logo
05 KASIM 2026

Nusaybin'de okul tarandı: 1 öğretmen öldü

23.11.2005 00:00:00
 
Mardin'in Nusaybin İlçesi'ndeki dün akşam ders bitiminde Yavuz Selim İlköğretim Okulu'ndan çıkan öğrenciler ve öğretmenlerin üzerine Kalaşnikof silahla tarandı. Sayıları ve kim oldukları bilinmeyen kişilerin gerçekleştirdiği saldırıda öğretmen Adnan Çelik öldü, 4 öğrenci de yaralandı.

Olay dün saat 16.30 sıralarında meydana geldi. Yavuz Selim İlköğretim Okulu öğrencileri ders bitimine evlerine dağılırken, Kalaşnikof silahla üzerlerine yaylım ateş açıldı. Öğrencileriyle birlikte okuldan çıkan öğretmenlerden Adnan Çelik, isabet eden kurşunlarla kanlar içinde yere düştü. Öğretmen Çelik olay yerinde can verirken, yaralanan 4 öğrenci de Nusaybin Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

Olayı duyan öğrenci velileri okula ve hastaneye akın etti. Hastanede büyük izdiham yaşandı.Kaç kişi oldukları ve kimlikleri henüz bilinmeyen saldırganlar kaçarken, güvenlik güçleri operasyon başlattı. Nusaybin'in giriş ve çıkışları kontrol altına alındı.

Ankara’dan AB'nin raporuna sert tepki

Avrupa Komisyonu’nun yayımladığı 2026 Türkiye Raporu, ekonomik iş birliği, Gümrük Birliği ve savunma sanayiindeki ortak çıkarları överken; siyasi kriterler, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz başlıklarında ön yargılı yaklaşımını sürdürdü. Dışişleri Bakanlığı, rapora "mesnetsiz ve çifte standartlı" diyerek sert tepki gösterdi

04.11.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Ankara’dan AB'nin raporuna sert tepki
Ankara’dan AB'nin raporuna sert tepki
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, genişleme stratejisi kapsamında merakla beklenen yıllık 2026 Türkiye Raporu'nu yayımladı. İkili ilişkilerin mevcut durumunu röntgenleyen rapor, ekonomi ve güvenlik alanlarında Türkiye'nin kritik rolünü teslim ederken, siyasi ve bölgesel konularda Ankara ile Brüksel arasındaki geleneksel görüş ayrılıklarını bir kez daha derinleştirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, raporun açıklanmasının hemen ardından yayımladığı bildiride siyasi ithamları ve Kıbrıs konusundaki iddiaları tamamen reddettiğini duyurdu.

Ticaret hacmi 218 milyar avroya ulaştı

Raporda, Türkiye ekonomisinin son dönemde attığı kararlı adımlar ön plana çıkarıldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikasında güvenilirliği yeniden tesis etme hamleleri, enflasyonla mücadeledeki kararlılık ve cari açığın dengelenmesi AB tarafından olumlu not edildi.

Türkiye'nin AB içindeki rekabet baskısıyla baş edebilecek güçlü bir imalat, tarım ve hizmet sektörüne sahip olduğu vurgulanan raporda, taraflar arasındaki ticaret hacminin 218 milyar avroya ulaştığı bilgisine yer verildi. Gümrük Birliği'nin küresel çalkantıların yaşandığı bu dönemde AB tedarik zincirlerinin dayanıklılığına ve arz güvenliğine devasa bir katkı sağladığı açıkça itiraf edildi.

Türk savunma sanayii AB radarında

2026 raporunun en dikkat çekici bölümlerinden birini ise Türk savunma sanayiinin yükselişi oluşturdu. Raporda, Türk savunma şirketlerinin küresel pazardaki gücünü artırdığı, teknoloji ve bilgi transferi sağlamak amacıyla giderek daha fazla AB pazarına yöneldiği ve kıta genelinde ortak üretim tesisleri kurduğu kaydedildi.

Karadeniz'de "gölge filo" ve hibrit tehditler uyarısı

Güvenlik ve bölgesel riskler başlığında, Türkiye'nin siber saldırılar, yapay zeka destekli dezenformasyon kampanyaları ve göç akımlarının manipülasyonu gibi hibrit tehditlerle en yoğun karşılaşan ülkelerin başında geldiği aktarıldı.

