logo
06 AĞUSTOS 2026

Milli devlet ve kadın

Toplum hayatını düzenleyen kuralların içinde kadın ile ilgili olanlar, belirli dönemler hariç, her devirde münakaşa konusudur

06.08.2026 00:29:00
Haber Merkezi
 
Milli devlet ve kadın
Milli devlet ve kadın
İnsanoğlunu dünyaya getirme gibi mucizevi bir olayın kahramanı olan kadın, sadece insan neslinin devamındaki bu hayati vazifesi nedeniyle bile sonsuz hürmete ve hizmete layık iken; tarih boyunca birçok toplumlarda hep ezilmeye mahkum edilmiştir.

Toplum hayatını düzenleyen kuralların içinde kadın ile ilgili olanlar, belirli dönemler hariç, her devirde münakaşa konusudur.

Bu tartışmalar özellikle Batı kaynaklı olup, kadının ruhu olup olmadığı noktasına kadar gitmektedir. Böylece kadın, ilk çağdan beri, hakkında en çok konuşulan ve fakat hakkı da en fazla yenen insan olmuştur.







"Tahrif edilmiş İseviliğe göre; Hz. Adem'in cennetten çıkarılışına sebep olarak eşi Hz. Havva gösterilmiş ve bütün kadınların bu günahın yükünü taşıdıklarına, bunun mirasçısı olduklarına inanılmıştı.

Eski İran'da yaygın olan Mazdek felsefesine göre kadın, havanın, suyun ve ateşin ortak kullanılması gibi ortak kullanılabilirdi. Budizm'in kurucusu olan Buda ise, yaşadığı sürece kadınları dinine kabul etmemişti.

İnsanların bazılarının doğuştan ezilmeye mahkum olduğunu kabul eden anlayışlar, kadına da layık olduğu yeri vermemişlerdir.

İlk ve Ortaçağ Avrupa'sında, kadınların ruhu olup olmadığı konusunda tartışmalar dahi yapılmıştı." 







Bu anlayış ve algılayışlar neticesinde Avrupa'da kadın, ilk çağlardan beri horlanmıştır.

Kadını köle kabul eden anlayış, tarihte ilk olarak antik Grek kentlerinde ortaya çıktı. Hatta Grek kentlerinde fahişelik bir sanayi haline gelmiş, eşcinsellik yayılmıştı. 

Hakim anlayışa göre evlilikte saygı ve sevgi değil, erkeğin isteklerinin yerine gelmesi esastı. Mutlak erkek egemenliği bağlamında Batı'nın fikir mimarlarından Aristo, "Erkek yaradılıştan üstündür. Kadın ondan aşağıdır. Erkek haklı olarak buyurur. Kadın ise boyun eğer. Bu kaçınılmaz bir yasadır" demektedir.

Atina demokrasileri ise kadını kölelerle bir tutar. Bir baba kızını istediği adama satardı. Kadın erkeğin kendisi için verdiği kurallara uymak zorunda idi. Erkek karısını değiştirmek veya başkasına vermek hakkına sahipti.







Roma dönemine gelindiğinde ise kadınların durumunda bir farklılık göremiyoruz. Roma İmparatorluğu köleciliğe ve şiddete dayanıyordu. Roma hukukunda kadın, kölelerin bile altında idi. Çocukları üzerinde velayet hakkı yoktu. Evlat edinemezdi. Çocuklarının geleceğine karar veremezdi. Soy zincirinde yer almazdı.

Baba dilerse çocuğu satar, annesine bir şey sormazdı. Satılan çocuk, bir şekilde bağımsız kalırsa, yine babanın malı olurdu. Eğer baba, çocuğu üç kez satar ve çocuk yine özgür kalırsa, ancak o zaman hür kalabilir, dilerse annesinin yanına gidebilirdi.  

Aynı dönemlerde Türk geleneğinin kadına müstesna bir yer verdiğini görüyoruz. Eski Türklerde kadın, gelin gittiği evin hak sahibi bir üyesi olurdu. Kocası ölürse, çocuklarının ve mallarının velayeti ona kalırdı.







