Gazi Mustafa Kemal Atatürk Florya köşkünden Çekmece'ye doğru giderken tarlasında çift süren bir çiftçi ile karşılaşır.
- Kolay gele, bereketli ola ağa...
- Allah razı olsun bey...
- Hayrola ağa, öküzün tekine ne oldu?
- Devlete vergi borcumuz vardı bey, icra kapımızı çalınca çaresiz kaldık, koca öküzü satıp borcumuzu ödedik.
- Sağlık olsun ağa...
diyerek, konuşmasını kısa keser.
Çiftçinin adının Halil Ağa olduğunu öğrenen Atatürk; Nuri Conker'i yanına çağırır;
- Nuri, yarın sabah git Halil Ağa'yı bul, bana getir. Benim kim olduğumu sorarsa, bizim bey seni bir kahve içmeye çağırıyor de...
Ertesi gün; Nuri Conker, Halil Ağa'yı bulur ve Atatürk'ün yanına getirir. Atatürk Halil Ağa'ya dönerek; "Halil Ağa, anlat şu vergi işini bir daha" der.
Halil Ağa, tekrar anlatır. Atatürk kaşlarını çatarak İsmet Paşa ve Şükrü Kaya'ya dönerek;
- Arkadaşlar, biz İstiklal Savaşı'nı Halil Ağa'nın öküzünü icra yoluyla satalım diye yapmadık. Vatandaşı böyle mi koruyacağız? Gerekirse vergi borcu ertelenebilir. Köylünün çift sürdüğü öküzü elinden alınmaz.
Conker kalkıp Halil Ağa'nın yanına geldi, kalktı Halil Ağa, önce Atatürk'ü, sonra sofradakileri selamlayıp kapıya doğru edeple geri geri çekildi. Kapı kapandığı zaman Atatürk sofradaki öteki konuklarına döndü:
"Efendimizin halini gördünüz mü beyler?" dedi. "Devlet size böyle davransa, siz ne yaparsınız? Mübarek millet bu, adam millet bu… Şimdi bu adam milletin karşısında 'adam olmak' bize düşüyor!.. Halil Ağa'nın öküzünü satıp, üretimini aksatan kanunu ya biz yaptık ya da bizim yaptığımız kanun yanlış yorumlanarak Halil Ağa'nın öküzünü satıyor. İkisi de bence birbirinden farksız… Böyle bir kanun yaptıksa, memleket çıkarlarına aykırıdır. Nasıl yaparız, nasıl yapmışız bunu? Eğer yaptığımız kanun doğru da, yorumlaması yanlış oluyorsa, o zaman sormak lazım. Hükümet nasıl bir yönetim içindedir? Sonra unutmayın ki, olay İstanbul'da geçiyor. Bunun Van'ı var, Bitlis'i var, kıyı bucak ilçesi var; acaba oralarda neler oluyor? Bu çark iyi dönmüyor beyefendiler!"
Evet, sevgili okurlar hayatın her şubesinde bizlere eşsiz örneklikler sergileyen Gazi Paşa, "Millete efendilik yoktur, hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur" buyuracaklardır.
Olayı bugünle kıyasladığımızda her şey ortadadır. Devlet; millete, üreticiye, köylüye el ayak olup önünü açması gerekirken adeta cezalandırma yoluna gitmektedir. Bugün yöneticiler Atatürk ve demokrasi yolundan saparak "demokratik krallık"la ülkeyi yönettiklerinden milletin iki yakası bir araya gelememektedir.
Millet yatıp kalkıp, 1 kişinin ve yandaşlarının yan gelip yatmaları için ırgat gibi çalışmaktadır. İnşallah bu demokratik krallık sona erer...
Son söz: "Cehalet her zaman köleliği getirmiştir..."
- "Allah’ın evinde doğan tek insan: Kâbe’nin oğlu İmam Ali” / 02.01.2026
- Kâbe’ye asılan zulüm vesikası ve Ebu Tâlib’in şahitliği / 31.12.2025
- Hz. Abdülkadir Geylânî / 24.12.2025
- Resûlullah’ın hırkası altında: Aşkın, vefanın ve rahmetin dünyası / 14.12.2025
- Ehl-i Beyt’in sır kâtibi: Cennetlik Selman-ı Fârisî / 06.12.2025
- Resûlullah’ın sırdaşı, Ali’nin sadık dostu: Hz. Huzeyfe b. Yemân / 05.12.2025
- Hür b. Yezid er-Riyâhî: Kerbelâ’da vicdanın ve iman yolunun şehidi / 02.12.2025
- Muhammed Fuzûlî - aşkın şairi / 14.11.2025
- Kerbelâ’nın aslanı: Celal Abbas / 13.11.2025






























































































