logo
29 EKİM 2026

Mimarisiyle geçmişe açılan kapı: Kara Kadı Camii

Kilis, tarihi sokakları, köklü kültürel dokusu ve her biri birer sanat eseri niteliğindeki taş mimari yapılarıyla Güneydoğu Anadolu’nun en müstesna şehirlerinden biridir

29.10.2026 12:03:00
Hasan Gündoğdu
 
Mimarisiyle geçmişe açılan kapı: Kara Kadı Camii
Mimarisiyle geçmişe açılan kapı: Kara Kadı Camii
Bu kadim dokunun en önemli unsurlarından biri de, kentin dini ve sivil mimari karakterini yansıtan Kara Kadı Camii (halk arasındaki ve kaynaklardaki yaygın adıyla Kadı Camii veya Kadıoğlu Camii)'dir.

Yüzyıllara meydan okuyan bu tarihi ibadethane, hem kurucusunun hikâyesiyle hem de mimari evrim geçiren yapısıyla Kilis'in hafızasında özel bir yere sahiptir.






Tarihçesi ve Kurucusu

Kara Kadı Camii, Osmanlı döneminin erken evrelerinde, 16. yüzyılın başlarında inşa edilmiştir. Tarihi kayıtlarda ve Hurufat Defterlerindeki bilgilere göre cami, halk arasında "Karakadı" lakabıyla tanınan Ali bin Ahmet Alâeddin er-Rumi tarafından yaptırılmıştır. Yapı, adını bu banisinden (kurucusundan) almaktadır.

İnşa edildiği dönemde Kilis'in merkezî yerleşim bölgesinde yer alan yapı, yüzyıllar boyunca şehrin sosyal hayatının ve mahalle kültürünün merkez üssü olmuştur.

Uzun tarihi boyunca hem depremlerden hem de bölgenin geçirdiği fiziki değişimlerden nasibini alan cami; 19. ve 20. yüzyıllarda pek çok kez onarımdan geçmiştir.

Özellikle Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan ve Kilis'in geleneksel sokak dokusunu bugüne taşıyan yapı, son olarak 2009 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kapsamlı bir restorasyona tabi tutularak özgün kimliğine kavuşturulmuştur.






Mimari Özellikleri ve Plan Yapısı

Kara Kadı Camii, klasik Osmanlı mimarisi ile Güneydoğu Anadolu'nun yöresel kesme taş işçiliğinin muazzam bir sentezini sunar.

Plan Tipolojisi ve Genişleme Evresi: Yapı, ilk inşa edildiği dönemde kare planlı mütevazi bir mabet olarak tasarlanmıştır. Ancak artan cemaat ihtiyacı ve zaman içinde yapılan onarımlar sonucunda doğu-batı yönünde genişletilmiş, günümüzdeki enine dikdörtgen planlı formunu almıştır. Düz bir tavan örtüsüne sahip olan yapının kıble duvarında, bu genişleme neticesinde ortaya çıkan iki adet mihrap bulunmaktadır.

Son Cemaat Yeri ve Avlu: Caminin kuzey cephesinde yer alan son cemaat yeri, çapraz tonozlarla örtülmüştür. Burası, ortada iki serbest sütun, yanlarda ise gömme ayaklara oturan üç kemerli bir açıklıkla avluya açılır. Son cemaat yerinin köşelerinde, yöre mimarisinde ve Osmanlı-Selçuklu geleneklerinde sıradan insan sevgisini ve yardımlaşmayı simgeleyen "Sadaka Taşı" nişleri yer almaktadır. Caminin avlusu ise siyah ve beyaz taşların ustalıkla harmanlandığı geometrik zemin döşemeleriyle dikkat çeker. Avlunun merkezinde ise dönemin su ihtiyacını karşılayan taş bilezikli tarihi bir kuyu bulunmaktadır.

Minare: Caminin ana kütlesinden bağımsız veya uyumlu bir şekilde yükselen minaresi, Kilis taş işçiliğinin zarif örneklerindendir. Düzgün kesme taşlardan inşa edilen silindirik gövdeli minarenin şerefe altı, ince bir işçilik ürünü olan mukarnaslarla bezelidir. Şerefe, dört küçük sütun üzerine oturmaktadır.

Çörtenler (Yağmur Tahliye Sistemleri): Yapının dış cephelerinde, Kilis'in geleneksel mimari detaylarından biri olan ve bir kısmı ince kabartma süslemelere sahip, bir kısmı ise yalın bırakılmış 18 adet taş çörten (yağmur suyu tahliye oluğu) bulunmaktadır. Bu detay, yapının hem işlevsel hem de estetik yönünü gözler önüne serer.






Çevresel Dokusu ve Kültürel Miras Değeri

Kara Kadı Camii yalnızca ibadethane olarak değil, etrafındaki tarihi yapılarla bir bütün oluşturur. Caminin yakın çevresinde geçmişte medrese odalarının bulunduğu, ayrıca yapının sağ tarafındaki hücrenin altında Selçuklu mimari tekniğiyle yapılmış kubbeli bir türbenin (İsmail Hakkı Konyalı'ya göre Şeyh Osman Çelebi'ye ait olduğu belirtilen cenazelik kısmının) kalıntıları yer almaktadır.






Kilis'in kültürel mirasının tescilli ve korunması gereken en değerli yapı taşlarından biri olan Kara Kadı Camii; hem kentin kadı geleneğini hem de 16. yüzyıldan bu yana yaşayan İslam sanat estetiğini bugüne taşıyan yaşayan bir Anıt Eser'dir.

Şehri ziyaret eden tarih ve kültür meraklılarının rotasında mutlaka yer alması gereken durakların başında gelmektedir.