İtalyan seyyah Marco Polo, Türk kadınlarının dünyanın en temiz ve en ahlaklı kadınları olduğunu söyler.

Eski Türklerde toplumu ilgilendiren siyasi konularda hakan kadar hatunun da yetki ve sorumluluğu vardı. Herhangi bir buyruğun uygulanması için hakanın yansıra hatunun da imzası olmalıydı. 

Eski Türklerde kadına tanınan bu üstünlükler, Selçuklu ve Osmanlı zamanında da değişik şekillerde devam etmiştir.

Osmanlı İmparatorluğunda Valide sultanlık müessesesi, padişahtan sonra devlet protokolünde ikinci büyük makamdır. Hatta Sultan 4. Mehmet'in annesinin kendi adına yazılmış ve devlet kararname ve yazışmalarında kullandığı bir mührü bile mevcuttu.

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk 1923 yılında "şuna inanmak lazım ki dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadın eseridir." diyerek kadının toplum içerisindeki önemini ve kıymetini ortaya koymuştur.







Atatürk, 3 Nisan 1930 yılında belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını, 5 Aralık 1934 yılında ise milletvekilliği seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını Türk kadınlarına verirken, çalışma ortamı ile ilgili kadınları koruyan bir çok düzenlemeyi devreye koyarken halen birçok Batı ülkesinde kadının siyasi hakkı bulunmuyordu." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.

Ağustos ayı zaferlerle dolu

Ağustos ayı, Türk tarihinde yüzyıllardır "Zaferler Ayı" olarak anılır; ancak bu ayın en kritik ve kader tayin edici dönüm noktaları Kurtuluş Savaşı sırasında yaşanmıştır

31.07.2026 15:59:00
Hasan Gündoğdu
 
Ağustos ayı zaferlerle dolu
Ağustos ayı zaferlerle dolu
Millî Mücadele'nin hem savunma stratejisinden taarruza geçiş hazırlıkları hem de düşman ordusunun tamamen imha edildiği nihai askeri başarılar tam da bu ayın günlerine sığdırılmıştır.






Türk Tarihinde Ağustos'un Stratejik ve Psikolojik Önemi

Ağustos ayını Kurtuluş Savaşı açısından eşsiz kılan temel unsur, milletin var olma mücadelesinin en kritik dönemeçlerinin bu 31 gün içinde gerçekleşmiş olmasıdır. 1921 ve 1922 yıllarının Ağustos ayları, Türk ordusunun kaderini "savunma" çizgisinden "zafere" taşıyan iki büyük askeri ve toplumsal hamleye ev sahipliği yapmıştır.

Ayrıca Malazgirt (26 Ağustos 1071) ve Otlukbeli (11 Ağustos 1473) gibi tarihi zaferlerin de bu aya denk gelmesi, Mustafa Kemal Paşa ve kurmay heyeti için taarruz tarihinin seçiminde sembolik bir motivasyon kaynağı olmuştur.






Kurtuluş Savaşı'nın Ağustos Kronolojisi

Tekâlif-i Milliye Emirleri'nin Yayımlanması - 7-8 Ağustos 1921:
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonrası ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Mustafa Kemal Paşa tarafından yayımlanan topyekûn seferberlik emirleridir. Ülkenin tüm kaynakları ordunun emrine sunulmuş, millet-ordu bütünleşmesi sağlanmıştır.

Sakarya Meydan Muharebesi'nin Başlaması - 23 Ağustos 1921:
Yunan ordusunun Ankara'ya dönük son büyük taarruzuna karşı başlayan ve 22 gün 22 gece süren tarihi savunma savaşıdır. Mustafa Kemal Paşa'nın "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o hat bütün vatandır" stratejisi ilk kez burada uygulanmıştır.

