HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 27 OCAK 2022, PERŞEMBE

Nevi şahsına münhasır insanlar…

11.05.2021 00:00:00
'Nevi şahsına münhasır insanlar…' seslendirme dosyası:

Yaşantım boyunca "nevi şahsına münhasır" (kendi kişiliğine özgü) tanımlamasından başka türlü ifade edilemeyen insanlar tanıdım. Bir kısmı ile birlikte çalıştım. -Arapça bir kelime olması nedeni ile- bu deyimi çevirip kolay ifade etmekte hep zorlandım.

Genellikle "sahip olduğu özelliklerden ötürü eşi benzeri bulunmayan, diğer insanlara pek benzemeyen tutum ve davranışları olan kişi" demektir. Bu tanımlamaya giren insanların ortak özelliği başkalarının düşünmediğini düşünürler ve başkalarının yapmaya cesaret edemedikleri işleri yaparlar. 

Sorumluluk almayı da, sorumluluk vermeyi de başarırlar. Hatta kendilerine ait bir takım görevleri yapabileceğine inandığı her kesimden insanla paylaşır, onlar ile kendilerinden beklenmeyen bir yakınlık kurarlar. 

Bursa tarihine bakarsak,  Vali Ahmet Vefik Paşa böyle bir insandır. Arabasını çıkmaz sokaklara sürüp; "Paşanın arabası geri mi dönermiş?" diyerek bugün Bursa'daki pek çok çıkmaz sokağı, çıkar yol yapmış, daracık yerleri genişletmiştir. Altıparmak'ta yol yapımında çalışan işçilerin, "Yatır çıktı biz burayı kazamayız" demeleri üzerine, mezarın başına gidip dua etmesi; "Yürü ya dede" diyerek üç kez seslenmesi, sonrada işçilere dönüp, "işinize devam edin, dede gitti" demesi en ünlü anekdottur. O devirde sonradan kendi adı ile anılacak tiyatroyu kurması, çeşitli eserlerini dilimize çevirip oynatması az şey midir?

Bursa'da nevi şahsına münhasır insanlardan ilk tanıdığım Ekrem Barışık'tı. 80 ihtilali sonrasında belediye başkanlığı yaptı ve pek çok olmaz denilen işe girişti. Asker kişiliğine rağmen gösterdiği tevazu ve incelikle pek çok insanın gönlüne taht kurdu. 

Görev yaptığı yıllarda hiçbir usulsüz işe imza atmayan, sakin yapısı ile ünlenen Vali Sedat Tolga'yı yakından tanıma imkânımız oldu. 

Bugünkü Bursa'yı planlayıp yola çıkan isimlerden birisi de Erdem Saker'di. İnsan ve kent dostu Ural Duraner'in belediye başkanlığına hazırlanırken hastalanması üzerine göreve önerdiği isim olan Saker; kimseyi dinlemeyip Bursa'ya yeni eserler kazandırdı. DSİ spor döneminde uluslararası çim kayağı yarışları, Uludağ sporcu ve izci kampları sırasında onu tanıdık. Uluslararası nitelikte hayvanat bahçesi, botanik parkı, Ürünlü Gençlik ve İzci parkları benim birebir yaşadıklarım oldu. 

Nihat Balkır'ın üniversite rektörlüğü dönemini, Osman Neşet Akay'ın Milli Park Müdürlüğünü, Dr. Rüştü Burlu'nun Çocuk Esirgeme Kurumu dernek başkanlığı günlerini büyük bir saygı ile anıyoruz. 

Bu nevi şahsına münhasır insanlar arasında; tarihi eserlere ömrünü adayan ve pek çoğunun onarılmasına emeği geçen Kazım Baykal'ı da katmalıyım. Bütün öksüz kızların annesi olan Hakim Mürvet Hanım'ı; ünlü Ağır Ceza reisi Şemsettin beyi, bir döneme ismini veren Belediye Başkanı Haşim İşcan'ı unutmamak lazım. 

Tabii, bu kentte sıradışı çok insan yetişti. Zeki Müren bir müstesna idi. İlhan İrem bir Bursa değeri idi. Mimarlar odası genel Başkanlığı da yapmış olan Bora Akçay'ı, onun GÜMÇED çevre derneği ile ilgili serüvenlerini, cebinden verdiği paralar ile açtığı çevre davalarını, iki yaka insanı arasındaki Türk Yunan dostluğunu destekleyişini, bunun Yunanlı siyasetçilerce nasıl baltalandığını anlatan yazı ve söylevlerini de bugün gibi hatırlıyorum. 