Doğanın büyük tehdidi heyelan: Oluşum nedenleri ve çözüm önerileri

Heyelan, yeryüzünün dik yamaçlarında bulunan kaya, toprak veya kayaç kalıntılarının yer çekiminin etkisiyle kütle halinde aşağı ve dışa doğru kayması olaydır

29.10.2026 13:58:00
Hasan Gündoğdu
 
Doğanın büyük tehdidi heyelan: Oluşum nedenleri ve çözüm önerileri
Doğanın büyük tehdidi heyelan: Oluşum nedenleri ve çözüm önerileri
Doğal afetlerin en yıkıcı ve aniden gelişen türlerinden biri olan bu süreç, yer kabuğunun dinamik yapısının bir sonucudur. Yerküre milyonlarca yıldır şekillenirken dağlar yükselir, vadiler derinleşir; heyelan ise bu jeomorfolojik evrimin en baskın ve keskin mekanizmalarından biridir.






Heyelanın Oluşumunu Tetikleyen Temel Faktörler

Heyelan olayları hiçbir zaman tek bir nedene bağlı olarak gerçekleşmez; genellikle hazırlayıcı zemin koşulları ile tetikleyici dış etkenlerin birleştiği noktada patlak verir.

Jeolojik ve Litolojik Yapı: Kil, marn ve şist gibi suya doyduğunda kayganlaşan tabakaların yamaç eğimine paralel olarak uzanması, malzemenin tutunma direncini zayıflatır.

Eğim Derecesi: Yamaç ne kadar dikse, kütle üzerindeki yer çekimi bileşeni o kadar yüksek olur ve kayma eşiği o kadar kolay aşılır.






Su (Hidrolojik Faktörler): Şiddetli yağmurlar, ani kar erimesi veya yeraltı su seviyesindeki dalgalanmalar toprağın gözenek basıncını artırır. Su, hem malzemenin ağırlığını artırarak aşağı çeken kuvveti büyütür hem de iç sürtünmeyi azaltarak bir "kayganlaştırıcı" işlevi görür.

İnsan Faaliyetleri (Antropojenik Etkenler): Karayolu yapımı veya tarla açmak amacıyla yamaç eteklerinin bilinçsizce kazılması (yarılması), yamaç üst kotlarına aşırı yük bindiren yapılar inşa edilmesi, bitki örtüsünün tahrip edilmesi ve yanlış sulama yöntemleri heyelanı tetikleyen en büyük beşeri hatalardır.

Tektonik Hareketler ve Depremler: Şiddetli yer sarsıntıları, yamaç dengesini koruyan iç gerilmeleri aniden bozarak büyük kütlelerin saniyeler içinde aşağıya akmasına yol açabilir.






Türkiye'de En Çok Heyelan Yaşanan Yerler

Türkiye, genç oluşumlu bir ülke olması, dağlık ve engebeli topoğrafyası, kırıklı (faylı) yapısı ve iklim çeşitliliği nedeniyle heyelan afetine en çok maruz kalan coğrafyalardan biridir.

Ülke genelinde heyelanın coğrafi dağılımı incelendiğinde belirgin bölgesel yoğunlaşmalar görülmektedir:

Doğu ve Batı Karadeniz Bölümleri: Türkiye'de heyelanın başkenti şüphesiz Karadeniz kıyı kuşağı ve dağlarının kuzey yamaçlarıdır. Rize, Trabzon, Artvin, Giresun, Kastamonu, Sinop, Zonguldak ve Bartın illerinde heyelanlar yılın her döneminde görülebilir. Bunun temel sebepleri; yıl boyunca düşen yüksek miktardaki ve düzenli yağışlar, derin vadilerle parçalanmış dik yamaçlar, arazideki kil oranı yüksek zemin yapısı ve killi tabakaların eğime paralel uzanmasıdır.

Marmara Bölgesi'nin Güney ve Doğu Kesimleri: Özellikle Sakarya (Adapazarı çevresi), Kocaeli, Bursa (Uludağ yamaçları) ve Yalova gibi hem aktif fay hatlarına yakın hem de topoğrafik olarak engebeli ve yoğun yağış alan yerlerde büyük heyelan kütlelerine rastlanır.

Akdeniz Bölgesi (Toroslar Kuşağı): Antalya'nın dağlık ilçeleri, Mersin'in iç kesimleri ve Kahramanmaraş'ın engebeli alanları, kalker ve marn karışımı yamaç yapısının yağışlarla birlikte yumuşaması nedeniyle heyecan riski taşır.

Doğu Anadolu'nun Dağlık Kesimleri (Erzurum, Kars, Van çevreleri): İlkbahar aylarında karların ani bir şekilde erimesi ve toprak altındaki donmuş tabakanın (permafrost etkisinin veya çözülmenin) çözülmesiyle birlikte bu bölgede de geniş alanlı toprak kaymaları meydana gelir.






Heyelana Karşı Alınması Gereken Mühendislik ve İdari Önlemler

Heyelanları tamamen engellemek doğanın dinamikleri karşısında her zaman mümkün olmasa da can ve mal kayıplarını minimuma indirmek, doğru planlama ve mühendislik önlemleriyle mümkündür.

Yer Seçimi ve İmar Planlaması

Eski heyelan sahaları (paleo-heyelanlar) kesinlikle imara ve yerleşime açılmamalıdır.

Yamaç etekleri veya vadi tabanları yerine, zemin etütleri yapılmış güvenli ve sert zeminler yerleşim için tercih edilmelidir.

Mühendislik ve Tahkimat Yapıları (Sanat Yapıları)

İstinat Duvarları ve Gabion Kafesler: Yamaç eteklerine yapılan güçlü betonarme istinat duvarları veya taş dolu tel kafesler, kayabilecek kütleyi mekanik olarak tutar.

Ankraj ve Zemin Çivileme: Kayalık ve dik yamaçlarda çelik halatlar ve derin zemin çivileri kullanılarak tabakaların ana kayaya sabitlenmesi sağlanır.