Büyük Taarruz'un Başlaması - 26 Ağustos 1922:
Sabaha karşı saat 05.30'da Kocatepe'den başlayan topçu ateşiyle nihai harekât başlatılmıştır. Türk ordusu gizlilik içinde tahkim ettiği cepheyi yararak Yunan savunma hattını çökertmiştir.

Başkomutanlık Meydan Muharebesi (Dumlupınar) - 30 Ağustos 1922:
Dumlupınar'da bizzat Mustafa Kemal Paşa'nın sevk ve idare ettiği muharebede düşman ordusunun ana unsurları kuşatılarak imha edilmiştir. Bu zafer, Milli Mücadele'nin askeri safhasının kesin sonucunu belirlemiştir.






Ağustos Ayında Elde Edilen Başarıların Katkıları

• Savunmadan Taarruza Geçiş: Sakarya Meydan Muharebesi ile 1683 Viyana Kuşatması'ndan beri süregelen Türk gerilemesi son bulmuş, askeri inisiyatif tamamen Türk ordusuna geçmiştir.

• Toplumun Topyekûn Seferber Edilmesi: 1921 Ağustos'undaki Tekâlif-i Milliye Kararları, bir milletin var varını yoğunu ordusuna adamasının dünyadaki en somut örneklerinden biri olmuş; lojistik zafiyet aşılmıştır.

• Diplomatik ve Siyasi Üstünlük: 30 Ağustos Zaferi, Mudanya Mütarekesi ve ardından Lozan Barış Antlaşması'na giden yolu açmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin uluslararası alandaki meşruiyetini tartışmasız biçimde pekiştirmiştir.

Ağustos ayı, yalnızca takvimdeki bir zaman dilimi değil; bir milletin yok oluşun eşiğinden dönerek bağımsızlığını ve egemenliğini yeniden tesis ettiği tarihi bir semboldür.

Mersin'deki orman yangını: Yangın söndürüldü

Mersin'in Aydıncık ilçesinde dün sabah saatlerinde çıkan orman yangını havadan ve karadan ekiplerin 10 saatlik mücadelesiyle söndürülürken, bugün de bölgede soğutma çalışmasına devam ediliyor. Orman işçilerinin soğutma çalışmasına havadan helikopterler de destek veriyor

31.07.2026 12:03:00
İHA
 
Mersin'deki orman yangını: Yangın söndürüldü
Mersin'deki orman yangını: Yangın söndürüldü
Alınan bilgiye göre, dün saat 09.20 sıralarında Aydıncık ilçesi Eskiyürük Mahallesi Karatepe mevkiindeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Orman Genel Müdürlüğü'ne ait İnsansız Hava Aracı (İHA) yangını tespit etti. Bunun üzerine Mersin Orman Bölge Müdürlüğü koordinesinde çok sayıda ekip bölgeye sevk edildi.






2 yangın söndürme uçağı, 3 helikopter, 35 arazöz ve 15 su ikmal aracının da bulunduğu birçok kurumdan toplam 140 araç ile 401 personelin müdahale ettiği yangın 10'uncu saatte kontrol altına alındı. Gece boyunca zaman zaman rüzgarla alevlenen bölgeler ise soğutma çalışması yapan ekipler tarafından zamanında müdahale ile büyümeden söndürüldü.








Sabaha kadar süren çalışmalar gün ağarmasıyla yoğunluk kazandı. Helikopterler havadan, arazözlerle birlikte orman işçileri ise karadan soğutma çalışmasına ara vermeden devam ediyor. Mersin Valiliği, dün yangın nedeniyle bölgede bulunan 145 kişinin yaşadığı 80 haneyi tedbir amaçlı tahliye etmişti.













