Merkezi
 
Okul saldırısından acı haber geldi
Okul saldırısından acı haber geldi
İstanbul'un Başakşehir ilçesi Kayaşehir Mahallesi'nde bulunan Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu, bu sabah saat 08.35 sıralarında korkunç bir şiddet olayına sahne oldu. Farklı bir ilçedeki lisede 10. sınıf öğrencisi olan 15 yaşındaki F.M. isimli kız öğrenci, eski okuluna ait üniformayı giyerek bina içerisine sızdı. Yanında getirdiği bıçakla koridordaki öğrencilere hedef gözetmeksizin saldıran şüpheli, okulda dehşet saçtı.

Saldırıda ilk belirlemelere göre tamamı kız öğrencilerden oluşan 8 çocuk yaralandı. Okul yönetiminin ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda polis ve acil sağlık ekibi sevk edildi. Yaralı öğrenciler, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne kaldırıldı.


Acı haberi Bakan Yusuf Tekin duyurdu


Hastanede tedavi altına alınan öğrencilerden durumu kritik olan Eslem Sare Bulut, doktorların gösterdiği tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Eğitim camiasını yasa boğan acı haberi Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve İçişleri Bakanlığı peş peşe yaptıkları açıklamalarla doğruladı. Yapılan açıklamalarda, hayatını kaybeden küçük Eslem'e Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileyen bakanlık yetkilileri, hastanede tedavisi süren diğer 7 öğrencinin durumunun yakından takip edildiğini bildirdi. Sağlık Bakanlığı verilerine göre yaralılardan ikisinin tedavisinin orta-ağır seviyede devam ettiği öğrenildi.


Saldırgan yakalandı, okulda eğitime ara verildi


Dehşet anlarının ardından kaçmaya çalışan 15 yaşındaki saldırgan F.M., okulun kadın güvenlik görevlisi ve emniyet güçlerinin müdahalesiyle kısa sürede silahıyla birlikte yakalanarak gözaltına alındı.

Olayın ardından okul önüne akın eden veliler büyük panik ve korku yaşarken, yetersiz güvenlik önlemleri gerekçesiyle duruma tepki gösterdi. Yaşanan trajedinin ardından Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'nda eğitime 2 gün süreyle ara verildiği açıklandı. Ayrıca, İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin kararı doğrultusunda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından olayla ilgili geçici yayın yasağı getirildi.


Çifte müfettiş görevlendirildi, güvenlik önlemleri masada


Yaşanan feci olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla İçişleri Bakanlığı, bir Mülkiye Başmüfettişi ile bir Polis Başmüfettişi görevlendirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Olayın öncesi ve meydana geliş sürecine ilişkin bütün hususlar hassasiyetle değerlendirilmektedir" denildi.

Ayrıca İçişleri Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ile koordineli şekilde benzer hadiselerin bir daha tekerrür etmemesi adına Türkiye genelindeki tüm okullarda ve okul çevrelerinde uygulanan güvenlik tedbirlerinin tamamen gözden geçirileceğini ve ilave önlemler için çalışmaların hızlandırıldığını duyurdu. Olayla ilgili adli ve idari tahkikat çok yönlü olarak sürdürülüyor.

8 öğrenci yaralandı 2'si ağır

Başakşehir'de bir ortaokulda meydana gelen bıçaklı saldırıda yaralanan 8 öğrenci hastanede tedavi altına alındı. Milli Eğitim Bakanlığı ilgili okulda eğitim öğretim faaliyetlerine bugün ve yarın ara verildiğini bildirdi

06.10.2026 13:33:00 / Güncelleme: 06.10.2026 13:39:24
AA
 
8 öğrenci yaralandı 2'si ağır
8 öğrenci yaralandı 2'si ağır
Küçükçekmece'de bir lisede okuyan 2011 doğumlu F.M, ikamet ettiği Kayabaşı Mahallesi'nde bulunan bir ortaokula gelerek yanında getirdiği bıçakla okul bahçesindeki öğrencilere saldırdı.