Püskürtme Beton: Hava ve suyla temas ederek ufalanan, çözünen kaya yüzeylerinin havayla temasını kesmek ve erozyonu önlemek için özel beton tabakalarıyla kaplanması etkilidir.






Yüzey ve Yeraltı Su Kontrolü (Drenaj)

Heyelanı tetikleyen en büyük unsur su olduğu için suyun yamaçtan uzaklaştırılması hayati önem taşır. Yamaç boyunca açılacak ring kanalları ve yüzey hendekleri, yağmur sularının riskli bölgeye sızmasını engeller.

Yeraltı su seviyesini düşürmek amacıyla derin drenaj tünelleri ve yatay sondaj boruları (drenaj boruları) döşenerek su kontrollü bir şekilde tahliye edilir.

Biyolojik Önlemler ve Ağaçlandırma

Kök sistemleri derinlere inen ve toprağı saçak gibi saran ağaç türleri (örneğin derin köklü meşe, çam türleri ve yerel bitki örtüsü) yamaç stabilitesini artırır.

Yol yapım çalışmaları sonrasında açıkta kalan şev yüzeylerinin hızla hidro-tohumlama yöntemiyle yeşillendirilmesi erozyonu ve yüzey kaymalarını engeller.

Beşeri Faaliyetlerin Düzenlenmesi ve Erken Uyarı

Karayolu veya baraj gibi büyük altyapı projelerinde yamaç kesme (şev kazısı) işlemleri sırasında jeoloji mühendislerinin raporlarına birebir uyulmalı, yamaç dengesini bozacak aşırı kazılardan kaçınılmalıdır.

Riskli bölgelerde yerleştirilecek eğim ölçerler (inklinometreler), yer altı su seviyesi sensörleri ve radar sistemleriyle anlık hareketler izlenmeli, tehlike anında erken uyarı sistemleri devreye sokulmalıdır.

İzmir açıklarında 111 düzensiz göçmen yakalandı

İzmir'in Menderes, Foça ve Aliağa ilçeleri açıklarında Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri tarafından düzenlenen operasyonlarda lastik botlar içerisindeki 111 düzensiz göçmen yakalandı

29.10.2026 12:48:00
İHA
 
İzmir açıklarında 111 düzensiz göçmen yakalandı
İzmir açıklarında 111 düzensiz göçmen yakalandı
Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, 27 Ekim 2026 tarihinde İzmir kıyılarında gerçekleştirdiği denetimler sırasında düzensiz göçmen hareketliliğini tespit etti. Ekiplerin çalışması sonucu farklı saatlerde tespit edilen lastik botlar durdurularak operasyonlar gerçekleştirildi.






Menderes ilçesinde saat 04.30 sıralarında görevli Sahil Güvenlik Mobil Kıyı Gözetleme Aracı tarafından lastik bottaki düzensiz göçmenler belirlendi. Bölgeye gelen Sahil Güvenlik Botu tarafından durdurulan bot içerisindeki 18 düzensiz göçmen yakalandı.








Foça ilçesinde saat 08.20 sıralarında Mobil Kıyı Gözetleme Aracı tarafından tespit edilen bir diğer lastik bot ise Sahil Güvenlik Gemisi ve Sahil Güvenlik Botu tarafından durduruldu. Bu operasyonda da 36 düzensiz göçmen yakalandı. Aynı ilçede saat 08.35 sıralarında Sahil Güvenlik Mobil Radarı tarafından tespit edilen hareketli lastik bot da Sahil Güvenlik Gemisi ve Sahil Güvenlik Botu tarafından durduruldu ve bottaki 21 düzensiz göçmen yakalanarak muhafaza altına alındı.








Aliağa ilçesinde ise saat 03.20 sıralarında Mobil Kıyı Gözetleme Aracı tarafından lastik bot içerisindeki bir grup düzensiz göçmen tespit edildi. Görevlendirilen Sahil Güvenlik Botu tarafından durdurulan lastik bottaki 36 düzensiz göçmen yakalandı.

Operasyonlar sonucunda toplam 111 düzensiz göçmen yakalanarak işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.

Şile'de evleri su bastı: 3 kardeş evde mahsur kaldı

İstanbul'da etkili olan sağanağın ardından Şile'de birçok ev sular altında kaldı. Yaşlı 3 kardeş, su basan evlerinde mahsur kaldı

27.10.2026 13:58:00
İHA
 
Şile'de evleri su bastı: 3 kardeş evde mahsur kaldı
Şile'de evleri su bastı: 3 kardeş evde mahsur kaldı
Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve İstanbul Valiliği'nin yaptığı uyarıların ardından İstanbul'da sağanak yağış etkili oldu. En çok yağış alan ilçelerden biri olan Şile'de evleri ve sokakları su bastı.






Ahmetli köyünde bulunan ve 3 yaşlı kardeşin yaşadığı tek katlı bir ev sular içinde kaldı. Evi ve bahçesi su basan evde kardeşler mahsur kalarak kurtarılmayı bekledi. Yaşlı kardeşlerden birinin yatalak olduğu öğrenildi.








İçerde mahsur kalan Emine Beykoz, "Hava yağdı, Allah'ın yağmuru yapacak bir şey yok. 3 kişi evde duruyoruz, yoldan geçenlerden belediyeyi aramasını istedim" dedi.








Yaşlı kardeşlerin akrabası Arzu Aydın ise, "Ablamız çok mağdur, kendi evime bakmaya buraya geldim. Burayı görünce yenge nasılsın evde su var mı dedim. Kimse bir şey yapmadı dedi. İçerde hasta yatalak var" şeklinde konuştu.

