Müminler ne yapmalıdır?
“İnananların dünyayı değil, Allah (c.c) ve Resulünün (sav) sevgisini kalbine koymaları, kalplerini masivadan uzak tutmaları lazımdır...
10.08.2020 15:08:00





"İnananların dünyayı değil, Allah (c.c) ve Resulünün (sav) sevgisini kalbine koymaları, kalplerini masivadan uzak tutmaları lazımdır. Ancak o takdirde mü'min her şeyini Allah'a (c.c) ve Resulüne (sav) adayabilir. Zira kalplerinde Allah (c.c) ve Resulünden (sav) gayrisine muhabbet bulunmuş olsaydı sahabe her şeyini terk edip Medine'ye hicret etmezdi.
Samimiyet ve ihlâs sahibi mü'min bilsin ki, Allah (c.c) kuluna karşı, kişinin nefsine olan merhametinden daha da merhametlidir. O, rahmeti gereği her türlü zorlukta kullarına lütuf kapılarını açar. Bu hususta müminin Rabbi'ne tam bir itikat ve teslimiyetle bağlanması şarttır. Zira hayır ve şer Allah'tandır…
Hiçbir başarı kişinin kendisine ait olmayıp, Allah'ın (c.c) lütfündendir. Bu itikat üzere olan, her türlü kaza ve bela anında Cenab-ı Hakk'ın rahmetinden ümit kesmeden, lütuf kapılarında sadık bir bekçi gibi bekler. Allah'ta(c.c) ona lütuf ve ihsan kapılarını açar." (Prof. Dr. Haydar Baş Rahmet-el lil Alemin adlı eseri c.1, sh:242)

'Kendi ayaklarımız üzerinde durmak zorundayız'
"Müminler, Hakk'ın yardımı ile kendi ayakları üzerinde, kendi güçleri üzerinde durmak ve yükselmek zorundadırlar. Aksi halde ikiyüzlü, samimiyet yoksunu dava işportacıları tarafından sancağın yüzüstü bırakılması kaçınılmazdır. Bu ise davanın bel kemiğine en kritik ortamda indirilebilecek ağır bir darbe olur…" (Rahmet-el lil Alemin -1- sh:312)

'O günden bugüne değişen bir şey yok'
"İşte aynı Allah (c.c),aynı din, aynı kitap, aynı iman… Değişen sadece insan kalıpları ve isimleridir…
Değişen bir şey yok. Çağrı aynı Allah'a (c.c) aynı imana, aynı dinedir.
Düşmanlarının da sadece isimleri değişmiştir. Taktikleri, yöntemleri pek farklı değildir.
O halde inandım diyen insana düşen vazife, Kuran'ın örnek gösterdiği rehber insanları hizmette, gayrette, ahlakta, fazilette, kardeşlikte, şefkatte hâsılı hayatın her yönünde örnek olmak, onlara varis olmaktır.
Aynı mana ve ruh içerisinde İslam'a, imana, Hakk'a sahip çıkmak, aynı hassasiyet ve teslimiyet içerisinde hak dostlarıyla beraber olmaktır.
Düşmanın, küfür ve nifak ehlinin oyunlarına aldanmayıp, can ve mal pahasına da olsa Hak yolda sabır ve sebat göstermektir…" (Rahmet-el lil Alemin -1- sh:349)

'Her insanla yola çıkılmaz'
"Toplama insanlar, cazip imkânlarla elde edilmiş insanlar, eksikleri giderilmeden, fazlalıkları yontulmadan kendisine vazifeler verilmiş insanlar üzerine dava bina edilemez. Böyle insanlarla yola çıkılmaz ve dava yürümez.
Başında, etrafındaki insanları çile ve imtihanla yoğuracak, olayların ve hizmetin içerisinde teslimiyetlerini deneyecek, Allah'a (c.c) yakın olmalarına mani olan kibir, riya, haset gibi her türlü nefsi hastalıklarını bertaraf edip, feyizle ve muhabbetle de kalplerini süsleyerek, tatmin edecek bir lideri olmaksızın yola çıkılan her davanın akamete uğraması mukadderdir." (Rahmet-el lil Alemin -1- sh:364)
Samimiyet ve ihlâs sahibi mü'min bilsin ki, Allah (c.c) kuluna karşı, kişinin nefsine olan merhametinden daha da merhametlidir. O, rahmeti gereği her türlü zorlukta kullarına lütuf kapılarını açar. Bu hususta müminin Rabbi'ne tam bir itikat ve teslimiyetle bağlanması şarttır. Zira hayır ve şer Allah'tandır…
Hiçbir başarı kişinin kendisine ait olmayıp, Allah'ın (c.c) lütfündendir. Bu itikat üzere olan, her türlü kaza ve bela anında Cenab-ı Hakk'ın rahmetinden ümit kesmeden, lütuf kapılarında sadık bir bekçi gibi bekler. Allah'ta(c.c) ona lütuf ve ihsan kapılarını açar." (Prof. Dr. Haydar Baş Rahmet-el lil Alemin adlı eseri c.1, sh:242)

'Kendi ayaklarımız üzerinde durmak zorundayız'
"Müminler, Hakk'ın yardımı ile kendi ayakları üzerinde, kendi güçleri üzerinde durmak ve yükselmek zorundadırlar. Aksi halde ikiyüzlü, samimiyet yoksunu dava işportacıları tarafından sancağın yüzüstü bırakılması kaçınılmazdır. Bu ise davanın bel kemiğine en kritik ortamda indirilebilecek ağır bir darbe olur…" (Rahmet-el lil Alemin -1- sh:312)

'O günden bugüne değişen bir şey yok'
"İşte aynı Allah (c.c),aynı din, aynı kitap, aynı iman… Değişen sadece insan kalıpları ve isimleridir…
Değişen bir şey yok. Çağrı aynı Allah'a (c.c) aynı imana, aynı dinedir.
Düşmanlarının da sadece isimleri değişmiştir. Taktikleri, yöntemleri pek farklı değildir.
O halde inandım diyen insana düşen vazife, Kuran'ın örnek gösterdiği rehber insanları hizmette, gayrette, ahlakta, fazilette, kardeşlikte, şefkatte hâsılı hayatın her yönünde örnek olmak, onlara varis olmaktır.
Aynı mana ve ruh içerisinde İslam'a, imana, Hakk'a sahip çıkmak, aynı hassasiyet ve teslimiyet içerisinde hak dostlarıyla beraber olmaktır.
Düşmanın, küfür ve nifak ehlinin oyunlarına aldanmayıp, can ve mal pahasına da olsa Hak yolda sabır ve sebat göstermektir…" (Rahmet-el lil Alemin -1- sh:349)

'Her insanla yola çıkılmaz'
"Toplama insanlar, cazip imkânlarla elde edilmiş insanlar, eksikleri giderilmeden, fazlalıkları yontulmadan kendisine vazifeler verilmiş insanlar üzerine dava bina edilemez. Böyle insanlarla yola çıkılmaz ve dava yürümez.
Başında, etrafındaki insanları çile ve imtihanla yoğuracak, olayların ve hizmetin içerisinde teslimiyetlerini deneyecek, Allah'a (c.c) yakın olmalarına mani olan kibir, riya, haset gibi her türlü nefsi hastalıklarını bertaraf edip, feyizle ve muhabbetle de kalplerini süsleyerek, tatmin edecek bir lideri olmaksızın yola çıkılan her davanın akamete uğraması mukadderdir." (Rahmet-el lil Alemin -1- sh:364)
























































































