logo
08 KASIM 2026

Mısır, uzun yıllar Libya'nın doğusundaki rakip yönetimi destekledikten sonra ülkenin batısındaki hükümetle ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor

Mısır, uzun yıllar Libya'nın doğusundaki rakip yönetimi destekledikten sonra ülkenin batısındaki hükümetle ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Trablus'taki görüşmelerde enerji projeleri ve Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları anlaşması gündeme geldi

08.11.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
Mısır, uzun yıllar Libya'nın doğusundaki rakip yönetimi destekledikten sonra ülkenin batısındaki hükümetle ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor
Mısır, uzun yıllar Libya'nın doğusundaki rakip yönetimi destekledikten sonra ülkenin batısındaki hükümetle ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor
Mısır, Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati'nin ticaret, enerji ve tartışmalı deniz sınırı konusunda temaslarda bulunmak üzere gerçekleştirdiği ziyaret sırasında, cumartesi günü Libya'nın başkenti Trablus'taki tarihi büyükelçilik binasını yeniden açtı.

Törene Libya Dışişleri Bakan Vekili Tahir el-Baur da katıldı. Mısır, beş büyükelçilik çalışanının silahlı kişiler tarafından kaçırılmasının ardından Ocak 2014'te binayı kapatmıştı. Mısır'ın Trablus'taki diplomatik misyonu ise Mayıs 2021'de yeniden faaliyete geçmişti.

Kahire yönetimi uzun yıllardır, güçleri Libya'nın doğusunda etkili olan ve bu bölgede rakip bir yönetimi destekleyen askeri komutan Halife Hafter'in yanında yer alıyor.

Abdülati, Trablus'ta uluslararası toplum tarafından tanınan Ulusal Birlik Hükümeti'nin Başbakanı Abdülhamid Dibeybe ile de görüştü.

İki isim, ülkeler arasındaki ticaretin kolaylaştırılması için atılabilecek adımları ele aldı. Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre Dibeybe, Mısırlı şirketlerin ve işçilerin Libya'nın yeniden inşasına yaptığı katkıyı övdü.

Abdülati, yeniden açılan büyükelçilik binasında Libya Petrol Bakan Vekili ile de bir araya geldi. İki ülke arasında doğal gaz boru hatlarına yönelik çalışmaların hızlandırılması ve Libya ham petrolünün Mısır'daki rafinerilerde işlenerek ihraç edilmesine ilişkin planların ilerletilmesi çağrısında bulundu.

Libya Petrol Bakan Vekili, daha ayrıntılı görüşmeler için Kahire'yi ziyaret edeceğini söyledi. Bu bilgi Libya devlet haber ajansı tarafından pazar günü duyuruldu.

Dibeybe ile görüşmesinde Abdülati, Türkiye ile Libya'nın 2019 yılında, o dönem Trablus'taki yönetim arasında imzaladığı deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasına ilişkin Mısır'ın itirazlarını da gündeme getirdi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'na göre Abdülati, deniz yetki alanları belirlenirken Kahire'nin endişelerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Dibeybe ise Mısır merkezli El Kahire News televizyonuna yaptığı açıklamada, iki ülkenin yetkililerinin bir sonraki toplantıda haritaları ve kendi deniz yetki alanı iddialarını ele alacağını belirtti.

2019 tarihli anlaşma, Doğu Akdeniz'de Türkiye ve Libya'nın deniz yetki alanları arasında bir sınır çiziyor. Bölgede birden fazla ülke, petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri yürütme hakkı üzerinde hak iddia ediyor.

Yunanistan, anlaşmanın Türkiye ve Libya kıyıları arasında yer alan Girit başta olmak üzere Yunan adalarının deniz yetki haklarını göz ardı ettiğini savunuyor. Mısır ve Güney Kıbrıs da anlaşmaya karşı çıkıyor.

Libya'nın doğusunda faaliyet gösteren Temsilciler Meclisi, yıllarca karşı çıktığı anlaşmayı 20 Ekim'de onaylamıştı.

Avrupa Birliği (AB) ise ertesi gün yaptığı açıklamada, anlaşmanın diğer ülkelerin haklarını ihlal ettiğini ve bu ülkeler açısından hukuki sonuç doğuramayacağını bildirmişti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise anlaşmayı hem hukuki hem de siyasi açıdan "tamamen meşru bir anlaşma" olarak nitelendirmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Şuşa Valiliği'nde baş başa görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Şuşa Valiliği'nde baş başa görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi

08.11.2026 17:30:00
AA
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Şuşa Valiliği'nde baş başa görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Şuşa Valiliği'nde baş başa görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Şuşa Valiliği'nde baş başa görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Karabağ Zaferi'nin 6. seneidevriyesinde Azerbaycan'da olmanın bahtiyarlığı içinde olduğunu ifade eden Erdoğan, "Dilimizde işlenen en aziz bir söz gibi, canımızı ısındıran ocak gibi, köz gibi. En kokulu güllerle demetlenen Şuşa'mız." dizelerini dile getirdi.

Erdoğan, tarih, tabiat ve kültür şehri güzel Şuşa'da olmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Karabağ'ın azatlığı uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi minnetle hürmetle yad ediyorum. Gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Cenabıallah'tan kendilerine sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler niyaz ediyorum. İlham kardeşimin dirayetli liderliğinde yekvücut olan Azerbaycan halkı, büyük bir kahramanlıkla Karabağ'ı yeniden hürriyetine kavuşturmuştur. Bu şanlı zafer, Azerbaycan'ın haklı davasının en güzel tezahürü, tüm Türk coğrafyasının övünç kaynağı olmayı sürdürüyor. Hepinizin bildiği üzere Türkiye ile Azerbaycan arasındaki münasebetler tarihin türlü imtihanlarından geçerek bugünkü ileri seviyesine ulaşmıştır. 'Bir millet, iki devlet' şiarıyla tarif ettiğimiz bu gönül birliği müşterek mazimizden aldığı kuvvetle yarınlarımıza ışık tutan sönmez bir meşaledir."