"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Genel Sekreteri Talat Yavuz, "Öğretmenin otoritesi zayıflarken güvenli okulu güçlendiremeyiz. Araştırmamızın en çarpıcı sonuçlarından biri öğretmenin konumuna ilişkindir. Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor" dedi

27.10.2026 13:55:00
İHA
 
"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"
"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"
Eğitim-Bir-Sen, yaklaşık 8 bin öğretmen, öğrenci ve velinin katılımıyla gerçekleştirdiği 'Güvenli Okul ve Akran Zorbalığı: Türkiye'de Mevcut Durum, Risk Faktörleri ve Politika Önerileri' başlıklı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Toplam 7 bin 793 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada okul güvenliği, öğretmen otoritesi, disiplin sistemi, akran ve siber zorbalık, bildirim mekanizmaları ile aile-okul iş birliği kapsamlı biçimde ele alındı. Araştırma kapsamında Türkiye genelinden 3 bin 198 öğretmen, 2 bin 315 öğrenci ve 2 bin 280 veli yer aldı. Çalışmayla okullardaki mevcut durumun ortaya konulması, zorbalık risklerinin değerlendirilmesi ve güvenli okul politikalarına yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlandı. Araştırmanın sonuçları, Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz'un katılımıyla düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Toplantıda araştırmadan elde edilen bulguların yanı sıra güvenli okul ortamlarının oluşturulmasına ve akran zorbalığıyla mücadeleye yönelik politika önerileri de paylaşıldı.






12 maddelik politika önerisi kamuoyuna sunuldu

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, okullarda güvenliğin sağlanması ve akran zorbalığının önlenmesi amacıyla ulusal önleme çerçevesi oluşturulması, öğretmen otoritesinin güçlendirilmesi ve disiplin sisteminin yeniden değerlendirilmesi başta olmak üzere 12 maddelik politika önerisi açıkladı. Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından 7 bin 793 kişinin katılımıyla hazırlanan araştırmaya göre, okul güvenliği algısı öğrencilerde 3,24, velilerde 3,38, öğretmenlerde ise 3,48 olarak ölçüldü. Öğretmenlerin yüzde 90,7'si mesleğe başladıkları döneme kıyasla öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünürken, öğrencilerin yüzde 63,4'ü başka bir öğrenciye yönelik zorbalığa tanık olduğunu belirtti. Araştırmada hakaret, alay ve sosyal dışlanmanın yanı sıra siber zorbalığın da önemli bir sorun olduğuna dikkat çekildi. Velilerin yüzde 88'inin çocuklarının siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediği ortaya konuldu.








"Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimin meselelerine yalnızca ortaya çıkan bir olayın ardından tepki veren bir anlayışla yaklaşmıyoruz"

Eğitim-Bir-Sen olarak akran zorbalığı konularına detaylı bir şekilde yaklaştıklarını belirten Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, "Biz Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimin meselelerine yalnızca ortaya çıkan bir olayın ardından tepki veren bir anlayışla yaklaşmıyoruz. Meseleyi anlamaya, sahayı dinlemeye, veri üretmeye ve çözüm önermeye çalışıyoruz. Çünkü bizim için eğitim politikası yalnızca müfredat, sınav veya akademik başarı meselesi değildir. Çocuğun kendisini güvende hissetmediği, öğretmenin müdahale etmekte zorlandığı, ailenin ne yapacağını bilemediği bir ortamda nitelikli eğitimden söz edemeyiz. Bugün yayımladığımız araştırma da tam olarak bu anlayışın ürünüdür. Üç ayrı pencereden aynı okula baktık. Çalışmamızı önemli kılan hususlardan biri kapsamıdır. Araştırmamıza toplam 7 bin 793 kişi katıldı. Bunların 3 bin 198'i öğretmen, 2 bin 315'i öğrenci, 2 bin 280'i velidir. Öğretmenlerimizden 81 ilin tamamından, velilerimizden 75 ilden, öğrencilerimizden ise 61 ilden veri topladık. Dolayısıyla bugün önümüzde yalnızca öğrencinin anlattığı, yalnızca öğretmenin gözlemlediği veya yalnızca velinin dışarıdan değerlendirdiği bir tablo bulunmuyor. Aynı okul gerçekliğine öğretmenin, öğrencinin ve velinin gözünden birlikte baktık. Araştırmamızda okul güvenliğinden öğretmen otoritesine, disiplin sisteminden öğrencilerin yaşadığı zorbalık biçimlerine; siber zorbalıktan ailelerin tutumlarına ve okulun müdahale kapasitesine kadar geniş bir alanı inceledik" diye konuştu.

"Bu araştırmanın sonucu olarak 'Türkiye'de okullar güvensizdir' diyemeyiz"

Okul güvenliği ve akran zorbalığının ivedilikle ele alınması gerektiğini ifade eden Yavuz, "Bu araştırmanın sonucu olarak 'Türkiye'de okullar güvensizdir' diyemeyiz ama aynı şekilde, 'Çocuklar arasında bunlar olur, büyüyünce geçer' diyerek meseleyi küçümsemek de araştırmanın ortaya koyduğu gerekçelerle bağdaşmamaktadır. Önümüzde çözülmesi gereken bir mesele vardır ve bu mesele yalnızca çocukların kendi aralarında çözebilecekleri bir mesele değildir. Çocuklarımızın gördüğü okul ile yetişkinlerin gördüğü okul aynı değil. Araştırmadaki ilk dikkat çekici bulgulardan biri okul güvenliği algısında ortaya çıkıyor. Beş üzerinden değerlendirildiğinde okul güvenliği algısı öğretmenlerde 3,48, velilerde 3,38, öğrencilerde ise 3,24'tür. Yani okulun içinde yaşayan çocuklarımız, okul güvenliğini yetişkinlere kıyasla daha düşük değerlendiriyor. Bu fark bize önemli bir şey söylüyor. Bir okulun güvenli olup olmadığını yalnızca yetişkinlerin gözünden değerlendiremeyiz. Çocuğa da sormak zorundayız. Çocuk teneffüste ne yaşıyor' Sınıfta kendisini ne kadar güvende hissediyor' Dışlandığında kime başvuruyor' Alay edildiğinde bunu anlatabiliyor mu' Anlattığında bir şeylerin değişeceğine inanıyor mu' Güvenli okul politikası, tam da bu sorulara cevap verebilmelidir" şeklinde konuştu.