Tokat'ın doğal güzelliği 5 yıldır ziyaretlere kapalı

Tokat'ın Pazar ilçesinde 110 kuş türüne ev sahipliği yapan göç yolu üzerindeki Kaz Gölü, çevre düzenleme çalışmaları nedeniyle 5 yılı aşkın süredir ziyaretçilere kapalı. Sazlık alanları, su ekosistemi ve doğal yaşam zenginliğiyle dikkat çeken göl, tamamlanacak çalışmaların ardından yeniden doğa turizmine kazandırılmayı bekliyor

30.07.2026 12:17:00
İHA
 
Tokat'ın doğal güzelliği 5 yıldır ziyaretlere kapalı
Tokat'ın doğal güzelliği 5 yıldır ziyaretlere kapalı
Tokat'ın doğal yaşam alanlarından Kaz Gölü, 16 Haziran 2021'de başlatılan çevre düzenleme çalışmaları nedeniyle ziyarete kapatıldı. Bakanlar Kurulu kararıyla 2006 yılında 'Yaban hayatı geliştirme sahası' ilan edilen gölde yürüyüş ve bisiklet yolları, seyir kuleleri, kır lokantası, gün batımı terası, mescit ve sosyal donatı alanlarının yapılması amacıyla başlatılan projenin ilk etapta 2021 yılı sonunda tamamlanması planlanıyordu. Ancak pandemi süreci ve 6 Şubat depremleri sonrasında çalışmalar çeşitli nedenlerle uzadı.






"Yakın zamanda açacağız" denilmişti

Dönemin Tokat Valisi Numan Hatipoğlu, 15 Mart 2024 tarihinde İhlas Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada Kaz Gölü'ndeki çalışmaların son aşamaya geldiğini belirterek, "İnşaat sürecimiz biraz uzadı ama yakın bir zaman içerisinde faaliyete açacağız. Sadece yürüyüş alanının yolunun betonlanması kaldı. Doğayla barışık güzel bir çalışma yapıyoruz" ifadelerini kullanmıştı.








Vali değişti proje tamamlanamadı

Aradan geçen 2 yılı aşkın sürede Tokat'ta valilik görevinde değişiklik yaşanırken, Kaz Gölü ise halen ziyaretçilere açılamadı. Bölgede seyir kuleleri, yürüyüş yolları ve sosyal tesislerin büyük bölümünün tamamlandığı görülse de tesis resmi olarak hizmete alınmadı.








110 kuş türünün yaşam alanı

Yaklaşık 117 hektarlık alana sahip Kaz Gölü, göçmen kuşların önemli konaklama noktalarından biri olmasının yanı sıra 110 farklı kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Sazlık alanları, su ekosistemi ve doğal yaşam zenginliğiyle dikkat çeken göl, tamamlanacak çalışmaların ardından yeniden doğa turizmine kazandırılmayı bekliyor.




















MSB Sözcüsü Aktürk: "Kıbrıs'ta kalıcı, adil ve sürdürülebilir çözüm ancak iki devletli çözüm modeliyle mümkündür"

Millî Savunma Bakanlığı Sözcüsü ve Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türkiye'nin Kıbrıs Türkü'nün güvenliği ile meşru hak ve menfaatlerini desteklemeyi sürdüreceğini belirterek, Ada'da kalıcı, adil ve sürdürülebilir çözümün egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletli çözüm modeliyle mümkün olduğunu vurguladı

30.07.2026 12:06:00
İHA
 
MSB Sözcüsü Aktürk: "Kıbrıs'ta kalıcı, adil ve sürdürülebilir çözüm ancak iki devletli çözüm modeliyle mümkündür"
MSB Sözcüsü Aktürk: "Kıbrıs'ta kalıcı, adil ve sürdürülebilir çözüm ancak iki devletli çözüm modeliyle mümkündür"
Millî Savunma Bakanlığı (MSB) Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Makine ve Kimya Endüstrisi'nin (MKE) Ankara'daki Gazi Fişek Fabrikası'nda gerçekleştirildi. MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin faaliyetlerine ilişkin son gelişmeleri kamuoyuyla paylaştı.

"MKE savunma sanayimizin tam bağımsızlık hedefine önemli katkılar sunuyor"

Toplantının MKE Gazi Fişek Fabrikası'nda düzenlenmesinin önemine değinen Tuğamiral Aktürk, MKE'nin savunma sanayisindeki kritik rolüne dikkat çekti.