Saldırıda 8 öğrenci yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

Yaralılar, sağlık ekipleri tarafından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Yaralılardan birinin durumunun kritik, 2'sinin sağlık durumunun ağır olduğu öğrenildi.

Okul güvenliği tarafından yakalanarak polis ekiplerine teslim edilen saldırgan gözaltına alındı.

İstanbul Valisi Davut Gül ve İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, olayın ardından Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde tedavi gören öğrencileri ziyaret ederek, sağlık durumları hakkında bilgi aldı.

Daha sonra gazetecilere açıklama yapan Gül, herkese "geçmiş olsun" dileğinde bulunarak, tedavisi süren yaralılara Allah'tan şifa diledi.

Toplamda 8 öğrencinin yaralandığını aktaran Gül, "5'inin durumu hafif yaralı. Muhtemelen gün içerisinde tedavileri tamamlanacak diye tahmin ediyoruz, doktorlarımız öyle bilgi verdiler. 2 yavrumuzun, öğrencimizin tedavileri devam ediyor. Bunlarla ilgili de olumlu anlamda bir iyileşme var. Bir çocuğumuz da ameliyatta, ameliyat süreci devam ediyor. Ameliyattan henüz çıkmadığı için durumuyla ilgili değerlendirmeyi şu an itibarıyla yapamıyoruz." diye konuştu.

Vali Gül, saldırı hakkında bilgi vererek, "Bıçaklamayı, saldırıyı yapan, aynı mahallede oturan, okula çok yakın bir yerde ikamet eden yine bir öğrencimiz. Kendisi başka okulda eğitimine devam ediyor, kız öğrenci. Okul kıyafetiyle içeriye giriyor ve çocukları hedef gözetmeden bıçaklıyor. Adli bir olay var, başsavcımız, müdürlerimiz burada. Adli süreç, bundan sonraki süreçte devam edecek" ifadelerini kullandı.



MEB'den bıçaklı kavgaya ilişkin açıklama

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), İstanbul'un Başakşehir ilçesinde bulunan bir ortaokulda yaşanan bıçaklı kavgaya ilişkin, ilgili okulda eğitim öğretim faaliyetlerine bugün ve yarın ara verildiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, bugün sabah saatlerinde İstanbul'un Başakşehir ilçesinde bulunan bir ortaokulda, bu okulun öğrencileri ile başka ilçedeki bir okulun 10. sınıf öğrencisi arasında yaşanan olayda 8 öğrencinin yaralandığı belirtildi.

Olayın ardından yaralı öğrencilerin sağlık görevlilerince hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığı ifade edilen açıklamada, bıçaklama olayını gerçekleştirdiği belirlenen lise öğrencisinin yakalandığı bilgisi verildi.

Açıklamada, "Eğitim camiamızı derinden üzen olayın akabinde Bakanlık birimlerimiz, emniyet güçleri ve sağlık görevlileri başta olmak üzere devletimizin ilgili tüm kurumları gerekli önlemleri almış, konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatılmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Sürecin Bakanlıkça hassasiyetle takip edildiği ve gerekli tüm çalışmaların ilgili birimlerce koordineli şekilde yürütüldüğü vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Olayın hemen ardından bir bakan yardımcımız başkanlığında ilgili birim amirlerimizden oluşan Bakanlık heyetimiz, çalışmaları koordine etmek üzere İstanbul'a gitmişlerdir. Ayrıca olayı tüm yönleriyle incelemek üzere iki eğitim müfettişi de görevlendirilmiştir. Menfur olaydan etkilenen öğrenci, öğretmen ve velilerimiz için psikososyal destek ekiplerimiz, rehabilitasyon çalışmalarına başlamıştır. Adı geçen okulumuzda eğitim öğretim faaliyetlerine bugün ve yarın ara verilmiştir. Yaşanan menfur hadisede yaralanarak hastanelere sevk edilen ve tedavileri süren öğrencilerimize acil şifalar diliyor, yakınlarına ve maarif ailemize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz."