"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"

Öğretmenin otoritesinin okullarda giderek zayıfladığını dile getiren Yavuz, "Öğretmenin otoritesi zayıflarken güvenli okulu güçlendiremeyiz. Araştırmamızın en çarpıcı sonuçlarından biri öğretmenin konumuna ilişkindir. Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor. Fakat burada dikkate değer başka bir sonuç daha var. Öğrencilerin yüzde 71,8'i, velilerin ise yüzde 86'sı, öğretmenin sınıfta disiplinli bir tutum sergilemesini gerekli görüyor. Demek ki mesele öğrencinin veya velinin öğretmeni reddetmesi değildir. Mesele, öğretmenin meşru mesleki otoritesinin sistem tarafından ne kadar desteklendiği ile ilgilidir. Bizim öğretmen otoritesinden kastımız baskı ve keyfilik değildir. Çocuğu korkutmak hiç değildir. Biz; adalete, tutarlılığa, mesleki yeterliğe ve kurumsal desteğe dayanan bir öğretmen otoritesinden söz ediyoruz. Çünkü öğretmenin sınır koyamadığı, müdahale ettiğinde kendisini yalnız hissettiği bir okulda öğrenciyi korumak da zorlaşır. Disiplin sistemine ilişkin sonuçlar da bu bilgiyi teyit ediyor. Öğretmenlerin mevcut disiplin düzenlemelerine ilişkin genel değerlendirmesi 5 üzerinden yalnızca 2,53; sistemin caydırıcılığına ilişkin değerlendirme ise 1,98 düzeyinde. Bu tablo bize açıkça şunu söylüyor. Öğretmene 'zorbalığa müdahale et' demek yetmez. Öğretmenin arkasında işleyen bir sistem olmak zorundadır. Zorbalık yalnızca vurmak değildir. Araştırmadan çıkan bir diğer önemli sonuç da zorbalığın biçimine ilişkindir. Çocuklarımızın en fazla karşılaştığı davranışların başında fiziksel saldırıdan önce hakaret, alay, dedikodu ve sosyal dışlanma geliyor. Öğrencilerin yüzde 18,1'i ayda bir-iki kez, yüzde 10,5'i haftada bir-iki kez, yüzde 10,2'si ise hemen hemen her gün hakaret veya alaya maruz kaldığını ifade ediyor. Bu veriyi özellikle önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.








"Bir çocuğun canının yanması için mutlaka bedeninin yaralanması gerekmez"

Akran zorbalığının, çocuğun okula ve öğretmenine olan güvenini azalttığını söyleyen Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir çocuğun canının yanması için mutlaka bedeninin yaralanması gerekmez. Zorbalık, çocuğun okula olan güvenini de aşındırıyor. Araştırmanın belki de üzerinde en çok düşünülmesi gereken sonuçlarından biri de şudur. Zorbalığın sıklığı arttıkça öğrencinin yalnızca kendisini kötü hissetmesi söz konusu olmuyor, okula ve yetişkinlerin kendisini koruyabileceğine duyduğu güven de azalıyor. Araştırmada öğrencilerin yüzde 35,4'ü yaşadığı zorbalık deneyimlerinden en az orta düzeyde etkilendiğini ifade ederken, toplam öğrenci grubunun yüzde 18,3'ü etkilenme düzeyini 'çok' veya 'çok ciddi' olarak değerlendiriyor. Bu nedenle zorbalığı 'çocukların kendi arasındaki mesele' olarak görmemek zorundayız. Çünkü çocuk bir süre sonra yalnızca arkadaşına değil, okula da güvenini kaybedebiliyor. Çocuklarımız görüyor, onları çözümün parçası yapmalıyız. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 63,4'ü başka bir öğrenciye zorbalık yapıldığına tanık olduğunu söylüyor. Bu rakam bize bir risk kadar önemli bir imkanı gösteriyor. Çocuklarımız yalnızca zorbalığa maruz kalan veya zorbalık yapan kişiler değildir. Onlar aynı zamanda okul ikliminin aktörleridir. Bu yüzden akran destek sistemlerini güçlendirmeli, çocuklarımıza güvenli biçimde nasıl yardım isteyeceklerini ve arkadaşlarını nasıl destekleyebileceklerini öğretmeliyiz. Çocuğa 'Git arkadaşını korumak için kavga et' demiyoruz. Tam tersine; 'Doğru yetişkine haber ver, mağdur olan arkadaşını yalnız bırakma, zorbalığı alkışlama, normalleştirme' diyoruz. Zorbalık okul kapısında sona ermiyor. Bugün çocukların sosyal hayatı zil çaldığında sona ermiyor. Araştırmamıza göre öğrencilerin yüzde 69,9'unun akıllı telefonu, yüzde 58,8'inin kendisine ait sosyal medya hesabı var. Öğrencilerin yüzde 7,2'si son altı ay içerisinde çevrim içi ortamda hedef alındığını söylüyor. Günlük ekran süresi dört saatin üzerine çıktığında bu oran yüzde 14,9'a kadar yükseliyor. Daha dikkat çekici başka bir sonuç ise velilerle ilgili. Velilerin yüzde 88'i, çocuğunun siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediğini ifade ediyor. Bu bize şunu söylüyor. Artık okul güvenliğini okulun duvarlarıyla sınırlandıramayız. Sınıfta başlayan bir ilişki akşam telefon ekranında devam ediyor."

