logo
06 AĞUSTOS 2026

Milli devlet ve kadın

Toplum hayatını düzenleyen kuralların içinde kadın ile ilgili olanlar, belirli dönemler hariç, her devirde münakaşa konusudur

06.08.2026 00:29:00
Haber Merkezi
 
Milli devlet ve kadın
Milli devlet ve kadın
İnsanoğlunu dünyaya getirme gibi mucizevi bir olayın kahramanı olan kadın, sadece insan neslinin devamındaki bu hayati vazifesi nedeniyle bile sonsuz hürmete ve hizmete layık iken; tarih boyunca birçok toplumlarda hep ezilmeye mahkum edilmiştir.

Toplum hayatını düzenleyen kuralların içinde kadın ile ilgili olanlar, belirli dönemler hariç, her devirde münakaşa konusudur.

Bu tartışmalar özellikle Batı kaynaklı olup, kadının ruhu olup olmadığı noktasına kadar gitmektedir. Böylece kadın, ilk çağdan beri, hakkında en çok konuşulan ve fakat hakkı da en fazla yenen insan olmuştur.







"Tahrif edilmiş İseviliğe göre; Hz. Adem'in cennetten çıkarılışına sebep olarak eşi Hz. Havva gösterilmiş ve bütün kadınların bu günahın yükünü taşıdıklarına, bunun mirasçısı olduklarına inanılmıştı.

Eski İran'da yaygın olan Mazdek felsefesine göre kadın, havanın, suyun ve ateşin ortak kullanılması gibi ortak kullanılabilirdi. Budizm'in kurucusu olan Buda ise, yaşadığı sürece kadınları dinine kabul etmemişti.

İnsanların bazılarının doğuştan ezilmeye mahkum olduğunu kabul eden anlayışlar, kadına da layık olduğu yeri vermemişlerdir.

İlk ve Ortaçağ Avrupa'sında, kadınların ruhu olup olmadığı konusunda tartışmalar dahi yapılmıştı." 







Bu anlayış ve algılayışlar neticesinde Avrupa'da kadın, ilk çağlardan beri horlanmıştır.

Kadını köle kabul eden anlayış, tarihte ilk olarak antik Grek kentlerinde ortaya çıktı. Hatta Grek kentlerinde fahişelik bir sanayi haline gelmiş, eşcinsellik yayılmıştı. 

Hakim anlayışa göre evlilikte saygı ve sevgi değil, erkeğin isteklerinin yerine gelmesi esastı. Mutlak erkek egemenliği bağlamında Batı'nın fikir mimarlarından Aristo, "Erkek yaradılıştan üstündür. Kadın ondan aşağıdır. Erkek haklı olarak buyurur. Kadın ise boyun eğer. Bu kaçınılmaz bir yasadır" demektedir.

Atina demokrasileri ise kadını kölelerle bir tutar. Bir baba kızını istediği adama satardı. Kadın erkeğin kendisi için verdiği kurallara uymak zorunda idi. Erkek karısını değiştirmek veya başkasına vermek hakkına sahipti.







Roma dönemine gelindiğinde ise kadınların durumunda bir farklılık göremiyoruz. Roma İmparatorluğu köleciliğe ve şiddete dayanıyordu. Roma hukukunda kadın, kölelerin bile altında idi. Çocukları üzerinde velayet hakkı yoktu. Evlat edinemezdi. Çocuklarının geleceğine karar veremezdi. Soy zincirinde yer almazdı.

Baba dilerse çocuğu satar, annesine bir şey sormazdı. Satılan çocuk, bir şekilde bağımsız kalırsa, yine babanın malı olurdu. Eğer baba, çocuğu üç kez satar ve çocuk yine özgür kalırsa, ancak o zaman hür kalabilir, dilerse annesinin yanına gidebilirdi.  

Aynı dönemlerde Türk geleneğinin kadına müstesna bir yer verdiğini görüyoruz. Eski Türklerde kadın, gelin gittiği evin hak sahibi bir üyesi olurdu. Kocası ölürse, çocuklarının ve mallarının velayeti ona kalırdı.