BTP lideri Hüseyin Baş: "Atatürk İstanbul'un ikinci fatihidir"

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, İstanbul'un düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü rahmetle andı ve Atatürk'ün İstanbul'un ikinci fatihi olduğunu belirtti

06.10.2026 12:42:00
Haber Merkezi
 
BTP lideri Hüseyin Baş: "Atatürk İstanbul'un ikinci fatihidir"
BTP lideri Hüseyin Baş: "Atatürk İstanbul'un ikinci fatihidir"
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş İstanbul'un düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıl dönümünü kutladı.

Sosyal medya hesabından "Geldikleri gibi giderler" başlığı ile paylaşım yapan BTP lideri; "4 yıl, 10 ay, 23 gün süren düşman işgalinin ardından 6 Ekim 1923'te İstanbul yeniden Türk yurdu oldu. Bu büyük zaferi mümkün kılan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyorum. İstanbul'un düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yılı kutlu olsun…" ifadelerini kullandı.

"İstanbul'un ikinci fatihi Atatürk'tür"

BTP Genel Başkan Hüseyin Baş paylaşımında bir de videoya yer verdi.

Videoda Hüseyin Baş şu ifadeleri kullanıyor:

"Atatürk İstanbul'a geldiğinde tarih 13 Kasım 1918. Haydar Paşa limanı önünden geçen İngiliz zırhlılarını görünce, " geldikleri gibi giderler" diyor.

İstanbul'un 2 tane fatihi vardır. Birincisi 1453'te İstanbul'un kapılarını Türklere açan Fatih Sultan Mehmet Han'dır.  İstanbul'un ikinci fatihi ve diğer bütün fetihlerimizi anlamlı kılan ve bugün yaşamamızın, o fetihleri kutlamamızın arkasındaki teminat olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.

Galata Kulesinde 4,5 yıl İngiliz bayrağı sallandı. Bu İstanbul'u işgalden kurtaran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Bunu da Onlara öğreteceğiz, hiç kimsenin kuşkusu olmasın. "

Sanatçı Göksel Arsoy, 7 Ekim'de son yolculuğuna uğurlanacak


 
Türk sinemasının "Altın Çocuk" lakaplı usta oyuncusu Göksel Arsoy'un cenazesi 7 Ekim'de İstanbul'da toprağa verilecek.

06.10.2026 10:48:00
AA
 
Sanatçı Göksel Arsoy, 7 Ekim'de son yolculuğuna uğurlanacak
Sanatçı Göksel Arsoy, 7 Ekim'de son yolculuğuna uğurlanacak

Türk sinemasının "Altın Çocuk" lakaplı usta oyuncusu Göksel Arsoy'un kızı Aşkım Arsoy'un sosyal medya hesabından verdiği bilgiye göre 90 yaşında vefat eden Göksel Arsoy için 7 Ekim'de Barbaros Hayrettin Paşa Camisi'nde öğle vakti cenaze namazı kılınacak. Ardından sanatçının cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilecek.
Kayseri'de 15 Mart 1936'da dünyaya gelen Göksel Arsoy, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğrenim gördüğü sırada Yeşilköy Havalimanı'nda çalıştı.

Samanyolu filmiyle ünlendi

Yapımcı Fuat Rutkay ve yönetmen Sırrı Gültekin'in dikkatini çekmesinin ardından 1957'de "Kara Günlerim" filmiyle sinemaya adım atan Arsoy, "Kelepçe" ve "Samanyolu" filmleriyle kısa sürede Yeşilçam'ın önde gelen oyuncuları arasına girdi.
Özellikle 1959 yapımı "Samanyolu" filminde Belgin Doruk ile başrolü paylaşması, sanatçının kariyerinde dönüm noktası oldu. Usta sanatçı, Belgin Doruk ile 15 filmde birlikte rol aldı. İkili, dönemin en sevilen sinema çiftlerinden biri haline geldi.

