logo
25 HAZİRAN 2026

FATIMA ZEHRA ORAK: İmamların ölümlerinden haberdar olmaları

25.06.2026 00:00:00
12 masum İmamlar için 'imamlığın' bir vasfının da kendi öleceği vakti bilmek olduğu aktarılır. Yani hüccet sahibi her gerçek imam, vefat edeceği zamanı bilir bu imametin bir gereğidir.

Bir gün bir sahabe Hz. Hüseyin'e bu şartlar altında Kufe'ye gitmelerini uygun bulmadığını söylüyor.

Hz. Hüseyin de diyor ki; 'Bu söylediğin benim içinde aşikardır ama Allah'ın takdir ettiği şeyi değiştirmek mümkün değildir'.

 Bizler de yüzyıllar sonra buradan da şu sonucu çıkarabiliriz ki, Hz. Hüseyin şehit olacağını bilerek, isteyerek Kerbela'ya gitmiş ve kanının son damlasına kadar tüm İslam alemine örnek bir mücadele sergilemiştir.

Kerbela katliamı, iman ile küfrün mücadelesidir. İmam Hüseyin ve kafilesinde bulunan 72 kişi imanın, Kuran'ın ve sünnetin temsilcisi idi.

Karşısındaki ordu da görünürde namaz kılan, kelime tevhit okuyan insanlardan oluşuyordu. Ancak onlar bilmeden imana karşı savaşmışlardır.

Düşünün bir kere bir tarafta Hz. Peygamber'in ciğerparesi, Müslümanların imamı, ümmetin şehidi, İmam Hüseyin'in ailesi ve yakınları; diğer tarafta bin kişilik bir süvari ordusu.

Hatta Hz. Hüseyin'in boyun eğmemekteki kararlı kıyamı karşısında mutlaka öldürülmesine karar verenler bu orduyu da az buldu ki, 30 bin kişilik ayrı bir takviye kuvvet gönderdiler.

Ve 75 kişilik 'Nur' kafilesi karşısında 30 bini aşkın askerden oluşan dev bir ordu karşılaşıyor. Bu dengesizlik küfrün, imanın karşısındaki korkusundan başka bir şey değildir.

Hz. Hüseyin kanı en kıymetli zamanda, en kutsal iş için akmıştır. İmam hüseyninin canı pahasına duruşu, küfre, batıla ve zulme karşı Resûlullah'ın istikametinde hakkı temsil etme duruşudur.

Gerçek müminlerin ve Ehli Beyt İmamlarının vazifesi, Kuran ve Sünnet çizgisini diğer nesillere aktarmaktır. İmam Hüseyin için bunun tek yolu ölüme gitmekti ve bunu başarı ile yaptı.

Son gece

Düşmanlar, Hz. Hüseyin'in çadırına doğru yaklaşırken Hz. Hüseyin, kardeşi Ebu'l Fazl'a düşman ordusunun hedeflerini öğrenmesini emreder.

Düşman 'ya biat edersiniz ya da sizinle şimdi savaşa başlarız' deyince Hz. Hüseyin, Ebu'l Fazl'a, 'bu gece için mühlet alıp, savaşı yarına erteletmesini' buyurur. Çünkü bu gece Hz. Hüseyin, Rabbini anmak, mağfiret dilemek ve namaz kılmak istemektedir.

Düşman, İmam Hüseyin'in bu teklifi kabul eder. Aynı günün ikindi saatlerinde İmam Hüseyin, yarenlerine bir hutbe veriyor ve bu hutbede:

'Ceddim Resulullah Irak'a çağrılacağımı, Ammura ya da Kerbala denen yerde şehit olacağımı bana haber vermiştir. İşte bu vaat edilen sözün, şehadetin zamanı yaklaşmıştır.

Bana göre yarın düşmanla karşılaşacağımız gündür. Artık ben, size izin veriyorum serbestsiniz' diyerek dualar eşliğinde yarenlerine, düşmanın derdinin kendisiyle olduğunu anlatır ve onlara evlerine dönmelerini söyler.

Ancak yarenleri, Hz. Hüseyin'i asla yalnız bırakmamaya kararlıdırlar ve Hz. Hüseyin'in yanında canlarını, onun için feda etmek pahasına geri dönmeyeceklerini söylerler.

9 Muharrem

Tasua, Muharrem'in 9'u, yani Kerbala faciasının bir önceki günüdür. İbadetle, zikirle geçirilen gecede artık İmam, ashabına karşı hüccetini tamamlamıştır. Herkes ertesi gün şehit olacağını bilerek hareket etmektedir.

Aşura sabahı Hz. Hüseyin, düşman ordusuna yaptıkları yanlıştan dönmeleri için şu sözleri söylemiştir:

'Ben, peygamberimizin kızının oğlu değil miyim? Peygamberimizin vasisi, Resûlullah'ın Allah katından getirdiğini ilk tasdik eden ilk mümin Ali'nin oğlu değil miyim? Resûlullah'ın benim ve kardeşim hakkında bu ikisi cennet gençlerinin efendileridir" dediğini duymadınız mı?"

Hz. Hüseyin'de öyle bir Allah korkusu ve hesap verme şuuru vardı ki, karşısındaki düşmanı bu katliamdan bu büyük vebalden ve sonsuz azaptan kurtulmaları için ikaz etmek zorunda hissediyordu.

Hz. Hüseyin'in defaatle uyarılarına rağmen düşman cenahındakiler, karınlarındaki haram lokmalar yüzünden kalpleri mühürlenmiştir ve artık gerçeği göremez olmuşlardı. İşte bu noktada Hz. Hüseyin, ellerini göğe kaldırıp şöyle bedduayı etmiştir:

'Allah'ım, onlara bir damla olsun yağmur yağdırma! Onlara, Yusuf'un yılları gibi zor ve kurak yıllar yaşat. Sakifli genci musallat kıl ki, acı kabıyla onları doyursun ve onlardan hiç birisini cezasız bırakmasın; katledenleri katletsin, vuranlarını ise vursun; böylece onlardan Ehli Beytimin ve sevenlerimin intikamını alsın."

Cesaret ve teslimiyet

Bu, ne büyük bir cesaret ve mücadele örneğidir ki, binlerce kişinin parçalamak için beklediği bir sırada ve kurtuluşun mümkün olmadığı bir anda yine de savaşa devam etme kararlılığını gösterebilmek…

İnancın, teslimiyetin doruk noktası, cesaretin, azmin, kararlılığın, soğukkanlılığın zirvesi bu olsa gerek!

Tüm yarenleri şehit olduktan sonra Hz. Hüseyin savaş meydanına çıktı. Kahramanca savaştı. Yüzden fazla melunu cehenneme gönderdikten sonra aldığı onlarca kılış ve mızrak yaralarıyla şehit oldu. Selam olsun İmam Hüseyin Efendimize, Kerbela şehitlerine ve şahitlerine.

Rabbim, bizleri onların yolunda onlara yar ve yaren eylesin.

 
Misafir Kalem / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.