'Bu ülkede Kuran yakıldı, din yasaklandı, camiler ahıra çevrildi' iftiralarının atıldığı Türkiye böyle değildi. Türk Milleti de böyle değildi.
Bu milletin devlete, devlet malına karşı bir hassasiyeti vardı. İnsan, kul hakkı, komşu hakkı hassasiyeti vardı. Can, mal, namus kutsaldı, dokunulmazlığı vardı.
İçki içen, zina, hırsızlık yapanda bile bir utanma duygusu vardı.
Helal-haram bilinci vardı bu millette helal-haram bilinci.
Ne yaptınız bu millete ki bütün çizgileri sildiler, bütün kutsallarını rafa kaldırdılar, bütün değerlerini bir anda sıfırlayacak noktaya geldiler?
Şu tabloya bakar mısınız?
Bakanlar, milletvekilleri organize suç örgütü liderleriyle anılıyor, yolsuzluklarla, kaçakçılıklarla anılıyor.
Bakan, vekil çocukları, akrabaları, bürokratlar akıl almaz başlıklarla, mal varlıklarıyla, icraatlarıyla gündeme geliyor.
Özel harekatçı kuyumcu soyuyor.
Tuğgeneral, insan kaçakçılığı yapıyor.
İmam, tefecilik yapıyor.
Hakim, başsavcı adliyede uyuşturucu ve fuhuş partisi düzenliyor. İşlem yapması gereken başsavcı uyuşturucu baronu çıkıyor.
Adli emanetler soyuluyor Türkiye yüzyılında.
Ekonomide öne çıkanlar kara para aklama, rüşvet, kaçakçılık, yurt dışına servet transferleriyle gündemde.
Medya ve dizi sektöründe öne çıkanlar uyuşturucu, müstehcenlik başlıklarıyla gündemde.
Spor camiasında öne çıkanlar bahis, kumar, şike başlıklarıyla gündemde.
Devlet himayesindeki yetim kızlar fuhuş sürükleniyor, Ukrayna'dan gelen yetimler istismar ediliyor.
Gün ortası sokakta tecavüz girişimlerine yaşanıyor. Hemen her gün bir çok bu kadar da olmaz denilen ahlaksızlık haberleri geliyor.
Milli eğitimde, özel yurtlarda tecavüz skandalları yaşanıyor.
Sağlık sistemi ranta dönüşmüş. İlaç, reçeteyi geçtik para için bebekler katlediliyor.
Merkez Bankası ve devlet bankalarında çok şeyler oluyor.
Et ve süt kurumunda da çok şeyler oluyor.
Rüşvet, adam kayırma, torpil, peşkeş, görmezden gelme her yeri kapladı.
Hırsızlık, adam yaralama, gasp, tehdit sıradanlaşmıştı. Artın cinayetler bile sıradanlaşmaya başladı.
İnsanlar para için artık her yolu meşru görüyor. İnsanımız kumar batağında, içki, fuhuş çıkmazında.
Soruyorum
Her fırsatta cumhuriyete, Atatürk'e laf edenlere, suçlu gösterenlere, 'o eski Türkiye yok' diyenlere soruyorum: Bu tablo kimin eseri?
Cezaevleri kapasitesinin üstünde çalışıyor. 17 yaş altı hükümlü çocuk sayısı 4 bin. Yani AKP ile gözleri açan çocuklar.
Cezaevlerindeki 17-25 yaş aralığı hükümlü sayısı 100 binin üzerinde. Yani AKP ile büyüyen gençlik.
2024 yılında Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 612 bin 651
Bu olaylarda çocukların 279 bin 620'si mağdur olarak 202 bin 785'i suça sürüklenmiş. Yani suç işlemiş.
İktidarda İsmet İnönü mü var? Süleyman Demirel, Ecevit, Çiller mi var? Hayır. Recep Tayyip Erdoğan var.
Neden acaba?
Bu soruya onlarca sahifelik cevap yazılabilir. Ama atalarımız tek sözle işin bitirmiş: 'Balık baştan kokar'.
BTP lideri Hüseyin Baş'ın 'dindar nesil' vurgusu ise düşünmeye değer!
Sayın Baş şöyle diyor: "Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin çok tartışmalara konu oluyor. Dedi ki: "Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasını gönülden arzu ederim."
Yani Türkiye'nin en muhafazakar iktidarının kendi söylemlerince en muhafazakar bakanı döndü dolaştı, Heybeliada Ruhban Okulu'nu açıyor.