Göksel Arsoy'un sinema kariyerinde oyunculuğun yanı sıra yapımcılık da önemli yer tuttu. Kendi film şirketini kurarak 12 yapım üreten Arsoy, çocukluk yıllarından itibaren büyük ilgi duyduğu havacılığı sinemaya taşıdı. Unutulmaz oyuncu, Türk sinemasının ilk havacılık filmlerinden biri olarak nitelendirdiği 1963 yapımı "Şafak Bekçileri"nde hem yapımcılığı üstlendi hem başrol oynadı.
Sanatçı, oyunculuğunun yanı sıra yapımcı kimliği, müzik çalışmaları ve sinemaya kazandırdığı farklı türdeki projelerle de Yeşilçam'da kendine özgü bir yer edindi.

İzmir'de Bayraklı Belediyesine operasyon

İzmir'de Bayraklı Belediyesine yönelik "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "rüşvet" ve "ihaleye fesat karıştırmak" iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında eski Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal'ın da bulunduğu 46 şüpheli gözaltına alındı

06.10.2026 10:44:00 / Güncelleme: 06.10.2026 13:40:38
AA
 
İzmir'de Bayraklı Belediyesine operasyon
İzmir'de Bayraklı Belediyesine operasyon
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Başsavcılık koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele ve İstihbarat şubelerince müşterek çalışma gerçekleştirildiği belirtildi.

Soruşturmanın önceki dönem Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal'ın elebaşılığında hareket ettiği öne sürülen yapılanmaya yönelik yürütüldüğü kaydedilen açıklamada, "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, rüşvet ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarına ilişkin deliller elde edilmesi üzerine operasyon kararı alınmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Soruşturma kapsamında, Sayıştay raporları, MASAK raporları, yapılan teknik ve fiziki çalışmalar, elde edilen bilgi ve belgeler doğrultusunda, aralarında önceki dönem Bayraklı Belediye Başkanı, belediye ve belediye şirketlerinde görev yapmış yöneticiler ile çalışanlar ve çeşitli şirketlerin yetkili ve sahiplerinin de bulunduğu toplam 48 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiştir."

Kamu zararı ve rüşvet belirlendi

Sayıştayın, 2025'te belediye iştiraki BAYBEL A.Ş'ye yönelik mali denetimde 2024 yılında gerçekleştirilen bazı ihale ve doğrudan teminlerde usulsüzlük yapıldığı, kamu zararına neden olunduğu yönünde tespitlerde bulunduğu, bunların raporlarla da teyit edilmesi üzerine soruşturmanın derinleştirildiği belirtildi.

BAYBEL A.Ş. tarafından gerçekleştirilen bazı ihale ve doğrudan teminlerde teklif veren firmaların birbiriyle irtibatlı olduğu, bazı hizmetlerin kağıt üzerinde alınmış gibi gösterildiği veya eksik gerçekleştirildiği, tekliflerin çoğunlukla aynı firmalardan alındığı, hak ediş ödemelerinin ardından paraların firmalar arasında paylaştırıldığı ifade edildi.

BAYBEL A.Ş. tarafından firmalara yapılan bazı ödemelerin daha sonra eski BAYBEL Yönetim Kurulu Başkanı B.U. ve kardeşi H.U. ile Serdar Sandal'ın oğlu Y. Sandal'ın hesaplarına aktarıldığı kaydedildi.

Mali incelemelerde usulsüz iş ve işlemler nedeniyle 2023-2024 yıllarında toplam 20 milyon 85 bin 188 lira 5 kuruş kamu zararına neden olunduğu, ayrıca doğrudan temin alan firma sahipleri tarafından Bayraklı Belediyesi personeline toplam 4 milyon 625 bin 400 lira rüşvet niteliğinde para gönderildiğinin tespit edildiği öğrenildi.

5 ilde eş zamanlı operasyon

Hakkında gözaltı kararı verilen 48 şüpheliye yönelik İzmir merkezli İstanbul, Ankara, Elazığ ve Muğla'da eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Eski Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, oğlu Y. Sandal, eski Bayraklı CHP İlçe Başkanı ve belediye çalışanı D.G, eski BAYBEL A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Belediye Meclis Üyesi M.C.S, Karşıyaka Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü H.C.Ö, İzmir Büyükşehir Belediyesinde şube müdürü olarak görev yapan A.A. ve O.Ç.Ş'nin de aralarında olduğu 46 şüpheli yakalandı.