"Eğitim-Bir-Sen olarak 12 temel politika alanı öneriyoruz"

Akran zorbalığına karşı kapsamlı öneriler sunan Yavuz, sözlerine şöyle devam etti:
"Eğitim-Bir-Sen olarak 12 temel politika alanı öneriyoruz. Birincisi, Türkiye genelinde ortak standartları olan bir Ulusal Güvenli Okul ve Akran Zorbalığını Önleme Çerçevesi oluşturulmalıdır. İkincisi, öğretmenin meşru mesleki otoritesi yeniden güçlendirilmelidir. Üçüncüsü, disiplin sistemi yeniden değerlendirilmelidir. Dördüncüsü, her okulda güvenilir, görünür ve izlenebilir bir bildirim sistemi kurulmalıdır. Beşincisi, sözel, ilişkisel ve siber zorbalık daha görünür hale getirilmelidir. Altıncısı, kırılgan öğrenciler için erken fark etme ve güçlendirilmiş koruma mekanizmaları kurulmalıdır. Yedincisi, akranların koruyucu gücünden daha fazla yararlanılmalıdır. Sekizinci olarak, aile-okul iş birliği güçlendirilmelidir. Dokuzuncu olarak, dijital güvenlik okul güvenliğinin ayrılmaz bir parçası haline getirilmelidir. Onuncu olarak, Türkiye'de okul sosyal hizmeti sistemi kurulmalıdır. On birinci olarak, rehberlik ve psikososyal destek sistemi daha güçlü hale getirilmelidir. On ikinci ve son olarak, düzenli bir ulusal izleme ve veri sistemi kurulmalıdır."

Etkinliğe Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Yavuz'un yanı sıra Prof. Dr. Emrah Akbaş ve Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi ekibi katılım sağladı.

Bahçelievler'de iki binanın zemininde çökme: 20 daire tahliye edildi

İstanbul Bahçelievler'de temel kazısı yapılan inşaatın istinat duvarının yıkılması sonucu bitişikteki 6 ve 7 katlı iki binanın zemininde yaklaşık 10 santimetrelik çökme meydana geldi. Binalardaki 20 daire tedbir amaçlı tahliye edildi

27.10.2026 05:30:00 / Güncelleme: 27.10.2026 06:12:43
İHA
 
Bahçelievler'de iki binanın zemininde çökme: 20 daire tahliye edildi
Bahçelievler'de iki binanın zemininde çökme: 20 daire tahliye edildi
Olay, Siyavuşpaşa Mahallesi Çavuşpaşa Caddesi'nde saat 03.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, caddede temel kazısı yapılan inşaatın istinat duvarı henüz belirlenemeyen bir nedenle yıkıldı. Yıkılmanın ardından inşaatın bitişiğinde bulunan 6 ve 7 katlı iki binanın zemininde yaklaşık 10 santimetrelik çökme meydana geldi.








Binalardan gelen çatırdama sesleri ve hissedilen sallantı üzerine bina sakinleri ile mahalle sakinleri dışarı çıktı. Durumun 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye, zabıta, polis ve tedbir amaçlı sağlık ekipleri sevk edildi.









20 daire tahliye edildi

Polis ve zabıta ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, iki binada bulunan toplam 20 daire tedbir amaçlı tahliye edildi. Bina sakinlerinin kontrollü şekilde bazı eşyalarını almalarına izin verildi. Mahalle sakini bir genç kalkarken yere düştüğünü belirterek, "Ben gece 2 gibi yatmıştım. Bağırışmalara uyandım. Olay gece 3 gibi oldu. Kalkarken yere düştüm. Ben o kadar da çok hissetmedim ama ekipler binayı sarmıştı. İki binayı da tahliye ettiler" dedi.
 
 







"Bütün bina tahliye edildi"

Binanın tahliye ettiğini belirten Ozan Ünsal ise, "Arka taraftaki binanın istinat duvarının kaymasından ötürü binada çatlaklar oluştu. Bütün bina tahliye edildi. Kapılar eğildi. Arka bahçe duvarı yıkıldığından bina tahliye edildi" şeklinde konuştu.
 
 







Ekiplerin, çökme meydana gelen binalardaki incelemeleri sürüyor.













Susurluk'ta işçi servisi ile otomobil kafa kafaya çarpıştı: 10 yaralı

Balıkesir'in Susurluk ilçesinde işçi servisi ile ticari aracın kafa kafaya çarpıştığı trafik kazasında 10 kişi yaralandı. Araçta sıkışan sürücü, itfaiye ekiplerinin çalışmasıyla yaralı olarak kurtarıldı

26.10.2026 11:37:00
İHA
 
Susurluk'ta işçi servisi ile otomobil kafa kafaya çarpıştı: 10 yaralı
Susurluk'ta işçi servisi ile otomobil kafa kafaya çarpıştı: 10 yaralı
Kaza, Susurluk ilçesine bağlı Kepekler Mahallesi mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Bursa'nın Karacabey ilçesinden Susurluk istikametine seyir halinde olan A.Y. yönetimindeki 16 BOP 191 plakalı ticari araç ile Susurluk'tan Karacabey yönüne ilerleyen A.A. idaresindeki 16 BLU 665 plakalı işçi servisi kafa kafaya çarpıştı.






İtfaiye ekipleri yaralıları kurtardı

Çarpışmanın ardından olay yerine jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Susurluk Grup Amirliği'ne bağlı 5 personel ve 1 araçla müdahale edildi. İşçi servisinde bulunan 8 yaralı ile ticari araçta sıkışan sürücü A.Y., ekiplerin çalışması sonucu kurtarıldı. Kazada yaralanan toplam 10 kişi, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.








Kaza nedeniyle yolda trafik bir süre kontrollü olarak tek şeritten sağlandı. Trafik akışını olumsuz etkileyen başka bir durumun bulunmadığı bildirildi. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.