"Cenabıhakk'ın izniyle beraberliğimiz her zaman kaim olacaktır"
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliğin müşterek bir dilin, tarihin ve kültürün çok daha ötesinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bakü'nün sevincini Ankara'nın sevinci, Şuşa'nın gururunu bütün milletimizin gururu bilmemiz bundandır. 15 Haziran 2021 günü Şuşa'da imzaladığımız beyannameyle müttefiklik bağıyla tahkim ettiğimiz bu kardeşliğimizi zayıflatmak isteyenler, dün olduğu gibi bugün de yarın da emellerine asla ulaşamayacaktır. Cenabıhakk'ın izniyle beraberliğimiz her zaman kaim olacaktır. Biz bu vizyonu aynı zamanda Türk dünyasında hakim kılmak için de var gücümüzle çalışıyoruz. Türk Devletleri Teşkilatımızın bugün ulaştığı ileri seviye ortak irademizin ve gayretlerimizin en somut neticesidir. Bu vesileyle dönem başkanlığı süresince Türk dünyasının birlik ve dirliği için sergilediği gayretler dolayısıyla Azerbaycan'a teşekkür ediyorum. İnşallah biz de dönem başkanlığımız sırasında teşkilatın daha etkin, daha kurumsal bir yapıya kavuşması için çaba göstereceğiz."

"Yeniden inşa ve kalkınma çabalarına katkı sunmaya devam edeceğiz"
Erdoğan, Azerbaycan'ın 44 günlük vatan muharebesiyle öz topraklarını işgalden kurtarmasının Güney Kafkasya'da yeni bir dönemin kapısını araladığını dile getirdi.

"Bugün önümüzde duran vazife, meydanlarda kazanılan zaferi kalıcı barış ve istikrarla taçlandırmaktır. Biz, Azerbaycan'ın haklı mücadelesini sahiplendiğimiz gibi, bölgemizde kalıcı barışın tesisine yönelik samimi gayretlerini de destekliyoruz." ifadelerini kullanan Erdoğan, Karabağ'ın yeniden imarı ve bölgenin eski canlılığına kavuşturulması için Azerbaycan'ın ortaya koyduğu gayretleri büyük takdirle takip ettiklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Karabağ'da yeniden tüten her ocak, yükselen her eser ve ihya edilen tarihi miras Azerbaycan halkının geleceğe olan inancını gösteriyor. İnşallah bu yolda tecrübemizi paylaşmaya, yeniden inşa ve kalkınma çabalarına katkı sunmaya devam edeceğiz. İşte Cebrayıl'da Türkiye-Azerbaycan Uluslararası Ormancılık Eğitim Merkezi ve Fidanlık Tesisini kazandırmanın gururunu yaşadık. Tarım ve Orman Bakanlığımızın katkılarıyla kurulan bu tesis Türkiye ile Azerbaycan işbirliğinin yeni bir nişanesi olmuştur. Ayrıca, Ağdam'da 14 bin 500 metrekare büyüklükteki 40 derslikli okulumuzun inşasına da başlandı. İnşallah gelecek sene İlham kardeşimle birlikte açılışını yapacağız."

"Bir başka gelişimizde Şuşa çok daha farklı olacak"
Fuzuli Uluslararası Havalimanı'ndan Şuşa şehrine gelirken 7 ayrı tünelden geçtiklerine dikkati çeken Erdoğan, "Bu 7 tünel bölgede altyapı inşasının ne denli başarılı olduğunu ortaya koyuyor. Şuşa'ya gelirken nereden nereye geldik, bunu görmenin bahtiyarlığı içerisindeyiz. İnanıyorum ki bir başka gelişimizde Şuşa çok daha farklı olacak. Fuzuli, bir başka farklı olacak. Çünkü bu işe inanmış, başını koymuş bir lider var, bir kadro var. Bu lider, bu kadro aynı inançla, aynı kararlılıkla yoluna devam ediyor. Karabağ Zaferi'ni canları ve kanlarıyla tarihimize nakşeden aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyor, Azerbaycanlı kardeşlerimin bu şanlı zaferini bir kez daha canıgönülden tebrik ediyorum. Türkiye ve Türk milleti olarak her zaman yanınızda olmaya, kederinizi kederimiz, sevincinizi sevincimiz bilmeye devam edeceğiz." dedi.

Konuşmasının sonunda, Bahtiyar Vahabzade'nin "Birdir bizim her halimiz, sevincimiz, melalimiz. Bayraklarda hilalimiz, Azerbaycan-Türkiye" dizelerini dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Rabbim ay yıldızlı al bayrağımız ile şanlı Azerbaycan bayrağının göklerde ilelebet yan yana dalgalanmasını nasip eylesin. 9 Kasım Devlet Bayrak Günü'nü en kalbi duygularımla kutluyorum. Buradan kardeş Azerbaycan halkına selam ve muhabbetlerimi yolluyorum. İlham kardeşime sıcak ev sahipliği için tekrar teşekkür ediyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev konuşmalarının ardından tokalaştı ve birbirlerinin elini havaya kaldırarak poz verdi.

Aliyev: Türkiye Azerbaycan birliği ebedidir ve sarsılmazdır
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Zafer Günü'nde kendileriyle birlikte olmasının Azerbaycan halkını sevindirdiğini belirterek, Erdoğan'a teşekkür etti.