Operasyonda ruhsatsız tabanca ve dijital materyallere el konuldu.

Diğer şüpheliler eski BAYBEL A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı B.U. ile F.F'nin yakalanması için çalışmaların sürdüğü belirtildi.

Vahap Seçer ve iki ilçe belediye başkanı tutuklandı

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “yolsuzluk” soruşturmasında sıcak gelişmeler yaşanıyor. 1 Ekim’de düzenlenen operasyonun ardından adliyeye sevk edilen Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hâkimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi

06.10.2026 10:36:00
Haber Merkezi
 
Vahap Seçer ve iki ilçe belediye başkanı tutuklandı
Vahap Seçer ve iki ilçe belediye başkanı tutuklandı
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü yolsuzluk soruşturmasında; Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer tutuklandı. Soruşturmada sevk edilen 50 şüpheli mahkemeye çıkarıldı.

Toplam kamu zararı iddiası 1.4 milyar TL'yi aştı

Soruşturma raporlarında milyarlık usulsüzlükler öne sürüldü.

Mersin Büyükşehir Belediyesi için Seçer'in olurunun bulunduğu alımlarda 330 milyon 945 bin TL zarar iddia edildi. Mezitli Belediyesi'nde kamu zararının 1 milyar 10 milyon 914 bin TL olduğu öne sürüldü. Yenişehir Belediyesi'de ise 105 milyon TL kamu zararına yol açıldığı iddia edildi.

Mezitli Belediye Başkanı'na "silahlı örgüt yöneticiliği" suçlaması

Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer hakkında yolsuzluğun yanı sıra, bazı adreslere yönelik silahlı saldırıları azmettirdiği iddiasıyla "silahlı suç örgütü yöneticiliği" suçlaması da yer aldı. Tuncer daha önce CHP'den ihraç edilmişti.

Adliyede yoğun güvenlik önlemleri

Başkanlar ve çok sayıda şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderilirken, adliye çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Karar sonrasında TBB başkanlığı için yeni süreç bekleniyor.

Tekin: Hastane bombalamak bir nevi soykırımdır

Meltem TV canlı yayında konuşan Ortadoğu Uzmanı Hasan Hüseyin Tekin, Suudi Arabistan öncülüğünde Yemen'deki çocuk hastanesinin bombalanmasına bir nevi soykırım olduğunu söyledi

06.10.2026 00:10:00
Hasan Gündoğdu
 
Tekin: Hastane bombalamak bir nevi soykırımdır
Tekin: Hastane bombalamak bir nevi soykırımdır
Meltem TV'nin dünkü Parantez programına canlı yayın konuğu olan Ortadoğu Uzmanı Hasan Hüseyin Tekin Yemen'in başkentindeki hastane bombalanması konusunda önemli açıklamalarda bulundu. 
 
Hasan Hüseyin Tekin televizyon kanalında "Muhammed bin Selman bu fotoğrafı (Hastane bombalanmasını) kimseye anlatamaz. Yanlış her yerde yanlıştır. Bunu Yahudi de yapsa yanlış, Müslüman da yapsa yanlış, Hindu da... Kim yaparsa yapsın hiç kimse bir hastane bombalayamaz, bombalamaması lazım. Zaten yeterince trajedi var, yeterince ölüm var. Hastane bombalamak ne demek biliyor musun? O milletin umutlarını bitirmek demektir. Savaşan bir halkı sağlık hizmetlerinden yoksun hale getirmek demektir. Çocukları, bebekleri yoksun hale getirmek demektir. Bir nevi soykırımdır. İfade ettiğimiz gibi askeri hedefler, üsler, karşılıklı stratejik noktalar bile vurulabilir ama baktığınız zaman bir hastanenin vurulması yanlıştır. Bu hastane, Yemen Salih Camisi'nin hemen yanıdır. İstanbul'da neye tekabül ediyor? Hani Sultanahmet Meydanı gibi düşünün. Yani çok kalabalık, çok işlek, çok bilinen bir yer. Burayı vurdular. Savaş sivilleri kapsamamalıdır" diye konuştu.
 