Aktürk, "Güçlü üretim ve teknoloji altyapısı, yüksek mühendislik kabiliyeti ile mühimmat ve bunlara ait silah sistemlerini tek çatı altında geliştirme ve üretme yetkinliğine sahip olan MKE, dünyanın sayılı savunma sanayi kuruluşları arasında yer almakta, 'Türkiye Yüzyılı' vizyonu doğrultusunda savunma sanayimizde tam bağımsızlık hedeflerine önemli katkılar sunmaktadır" dedi.






MKE'nin 2023-2027 yıllarını kapsayan 1,5 milyar dolarlık yatırım programıyla mevcut üretim hatlarını modernize edeceğini belirten Aktürk, Kırıkkale, Samsun ve Kırşehir'de kurulacak üç yeni fabrikayla kritik silah, mühimmat ve kimyasal üretim kapasitesinin önemli ölçüde artırılacağını ifade etti.

"Son bir haftada 4 PKK'lı terörist teslim oldu"

Terörle mücadele operasyonlarına ilişkin bilgi veren Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, ülkemizin ve milletimizin güvenliği ile devletimizin bekası için terör başta olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı sürdürdüğü mücadele kapsamında son bir hafta içerisinde 4 PKK'lı terörist daha teslim olmuş, harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir" ifadelerini kullandı.

Hudutlarda 468 kişi yakalandı

Hudut güvenliği faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulunan Aktürk, son bir haftada sınırlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 468 kişinin yakalandığını belirtti.

Aktürk, "4'ü terör örgütü mensubu olmak üzere sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 468 şahıs yakalanmış, 1.102 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece 1 Ocak'tan bugüne kadar sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 6 bin 953, engellenen kişi sayısı da 43 bin 878 olmuştur" dedi.

MSB'den KKTC mesajı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı ve Silahlı Kuvvetler Günü'nü kutlayan Aktürk, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki tutumunu yineledi.

Aktürk, "Garanti ve İttifak Antlaşmaları'ndan kaynaklanan hak ve sorumluluklarımız çerçevesinde Kıbrıs Türkü'nün güvenliği, huzuru ve refahı ile meşru hak ve menfaatlerini desteklemeyi kararlılıkla sürdüreceğimizi, Ada'da kalıcı, adil ve sürdürülebilir bir çözümün ancak egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletli çözüm modeliyle mümkün olduğunu bir kez daha vurguluyoruz" diye konuştu.









NATO görevi Portekiz'den devralınacak

Türkiye'nin NATO Geliştirilmiş Hava Polisliği görevini 31 Temmuz'da Portekiz'den devralacağını açıklayan Aktürk, "1 Ağustos-30 Kasım 2026 tarihleri arasında Estonya'daki Amari Hava Üssü'nde konuşlandırılacak 5 adet F-16 uçağımız ile görevli personelimizin Estonya'ya intikali tamamlanmıştır. Görev süresince unsurlarımız Baltık hava sahasının emniyetine katkı sağlayacak, 7 gün 24 saat esasına göre alarm reaksiyon görevi icra edecektir" dedi.

"İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerine son vermesi gerekmektedir"

Orta Doğu'daki gelişmelere de değinen Aktürk, İsrail'in saldırılarının bölgedeki istikrarsızlığı artırdığını belirtti.

Aktürk, "Bölgede istikrarsızlığın sorumlusu İsrail, ateşkes hükümlerini ihlal etmeyi sürdürerek Lübnan ve Filistin'e saldırılarına devam etmektedir. İsrail'in uluslararası hukuku ve ateşkes hükümlerini ihlal eden eylemlerine son vermesi, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi ve bölgesel barış ile istikrarı zedeleyen tutumundan vazgeçmesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı.

Bakan Güler'in diplomasi trafiği

Aktürk, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler'in 25 Temmuz'da Suudi Arabistan Savunma Bakanı, 27 Temmuz'da Nijer Savunma Bakanı ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini, aynı gün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldiğini söyledi.