Aliyev, 2. Karabağ Savaşı sırasında Erdoğan'ın ve kardeş Türk halkının Azerbaycan'ın yanında olduğunu hatırlatarak, "Savaşın ilk saatlerinde yaptığınız açıklama ve benimle gerçekleştirdiğiniz telefon görüşmesi bütün dünyaya kardeş Türkiye'nin Azerbaycan'ın yanında olduğunu gösterdi. Açıklamanız bize ilave güç ve moral verdi." dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Azerbaycan yalnız değildir, Türkiye onun yanındadır" sözlerini hatırlatan Aliyev, bu tarihi sözlerin hiçbir zaman unutulmayacağını vurgulayarak, "Azerbaycan halkı bunu çok iyi biliyor ve bu nedenle şahsen size ve kardeş Türk halkına minnettardır. Gösterdiğiniz siyasi ve manevi destek moralimizi daha da artırdı." ifadelerini kullandı.

Aliyev, 2. Karabağ Savaşı'nın Türkiye ile Azerbaycan birliğini bir kez daha gösterdiğini belirterek, Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerin resmen müttefiklik seviyesine yükseldiğini hatırlattı.

İki ülkenin bu beyannameden önce de her zaman müttefik olduğunu söyleyen Aliyev, "Türkiye ve Azerbaycan halkları kardeş halklardır. Dünyada bizim kadar birbirine bağlı halklar ve devletler yoktur. Bu bizim büyük servetimizdir. Şuşa Beyannamesi yalnızca bu tarihi ve kültürel ilişkileri resmi bir çerçeveye oturtmuştur. Bizi birleştiren ortak tarihimiz, etnik köklerimiz, dilimiz, edebiyatımız ve manevi değerlerimizdir. Bu büyük bir servettir. Bugün devletler arası ilişkiler de bu servet ve güçlü temel üzerinde gelişmektedir." diye konuştu.

Aliyev, "Birliğimiz ve kardeşliğimiz sarsılmazdır. Bunu sarsmak isteyenler arzularına hiçbir zaman ulaşamayacaktır. Biz iki halk, her şeyden önce de iki lider olarak bu serveti koruyoruz. Hiç kimsenin aramıza girmesine ya da kendi kişisel çıkarları uğruna birliğimize, kardeşliğimize ve dayanışmamıza gölge düşürmesine izin vermeyiz." dedi.

"Birlikte çok daha güçlüyüz"
Türkiye'nin Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde büyük güce dönüştüğünü ve dünya çapındaki meselelerde de söz sahibi olduğunu vurgulayan Aliyev, "Türkiye'nin güçlü ekonomisi, güçlü sanayi potansiyeli ve siyasi ağırlığı bugün bir gerçektir. Bu bizi çok sevindiriyor ve bizi de güçlendiriyor. Azerbaycan da son yıllarda büyük bir kalkınma sürecinden geçmiştir ve bugün bu yolda emin adımlarla ilerlemektedir. Birlikte çok daha güçlüyüz. Geniş bir coğrafyayı kapsayan bölgede Türkiye-Azerbaycan birliği önemli etkendir. Bu istikrar, işbirliği ve güvenlik etkenidir." ifadelerini kullandı.

Aliyev sözlerini, "Sayın Cumhurbaşkanı'nın yoğun programına rağmen bu Zafer Günü'nde burada, Karabağ'da bulunması bütün dünyaya birliğimizi bir kez daha gösteriyor. Bu birliğin ebedi olacağına eminim. Türkiye'de de Azerbaycan'da da hiç kimsenin bu konuda şüphesi yoktur. Geçmişte de birlikteydik, savaş döneminde de birlikteydik, bugün de birlikteyiz ve gelecekte de birlikte olacağız. Bu tarihi ziyaretin temel sonucunun tam da söylediğim gibi olduğunu düşünüyorum. Türkiye-Azerbaycan birliği ebedidir ve sarsılmazdır." şeklinde tamamladı.

Türkiye’de üniversite eğitimi 3 yıla düşüyor

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), küresel standartlar ve değişen demografik yapı doğrultusunda üniversite eğitim sürelerinde köklü bir reform hamlesi başlattı. Ders sayılarında sadeleşmeye gidileceğini belirten YÖK Başkanı Özvar, lisans eğitimini birkaç yıl içinde 3 yıla düşürmeyi hedeflediklerini duyurdu

08.11.2026 17:10:00
Eyüp Kabil
 
Türkiye’de üniversite eğitimi 3 yıla düşüyor
Türkiye’de üniversite eğitimi 3 yıla düşüyor
Türkiye yükseköğretim sisteminde ezber bozan tarihi bir dönemin kapısı aralanıyor. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, katıldığı bir programda üniversite öğrencilerinin iş hayatına atılma yaşını öne çekmek ve eğitim kalitesini artırmak amacıyla lisans eğitim süresini 3 yıla düşürmeyi planladıklarını açıkladı.

Dijitalleşme ve yapay zekâ teknolojilerinin müfredata entegrasyonuyla birlikte, mevcut ders yüklerinde ciddi bir sadeleştirme operasyonu başlatıldı.

Ders sayısı düşüyor

Türkiye'deki mevcut sistemde bir öğrencinin lisans diploması alabilmesi için ortalama 50'den fazla dersi başarıyla tamamlaması gerekiyor. YÖK Başkanı Özvar, bu durumun küresel standartların gerisinde kaldığına dikkat çekerek Avrupa'daki modelleri işaret etti:

"Avrupa'da bir öğrenci lisans dönemi boyunca mezun olmak için en fazla 30 ders alıyor. Eğitimin kalitesini artırabilmek için ders sayısının sadeleşmesine ihtiyaç var. Bu yıl tamamen bunun üzerinde çalışıyoruz."

Hayata atılma yaşı 30'u buluyor

Yapılan çalışmanın arka planında Türkiye'nin değişen nüfus yapısı ve gençlerin iş gücüne katılım yaşı yatıyor. 12 yıllık zorunlu eğitime 4 yıllık lisans süreci de eklenince, bir öğrencinin resmi eğitim kurumlarında geçirdiği süre 16 yılı buluyor.