İtalyan seyyah Marco Polo, Türk kadınlarının dünyanın en temiz ve en ahlaklı kadınları olduğunu söyler.

Eski Türklerde toplumu ilgilendiren siyasi konularda hakan kadar hatunun da yetki ve sorumluluğu vardı. Herhangi bir buyruğun uygulanması için hakanın yansıra hatunun da imzası olmalıydı. 

Eski Türklerde kadına tanınan bu üstünlükler, Selçuklu ve Osmanlı zamanında da değişik şekillerde devam etmiştir.

Osmanlı İmparatorluğunda Valide sultanlık müessesesi, padişahtan sonra devlet protokolünde ikinci büyük makamdır. Hatta Sultan 4. Mehmet'in annesinin kendi adına yazılmış ve devlet kararname ve yazışmalarında kullandığı bir mührü bile mevcuttu.

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk 1923 yılında "şuna inanmak lazım ki dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadın eseridir." diyerek kadının toplum içerisindeki önemini ve kıymetini ortaya koymuştur.







Atatürk, 3 Nisan 1930 yılında belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını, 5 Aralık 1934 yılında ise milletvekilliği seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını Türk kadınlarına verirken, çalışma ortamı ile ilgili kadınları koruyan bir çok düzenlemeyi devreye koyarken halen birçok Batı ülkesinde kadının siyasi hakkı bulunmuyordu." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

Ağustos ayı zaferlerle dolu

Ağustos ayı, Türk tarihinde yüzyıllardır "Zaferler Ayı" olarak anılır; ancak bu ayın en kritik ve kader tayin edici dönüm noktaları Kurtuluş Savaşı sırasında yaşanmıştır

31.07.2026 15:59:00
Hasan Gündoğdu
 
Ağustos ayı zaferlerle dolu
Ağustos ayı zaferlerle dolu
Millî Mücadele'nin hem savunma stratejisinden taarruza geçiş hazırlıkları hem de düşman ordusunun tamamen imha edildiği nihai askeri başarılar tam da bu ayın günlerine sığdırılmıştır.






Türk Tarihinde Ağustos'un Stratejik ve Psikolojik Önemi

Ağustos ayını Kurtuluş Savaşı açısından eşsiz kılan temel unsur, milletin var olma mücadelesinin en kritik dönemeçlerinin bu 31 gün içinde gerçekleşmiş olmasıdır. 1921 ve 1922 yıllarının Ağustos ayları, Türk ordusunun kaderini "savunma" çizgisinden "zafere" taşıyan iki büyük askeri ve toplumsal hamleye ev sahipliği yapmıştır.

Ayrıca Malazgirt (26 Ağustos 1071) ve Otlukbeli (11 Ağustos 1473) gibi tarihi zaferlerin de bu aya denk gelmesi, Mustafa Kemal Paşa ve kurmay heyeti için taarruz tarihinin seçiminde sembolik bir motivasyon kaynağı olmuştur.






Kurtuluş Savaşı'nın Ağustos Kronolojisi

Tekâlif-i Milliye Emirleri'nin Yayımlanması - 7-8 Ağustos 1921:
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonrası ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Mustafa Kemal Paşa tarafından yayımlanan topyekûn seferberlik emirleridir. Ülkenin tüm kaynakları ordunun emrine sunulmuş, millet-ordu bütünleşmesi sağlanmıştır.

Sakarya Meydan Muharebesi'nin Başlaması - 23 Ağustos 1921:
Yunan ordusunun Ankara'ya dönük son büyük taarruzuna karşı başlayan ve 22 gün 22 gece süren tarihi savunma savaşıdır. Mustafa Kemal Paşa'nın "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o hat bütün vatandır" stratejisi ilk kez burada uygulanmıştır.

Büyük Taarruz'un Başlaması - 26 Ağustos 1922:
Sabaha karşı saat 05.30'da Kocatepe'den başlayan topçu ateşiyle nihai harekât başlatılmıştır. Türk ordusu gizlilik içinde tahkim ettiği cepheyi yararak Yunan savunma hattını çökertmiştir.