Rusya'nın Karadeniz'deki askeri varlığı, "gölge filosu" ve insansız deniz araçlarının (İDA) deniz güvenliği açısından yarattığı risklere dikkat çekilirken, Türkiye'nin Ukrayna Savaşı'ndaki kolaylaştırıcı ve arabulucu rolü ile Ukrayna'nın yeniden inşasına verdiği stratejik destek takdir edildi. Ancak raporda, Türkiye'nin Rusya ile olan yakın ekonomik bağlarını koruyor olması da not edildi.

Ankara'dan brüksel'e muhtıra niteliğinde yanıt

Dışişleri Bakanlığı, rapordaki siyasi değerlendirmeler ve bölgesel iddialara karşı çok sert bir açıklama yayımlayarak raporun bu kısımlarını "mesnetsiz" bulduğunu ve tamamen reddettiğini ilan etti. Ankara'nın Brüksel'e yönelik tepkisinde şu üç başlık öne çıktı:

• Yargı ve Temel Haklar: AB'nin Türkiye'deki iç hukuka ve yargı bağımsızlığına yönelik eleştirileri "çifte standartlı, hukuki temelden uzak ve ön yargılı bir zihniyetin yansıması" olarak nitelendirildi.

• Kıbrıs ve Doğu Akdeniz: Raporda Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) tek taraflı tezlerine koşulsuz destek verilmesi Ankara'nın en büyük tepki gösterdiği alan oldu. Bakanlık, AB'nin bu taraflı tutumunu sürdürdüğü müddetçe Kıbrıs meselesinde bir çözüm ortağı veya tarafsız bir aktör olamayacağını net bir dille hatırlattı.

• Libya Mutabakatı: Raporda Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatına yönelik olumsuz ifadelere değinen Ankara, bu iddiaların Türkiye açısından "yok hükmünde" olduğunu ve Doğu Akdeniz'deki meşru çıkarlarından taviz verilmeyeceğini vurguladı.

Ortaklık şart, yaklaşım sorunlu

2026 Türkiye Raporu, AB'nin Türkiye'yi ekonomik gücü, askeri sanayisi ve lojistik/tedarik zincirindeki yeri bakımından "vazgeçilmez bir ortak" olarak gördüğünü; ancak iş siyasi kriterlere ve Doğu Akdeniz'deki egemenlik haklarına geldiğinde üye ülkelerin (Yunanistan ve GKRY) baskısıyla taraflı duruşundan sıyrılamadığını bir kez daha gözler önüne serdi.

İstanbul’da sağanak trafiği kilitledi

Marmara Bölgesi'ni etkisi altına alan Sibirya kökenli soğuk ve yağışlı hava dalgası İstanbul'da günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. Aniden bastıran şiddetli sağanak yağış ve kararan gökyüzü, iş çıkış saatiyle birleşince kent genelindeki trafik yoğunluğu yüzde 89 seviyesine kadar fırladı

04.11.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
İstanbul’da sağanak trafiği kilitledi
İstanbul’da sağanak trafiği kilitledi
İstanbul'da gün genelinde aralıklarla kendini gösteren olumsuz hava koşulları, öğleden sonra zirve noktasına ulaştı. Kentin üzerine çöken yoğun ve koyu kara bulutlar, gündüz saatlerinde adeta gece karanlığı yaşanmasına neden oldu.

Başta Tarihi Yarımada, Boğaz hattı ve Avrupa Yakası'nın merkezi alanları olmak üzere, şehrin birçok bölgesinde gök gürültülü şiddetli sağanak yağış etkisini gösteriyor. Yağışa hazırlıksız yakalanan İstanbullular kapalı alanlara sığınırken, ana yollarda görüş mesafesi önemli ölçüde düştü.

Ana arterler durma noktasında

Sağanak yağışın tam iş ve okul çıkış saatlerine denk gelmesi, zaten hassas olan İstanbul trafiğini felç etti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Trafik Yoğunluk Haritası verilerine göre, kent genelindeki anlık trafik yoğunluğu yüzde 89 seviyesine yükseldi.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün her iki yakadaki bağlantı yollarında kilometrelerce araç kuyruğu oluştu.