Staj süreçleri ve iş arama dönemleriyle birlikte gençlerin hayata atılma, ekonomik özgürlük kazanma ve aile kurma yaşının 30'lu yıllara dayandığını belirten Özvar, bu sürenin kısaltılmasının sosyo-ekonomik açıdan zorunlu hale geldiğini vurguladı.

Yapay zekâ ve dijitalleşme müfredatın kalbinde

Yeni reform paketi yalnızca süreyi kısaltmakla kalmayacak, eğitim içeriklerini de çağın gereksinimlerine göre yeniden şekillendirecek. Yeni dönem planlamasında bölümlerin içine yapay zekâ uygulamaları ve dijital teknolojiler doğrudan dahil edilecek. Hantallaşan ve güncelliğini yitiren ders içeriklerinin tasfiye edilerek yerini pratik, teknoloji odaklı ve esnek öğrenme modellerine bırakması bekleniyor. YÖK'ün önümüzdeki aylarda üniversite rektörleri ve akademik kurullarla bir araya gelerek reformun uygulama takvimini netleştirmesi öngörülüyor.

Düzce'de kan donduran cinayet: 16 yaşındaki çocuk, 17 yaşındaki çocuğu öldürdü

Düzce'nin Gümüşova ilçesinde 16 yaşındaki A.İ.U., aralarında husumet bulunduğu iddia edilen 17 yaşındaki Ahmet Kırlak'ı ormanlık alana çağırarak tüfekle vurup öldürdü. Cinayetin ardından arkadaşlarıyla buluşarak olayı anlattığı öğrenilen şüpheli, polis ekiplerinin evine düzenlediği operasyonla suçta kullandığı silahla birlikte yakalandı

07.11.2026 11:59:00 / Güncelleme: 07.11.2026 12:01:53
İHA
 
Düzce'de kan donduran cinayet: 16 yaşındaki çocuk, 17 yaşındaki çocuğu öldürdü
Düzce'de kan donduran cinayet: 16 yaşındaki çocuk, 17 yaşındaki çocuğu öldürdü
Düzce'nin Gümüşova ilçesinde meydana gelen olayda, 17 yaşındaki Ahmet Kırlak hayatını kaybetti. Edinilen bilgilere göre, 16 yaşındaki A.İ.U., aralarında daha önceden husumet bulunduğu öne sürülen Ahmet Kırlak'ı Gümüşova Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yongalık mevkisindeki ormanlık alana çağırdı.

İddiaya göre A.İ.U., burada yanında bulunan tüfekle Ahmet Kırlak'a ateş açtı. Tüfekli saldırı sonucu 17 yaşındaki Kırlak hayatını kaybederken, şüpheli cesedi ormanlık alanda bırakarak olay yerinden uzaklaştı. Olaydan haberdar olan polis ekipleri, şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı. Düzenlenen operasyonla 16 yaşındaki A.İ.U., evinde suçta kullandığı belirtilen tüfekle birlikte gözaltına alındı.



İlk ifadesinde cinayeti itiraf etti

Gözaltına alınan şüphelinin ilk ifadesinde cinayeti itiraf ettiği öğrenildi. A.İ.U.'nun ifadesinde, Ahmet Kırlak ile aralarında husumet bulunduğunu, bu nedenle kendisini ormanlık alana çağırdığını ve tüfekle vurduktan sonra cesedini olay yerinde bıraktığını söylediği belirtildi. Şüphelinin daha sonra arkadaşlarıyla buluşarak yaşananları anlattığını da ifade ettiği öğrenildi.

Henüz 17 yaşında olan Ahmet Kırlak'ın ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili soruşturma başlatılırken, gözaltına alınan 16 yaşındaki şüphelinin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.
Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için başlatılan soruşturma devam ediyor.

Samsun'da 5. kattan düşen sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Samsun'un Atakum ilçesinde 5. kattaki evinin yatak odası balkonundan düşen 39 yaşındaki sağlık çalışanı hayatını kaybetti

07.11.2026 11:56:00 / Güncelleme: 07.11.2026 11:59:12
İHA
 
Samsun'da 5. kattan düşen sağlık çalışanı hayatını kaybetti
Samsun'da 5. kattan düşen sağlık çalışanı hayatını kaybetti
Olay, Atakum ilçesi Yenimahalle Mahallesi'nde bulunan bir apartmanın 5. katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 112 Acil Sağlık Hizmetleri bünyesinde acil tıp teknisyeni (ATT) olarak görev yapan evli 1 çocuk babası Sinan Keleş (39), ikametinin yatak odasının balkon penceresinden aşağı düştü.

Sabah saatlerinde vatandaşlar yerde bir kişinin hareketsiz halde yattığını fark edince olay sağlık ekiplerine ve polise haber verildi.

Olay yerine ekipler sevk edildi. Yapılan incelemede sinen Keleş'in hayatını kaybettiği belirlendi.



Evli ve 1 çocuk 10 babası Sinan Keleş'in cansız bedeni otopsi için Adli Tıp Kurumu Samsun Grup Başkanlığına gönderildi.

Polis olayla ilgili inceleme başlattı.

Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu Türkiye'de yakalandı

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde narkotik polisinin yaptığı çalışmada kırmızı bültenle aranan Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu yakalandı

07.11.2026 08:38:00
İhlas Haber Ajansı
 
Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu Türkiye'de yakalandı
Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu Türkiye'de yakalandı
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde narkotik polisinin yaptığı çalışmada kırmızı bültenle aranan Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu yakalandı.

Alınan bilgiye göre, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, uyuşturucu ile mücadele çerçevesinde yaptığı çalışmada kente gelen Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu Odil Fakhrıdınovich Khudayberdıev'in peşine düştü.