Başkomutanlık Meydan Muharebesi (Dumlupınar) - 30 Ağustos 1922:
Dumlupınar'da bizzat Mustafa Kemal Paşa'nın sevk ve idare ettiği muharebede düşman ordusunun ana unsurları kuşatılarak imha edilmiştir. Bu zafer, Milli Mücadele'nin askeri safhasının kesin sonucunu belirlemiştir.






Ağustos Ayında Elde Edilen Başarıların Katkıları

• Savunmadan Taarruza Geçiş: Sakarya Meydan Muharebesi ile 1683 Viyana Kuşatması'ndan beri süregelen Türk gerilemesi son bulmuş, askeri inisiyatif tamamen Türk ordusuna geçmiştir.

• Toplumun Topyekûn Seferber Edilmesi: 1921 Ağustos'undaki Tekâlif-i Milliye Kararları, bir milletin var varını yoğunu ordusuna adamasının dünyadaki en somut örneklerinden biri olmuş; lojistik zafiyet aşılmıştır.

• Diplomatik ve Siyasi Üstünlük: 30 Ağustos Zaferi, Mudanya Mütarekesi ve ardından Lozan Barış Antlaşması'na giden yolu açmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin uluslararası alandaki meşruiyetini tartışmasız biçimde pekiştirmiştir.

Ağustos ayı, yalnızca takvimdeki bir zaman dilimi değil; bir milletin yok oluşun eşiğinden dönerek bağımsızlığını ve egemenliğini yeniden tesis ettiği tarihi bir semboldür.

Mersin'deki orman yangını: Yangın söndürüldü

Mersin'in Aydıncık ilçesinde dün sabah saatlerinde çıkan orman yangını havadan ve karadan ekiplerin 10 saatlik mücadelesiyle söndürülürken, bugün de bölgede soğutma çalışmasına devam ediliyor. Orman işçilerinin soğutma çalışmasına havadan helikopterler de destek veriyor

31.07.2026 12:03:00
İHA
 
Mersin'deki orman yangını: Yangın söndürüldü
Mersin'deki orman yangını: Yangın söndürüldü
Alınan bilgiye göre, dün saat 09.20 sıralarında Aydıncık ilçesi Eskiyürük Mahallesi Karatepe mevkiindeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Orman Genel Müdürlüğü'ne ait İnsansız Hava Aracı (İHA) yangını tespit etti. Bunun üzerine Mersin Orman Bölge Müdürlüğü koordinesinde çok sayıda ekip bölgeye sevk edildi.






2 yangın söndürme uçağı, 3 helikopter, 35 arazöz ve 15 su ikmal aracının da bulunduğu birçok kurumdan toplam 140 araç ile 401 personelin müdahale ettiği yangın 10'uncu saatte kontrol altına alındı. Gece boyunca zaman zaman rüzgarla alevlenen bölgeler ise soğutma çalışması yapan ekipler tarafından zamanında müdahale ile büyümeden söndürüldü.








Sabaha kadar süren çalışmalar gün ağarmasıyla yoğunluk kazandı. Helikopterler havadan, arazözlerle birlikte orman işçileri ise karadan soğutma çalışmasına ara vermeden devam ediyor. Mersin Valiliği, dün yangın nedeniyle bölgede bulunan 145 kişinin yaşadığı 80 haneyi tedbir amaçlı tahliye etmişti.













Tokat'ın doğal güzelliği 5 yıldır ziyaretlere kapalı

Tokat'ın Pazar ilçesinde 110 kuş türüne ev sahipliği yapan göç yolu üzerindeki Kaz Gölü, çevre düzenleme çalışmaları nedeniyle 5 yılı aşkın süredir ziyaretçilere kapalı. Sazlık alanları, su ekosistemi ve doğal yaşam zenginliğiyle dikkat çeken göl, tamamlanacak çalışmaların ardından yeniden doğa turizmine kazandırılmayı bekliyor