Bursa Hakimiyet gazetesinin koridorlarında bir dönem araştırmacı yazar  Yılmaz Akkılıç ile birlikte görev yapmıştık. Onun Bursa siyasetinde her zaman ayrı bir yeri vardı. Cihat Demirören'den sonra hakkı olduğu halde söke söke Gençlik ve Spor il müdürlüğünü alan Yusuf Bıyıklı'yı, Bursa basketboluna pek çok genç kazandıran Hayri Koyuncu'yu, Tophane Meslek Lisesinin efsanevi müdürü Orhan Savaşer'yi, Orman Bölge Müdürü Talat Bölükbaşı'yı, bu kategoriye koyabiliriz. Saydıklarım, benim yaşam sürecimde inceleyip tanımaya çalıştıklarım veya beraber olmaktan gurur duyduğum insanlardır.

Her yanından tarih ve kültür fışkıran böyle bir kentin şu anda içine düştüğü durumun faturasını bir önceki belediye başkanı Recep Altepe'ye yıkmaya çalışanlara da bir çift sözümüz olmalı. Recep Altepe hataları bir yana, Bursa'ya en çok spor tesisini kazandıran ve kent yerel sporuna yeni bir soluk getiren ilk başkan olarak anılacaktır. 

Sadece bu kadar mı?

Tarihi süreçte geriye gittiğinizde, Bursa'ya hizmet eden bir Albay Bekir Sami bey var ki, Garnizon komutanı olarak görev yapmış.  Kurtuluş Savaşı'nda çok zor koşullarda takdir edilecek başarıları var. Bunlar benim hatırladığım ve karşılaştığımolaylara ait değerlendirmelerim. Bursa'yı köhne bir Osmanlı kenti olmaktan kurtarıp; bugünlere kazandıran insanlardan sizlere bir demet sunmaya çalıştım. 

Geçmişte sıra dışı fikirlere sahip olan, Türk sanayisinin gelişmesine, Turizm'e, Sanata, Spora ve kültürümüze; adalet anlayışı ile yaşam biçimimize imza atmış pek çok değere sahibiz. Her kentte, her köy ve kasabada yaşayıp geçmiş, sırasını savmış, unutulmaya yüz tutmuş böyle yüzlerce insanımız var. Biz bunları yeterince değerlendirebiliyor muyuz? Ben hep bu sorunun peşinde oldum. 

Bu insanların yaşamında kanunsuz bir şey yoktur. Sadece kanun böyle diyor şeklinde bir anlayışa da sahip olmamışlar. Bazı yöneticiler gibi "Kanun şurada dursun, biz işimizi bildiğimiz gibi yapalım, ona ne zararımız var ki?" diyen anlayışın da temsilcisi olmadılar. Kendilerini sıra dışı yapan tek şey inandıkları doğrular ile halkın genel menfaatleri idi. 

Bu saydıklarımın görev sonralarına bir bakınız. Hiç birinin servetleri, artmış mal ve mülkleri olmadı. Bulundukları makamları menfaat sağlamak veya şahsi çıkar temin etmek için kullanmadılar.

Bizde bir laf vardır. "Adamın iyisi biraz deli olmalı" diye… Saydıklarımın hepsi biraz deli idi. Hizmet delisi oldular. 

Onlardan ders alınacak şeyler bellidir. 

Eğer çıktığınız yolda karşılaşacağınız kişi ve olaylara göğüs germeyi ve kararlı olmayı göze almazsanız o yoldan çabuk dönersiniz. Bu dönüşlerde sizi sıradanlaştırır. Hizmet etmenin zevkini tadanlar en büyük dünya nimetinin sahibi olurlar. 

Ne mutlu böyle anabildiklerimize…

Kalın sağlıcakla…

Mutlu Bayramlar…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

11.05.2020, 11.05.2019, 11.05.2018, 11.05.2017, 11.05.2016, 11.05.2015, 11.05.2014, 11.05.2013, 11.05.2012, 11.05.2011, 11.05.2010, 11.05.2009, 11.05.2008, 11.05.2007, 11.05.2006, 11.05.2005, 11.05.2004, 11.05.2003, 11.05.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.