Yani bunlar epey zaman dindar nesil yetiştireceğiz dediler, o dindarların Hristiyanlık dindarı olduğu hiç aklıma gelmezdi."
Ha! Konu hakkında Prof. Dr. Emin Gürses: "Yusuf Tekin Rize İmam Hatip'te okudu. 'Ruhban Okulu'nun açılması kişisel arzum' diyorsa ya din değiştirdi ya da aklı yetmiyor!"
Ayyaşlar kadar adam olabilsen
Papa eleştirilerine karşı sırf ideolojisi için bir papaya her şeyini satan, haşa 'Peygamber'de, Hıristiyanları Mescidinde kabul etti ve onlara mescitte (Mescidi Nebevi) ayin yapma izni verdi' sözleriyle Peygamber Efendimize (s.a.a.v) iftira atan, imanını sıfırla çarpan Akit yazarı İdris Günaydın'dan bahsediyorum.
10 Aralık tarihli yazısında da şöyle diyor bu müfteri: 'Bugüne gelmemize sebep olan önce Allah'tır. Ona hamd ve şükürler olsun.
Sonra da ağzına içki koymayan üç lider: Özal, Erbakan, Erdoğan…
Eğer onlar Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda Türkiye'yi yönetse idiler; bugün Türkiye, Japonya ve Almanya'yı ya yakalamış ya da sollamış olurdu…
Ayyaşların yönettiği onca yıllar memleket adına heba oldu. CHP "yurtta sulh cihanda sulh" anlayışına teslim oldu. Ya iktidar olduklarında icraatları ya da muhalefette iken saldıkları menfi propaganda "afyon" etkisi yaptı' diyor ve fıskanı devam ediyor.
İşte bu hale nasıl geldiğimiz, sorusunun cevaplarından birisi de işte bu zihniyettir.
Bu milletin devlete, devlet malına karşı bir hassasiyeti vardı. İnsan, kul hakkı, komşu hakkı hassasiyeti vardı. Can, mal, namus kutsaldı, dokunulmazlığı vardı.
İçki içen, zina, hırsızlık yapanda bile bir utanma duygusu vardı.
Helal-haram bilinci vardı bu millette helal-haram bilinci.
Ne yaptınız bu millete ki bütün çizgileri sildiler, bütün kutsallarını rafa kaldırdılar, bütün değerlerini bir anda sıfırlayacak noktaya geldiler?
Şu tabloya bakar mısınız?
Bakanlar, milletvekilleri organize suç örgütü liderleriyle anılıyor, yolsuzluklarla, kaçakçılıklarla anılıyor.
Bakan, vekil çocukları, akrabaları, bürokratlar akıl almaz başlıklarla, mal varlıklarıyla, icraatlarıyla gündeme geliyor.
Özel harekatçı kuyumcu soyuyor.
Tuğgeneral, insan kaçakçılığı yapıyor.
İmam, tefecilik yapıyor.
Hakim, başsavcı adliyede uyuşturucu ve fuhuş partisi düzenliyor. İşlem yapması gereken başsavcı uyuşturucu baronu çıkıyor.
Adli emanetler soyuluyor Türkiye yüzyılında.
Ekonomide öne çıkanlar kara para aklama, rüşvet, kaçakçılık, yurt dışına servet transferleriyle gündemde.
Medya ve dizi sektöründe öne çıkanlar uyuşturucu, müstehcenlik başlıklarıyla gündemde.
Spor camiasında öne çıkanlar bahis, kumar, şike başlıklarıyla gündemde.
Devlet himayesindeki yetim kızlar fuhuş sürükleniyor, Ukrayna'dan gelen yetimler istismar ediliyor.
Gün ortası sokakta tecavüz girişimlerine yaşanıyor. Hemen her gün bir çok bu kadar da olmaz denilen ahlaksızlık haberleri geliyor.
Milli eğitimde, özel yurtlarda tecavüz skandalları yaşanıyor.
Sağlık sistemi ranta dönüşmüş. İlaç, reçeteyi geçtik para için bebekler katlediliyor.
Merkez Bankası ve devlet bankalarında çok şeyler oluyor.
Et ve süt kurumunda da çok şeyler oluyor.
Rüşvet, adam kayırma, torpil, peşkeş, görmezden gelme her yeri kapladı.
Hırsızlık, adam yaralama, gasp, tehdit sıradanlaşmıştı. Artın cinayetler bile sıradanlaşmaya başladı.
İnsanlar para için artık her yolu meşru görüyor. İnsanımız kumar batağında, içki, fuhuş çıkmazında.
