Milli devlet ve dış politika
Milli Devlet’te dış politika bağımsızlık, milli menfaatler, barış, karşılıklı çıkar temelleri ve kavramları üzerine oturmaktadır. Kısa da olsa bu temellere göz atalım
21.09.2026 05:56:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Milli Devlet'te dış politika bağımsızlık, milli menfaatler, barış, karşılıklı çıkar temelleri ve kavramları üzerine oturmaktadır. Kısa da olsa bu temellere göz atalım.
BAĞIMSIZLIK
Devletlerin dış politikalarında uygulayacakları politikalara elbette kendileri karar vermeleri gerekir. Gerek dış, gerekse iç lobilerin etkisinde uygulanacak bir dış politika asla olumlu netice vermeyecektir.
Globalleşme sürecinde ülkelerin içeride "dış destekli sivil toplum örgütleri, dışarıda ise uluslarüstü Örgütler tarafından kuşatıldığı görülmektedir.
Elbette devletler uluslararası örgütlere üye olarak birlikteliğe gitmelidir. Ama bunu kendi iradesi ile yapmalıdır; bu örgütlerde bazı kararların onlara dikte ettirilmemesi gerekmektedir.
Gerek GATT görüşmeleri gerekse BM'nin yapısı bağımsız dış politika anlayışlarına ters düşmektedir. GATT görüşmeleri esnasında global firmaların istediği kararlar alınarak, gelişmekte olan devletlere uygulatılmaktadır.
Bugünkü hali ile Birleşmiş Milletler de adeta ABD'yi dinlemek ve onun talep ettiği kararları düzenlemek zorunda olan milletler topluluğuna dönüşmüştür. AB süreci, ülkemiz açısından Milli Devlet tezimizin ortaya koyduğu bağımsız dış politika anlayışına ters düşmektedir.

MİLLİ MENFAATLER
Her ülkenin hükümet politikalarının üzerinde bir devlet politikası olmalıdır. Milli menfaatler hedef alınarak belirlenmesi gereken bu devlet politikası, hangi iktidar gelirse gelsin uymak zorunda olacağı gayeleri ortaya koyacaktır.
Hükümetler, bu hedeflere ulaşmada sahip oldukları farklı uygulamalar ile birbirlerinden ayrılacaklardır. Eğer iktidarların farkı, hedefler noktasında olursa; o devletin kısa zaman içerisinde bir ileri–bir geri adımlarla parçalanması kaçınılmazdır.
Milli menfaatlerin ve devlet politikasının belirlenmesi sadece siyasi kadroların da işi değildir. Bilakis devleti oluşturan bütün kurumların, başta asker olmak üzere her kesimin ortak mutabakatı ile, bu milli menfaatlerin belirlenmesi gerekmektedir. Hükümetlerin uygulayacağı dış politika ise, milli menfaatlere uymak zorundadır.

BARIŞ
Globalleşme süreci sömürgeci anlayışın bütün dünyayı talan etmesinden başka bir şey değildir. Liberal–kapitalist anlayışların yanlış kabulleri, ülkeleri ihtiraslarının kurbanı etmekte, başkasının elindekine yöneltmektedir.
Ayakta kalmak veya büyümek için sömürmenin ve başkasının elindekine göz dikmenin tek yol olduğunu ifade eden kapitalist düşünce, ister istemez dünyadaki kavganın da temellerini atmaktadır.
Oysa Sosyal Devlet/Milli Devlet yepyeni bir açılım getirmektedir. Ülkelerin büyümelerinin yolunun başkalarının elindekini almak veya göz dikmekten değil, bilakis başkalarına ikram etmekten ve vermekten geçtiğini ortaya koymaktadır.
Bunun teorik izahlarını Milli Ekonomi Modeli ile yapan Milli Devlet, varlığının devamını içeride kendi vatandaşlarına, dışarıda ise insanlığa ikram etmeye bağlamaktadır.
Atatürk'ün "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" özdeyişiyle dikkat çektiği bu onurlu karakter, Milli Devlet'in dış politikasının temelleri arasında yer almaktadır.