NE OLMUŞTU?

 
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçakları, Yemen'in başkenti Sana'da bulunan El Seb'in Doğum ve Çocuk Hastanesini hedef almıştı. Saldırıya uğrayan hastane 45 bin kişilik cemaat kapasitesiyle bilinen Yemen Salih Camii'nin hemen kuzeyinde yer almaktaydı.

 

Şanlıurfa'ya iniş yapan yolcu uçağında bomba ihbarı

Ankara'dan Şanlıurfa'ya sefer yapan yolcu uçağında patlayıcı madde bulunduğuna ilişkin not tespit edilmesi üzerine uçak, Şanlıurfa GAP Havalimanı'na güvenli şekilde iniş yaptı. Uçakta bulunan 136 yolcu ve 7 mürettebatın tahliyesi için gerekli güvenlik tedbirleri alındı

05.10.2026 22:58:00
İhlas Haber Ajansı
 
Şanlıurfa'ya iniş yapan yolcu uçağında bomba ihbarı
Şanlıurfa'ya iniş yapan yolcu uçağında bomba ihbarı
Ankara'dan Şanlıurfa'ya sefer yapan yolcu uçağında patlayıcı madde bulunduğuna ilişkin not tespit edilmesi üzerine uçak, Şanlıurfa GAP Havalimanı'na güvenli şekilde iniş yaptı. Uçakta bulunan 136 yolcu ve 7 mürettebatın tahliyesi için gerekli güvenlik tedbirleri alındı.

Edinilen bilgilere göre, bir hava yolu şirketinin VF 4180 sefer sayılı uçağı saat 19.00'da Ankara'dan Şanlıurfa'ya hareket etti. Uçakta patlayıcı madde bulunduğuna ilişkin bir not bulunması üzerine durum güvenlik birimlerine bildirildi.

Uçak, saat 20.05'te Şanlıurfa GAP Havalimanı'na iniş yaptı. Uçakta bulunan 136 yolcu ve 7 mürettebatın güvenli şekilde tahliye edilmesi için gerekli tedbirler alındı. Yolcuların ve mürettebatın tahliyesinin ardından güvenlik birimleri tarafından uçakta patlayıcı madde araması gerçekleştirilecek.
Olayla ilgili güvenlik birimlerinin çalışmaları sürüyor.

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak'tan bomba ihbarı yapılan uçağa ilişkin açıklama

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Ankara'dan Şanlıurfa'ya sefer yapan bir yolcu uçağında patlayıcı madde bulunduğuna ilişkin not bulunduğunu ve iniş yapan uçaktaki yolcuların ve mürettebatın güvenli şekilde tahliyesinin ardından uçakta arama yapılacağını açıkladı.

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak yaptığı açıklamada, "5 Ekim 2026 tarihinde saat 19.00'da Ankara'dan Şanlıurfa'ya hareket eden yolcu uçağında patlayıcı madde bulunduğuna ilişkin bir not bulunması üzerine söz konusu uçak saat 20.05'te Şanlıurfa GAP Havalimanı'na iniş yapmış olup, yolcuların güvenli şekilde tahliye edilmesi ve devamında uçakta güvenlik birimlerimiz tarafından patlayıcı madde araması gerçekleştirilecektir. Uçakta 136 yolcu ve 7 mürettebat bulunmaktadır. Uçakta bulunan yolcuların ve mürettebatın güvenli şekilde tahliyesi için bütün tedbirler alınmıştır" dedi.

HAREM-İ İBRAHİM’DE PROVOKASYON: AKP YİNE ‘LANETLEDİ’!

Harem-i İbrahim Camii’nde yeni provokasyon… AK Parti yine “lanetledi”. Peki, somut adım ne olacak?