D-100 karayolu ve TEM Otoyolu'nun özellikle rampalar ve katılım noktalarında araçlar tampon tampona ilerlemekte güçlük çekiyor.

Kendi araçları yerine toplu taşımayı kullanmak isteyen vatandaşlar; metro, metrobüs ve otobüs duraklarında uzun kuyruklar ve aşırı yoğunluk oluşturdu.

AKOM ve valilikten peş peşe "sarı kodlu" uyarılar

Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün İstanbul için "Sarı Kodlu" uyarı vermesinin ardından, İstanbul Valiliği ve İBB Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) vatandaşları tedbirli olmaya çağırdı.

Yapılan açıklamalarda, metrekareye 30 ila 60 kilogram arasında yağış düşmesinin beklendiği vurgulandı. Güçlü poyraz fırtınasının da (40-60 km/s) eşlik ettiği hava muhalefeti sebebiyle ani sel, su baskını, tünellerde göllenme, ağaç devrilmesi ve ulaşımda aksamalara karşı sürücülerin takip mesafelerini korumaları ve zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmamaları istendi.

Sıcaklıklar hissedilir derecede düşecek

Rusya üzerinden sarkan Sibirya kökenli soğuk hava dalgası yalnızca yağış getirmekle kalmadı, dereceleri de kış moduna soktu. Kentte daha önce 18-20 derece civarında seyreden hava sıcaklıklarının ani bir düşüşle 12-14 derece bandına kadar gerileyeceği bildirildi.

AKOM uzmanları, yağışlı sistemin perşembe günü de aralıklarla kuvvetli sağanak geçişleri şeklinde etkisini sürdüreceğini, cuma gününden itibaren ise kenti terk edeceğini tahmin ediyor.

İki metrobüsün çarpıştığı kazada 6 kişi yaralandı

Esenyurt'ta Haramidere-Sanayi Durağı'nda yolcu alan metrobüse arkadan gelen metrobüs çarptı. Kazada 6 yolcu yaralandı

04.11.2026 16:43:00
Haber Merkezi
 
İki metrobüsün çarpıştığı kazada 6 kişi yaralandı
İki metrobüsün çarpıştığı kazada 6 kişi yaralandı
Esenyurt'ta iki metrobüsün çarpışması sonucu 6 kişi yaralandı.

Namık Kemal Mahallesi'ndeki Haramidere Sanayi Metrobüs Durağı'nda yolcu alan metrobüse, durağa yaklaşan başka bir metrobüs arkadan çarptı.

Kazada, 6 kişi yaralandı.

İhbar üzerine bölgeye sağlık ekipleri sevk edildi.

Yaralıların 2'sine olay yerinde müdahale edilirken, 4'ü ambulanslarla hastaneye kaldırıldı.

Kaza nedeniyle seferlerde aksama yaşanırken, bölgede uzun metrobüs kuyrukları oluştu.

Kazaya karışan metrobüslerin çekici yardımıyla kaldırılmasının ardından karşılıklı ve dönüşümlü olarak sürdürülen seferler normale döndü.

Dört gazeteci için ağır hapis istemi

Kamuoyunda geniş yankı uyandıran fon soruşturmasına ilişkin yaptıkları haber, yorum ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle hedef olan gazeteciler Şaban Sevinç, Mustafa Balcı, Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında hazırlanan iddianameler tamamlandı. Savcılık, dört gazeteci için onlarca yılı bulan hapis cezaları talep etti

04.11.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Dört gazeteci için ağır hapis istemi
Dört gazeteci için ağır hapis istemi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye gündemini sarsan "fon dolandırıcılığı" ve "fon vurgunu" soruşturması kapsamında yürüttüğü adli süreçte kritik bir adımı daha geride bıraktı. Sosyal medyadaki iddiaları ve televizyon ekranlarındaki değerlendirmeleri nedeniyle mercek altına alınan gazeteciler Şaban Sevinç, Mustafa Balcı, Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında hapis istemli iddianameler hazırlandı.