Soruyorum
Her fırsatta cumhuriyete, Atatürk'e laf edenlere, suçlu gösterenlere, 'o eski Türkiye yok' diyenlere soruyorum: Bu tablo kimin eseri?
Cezaevleri kapasitesinin üstünde çalışıyor. 17 yaş altı hükümlü çocuk sayısı 4 bin. Yani AKP ile gözleri açan çocuklar.
Cezaevlerindeki 17-25 yaş aralığı hükümlü sayısı 100 binin üzerinde. Yani AKP ile büyüyen gençlik.
2024 yılında Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 612 bin 651
Bu olaylarda çocukların 279 bin 620'si mağdur olarak 202 bin 785'i suça sürüklenmiş. Yani suç işlemiş.
İktidarda İsmet İnönü mü var? Süleyman Demirel, Ecevit, Çiller mi var? Hayır. Recep Tayyip Erdoğan var.
Neden acaba?
Bu soruya onlarca sahifelik cevap yazılabilir. Ama atalarımız tek sözle işin bitirmiş: 'Balık baştan kokar'.
BTP lideri Hüseyin Baş'ın 'dindar nesil' vurgusu ise düşünmeye değer!
Sayın Baş şöyle diyor: "Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin çok tartışmalara konu oluyor. Dedi ki: "Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasını gönülden arzu ederim."
Yani Türkiye'nin en muhafazakar iktidarının kendi söylemlerince en muhafazakar bakanı döndü dolaştı, Heybeliada Ruhban Okulu'nu açıyor.
Yani bunlar epey zaman dindar nesil yetiştireceğiz dediler, o dindarların Hristiyanlık dindarı olduğu hiç aklıma gelmezdi."
Ha! Konu hakkında Prof. Dr. Emin Gürses: "Yusuf Tekin Rize İmam Hatip'te okudu. 'Ruhban Okulu'nun açılması kişisel arzum' diyorsa ya din değiştirdi ya da aklı yetmiyor!"
Ayyaşlar kadar adam olabilsen
Papa eleştirilerine karşı sırf ideolojisi için bir papaya her şeyini satan, haşa 'Peygamber'de, Hıristiyanları Mescidinde kabul etti ve onlara mescitte (Mescidi Nebevi) ayin yapma izni verdi' sözleriyle Peygamber Efendimize (s.a.a.v) iftira atan, imanını sıfırla çarpan Akit yazarı İdris Günaydın'dan bahsediyorum.
10 Aralık tarihli yazısında da şöyle diyor bu müfteri: 'Bugüne gelmemize sebep olan önce Allah'tır. Ona hamd ve şükürler olsun.
Sonra da ağzına içki koymayan üç lider: Özal, Erbakan, Erdoğan…
Eğer onlar Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda Türkiye'yi yönetse idiler; bugün Türkiye, Japonya ve Almanya'yı ya yakalamış ya da sollamış olurdu…
Ayyaşların yönettiği onca yıllar memleket adına heba oldu. CHP "yurtta sulh cihanda sulh" anlayışına teslim oldu. Ya iktidar olduklarında icraatları ya da muhalefette iken saldıkları menfi propaganda "afyon" etkisi yaptı' diyor ve fıskanı devam ediyor.
İşte bu hale nasıl geldiğimiz, sorusunun cevaplarından birisi de işte bu zihniyettir.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Selam olsun Kerbela şehitlerine ve şahitlerine / 24.06.2026
- G7 zirvesi ve Mandacılar / 22.06.2026
- Maarif modeli ve yeni anayasa / 21.06.2026
- BOP genişliyor mu? / 19.06.2026
- Kudüs, Şam ve Bursa / 18.06.2026
- Bu savaş bitmez, ta ki! / 17.06.2026
- Fakir değiliz, fakir bırakıldık / 15.06.2026
- ‘Alo adalet’ ve Arz-ı Mevut / 14.06.2026
- Dünya kupasında insanlık aşağılanıyor / 12.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026
- G7 zirvesi ve Mandacılar / 22.06.2026
- Maarif modeli ve yeni anayasa / 21.06.2026
- BOP genişliyor mu? / 19.06.2026
- Kudüs, Şam ve Bursa / 18.06.2026
- Bu savaş bitmez, ta ki! / 17.06.2026
- Fakir değiliz, fakir bırakıldık / 15.06.2026
- ‘Alo adalet’ ve Arz-ı Mevut / 14.06.2026
- Dünya kupasında insanlık aşağılanıyor / 12.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026

























