KARŞLIKLI ÇIKAR
Kapitalist düşünce bir tarafın kazandığı, diğerinin ise kaybettiği bir modeldir. Milli Devlet ise, tarafların tamamının her sahada kazanacağı bir anlayışı benimsemektedir.
Günümüzde gelişmiş kabul edilen ülkeler ile diğer ülkeler arasındaki ilişki, tek taraflı bir kazanımı ortaya koymaktadır. Bu anlayış ise, dünyada hem milletlerarası husumeti tetiklemekte, hem de insan haklarına aykırı bir tabloyu ortaya çıkarmaktadır.
Milli Devlet dış politikada uluslararası karşılıklı kazanım zeminde kurulacak olan diyalogların ancak dünyada huzuru sağlayacağına inanmaktadır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
BAĞIMSIZLIK
Devletlerin dış politikalarında uygulayacakları politikalara elbette kendileri karar vermeleri gerekir. Gerek dış, gerekse iç lobilerin etkisinde uygulanacak bir dış politika asla olumlu netice vermeyecektir.
Globalleşme sürecinde ülkelerin içeride "dış destekli sivil toplum örgütleri, dışarıda ise uluslarüstü Örgütler tarafından kuşatıldığı görülmektedir.
Elbette devletler uluslararası örgütlere üye olarak birlikteliğe gitmelidir. Ama bunu kendi iradesi ile yapmalıdır; bu örgütlerde bazı kararların onlara dikte ettirilmemesi gerekmektedir.
Gerek GATT görüşmeleri gerekse BM'nin yapısı bağımsız dış politika anlayışlarına ters düşmektedir. GATT görüşmeleri esnasında global firmaların istediği kararlar alınarak, gelişmekte olan devletlere uygulatılmaktadır.
Bugünkü hali ile Birleşmiş Milletler de adeta ABD'yi dinlemek ve onun talep ettiği kararları düzenlemek zorunda olan milletler topluluğuna dönüşmüştür. AB süreci, ülkemiz açısından Milli Devlet tezimizin ortaya koyduğu bağımsız dış politika anlayışına ters düşmektedir.

MİLLİ MENFAATLER
Her ülkenin hükümet politikalarının üzerinde bir devlet politikası olmalıdır. Milli menfaatler hedef alınarak belirlenmesi gereken bu devlet politikası, hangi iktidar gelirse gelsin uymak zorunda olacağı gayeleri ortaya koyacaktır.
Hükümetler, bu hedeflere ulaşmada sahip oldukları farklı uygulamalar ile birbirlerinden ayrılacaklardır. Eğer iktidarların farkı, hedefler noktasında olursa; o devletin kısa zaman içerisinde bir ileri–bir geri adımlarla parçalanması kaçınılmazdır.
Milli menfaatlerin ve devlet politikasının belirlenmesi sadece siyasi kadroların da işi değildir. Bilakis devleti oluşturan bütün kurumların, başta asker olmak üzere her kesimin ortak mutabakatı ile, bu milli menfaatlerin belirlenmesi gerekmektedir. Hükümetlerin uygulayacağı dış politika ise, milli menfaatlere uymak zorundadır.

BARIŞ
Globalleşme süreci sömürgeci anlayışın bütün dünyayı talan etmesinden başka bir şey değildir. Liberal–kapitalist anlayışların yanlış kabulleri, ülkeleri ihtiraslarının kurbanı etmekte, başkasının elindekine yöneltmektedir.
Ayakta kalmak veya büyümek için sömürmenin ve başkasının elindekine göz dikmenin tek yol olduğunu ifade eden kapitalist düşünce, ister istemez dünyadaki kavganın da temellerini atmaktadır.
Oysa Sosyal Devlet/Milli Devlet yepyeni bir açılım getirmektedir. Ülkelerin büyümelerinin yolunun başkalarının elindekini almak veya göz dikmekten değil, bilakis başkalarına ikram etmekten ve vermekten geçtiğini ortaya koymaktadır.
Bunun teorik izahlarını Milli Ekonomi Modeli ile yapan Milli Devlet, varlığının devamını içeride kendi vatandaşlarına, dışarıda ise insanlığa ikram etmeye bağlamaktadır.
Atatürk'ün "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" özdeyişiyle dikkat çektiği bu onurlu karakter, Milli Devlet'in dış politikasının temelleri arasında yer almaktadır.

KARŞLIKLI ÇIKAR
Kapitalist düşünce bir tarafın kazandığı, diğerinin ise kaybettiği bir modeldir. Milli Devlet ise, tarafların tamamının her sahada kazanacağı bir anlayışı benimsemektedir.
Günümüzde gelişmiş kabul edilen ülkeler ile diğer ülkeler arasındaki ilişki, tek taraflı bir kazanımı ortaya koymaktadır. Bu anlayış ise, dünyada hem milletlerarası husumeti tetiklemekte, hem de insan haklarına aykırı bir tabloyu ortaya çıkarmaktadır.
Milli Devlet dış politikada uluslararası karşılıklı kazanım zeminde kurulacak olan diyalogların ancak dünyada huzuru sağlayacağına inanmaktadır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

















































































