Tutuklu gazetecilere en ağır ceza istemi

Geçtiğimiz Ekim ayından bu yana Maltepe Cezaevi'nde tutuklu bulunan gazeteci Şaban Sevinç ile Sözcü editörü Mustafa Balcı'ya yönelik yürütülen soruşturma dosyası tamamlandı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ve fon soruşturmasında adı geçen Osman Arıkan Nacar'a yönelik sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek açılan davada savcılık ceza yağdırdı.

Şaban Sevinç, üç ayrı suçtan ve "zincirleme suç" hükümleri uygulanması talebiyle 18 yıl 11 ay 15 güne kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak.

Mustafa Balcı, "Kamu görevlisine alenen hakaret", "iftira" ve "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamalarıyla 10 yıl 10 aya kadar hapsi talep edildi.

İki gazetecinin tutukluluk halinin devamına karar verilirken, davanın ilk duruşması 27 Kasım 2026 tarihinde görülecek.

Saymaz ve Ağırel'e 14 yıl 10 ay istemi

Öte yandan, Sözcü TV'de yayımlanan "Gazeteci Masası" programındaki fon vurgunu değerlendirmeleri nedeniyle hakkında soruşturma açılan ve ev hapsinde bulunan gazeteciler İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkındaki iddianame de mahkemeye sunuldu.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın şikâyeti ve Ticaret Bakanlığı'nın "ihbarcı" sıfatıyla yer aldığı iddianamede, iki gazetecinin bakanı fon soruşturmasıyla ilişkilendiren açıklamalarının kamu kurumlarına güveni zedelediği öne sürüldü. Savcılık; Saymaz ve Ağırel hakkında "kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret", "iftira", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" de dahil olmak üzere çeşitli suçlardan ayrı ayrı 14 yıl 10'ar aya kadar hapis cezası talep etti.

Gazeteciler ifadelerinde ne dedi?

Haklarındaki suçlamaları reddeden gazetecilerden Murat Ağırel, savcılık ifadesinde programda dile getirdiği iddiaların kaynağının siyasi parti kulisleri olduğunu, kesinleşmemiş bilgileri her zaman "iddia" vurgusuyla izleyiciye aktardığını belirtti. İsmail Saymaz ise canlı yayında şahsi bir ithamda bulunmadığını, sadece mesleki bir sorumlulukla gazeteci meslektaşına sorular yönelttiğini ifade etti.

Dört gazeteciye yönelik hazırlanan bu iddianameler, basın örgütleri ve kamuoyu tarafından "basın özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale" eleştirileriyle takip ediliyor.

Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki vize muafiyeti anlaşması 6 Kasım'dan itibaren yürürlüğe girecek

Türkiye'nin Riyad Büyükelçiliği, Suudi Arabistan ile Türkiye arasında diplomatik ve hususi pasaport hamillerinin vize yükümlülüğünden karşılıklı olarak muaf tutulmasına ilişkin anlaşmanın 6 Kasım'dan itibaren yürürlüğe gireceğini bildirdi

03.11.2026 15:31:00
AA
 
Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki vize muafiyeti anlaşması 6 Kasım'dan itibaren yürürlüğe girecek
Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki vize muafiyeti anlaşması 6 Kasım'dan itibaren yürürlüğe girecek

Riyad Büyükelçiliğinin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin açıklama yapıldı.

Açıklamada, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında diplomatik ve hususi (yeşil) pasaport sahiplerinin vize yükümlülüğünden karşılıklı olarak muaf tutulmasına ilişkin anlaşmanın 6 Kasım'dan itibaren yürürlüğe gireceği belirtildi.

Anlaşma kapsamında, iki ülkenin diplomatik ve hususi pasaport sahibi vatandaşlarının, her 180 günlük dönem içinde toplam 90 günü aşmamak kaydıyla karşılıklı olarak vizesiz seyahat edebileceği belirtildi.

Bu kişilerin, diğer ülkeye giriş ve çıkış yapabilecekleri, ülke üzerinden transit geçebilecekleri ve belirtilen süre boyunca vize almadan geçici olarak kalabilecekleri bildirildi.

Suudi Arabistan'a giriş yapılan tarihte en az 6 ay geçerliliği olan pasaport sahibi olunması gerektiği kaydedildi.