Özbekistan makamlarınca "Uyuşturucu" suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan şüphelinin uzun süredir Mersin'de olduğunu ve bölgedeki tarım alanlarında çalışarak gizlendiğini belirleyen polis baskın yaptı. Düzenlenen operasyonda şüpheli seraların olduğu bölgedeki bir evde yakalandı.

Gözaltına alınan kırmızı bültenle aranan şüpheli emniyete götürülerek işlemleri yapılmasının ardından adliyeye sevk edildi.

Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan 'ahde vefa' ilkesi hayata geçirilemiyor" dedi

06.11.2026 18:20:00
AA
 
Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"
Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla gerçekleştirilen TRT World Forum 2026'da yaptığı konuşmaya, katılımcıları selamlayarak başladı.

Bu sene 10'uncusu düzenlenen foruma katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, dünyanın farklı bölgelerinden foruma katılanlara, "Türkiye'ye ve İstanbul'a hoş geldiniz, sefalar getirdiniz." dedi.

İki gün boyunca önemli konuların ele alınacağı, geniş bir yelpazede güncel ve kritik meselelerin tartışılacağı forumun ülkeler ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, enerjiden ekonomiye, yapay zekadan ulaştırmaya, bölgesel krizlerden küresel sınamalara pek çok başlığın istişare edileceği platforma değerli fikirleriyle katkı sunacak herkese teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin marka organizasyonlarından biri haline gelen TRT World Forum'u bu yıl da başarıyla tertipleyen TRT yönetimine de tebriklerini ve şükranlarını iletti.

TRT'nin gerek konvansiyonel medyada gerekse dijital alanda ilkeli ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla çizgisini hiç bozmadan 62 senedir istikrarlı bir şekilde yoluna devam ettiğini belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Doğru ve tarafsız habercilik politikasıyla insan ve hakikat odaklı yaklaşımıyla nezih ve kaliteli yapımlarıyla TRT'nin sesi dünyanın dört bir ucuna ulaşıyor. 2017'den bu yana düzenlenen TRT World Forum ise bu sesin farklı diller, renkler ve düşünme biçimleriyle daha da zenginleştiği, küresel ölçekte takip ve takdir edilen bir platform olma özelliği taşıyor. İnsanlığın ortak sorunları bu platformda alanında uzman isimler tarafından etraflıca ele alınıyor. Güncel konulara ilave olarak geleceği şekillendirecek, milyarlarca insanın hayatını etkileyecek meselelere burada ışık tutuluyor. Yeni yöntemler, yeni yaklaşımlar, yeni çözüm önerileri farklı kıtalardan gelen katılımcılarla bu çatı altında derinlik kazanıyor."

Bu sene gerçekleştirilecek oturum ve yuvarlak masa toplantılarında 43 ülkeden 150'ye yakın konuşmacının alabildiğine verimli ve kuşatıcı değerlendirmeler yapacağını aktaran Erdoğan, bu değerlendirmelerin ufuk açıcı olmasını, buradan verilecek mesajların mazlum ve mağdur coğrafyalar başta olmak üzere dünyanın tamamı için barışa, huzura, istikrara vesile olmasını temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Güç rekabetinin giderek sertleştiği, kuralların yok sayıldığı, kural temelli sistemin çok ciddi manada aşındığı, değerlerin adeta toprak kaymasına uğradığı sancılı bir dönemden geçiyoruz. Küresel yönetişim mekanizmaları, karşı karşıya olduğumuz sorunların çözüme ulaştırılmasında yetersiz ve işlevsiz kalıyor. Uluslararası sistemin üzerine bina edildiği norm ve ilkelerin tamamı bugün ayaklar altına alınıyor. Eskinin ölmekte olduğu, yeninin ise henüz doğamadığı yapısal bir krizi hep beraber tecrübe ediyoruz. Akıl ve vicdan sahipleri olarak bu krizi adil ve hakkaniyetli çözümlerle sona erdirmenin hepimizin ortak mesuliyeti olduğuna inanıyorum. Bu seneki forumun, 'Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?' başlığıyla düzenlenmesini bu bakımdan fevkalade isabetli buluyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnızca kendilerinin değil, artık tüm dünyanın şu gerçeği gördüğünü ve anladığını belirterek, dünün reçeteleriyle bugünün sorunlarına çare bulunmayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 yıl önce güç ve imtiyaz sahipleri tarafından dizayn edilen mevcut uluslararası sistemin çıkmazlarını herkesin yakından takip ettiğini dile getirerek, "En başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde cereyan eden hadiselere baktığımızda sistemin iflas bayrağını çektiği görülüyor. Şu anda on milyonlarca insan savaşların, çatışmaların, istikrarsızlıkların, açlık ve yoksulluğun pençesinde hayata tutunmaya çalışıyor. Durum öyle bir hal oldu ki zulüm ve kötülük sıradanlaşırken, barış ve sağduyu çağrısı yapanlar azınlıkta kaldı." ifadelerini kullandı.

Gazze'de modern zamanların en büyük soykırımının yaşandığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ekim 2023'ten bu yana çoğu çocuk ve kadın olmak üzere Gazze'de 75 bin kişi İsrail saldırılarında acımasızca katledildi, 176 bin kişi yaralandı. Bu rakam 1995'te yine tüm dünyanın gözleri önünde işlenen Srebrenitsa soykırımındaki şehit sayısının neredeyse 10 katına tekabül ediyor. Sadece geride bıraktığımız bir sene içerisinde 1500 kardeşimiz hayatını kaybetti, aynı saldırılarda 5 bin 500'e yakın Filistinli yaralandı. Harabeye çevrilen Gazze'de bugün bile insanlar yıkık dökük evlerde enkaz yığınları içinde hayata tutunma mücadelesi veriyor. Hastanelerde yakıt ve ekipman sıkıntısı çekiliyor. İnsani yardım girişleri hala engelleniyor. 2 milyonu aşkın sivil, derme çatma çadırlarda, görenleri insanlığından utandıran iptidai şartlarda yaşamak zorunda bırakılıyor."