Kontrollü yıkım sırasında kepçe molozların altında kaldı

Ankara'nın Pursaklar ilçesinde kontrollü yıkım sırasında bir kepçenin kolu molozların altında kaldı

24.10.2026 16:31:00
İHA
 
Kontrollü yıkım sırasında kepçe molozların altında kaldı
Kontrollü yıkım sırasında kepçe molozların altında kaldı
Olay, Ankara'nın Pursaklar ilçesindeki Saray semtinde meydana geldi.






İddialara göre, kontrollü yıkım kararı verilen bir binanın yıkımına gelen kepçenin kolu yıkım sırasında molozların altında kaldı. 






Kepçe operatörünün sağlık durumunun iyi olduğu belirlendi. 






Sıkışan kepçe, iş makinelerinin yardımıyla sıkıştığı yerden çıkartıldı.













Kırmızı ışık ihlali yapan kamyonet ortalığı savaş alanına çevirdi

Antalya'nın Manavgat ilçesinde kırmızı ışık ihlali yapan kamyonetin çarptığı otomobil hurdaya dönerken 2 kişi yaralandı

24.10.2026 10:41:00
İHA
 
Kırmızı ışık ihlali yapan kamyonet ortalığı savaş alanına çevirdi
Kırmızı ışık ihlali yapan kamyonet ortalığı savaş alanına çevirdi
Kazanın ardından yol araç trafiğine kapanırken, araçların kaldırılması ve yolun temizlenmesinin ardından yeniden açıldı.






Kaza, Aşağı Pazarcı Mahallesi İbrahim Sözen Caddesi'nde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, kırmızı ışık ihlali yapan Nuri K.'nın kullandığı 07 AIJ 161 plakalı kamyonet, Atatürk Caddesi'nden İbrahim Sözen Caddesine çıkmakta olan Hasan Ş. idaresindeki 07 BDB 559 plakalı otomobil ile çarpıştı. 






Kazada otomobil sürücüsü Hasan Şehirli ile otomobilde yolcu olarak bulunan Aysel Şehirli yaralandı. Yaralılar 112 sağlık ekiplerinin olay yerindeki müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı.








Kaza anı güvenlik kamerasına saniye saniyesine yansırken, Atatürk Caddesi'nden gelen otomobilin kırmızı ışıkta beklediği, kendisine yeşil ışık yanmasının ardından hareket ettiği sırada kırmızı ışık ihlali yapan kamyonetin otomobile çarptığı anlar kayda girdi.




















İBAN oyunuyla marangoz çırağının hayatını kararttılar

Hatay'da iddialara göre, bilgisi dışında adına banka hesapları açılan 20 yaşındaki Abdurrahman Evli, bu hesaplar üzerinden sosyal medyada yayımlanan sahte kiralık bungalov ve çeşitli ilanlarla gerçekleştirilen dolandırıcılık olayları nedeniyle mağdur oldu. Hakkında 17 soruşturma ve 10 kovuşturma dosyası bulunan Evli'ye üst sınırdan ceza verilmesi durumunda 250 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak

24.10.2026 09:57:00
İHA
 
İBAN oyunuyla marangoz çırağının hayatını kararttılar
İBAN oyunuyla marangoz çırağının hayatını kararttılar
Reyhanlı ilçesinde yaşayan 20 yaşındaki marangoz çırağı Abdurrahman Evli'nin hayatı haftalığını alabilmek için açtırdığı mobil bankacılık hesabıyla karardı. Hesap numarası açılması için ustasının yeğenine telefonunu veren ve adına hesap açılan Evli'nin hesap numarası iddialara göre başkaları tarafından kullanıldı. Sosyal medya üzerinden yayınlanan sahte ilanlarda vatandaşlardan paralar Evli adına açılan hesap numarasına istendi. Sosyal medyada yayınlanan kiralık bungalov, kiralık araç gibi çeşitli dolandırıcılık konularında İBAN numarası kullanılan Evli'nin adına Sakarya, Antalya, Bursa, Ankara ve İstanbul gibi çeşitli illerden 27 dolandırıcılık şikayetinde bulunuldu. Hakkında 17 soruşturma ve 10 kovuşturma dosyası bulunan Evli, dosyaların üçünden aldığı hapis cezası sonrası Kilis Cezaevinde mahkum olarak cezasını çekmeye başladı. Abdurrahman Evli'nin babası Haru Evli, evladının ustasının yeğenin tuzağına düştüğünü belirterek gerçeği 3 hafta sonra gelmeye başlayan tebligatlarla öğrendiklerini anlatarak evladının hayallerinin yarıda kaldığını söyledi. Evli'nin avukatı Ferhat Karlı, müvekkilinin üst sınırdan dosyalardan ceza alması durumunda 250 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalacağını ifade ederek Abdurrahman'ın bilgisi ve rızası dışında adına açılan GSM hatları nedeniyle mağdur olduğunu söyledi.






"Oğlum, işlemediğini söylediği suçlar nedeniyle üç aydır cezaevinde"