30.07.2026 12:17:00
İHA
 
Tokat'ın doğal güzelliği 5 yıldır ziyaretlere kapalı
Tokat'ın doğal güzelliği 5 yıldır ziyaretlere kapalı
Tokat'ın doğal yaşam alanlarından Kaz Gölü, 16 Haziran 2021'de başlatılan çevre düzenleme çalışmaları nedeniyle ziyarete kapatıldı. Bakanlar Kurulu kararıyla 2006 yılında 'Yaban hayatı geliştirme sahası' ilan edilen gölde yürüyüş ve bisiklet yolları, seyir kuleleri, kır lokantası, gün batımı terası, mescit ve sosyal donatı alanlarının yapılması amacıyla başlatılan projenin ilk etapta 2021 yılı sonunda tamamlanması planlanıyordu. Ancak pandemi süreci ve 6 Şubat depremleri sonrasında çalışmalar çeşitli nedenlerle uzadı.






"Yakın zamanda açacağız" denilmişti

Dönemin Tokat Valisi Numan Hatipoğlu, 15 Mart 2024 tarihinde İhlas Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada Kaz Gölü'ndeki çalışmaların son aşamaya geldiğini belirterek, "İnşaat sürecimiz biraz uzadı ama yakın bir zaman içerisinde faaliyete açacağız. Sadece yürüyüş alanının yolunun betonlanması kaldı. Doğayla barışık güzel bir çalışma yapıyoruz" ifadelerini kullanmıştı.








Vali değişti proje tamamlanamadı

Aradan geçen 2 yılı aşkın sürede Tokat'ta valilik görevinde değişiklik yaşanırken, Kaz Gölü ise halen ziyaretçilere açılamadı. Bölgede seyir kuleleri, yürüyüş yolları ve sosyal tesislerin büyük bölümünün tamamlandığı görülse de tesis resmi olarak hizmete alınmadı.








110 kuş türünün yaşam alanı

Yaklaşık 117 hektarlık alana sahip Kaz Gölü, göçmen kuşların önemli konaklama noktalarından biri olmasının yanı sıra 110 farklı kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Sazlık alanları, su ekosistemi ve doğal yaşam zenginliğiyle dikkat çeken göl, tamamlanacak çalışmaların ardından yeniden doğa turizmine kazandırılmayı bekliyor.




















Altınoluk'taki yangın kontrol altında: Gömeç'te müdahale sürüyor

Balıkesir Valiliği, Edremit, Gömeç ve Ayvalık ilçelerinde devam eden orman yangınlarına ilişkin son durumu paylaştı. Açıklamada, Edremit'in Altınoluk Mahallesi yakınlarındaki yangının kontrol altına alındığı, Gömeç ilçesindeki yangına ise müdahalenin sürdüğü bildirildi

30.07.2026 12:11:00
İHA
 
Altınoluk'taki yangın kontrol altında: Gömeç'te müdahale sürüyor
Altınoluk'taki yangın kontrol altında: Gömeç'te müdahale sürüyor
Valilikten yapılan yazı açıklamaya göre, Ayvalık ilçesinde üç mahalleyi etkileyen yangına 5 uçak, 6 helikopter, 57 arazöz, 42 itfaiye aracı, 58 su tankeri, 16 ilk müdahale aracı, 181 hizmet aracı, 14 dozer, 17 kepçe ve greyder, 3 TOMA, 10 otobüs, 13 ambulans, 850 personel ve 55 orman gönüllüsü ile müdahale ediliyor.






Yangın nedeniyle Ayvalık ilçesinin Hacıveliler ve Tıfıllar mahallelerinden tahliye edilen vatandaşlar için kamu kurumlarında barınma imkânı sağlandı. Açıklamada, 53 vatandaşın geceyi Ayvalık KYK Yurdu'nda geçirdiği, ayrıca 560 küçükbaş ve büyükbaş hayvanın güvenli bölgelere tahliye edildiği kaydedildi.








Valilik, AFAD, Kızılay ve UMKE ekiplerinin de bölgede vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü bildirirken, yangınlara yönelik müdahalenin aralıksız devam ettiğini duyurdu.













logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.