Erdoğan, Gazze ile birlikte Batı Şeria'nın da bu acımasızlığın hedefi haline geldiğine dikkati çekerek, "Filistinlileri asırlardır yaşadıkları vatan topraklarından zorla göç ettirmeyi amaçlayan yerleşimci terörü, modern dünyanın kayıtsız bakışları altında her gün daha da pervasız hale geliyor." diye konuştu.

Önceki hafta aralarında milletvekilleri, akademisyenler ve siyasetçilerin de olduğu uluslararası bir heyetin Batı Şeria'ya girişine izin verilmediğini anımsatan Erdoğan, "Yine 20 gün önce Amerika merkezli bir gazetenin foto muhabiri Batı Şeria'daki yerleşimci çete üyeleri tarafından darbedilerek ağır yaralandı. Sadece Ekim ayında Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik 3 binden fazla saldırı ve ihlal kayıtlara geçti." sözlerini sarf etti.


"Uluslararası yapılar Gazze'de yaşananları tribünden seyretmektedir"


Çoğu kayıtlara bile girmeyen hak ihlallerini daha da uzatmanın mümkün olduğunu belirten Erdoğan, "Tüm bu olup biten karşısında bizim elimizi vicdanımıza koyup şunu sormamız gerekmiyor mu? Hangi gerekçe böyle bir insan kıyımını, işgali, gasbı meşrulaştırabilir? Çadır kentlere, hastanelere, okullara, masum çocukların yaşadığı evlere bomba atmanın, evleri zaten başlarına yıkılmış insanların üzerine ölüm yağdırmanın, insanları göçe zorlamanın ne tür gerekçeleri olabilir?" dedi.

Ne bu cinnet halinin ne de bu cinnet hali karşısında sergilenen acizliğin hiçbir haklı sebebinin olmadığını ve olamayacağını kaydeden Erdoğan, ortada Müslüman, Hristiyan veya Musevi fark etmeksizin vicdan taşıyan herkesin itiraz etmesi gereken apaçık bir zulüm olduğunu ve bu zulmün bölgenin tamamında öfkeyi ve nefreti körüklediğini aktardı.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Burada şunu da üzülerek ifade etmek istiyorum. Görevi barışı, güvenliği, istikrarı sağlamak olan uluslararası yapılar daha önce Ruanda'da, Srebrenitsa'da ve kana bulanan pek çok yerde olduğu gibi Gazze'de de yaşananları tribünden seyretmektedir. İnsanlık trajedilerini endişeyle izlemekten veya endişeyle karşılamaktan başka hiçbir adım atmıyorlar. İranlıların o meşhur atasözünde denildiği gibi oturuyorlar, konuşuyorlar ve dağılıyorlar. Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan 'ahde vefa' ilkesi hayata geçirilemiyor. Bu şekilde hiçbir sorunun çözülemeyeceğini artık herkes anlamalıdır. Bu şekilde ancak kin ve nefret ikliminin büyüyeceğini herkes görmelidir."


"Türkiye'yi karalamaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğiz"


Gazze soykırımı sırasında 270'in üzerinde basın mensubunun katledildiğini ve bunun son derece dikkati çekici ve utanç verici olduğunu ifade eden Erdoğan, öldürülenlerin çoğunun işgal güçleri tarafından hedef gözetilerek, kasten öldürüldüğünü, fakat kimi sözde bağımsız kuruluşların hazırladığı basın özgürlüğü raporlarına göz attıklarında İsrail'e hala iltimas geçildiğini gördüklerini söyledi.

Erdoğan, "Türkiye söz konusu olduğunda aslan kesilenler, mesele soykırım şebekesi olunca bakıyorsunuz hemen kağıttan kaplana dönüşüyor. Kimse alınmasın ama bu çifte standardın en bayağı halidir. En az Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kadar kendini basın özgürlüğü konusunda otorite sayan bu kuruluşların da güvenilirliği sorgulanmalıdır." diye konuştu.

Basın özgürlüğü kavramının gerektiğinde bedel ödeme pahasına küresel adaletsizliklere itiraz eden ülkelere ve siyasetçilere karşı bir sopa olarak kullanılmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını dile getiren Erdoğan, "Biz de bunu kabul etmiyoruz. Ülkemizin sırf ilkeli ve onurlu duruşundan dolayı hedef gösterilmesini, ülkemize karşı alenen haksızlık yapılmasını içimize sindiremiyoruz. Türkiye'yi art niyetli bir şekilde küresel ölçekte karalamaya ve sıkıştırmaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğimizin bilinmesini açıkça isterim. Burada şu gerçeği altını çizerek ifade etmek arzusundayım. Türkiye olarak daha adil ve özgür bir dünyanın inşası için sadece elimizi değil, bütün bedenimizi, kalbimizi hatta yüreğimizi taşın altına koymuş durumdayız." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Ukrayna'ya uzanan hatta vuku bulan tüm savaşların, krizlerin, trajedilerin barışçıl yollarla çözüme ulaştırılması için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri rahatsız olsa da, birileri kirli kampanyalarla şahsımızı ve ülkemizi yolundan çevirmeye çalışsa da bundan asla geri adım atmayacağız. Ne pahasına olursa olsun doğru bildiklerimizi cesaretle dillendirmeye, çözüm önerilerimizi açık yüreklilikle paylaşmaya, hakkı ve hakikati kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Senarist ve yazar merhume Ayşe Şasa'nın hakikat yolculuğunu "Kıyamet gününde yaratıcıya anlamlı ve onurlu bir hikaye anlatabilmeliyim." sözleriyle dile getirdiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kuşkusuz böyle bir hikayeyi ebedi aleme taşıyabilmek için evvelemirde bunu dünyada yazmak, yazdığını gür bir sesle okumak ve bu sesi tüm dünyada yankılandırmak gerekir. Bunun kolay olmadığını, mücadele ve sabır gerektirdiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Aynı şekilde haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu günümüz dünyasında barışı, adaleti ve insan onurunu savunmak da kolay değildir. Bu zorlu mücadeleyi ancak cesur olanlar verebilir. Bu engebeli yolu ancak kararlı olanlar, gerektiğinde canını ortaya koyanlar yürüyebilir. Mazlum ve mağdurların sesini ancak kalbinde merhamet adlı bir çınar olanlar duyabilir ve dünyaya duyurabilir. Türkiye'nin TRT'si tam da bunu yapmaktadır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "TRT'miz bu onurlu hikayeyi dünyanın yedi kıtasına duyurarak verdiğimiz adalet mücadelesine medya cephesinden önemli bir güç katıyor. Bilhassa habercilik alanındaki yetkinliğiyle, savaş ve kriz bölgelerinde çekilen acıları, yaşanan zorlukları, buralarda işlenen suçları hakikat merkezli bir anlatımla kayıt altına alıyor." diye konuştu.