Evladının tuzağa düştüğünü iddia eden Harun Evli, yaşananları anlatarak "Benim oğlum Abdurrahman, Reyhanlı'da marangoz olarak çalışıyordu. Ustasının yeğeni, oğluma 'Abdurrahman, sen dayımın yanında çalışıyorsun. Haftalığını senin hesabına yatıralım' demiş. Bunun üzerine oğlumun mobil bankacılığını açmayı teklif etmiş. Oğlum da nasıl yapılacağını bilmediği için ona güvenmiş. Benim oğlum saf niyetli, kendi halinde bir çocuk. Bankaya gidip para yatırmayı bile bilmez. Bu şahıs, oğlumun Facebook hesabını ve mobil bankacılığını ele geçirmiş. Oğlumun adına telefon hattı da almış. Şimdi oğlumun adına 27 ayrı dosya bulunuyor. Bu dosyalar nedeniyle oğlumun uzun yıllar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceğinden endişe ediyoruz. Oğlumun hayatıyla ve geleceğiyle oynadılar. Hesaplarını kullanarak birçok kişiyi dolandırmış ancak oğlumun bunlardan haberi olmamış. Antalya ve Sakarya gibi farklı şehirlerden dosyalar gelmeye başladı. 2025 yılında oğlumun hesapları ele geçirildikten yaklaşık üç hafta sonra evimize tebligatlar gelmeye başladı. Oğluma, 'Baba, ben bunların ne olduğunu bilmiyorum' dedi. Daha sonra araştırınca hesaplarının başkası tarafından kullanıldığını öğrendik. Şimdi oğlumun adına oluşan borçları ödeyecek durumda değiliz. Eşim evde yatalak, benim beş çocuğum var ve asgari ücretle çalışıyorum. Bizi bu duruma düşüren kişi ise şu anda elini kolunu sallayarak geziyor. Benim oğlum askere gidecekti, hayalleri ve geleceğe dair planları vardı. Şimdi bütün bunların elinden alınmasından korkuyorum. Yetkililerden, özellikle oğlumun adına açılan dosyaların incelenmesini ve gerçek sorumluların ortaya çıkarılmasını istiyorum. Oğlum, işlemediğini söylediği suçlar nedeniyle üç aydır cezaevinde. Annesini hastaneye götürdüğüm sırada onun kimlik bilgileri kontrol edilmiş ve oğlumun arandığı söylenmiş. O gece oğlumu alıp götürdüler. Üç aydır Kilis Cezaevi'nde bulunuyor. Biz emek vererek, zorluklarla geçinmeye çalışan bir aileyiz. Oğlumun başına gelenler nedeniyle çok zor durumdayız" dedi.








"Abdurrahman'ın toplamda 250 yıla kadar hapis cezasıyla ve 125 güne kadar adli para cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini söyleyebiliriz"

Avukat Ferhat Karlı, müvekkili Abdurrahman'ın 27 dosyadan üst sınırdan ceza alması takdirinde 250 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini belirterek "Sanık Abdurrahman hakkında, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan devam eden soruşturma ve kovuşturma dosyaları bulunmaktadır. Şu ana kadar tespit edebildiğimiz 17 soruşturma ve 10 kovuşturma dosyası vardır. Bu dosyaların 3'ünde hüküm verilmiş olup müvekkilimiz şu anda cezaevinde bulunmaktadır. Suçun üst sınırından ceza verilmesi durumunda Abdurrahman'ın toplamda 250 yıla kadar hapis cezasıyla ve 125 güne kadar adli para cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini söyleyebiliriz. Müvekkilimizin bilgisi ve rızası dışında adına GSM hatları açılmış, bu hatlar üzerinden farklı bankalarda hesaplar oluşturulmuştur. Bu hesaplar aracılığıyla gerçekleştirilen işlemler nedeniyle müvekkilimiz hakkında çeşitli soruşturmalar başlatılmıştır" dedi.








"Abdurrahman'ın bilgisi ve rızası dışında adına açılan GSM hatları nedeniyle mağdur olduğunu belirtiyoruz"

Avukat Karlı, müvekkilinin İBAN dolandırıcılığı olarak bilinen tuzağa düştüğünü belirterek vatandaşları benzer tuzağa karşı uyararak "Burada söz konusu olan, kamuoyunda IBAN dolandırıcılığı olarak bilinen olaylardır. Ülkemizde bu tür olaylar nedeniyle mağduriyet yaşayan çok sayıda vatandaşımız bulunmaktadır. Vatandaşlarımızın banka hesaplarını, IBAN numaralarını ve sosyal medya hesaplarını hiçbir şartta başkalarına kullandırmamaları gerekiyor. Kişilerin hesapları üzerinden suçtan elde edilen paralar aktarılabiliyor. Bu tür mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi için herkesin kendi banka hesap bilgilerini koruması ve başkalarıyla paylaşmaması büyük önem taşıyor. Abdurrahman'ın hesaplarına giren ve bu hesaplardan çıkan paralar arasında yüksek ve düşük meblağlı işlemler bulunuyor. Abdurrahman'ın bilgisi ve rızası dışında adına açılan GSM hatları nedeniyle mağdur olduğunu belirtiyoruz. Konunun aydınlatılması amacıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) gerekli bilgi ve kayıtları talep ettik. Devam eden soruşturma ve kovuşturma dosyalarına bu kayıtlar geldikçe müvekkilimizin söz konusu suçları işleme kastının bulunmadığının ortaya çıkacağını düşünüyoruz. Biz de müvekkilimizin herhangi bir dosyada şahsi menfaat temin etmediğini göz önünde bulundurarak beraat etmesi gerektiği yönündeki görüşümüzü ilgili mahkemelere sunduk. Süreci ve dosyaların sonuçlarını takip etmeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Manisa'daki fabrika yangını kontrol altına alındı

Manisa Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren İnci Akü fabrikasında çıkan yangın ekiplerin yaklaşık 2 saatlik yoğun çalışmasıyla kontrol altına alındı

23.10.2026 23:31:00
İHA
 
Manisa'daki fabrika yangını kontrol altına alındı
Manisa'daki fabrika yangını kontrol altına alındı
Yangın, Manisa'nın Yunusemre ilçesi Manisa Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren İnci Akü fabrikasında çıktı.








Edinilen bilgiye göre fabrikanın akü şarj istasyonunda asit tankerlerinin yakınındaki bölgede çıkan yangına Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığına bağlı 22 itfaiye aracı ve 52 personelin yanı sıra 12 su tankeri, Manisa OSB ve Muradiye OSB itfaiye ekipleri ile orman arazözleri müdahale etti.









Ekiplerin yoğun çalışması sonucu yangın yaklaşık 2 saat içinde kontrol altına alındı. Olay yerinde geniş güvenlik önlemleri alındı.

Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme yapılması bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.