logo
04 EKİM 2026

Modern kölelik

04.10.2026 00:00:00
 

İnsan her pazar aynı rüyanın peşine düşüyor. Sosyal medyayı bir açıyorsun, yemyeşil dağ manzaraları, sessiz sakin köy evleri.

Ege'nin o pırıl pırıl denizine nazır çekilmiş fotoğraflar. Herkesin dilinde aynı ezber var. 

Ah bir imkanım olsa da Ege'de bir sahil kasabasına yerleşsem.

Peki, gerçekten öyle bir hayata alışkın mıyız? Yoksa sadece kaçmak mı istiyoruz?

O çok özenilen sakin hayatın bedeli para, parayı kazanmanın bedeli ise zaman. 

Zamanımızı satıyoruz, tükeniyoruz, yoruluyoruz. Hatta yorulmadan, kestirmeden o hayata kavuşmak isteyenlerin girdiği türlü maskaralıkları, kontrolden çıkan illegal yaşamları, çürüyen hayatları hep birlikte izliyoruz.

Oysa soru çok basit.

Hem zamanı ve kendimizi tüketmeden hem de mutlu bir hayat yaşayamaz mıyız?

Bu sorunun cevabı, neyden tatmin olduğumuzla ve neye kıymet verdiğimizle alakalı. 

Bize sürekli uzakta bir cennet vadeden sisteme inandığımız için yanı başımızdaki zenginliği görmüyoruz.

Alın Gebze'mizi örneğin. Ege kasabası diye iç geçiren insan, başını kaldırıp Eskihisar'a bakıyor mu acaba? 

Yanı başımızdaki Eskihisar Sahil Köyü, tarihi kalesi, kıyıya yanaşan balıkçı tekneleri, sahile vuran dalga sesleri ve gün batımındaki o eşsiz manzarasıyla tam anlamıyla bir Ege kasabası havası taşımıyor mu? 

Ha Ege'nin şirin bir sahil köyü, ha bizim Eskihisar'ımız.

Aradaki tek fark, birine gitmek için yollara düşmemiz, diğerinin ise hemen yanı başımızda bizi beklemesi. 

Gebze'nin güzellikleri aslında saymakla bitmez.

Tarih deseniz, burda. 

Doğu Akdeniz'i titreten Kartaca Kralı Hannibal son nefesini bu topraklarda verdi. 

Kanuni Sultan Süleyman'ın sadrazamı Çoban Mustafa Paşa'nın yaptırdığı o muazzam külliye hala Gebze'nin kalbinde duruyor. 

İlk müzecimiz, ünlü ressamımız Osman Hamdi Bey tam da o Eskihisar Sahil Köyü'nde yaşadı, müze evini oraya kurdu ve dünyaca ünlü eserlerini o pırıl pırıl deniz manzarasına bakarak üretti.

Doğa deseniz, 48 kilometre boyunca uzanan pırıl pırıl köyleri var, ormanı var, denizi var.

Burnumuzun dibinde devasa metropol İstanbul duruyor. 

Üstelik Türkiye'nin bilim ve teknoloji kalbi TÜBİTAK da Gebze'nin göbeğinde. 

Sanayi burada, üretim burada.

Haliyle bir kent il olmamasına rağmen aranacak her şart var, işsizlik yok denecek kadar az, ve de yok. 

Ama sokaklara çıkıp baktığımızda ne görüyoruz?

İnsanlar mutsuz.

Soralım kendimize. Gebze'nin göbeğindeki Türkiye'nin gözbebeği TÜBİTAK'ın kapısından içeri kaç Gebzeli genç girebiliyor?

Kaç gencimiz orada proje yapıp bilimle buluşabiliyor? 

Bu kentin gençliğine fiziki altyapı, imkan ve doğru teşvik verilmiyor ki. Gebzeli genç o bilim merkezine imrenerek bakmak yerine, kentin tek sosyalleşme yeriymiş gibi Eski Adliye Caddesi'ndeki Kafeler Sokağı'na sıkışıp kalıyor.

Gebze'de 20 yaş altı tam 100 bin genç var.

Bu gençlerin zamanını doğru planlaması, bilime, sanata ve tarihe yönlendirilmesi gerekmez mi?

Sadece gençler de değil. Gebze'de okuma yazma oranı yüzde doksanın üzerinde, yani dünya standartlarında. 

Ama ne yazık ki kültürel okuryazarlığımız aynı seviyede değil. 

Yanlışa dur deme, hesap sorma, elindeki değere sahip çıkma refleksi gelişmemiş. 

Herkesin dilinde bir vurdumduymazlık, bir boşvermişlik.

Değişmez bu düzen.

İşte modern kölelik tam olarak budur. 

Prangalar ayağımızda değil, zihnimizdedir. 

Uzak hayallerin peşinde koşarken elimizdeki devasa tarihi, bilimi, doğayı ve Eskihisar gibi değerleri heba etmektir.

Eskiler boşuna dememiş: Ne ararsan kendinde ara.

Eğer daha aydınlık bir gelecek, daha güzel bir yaşam istiyorsak, kaçmayı bırakıp eldeki değerlere sahip çıkmak zorundayız. Eski Adliye Caddesi'ndeki iki çay sohbetinden kafamızı kaldırıp Çoban Mustafa Paşa'nın tarihine, Eskihisar Sahil Köyü'nün ve Osman Hamdi Bey'in mirasına, TÜBİTAK'ın bilimine, köylerimizin doğasına ve en önemlisi birbirimize sahip çıkmalıyız.

Biz el ele verip bu vurdumduymazlığı kırmadıkça, o hayalini kurduğumuz Ege kasabası bile bizi mutlu etmeyecek. Çünkü düzeni değiştirecek olan şey şikayet etmek değil, yanı başımızdaki zenginlikleri fark edip yanlışa dur diyecek komşuluk hakkını, toplumsal birliği ve bilimsel bilinci yeniden canlandırmaktır.

 
Burhan Boran / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.