Bugün TRT'nin 18 televizyon, 17 radyo kanalı, dijital uygulamaları, ortak yapım sinema filmleri, belgeselleri, yabancı dillerdeki haber platformları, 41 dil ve lehçedeki radyo ve internet yayınlarıyla kamu yayıncılığının hakkını verdiğini, üstlendiği ağır sorumluluğun da icabını yerine getirdiğini belirten Erdoğan, TRT'yi tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sadece 86 milyonun değil, yüzünü Türkiye'ye dönmüş yüz milyonların da gururu olan TRT'mize bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum." dedi.

Bu yıl 10'uncusu düzenlenen TRT World Forum 2026'nın bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, tüm katılımcılara da teşekkür etti.

8 kişiyi öldürmüştü. Arif Sefa Özdemir tutuklandı

Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesinde pompalı tüfekle dehşet saçarak 8 kişiyi öldüren ve 1 kişiyi ağır yaralayan şüpheli Arif Sefa Özdemir, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Zanlının jandarmadaki ifadesinde, katliamın biçerdöver alım-satımından kaynaklanan borç tartışmasıyla başladığını itiraf ettiği öğrenildi

06.11.2026 17:10:00
Haber Merkezi
 
8 kişiyi öldürmüştü. Arif Sefa Özdemir tutuklandı
8 kişiyi öldürmüştü. Arif Sefa Özdemir tutuklandı
Afyonkarahisar ve Eskişehir hattında art arda gerçekleştirdiği silahlı saldırılarla Türkiye'yi sarsan şüpheli Arif Sefa Özdemir'in adli işlemleri tamamlandı. Eskişehir'in Seyitgazi ilçesi kırsalında jandarma ve polis ekiplerinin ortak operasyonuyla yakalanarak Afyonkarahisar'a getirilen zanlı, yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi.

"Birden fazla kişiyi kasten öldürme" suçundan tutuklandı

Afyonkarahisar Adliyesi'nde savcılık sorgusunun ardından nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarılan Arif Sefa Özdemir, "birden fazla kişiyi kasten öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen zanlının babası ise hakimlikçe serbest bırakıldı.

Katliamın nedeni ortaya çıktı: Biçerdöver borcu

Soruşturma dosyasına giren jandarma ifade tutanağı, saldırının perde arkasını da aydınlattı. İfadesinde biçerdöver operatörlüğü yaptığını belirten Özdemir, geçen yıl Kırşehirli Ahmet Uzel'den vadeli olarak satın aldığı biçerdöverin tarlada çalışırken yanması üzerine kalan borç miktarı nedeniyle aralarında husumet oluştuğunu anlattı.

Olay günü ödeme yapma vaadiyle Ahmet Uzel (57), Bekir Toprak (50) ve Numan Toprak'ı (56) İhsaniye ilçesindeki Ayazini köyü kırsalına çektiğini itiraf eden zanlı, çıkan tartışmanın ardından pompalı tüfekle üç kişiyi vurarak öldürdüğünü beyan etti.

Kaçabilmek için araç gasbedip önüne çıkanlara ateş açmış

İlk cinayetlerin ardından yakalanmamak ve araç değiştirmek için kaçış güzergahında terör estirdiğini itiraf eden Özdemir'in ifadesinde şu kan donduran detaylar yer aldı.

Önünü kestiği araçtaki Seydi Ahmet Aydoğmuş (73) ve Satı Aydoğmuş'u (68), araçlarını vermedikleri ve tüfeğini almaya çalıştıkları gerekçesiyle vurarak öldürdü ve araçlarını gasbetti.

Gasbettiği araçla ilerlerken hafif sürtüştüğü başka bir aracın sürücüsü İsmail Şen'i (61), tüfeği görüp polisi arayacağını söylemesi üzerine başından vurarak katletti.

Yukarıtandır köyü mevkiinde durdurduğu araçtaki üç kadından ön koltuktakinin indiğini, araçtan inmeyen iki öğretmene ise geriye saydıktan sonra ateş açtığını söyledi. Saldırıda öğretmenler Hilal Mete (31) ve Ayşe Sena Demir (46) hayatını kaybetti.

Kent merkezinde aracını almak istediği S.P.'yi başından vurarak ağır yaralayan zanlı, Eskişehir sınırına geçtikten sonra tabanca bulabilmek amacıyla köy muhtarlarına kendisini "MİT görevlisi" olarak tanıttığını ancak silah alamadığını itiraf etti.