05.10.2026 21:30:00
Haber Merkezi
 
HAREM-İ İBRAHİM’DE PROVOKASYON: AKP YİNE ‘LANETLEDİ’!
HAREM-İ İBRAHİM’DE PROVOKASYON: AKP YİNE ‘LANETLEDİ’!
Harem-i İbrahim Camii'nde İsrailli yerleşimcilerin provokasyonuna AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik sert tepki gösterdi: "Barbarlıktır… Sessiz kalmayacağız."

Ancak kamuoyunun önündeki soru değişmedi: Lanetlemek, kınamak ve tepki göstermek yetiyor mu? Türkiye bundan sonra hangi somut adımı atacak?

İşgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentindeki Harem-i İbrahim Camii'nde İsrailli yerleşimcilerin müzik eşliğinde dans ederek provokasyon yaptığı görüntüler büyük tepki çekti. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla olayı sert sözlerle kınadı.

Çelik, "Harem-i İbrahim Camii'ne yönelik devam eden insanlık dışı saygısızlıkları ve işgalcilerin camide yaptığı provokasyonları lanetliyoruz" dedi. İsrail makamlarının hukuksuzlukları "teşvik ve himaye etmesinin kabul edilemez" olduğunu belirten Çelik, "Kutsallarımıza yönelik bu fütursuz saldırılara karşı sessiz kalmayacağız" ifadelerini kullandı.

SORU BASİT: PEKİ SONRA?

Çelik'in sözleri sert. Fakat kamuoyunun merak ettiği konu artık yalnızca "Türkiye ne düşünüyor?" değil.

Asıl soru şu: Türkiye ne yapacak?

Çünkü Harem-i İbrahim Camii meselesi bugün ortaya çıkmış bir olay değil. Türkiye, daha önce de İsrail'in caminin statüsüne yönelik girişimlerini reddetti. Dışişleri Bakanlığı Temmuz 2025'te İsrail'in Harem-i İbrahim Camii'nin statüsünü değiştirme ve Filistinlilere ait yetkileri gasp etme girişimlerine karşı uluslararası toplumdan tedbir alınmasını istemişti.

Eylül 2026'da ise İsrail'in Yahudi bayramlarını gerekçe göstererek camiyi günler boyunca ibadete kapattığı bildirildi. Yani mesele tek bir provokasyon değil; tekrarlanan bir uygulama.

"SESSİZ KALMAYACAĞIZ" DENİYOR AMA…

Türkiye'nin İsrail'le ticareti 2 Mayıs 2024'ten itibaren tamamen durdurduğunu Ticaret Bakanlığı açıklıyor.

Ancak bunun dışında Mescid-i Aksa, Harem-i İbrahim gibi kutsal mekânlara yönelik ihlalleri durdurmaya yönelik hangi yeni diplomatik, hukuki veya uluslararası girişimin devreye sokulacağı kamuoyuna açıklanmış değil.

Üstelik TBMM'de İsrail'e yönelik daha kapsamlı bir ambargo öngören bir kanun teklifi de bulunuyor. Teklifte İsrail gemilerinin Türkiye limanlarına girişinin yasaklanması ve Türkiye'de yaşayan hiç kimsenin İsrail'le ticaret yapamaması öngörülüyor; ancak teklif hâlen komisyonda.

LANETLEME DEĞİL, CAYDIRICILIK

Türkiye'nin "kınama" ve "lanetleme" açıklamalarının ötesine geçip geçmeyeceği tartışması tam da burada başlıyor.

İsrail'in kutsal mekânlara yönelik uygulamaları sürerken Ankara'nın önünde diplomatik girişimlerden uluslararası kuruluşlara başvurulara, yaptırım mekanizmalarından uluslararası baskının artırılmasına kadar çeşitli araçlar bulunuyor.

Dışişleri Bakanlığı da daha önce Mescid-i Aksa baskınları sonrasında "caydırıcı tedbirler" çağrısı yapmıştı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.