Kahramanlar, mensubu oldukları toplumların özelliklerini taşırlar. Hassasiyetleri toplumlarının hassasiyetleridir. İçinde bulundukları medeniyetin feda edilmezlerini korumak için canlarını ortaya koyarlar. Yani halleri imanlarının alametidir.
Ulubatlı Hasan’ın bir kolu kesildiğinde öbür koluyla sancağı göndere dikmesi, Allah’a ve ahiret gününe iman ile yoğrulmuş Türk medeniyetinin vücudundan fışkırmasıdır.
Hz. Ali’nin Bedir’de, Uhud’da, Hayber’de ve Hendek savaşında gösterdiği insanüstü başarılar, kırk kişinin zor kaldıracağı kale kapısını iki eliyle kaldırması, O’nun Allah’a ve Resulüne olan inancının kuvvetindendir.
Yani herkes, kendi inancının imanının göstergesidir.
Fakir tanrı anlayışına sahip olan batı medeniyeti, kaynakların sınırlı olduğuna inanır, aç kalma endişesi içindedir. Sınırlı kaynaklar kendi inancına sahip insanlara ait olsun ister. Hatta bu endişe öyle bir hale gelir ki savaş sebebi olur. Türlü entrikalarla farklı medeniyetlere sahip insanların kaynakları ellerinden alınır. Kapitalizm bu temeller üzerine şekillenmiştir. İhtiyaçlar sınırsız, kaynaklar ise sınırlıdır.
Hâlbuki son ve bozulmamış tek kitap olan Kur’an-ı Kerim’de buyrulur ki: “Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir.” Sahip olduğumuz her şey Allah’ın ikramıdır ve O’nun ikramı sonsuzdur. İşte bu medeniyetin evladı olan Prof. Dr. Haydar Baş, yüreğinden fışkıran imanı ve iliklerine kadar işlemiş Türk-İslam medeniyeti ile; Milli Ekonomi Modelinde der ki: “İhtiyaçlar sınırlı, kaynaklar sınırsızdır.” Bu O’nun imanının yansımasıdır aslında.
Her geçen gün enerji kaynaklarına bir yenisinin eklenmesi rüzgârdan, güneşten ve hatta dalgaların kıyıya çarpmasından bile enerji elde edilmesi Rabbimizin nihayetsiz ikramlarından sadece birkaçı ve Milli Ekonomi Modeli’nin ne kadar haklı temeller üzerine oturduğunun en büyük ispatıdır.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın Sosyal Devlet anlayışındaki vatandaşlık maaşı ve ev hanımı maaşı gibi devlet baba eliyle verme projesi “Veren el alan elden hayırlıdır” diyen Peygamberimizin ümmeti olmanın hassasiyetinden, herkese eşit miktarda vermek de sahip olduğu adalet duygusunun yüceliğindendir.
Aslında Milli Ekonomi Modeli, yaşayan bir kahramanın toplumuna ait güzellikleri, hassasiyetleri, vazgeçilmezleri koruma ve insanına sahip çıkma arzusundan başka bir şey değildir. Prof. Dr. Haydar Baş bu milletin evladı, bu toprakların insanıdır. Millet olarak bize de düşen ise O’na ve değerlerimize sahip çıkmaktır.
Ulubatlı Hasan’ın bir kolu kesildiğinde öbür koluyla sancağı göndere dikmesi, Allah’a ve ahiret gününe iman ile yoğrulmuş Türk medeniyetinin vücudundan fışkırmasıdır.
Hz. Ali’nin Bedir’de, Uhud’da, Hayber’de ve Hendek savaşında gösterdiği insanüstü başarılar, kırk kişinin zor kaldıracağı kale kapısını iki eliyle kaldırması, O’nun Allah’a ve Resulüne olan inancının kuvvetindendir.
Yani herkes, kendi inancının imanının göstergesidir.
Fakir tanrı anlayışına sahip olan batı medeniyeti, kaynakların sınırlı olduğuna inanır, aç kalma endişesi içindedir. Sınırlı kaynaklar kendi inancına sahip insanlara ait olsun ister. Hatta bu endişe öyle bir hale gelir ki savaş sebebi olur. Türlü entrikalarla farklı medeniyetlere sahip insanların kaynakları ellerinden alınır. Kapitalizm bu temeller üzerine şekillenmiştir. İhtiyaçlar sınırsız, kaynaklar ise sınırlıdır.
Hâlbuki son ve bozulmamış tek kitap olan Kur’an-ı Kerim’de buyrulur ki: “Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir.” Sahip olduğumuz her şey Allah’ın ikramıdır ve O’nun ikramı sonsuzdur. İşte bu medeniyetin evladı olan Prof. Dr. Haydar Baş, yüreğinden fışkıran imanı ve iliklerine kadar işlemiş Türk-İslam medeniyeti ile; Milli Ekonomi Modelinde der ki: “İhtiyaçlar sınırlı, kaynaklar sınırsızdır.” Bu O’nun imanının yansımasıdır aslında.
Her geçen gün enerji kaynaklarına bir yenisinin eklenmesi rüzgârdan, güneşten ve hatta dalgaların kıyıya çarpmasından bile enerji elde edilmesi Rabbimizin nihayetsiz ikramlarından sadece birkaçı ve Milli Ekonomi Modeli’nin ne kadar haklı temeller üzerine oturduğunun en büyük ispatıdır.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın Sosyal Devlet anlayışındaki vatandaşlık maaşı ve ev hanımı maaşı gibi devlet baba eliyle verme projesi “Veren el alan elden hayırlıdır” diyen Peygamberimizin ümmeti olmanın hassasiyetinden, herkese eşit miktarda vermek de sahip olduğu adalet duygusunun yüceliğindendir.
Aslında Milli Ekonomi Modeli, yaşayan bir kahramanın toplumuna ait güzellikleri, hassasiyetleri, vazgeçilmezleri koruma ve insanına sahip çıkma arzusundan başka bir şey değildir. Prof. Dr. Haydar Baş bu milletin evladı, bu toprakların insanıdır. Millet olarak bize de düşen ise O’na ve değerlerimize sahip çıkmaktır.
Seçil Mumcuoğlu / diğer yazıları
- Kadın gözüyle Prof. Dr. Haydar Baş / 14.04.2026
- Dünyanın geleceğini haydutluk belirleyemez / 04.04.2026
- Geleceği Savunmak / 12.10.2025
- Fenerbahçe / 23.09.2025
- Kimliğimiz en büyük gücümüzdür / 09.04.2025
- Kurban Bayramı notları / 18.06.2024
- Hüseyin Baş ile adım adım Anadolu ve Çanakkale Destanı… / 29.08.2023
- Hüseyin Baş ile adım adım Anadolu / 21.07.2023
- Özlemle / 14.04.2023
- Asgari ücret müjde mi, hayal kırıklığı mı? / 26.12.2022
- Dünyanın geleceğini haydutluk belirleyemez / 04.04.2026
- Geleceği Savunmak / 12.10.2025
- Fenerbahçe / 23.09.2025
- Kimliğimiz en büyük gücümüzdür / 09.04.2025
- Kurban Bayramı notları / 18.06.2024
- Hüseyin Baş ile adım adım Anadolu ve Çanakkale Destanı… / 29.08.2023
- Hüseyin Baş ile adım adım Anadolu / 21.07.2023
- Özlemle / 14.04.2023
- Asgari ücret müjde mi, hayal kırıklığı mı? / 26.12.2022

























