İfadesinin sonunda pişman olduğunu ve alkolün etkisiyle hareket ettiğini öne süren zanlının, saldırıda ağır yaraladığı S.P.'nin hastanedeki tedavisinin sürdüğü ve hayati tehlikesinin devam ettiği bildirildi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mekke Anlaşmasına neden destek verdiklerine dair “Her ülkenin çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, ’kendi sınırlarıma çekileceğim’ derseniz oyun kurucu olamazsınız” dedi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mekke Anlaşmasına neden destek verdiklerine dair “Her ülkenin çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, ’kendi sınırlarıma çekileceğim’ derseniz oyun kurucu olamazsınız” dedi. Kılıçdaroğlu "Hükümete destek veriyor" eleştirilerini de yanıtladı

06.11.2026 14:40:00
Haber Merkezi
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mekke Anlaşmasına neden destek verdiklerine dair “Her ülkenin çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, ’kendi sınırlarıma çekileceğim’ derseniz oyun kurucu olamazsınız” dedi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mekke Anlaşmasına neden destek verdiklerine dair “Her ülkenin çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, ’kendi sınırlarıma çekileceğim’ derseniz oyun kurucu olamazsınız” dedi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi'nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP Genel Başkanı, özetle şunları söyledi: "Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı (OBİT)kurulmasını dört-beş yıl önce seslendirdik. Eğer Türkiye kendi dar sınırlarına hapsolursa bir bölgesel güç olamaz. Türkiye bölgesel güç olmak zorundadır. Siz, eğer her ülkenin de çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, 'hayır, ben kendi sınırlarıma çekileceğim ve burada kalacağım' derseniz oyun kurucu olamazsınız. Yeni dünya düzenini anlamıyorsunuz demektir. Yeni dünya düzeninden Türkiye'yi kaçırıyorsunuz demektir."

2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçları açıklandı

2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçları açıklandı. Hak kazanan öğrencilerin 11 Kasım saat 23.59'a kadar e-Devlet üzerinden taahhütnamelerini onaylaması gerekiyor

06.11.2026 12:30:00
Haber Merkezi
 
2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçları açıklandı
2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçları açıklandı
2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçları açıklandı. Hak kazanan öğrencilerin 11 Kasım saat 23.59'a kadar e-Devlet üzerinden taahhütnamelerini onaylaması gerekiyor.
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçlarının açıklandığını duyurdu.

GSB Burs ve Öğrenim Kredisi almaya hak kazanan öğrenciler, 11 Kasım saat 23.59'a kadar e-Devlet üzerinden taahhütnamelerini onaylaması gerekiyor.

18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER DİKKAT

Burs/kredi tahsis edilen 15-18 yaş arası öğrencilerin anne veya babalarının önce kendi e-Devlet'i üzerinden veli onayı vermesi ve ardından öğrencinin taahhütnameye onayı şart koşuluyor.

15 yaşından küçük ya da anne-babası olmayan öğrenciler ise, kanuni vasileri ile birlikte kendilerine en yakın gençlik ve spor il müdürlüğü ya da yurt müdürlüğüne belgeleri (kimlik, vasi kararı vb.) ile giderek taahhütnamelerini onaylatabiliyor.

YURT DIŞINDA ÖĞRENİM GÖREN ÖĞRENCİLER İÇİN SON TARİH 5 ARALIK

Yurt dışında öğrenim gören öğrencilerin taahhütname onayı ve kefaletname işlemlerini tamamlama süresi 5 Aralık Cumartesi günü saat 23.59'da sona eriyor.

Yurt dışı öğrencilerinin de öncelikle e-Devlet üzerinden taahhütnameyi onaylaması gerekiyor. Daha sonra yurt içinde ikamet eden bir kefil vasıtasıyla Türkiye'deki noterlerden kefaletname hazırlatması gerekiyor.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti’de 8 Kasım’da Genel Başkanlık için ön seçim yapılacağını duyurdu

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti’de 8 Kasım’da Genel Başkanlık için ön seçim yapılacağını duyurdu. Özel, parti üyelerini sandığa çağırdı

06.11.2026 12:10:00
Haber Merkezi
 
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti’de 8 Kasım’da Genel Başkanlık için ön seçim yapılacağını duyurdu
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti’de 8 Kasım’da Genel Başkanlık için ön seçim yapılacağını duyurdu
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti'de 8 Kasım'da Genel Başkanlık için ön seçim yapılacağını duyurdu. Özel, parti üyelerini sandığa çağırdı.

Özgür Özel, partisinin kuruluş kurultayı öncesinde 17 ana başlıktan oluşan çalışma programını kamuoyuyla paylaştı. Parti içi demokrasiden ekonomik reformlara, seçim hazırlıklarından yargı bağımsızlığına kadar birçok alanda hedeflerini açıklayan Özel, ilk seçimlerde partisinin cumhurbaşkanı adayının seçilmesini ve TBMM'de çoğunluğu elde etmeyi amaçladıklarını belirtti.

Çalışma programında parti içi demokrasiye geniş yer ayıran Özel, genel başkan, il ve ilçe başkanı seçimlerinde üyelerin doğrudan katıldığı eğilim yoklamalarının geliştirileceğini belirtti.

Üyelerin parti kararlarına ve mali bilgilere erişiminin kolaylaştırılması, yöneticilere yazılı soru yöneltebilmesi ve politika önerilerini iletebilmesi için yeni mekanizmalar oluşturulacağı açıklandı.

Mahalle, ilçe ve il meclislerinin yaygınlaştırılması, dijital katılım platformunun kurulması ve parti üyesi olmayan gönüllülerin de çalışmalara katılması programın hedefleri arasında yer aldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.