Bakan Güler'in 28 Temmuz'da Birleşik Krallık'ın Ankara Büyükelçisi'ni kabul ettiğini ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen 2'nci İletişim Şûrası'na katıldığını belirten Aktürk, bugün ise Moldova Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı ile görüşeceğini ve TBMM'deki İnebolu'ya İstiklal Madalyası Takdim Töreni'ne iştirak edeceğini kaydetti.

YAŞ gelecek hafta toplanacak

2026 yılı Yüksek Askerî Şûra toplantısının gelecek hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılacağını açıklayan Aktürk, "Sayın Cumhurbaşkanımızın onayını müteakip açıklanacak Yüksek Askerî Şûra kararlarının şimdiden devletimize, milletimize ve Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı olmasını diliyoruz" dedi.

Millî Savunma Bakanlığı, Türkiye ile Irak arasında son yıllarda geliştirilen savunma ve güvenlik alanındaki iş birliğinin terörle mücadelede elde edilen başarının önemli unsurlarından biri olduğunu belirterek, iki ülke arasındaki ortak mekanizmaların etkin şekilde işletilmeye devam edildiğini açıkladı.

MSB'nin açıklamasında, Irak Başbakanı'nın Türkiye ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen görüşmeler ile imzalanan anlaşmaların, Türkiye-Irak ilişkilerinin yanı sıra bölgesel istikrar ve güvenlik açısından da önem taşıdığı belirtildi.

Açıklamada, "Türkiye ile Irak arasında son yıllarda geliştirilen iş birliği, terörle mücadelede elde edilen başarının önemli unsurlarından biri olmuştur. Irak ile güvenlik alanındaki iş birliği kesintisiz şekilde devam etmektedir. Ortak mekanizmalar işletilmekte, sınır güvenliği ve terörle mücadeleye yönelik koordinasyon kararlılıkla sürdürülmektedir" denildi.

Savunma sanayii alanındaki iş birliği vurgusu

Açıklamada, daha önce iki ülke arasında gerçekleştirilen toplantılarda sınır güvenliği, terörle mücadele ve savunma sanayii alanlarında eş güdüm ve iş birliğinin artırılması konusunda mutabakata varıldığı hatırlatıldı.

Son dönemde gerçekleştirilen temaslarda ekonomi ve enerji alanındaki iş birliğinin ön plana çıktığı belirtilen açıklamada, güvenlik alanında daha önce oluşturulan mekanizmaların ise etkin şekilde işlemeye devam ettiği ifade edildi.

Irak Türkmenleri vurgusu

MSB açıklamasında, Türkiye ile Irak arasındaki iş birliğinin güçlenmesinin bölgesel istikrarın yanı sıra Irak Türkmenlerinin güvenliği ve refahı açısından da büyük önem taşıdığı vurgulandı.

Antalya'daki yangında seralar zarar gördü

Antalya'nın Serik ilçesinde gece ormanlık alanda çıkan ve rüzgarın etkisiyle tarım arazileri ile seralara sıçrayan yangın, ekiplerin yaklaşık 4 saat süren müdahalesiyle söndürüldü. Yangında çok sayıda sera zarar görürken, bir ev ise son anda alevlerden kurtarıldı

30.07.2026 11:54:00
İHA
 
Antalya'daki yangında seralar zarar gördü
Antalya'daki yangında seralar zarar gördü
Edinilen bilgiye göre, saat 00.15 sıralarında Serik ilçesi Deniztepesi Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüyen alevler, Bilginler, Yeşilyurt ve Üründü mahallelerindeki tarım arazileri ile seralara sıçradı. İhbar üzerine bölgeye Serik Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı arazözler ile Antalya Büyükşehir Belediyesi Serik İtfaiye Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.






