Bu yazıyı yazmaya Meltem TV'de izlediğim Ehl-i Beyt programı etkili oldu. Programda Peygamber Efendimizin Necran Hıristiyanlarıyla yaptığı lanetleşme anlatılıyordu. Peygamber Efendimiz Necran Hıristiyanlarını İslamiyet'e davet ediyor. Onlar ise kendilerinin de Müslüman olduklarını söylüyorlar. Peygamber efendimiz de "Siz Müslüman olamazsınız çünkü domuz eti yiyor, haça tapıyor ve Hz İsa'nın Allah'ın oğlu olduğunu söylüyorsunuz" diyerek Hz İsa'nın kim olduğunu söylüyorlar ve Al-i İmran suresinin ilk seksen ayeti nazil oluyor.
Al-i İmran suresinin 61. ayet-i kerimesinde "Sana gelen bu hak ilimden sonra artık her kim seninle münakaşaya kalkarsa de ki: Öyleyse gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendilerimizi ve kendilerinizi çağıralım, sonra canı gönülden lanetleşip beddua edelim de Allah'ın laneti yalancıların üzerine olsun."
Bu ayetin nüzulünden sonra Peygamber Efendimiz Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ile birlikte Necran Hıristiyanlarının yanına gidiyor. Necren heyeti Peygamber Efendimizi en yakınlarıyla görünce ve yüzlerinde o nuru görünce lanetleşmekten vazgeçiyorlar. Peygamber Efendimizin hak peygamber olduğunu ve lanetleşirlerse yok olacaklarını anlıyorlar. Çünkü ister inansın, ister inanmasın insanlığın tek vazgeçemeyeceği kişi kendi evladıdır. Eğer en yakınlarını, kendi evlatlarını getiriyorsa söylediği şeyler haktır, gerçektir ve kendine çok güveniyordur.
Bunları düşününce aklıma Prof. Dr. Haydar Baş hocam geldi. Hocam son dönemlerde gençleri öne çıkarıyor ve oğlunu yetiştiriyordu. Bunu tabi bizler o zamanlar anlamadık. Ahirete rıhlet edince bu kutsal görev yani vatanın kurtarılması görevi oğlu Hüseyin'e geçti. Ona soruyorlar bu ağır görevi bu genç yaşta nasıl yüklendi ve hocam bu ağır sorumluluğu bu genç yaşta oğluna nasıl yükledi? Çünkü arkanızda para babaları yok, sizi reklam eden bir basın yok ve öyle zor bir dönem ki; hastalıklarla, geçim sıkıntısıyla uğraşmaktan kimsenin dini, vatanı düşünecek takati kalmamış. İşte bütün bunları bilen hocam nasıl evladını öne attı. İşte aynı Peygamber Efendimiz gibi davasına güveniyor, hak olduğunu biliyor ve gerçekleşeceğine inanıyordu. Bunun başka bir açıklaması olamaz. Bizler de Peygamber ümmeti olarak hak yolda olmalı safımızı belli etmeli ve Haydar Baş sevdalıları olarak başkanımız Hüseyin Baş'a desteğimizi vermeliyiz.
- KUZEY EMİR DİNÇ - Fikirleriyle çağı kucaklamak: Prof. Dr. Haydar Baş'ın vizyonunu anlamak / 14.04.2026
- CELİL KOCATAŞ - Kazananı olmayan bir sınav / 29.03.2026
- AYŞE BEYZA ÇALIŞKAN - Milli Ekonomi Modeli ve kadın / 06.03.2026
- ATİLA GÖLCÜK - İmam Ali (a.s.)'ın ilmi / 28.02.2026
- AYHAN İŞİ: Seyreyle güzel kudreti Mevlam / 24.02.2026
- SAADET ALTUNBAŞ BİRİNCİ: Altın kafesteki kuş / 24.12.2025
- SEVDE MEYSA BAŞ: Yazıyor, yazıyor! / 10.12.2025
- Yasemin Köker - Hadis ikliminde Hz. Peygamber Efendimizin (as) nefesiyle bütünleşmek / 25.11.2025
- Çiğdem Pala: Zehra kokulu bir gün / 04.11.2025




























