Mahalle sakinleri traktörler ve ilaçlama motorlarıyla yangına ilk müdahaleyi yaparken, ekiplerin yaklaşık 4 saat süren çalışmasıyla yangın kontrol altına alınarak söndürüldü. Yangında çok sayıda seranın örtüleri ile açık alandaki zeytin ağaçları zarar görürken, alevlerin yaklaştığı bir ev ekiplerin ve vatandaşların müdahalesi sayesinde yanmaktan kurtarıldı.








Deniztepesi Mahallesi Muhtarı İbrahim Ersöz, her yıl aynı bölgede benzer yangınların yaşandığını belirterek, "Gece saat 00.15 sıralarında gelen ihbar üzerine itfaiye ve Orman Müdürlüğü ekiplerine haber verdim. Bu sırada mahalle sakinlerimiz traktör ve ilaçlama motorlarıyla yangına müdahale etti. Her sene aynı bölgede yangın çıkıyor. Burada bir sıkıntı olduğunu düşünüyoruz. Devletimizden bu bölgeye fotokapan sistemi kurulmasını istiyoruz. Yangın saat 04.00 sıralarında söndürüldü. Yaklaşık 60 dönüm sera alanındaki örtüler zarar gördü. Zararın devletimiz tarafından karşılanacağına inanıyoruz" dedi.








Yangında seraları zarar gören çiftçi Mazhar Karaşahin ise, "Yangın gece saat 00.15 sıralarında tarım arazilerinin yakınında başladı. Köylüler olarak ilaçlama motorlarıyla seralarımızı korumaya çalıştık. Rüzgarın etkisiyle yangın diğer mahallelere doğru yayıldı. En büyük zarar seralarda oluştu. Geçen yıl da aynı bölgede benzer bir yangın çıkmıştı. Yanan alanda elektrik hattı yok, yol kenarında da değil. Bu nedenle olayın şüpheli olduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.








Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.













Seydikemer'deki orman yangınında acı tablo ortaya çıktı

Muğla'nın Seydikemer ilçesinde başlayan orman yangınında 24 saati aşkın süre geride kalırken, gece boyunca yürütülen yoğun müdahale sayesinde yangın büyük ölçüde kontrol altına alındı

30.07.2026 11:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Seydikemer'deki orman yangınında acı tablo ortaya çıktı
Seydikemer'deki orman yangınında acı tablo ortaya çıktı
Muğla'nın Seydikemer ilçesinde sabah saatlerinde başlayan orman yangınında 24 saati aşkın süre geride kalırken, gece boyunca yürütülen yoğun müdahale sayesinde yangın büyük ölçüde kontrol altına alındı. Günün ilk ışıklarıyla birlikte hava araçlarının da yeniden devreye girmesiyle yangını tamamen kontrol altına alma çalışmaları aralıksız sürerken, günün aydınlanmasıyla birlikte ise alevlerin geride bıraktığı acı tablo ortaya çıktı.






Seydikemer ilçesi Bayır Mahallesi'nde 29 Temmuz Çarşamba günü saat 07.45 sıralarında çıkan ve şiddetli rüzgarın etkisiyle kısa sürede ormanlık alana yayılan yangına, 24 saati aşkın süredir havadan ve karadan yoğun şekilde müdahale ediliyor. 






Gece boyunca sürdürülen çalışmalar sonucunda yangının ilerleyişi büyük ölçüde durdurulurken, ekipler gece boyunca tam kontrolü sağlamak için çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Sabah saatlerinde hava araçlarının yeniden görev almasıyla birlikte söndürme çalışmaları hız kazandı. Yangının tamamen kontrol altına alınması için ekiplerin havadan ve karadan yoğun mücadelesi devam ediyor.






Yangından etkilenen bölgelerde bazı evlerin kullanılamaz hale geldiği, traktörlerin ise tamamen yanarak hurdaya döndüğü görüldü. Alevlerin etkili olduğu alanlarda çok sayıda ağacın kül olduğu, geniş bir ormanlık alanın siyaha büründüğü dikkat çekti.






Ekipler bölgede çalışmalarını aralıksız sürdürürken, yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme de devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.