Hac ve umre ziyaretleri anlaşma kapsamı dışında

Anlaşmanın 5'inci maddesi uyarınca hac veya umre yapmak amacıyla Suudi Arabistan'a gelen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının anlaşmanın kapsamı dışında olduğu, söz konusu amaçlar için seyahat edecek olanların bu çerçevede Suudi Arabistan makamlarınca özel olarak verilen vizeye başvurmaları gerektiği ifade edildi.

Hac dönemi dışında olduğu sürece umre seyahatinin, Suudi Arabistan'ın resmi turizm portalından veya havalimanındaki e-vize kabinlerinden uygun vize türü alınarak gerçekleştirilebileceği bilgisi verildi.

Türkiye ve Suudi Arabistan, 6 Mayıs 2026'da Ankara'da düzenlenen Türkiye-Suudi Arabistan Koordinasyon Konseyi Toplantısı'nın ardından diplomatik ve hususi pasaport hamillerinin vize yükümlülüğünden karşılıklı olarak muaf tutulmasına ilişkin anlaşma imzalamıştı.

Bunun ardından, anlaşmayı onaylayan Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanmıştı. 

Erdoğan: Güney Kore ile ticaret hedefimiz 15 milyar dolar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Kore ile geçtiğimiz yıl 11 milyar doları aşan ikili ticaretimizi dengeli ve sürdürülebilir şekilde evvelce belirlediğimiz 15 milyar dolar hedefine ulaştıracak adımları görüştük" dedi

03.11.2026 14:10:00
AA
 
Erdoğan: Güney Kore ile ticaret hedefimiz 15 milyar dolar
Erdoğan: Güney Kore ile ticaret hedefimiz 15 milyar dolar
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung ile Seul'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, Lee'nin davetine icabetle stratejik ortakları ve yakın dostları Kore'yi 8 yıl aradan sonra tekrar ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Lee'ye sıcak ev sahipliği dolayısıyla teşekkür eden Erdoğan, bundan 76 yıl önce kahraman Mehmetçiğin Kore'nin bağımsızlığı için gösterdiği fedakarlıklarla kan kardeşliğine dönüşen iki ülke arasındaki ilişkilerin bugün de müstesna düzeyde ayrı bir seyrinin kendilerini ziyadesiyle mutlu ettiğini söyledi.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee'yi Kasım 2025'te ve geçen temmuz ayında Türkiye'de ağırladıklarını hatırlatan Erdoğan, karşılıklı ziyaretlerin iki ülke arasındaki stratejik ortaklığa önemli katkılarda bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Bugün de birçok konudaki işbirliğimizi dinamik ve geleceğe odaklı şekilde ilerletecek adımları ele aldık. Ekonomik ve ticari ilişkilerimiz, görüşmelerimizde öne çıkan alanların başında geldi. Geçtiğimiz yıl 11 milyar doları aşan ikili ticaretimizi, dengeli ve sürdürülebilir şekilde, evvelce belirlediğimiz 15 milyar dolar hedefine ulaştıracak adımları görüştük. Aramızdaki serbest ticaret anlaşmasının günün şartlarına göre tadil edilmesi dahil ilgili kurumlarımızın çalışmalarına odaklandık. Ülkemizde 400'den fazla Koreli firma faaliyet gösteriyor. Kore firmalarıyla sadece ülkemizde değil, Türkiye'nin güçlü olduğu pazarlarda ortak projelere adımlarımızı atıyoruz."


"Çok taraflı platformlardaki işbirliğimizi tüm insanlığın faydası için daha ilerilere taşımakta kararlıyız"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerinin bir diğer önemli başlığını nükleer enerji ve madencilik alanının oluşturduğunu aktararak, Kasım 2025'te Türkiye Nükleer Enerji Şirketi ile Kore Elektrik Enerjisi Kurumu arasında imzalanan mutabakat zaptının, işbirlikleri için önemli bir zemin teşkil ettiğini vurguladı.

Bugün iki ülke enerji bakanlıkları arasında imzalanan belgelerin de bu işbirliklerini daha ileriye taşıyacağına inandığını ifade eden Erdoğan, özellikle batarya üretimi, yapay zeka ve yarı iletkenler dahil olmak üzere birçok ileri teknolojiler alanında Kore'yle işbirliğine büyük önem verdiklerini belirtti.

Erdoğan, "Savunma sanayi, stratejik ortaklığımızın somut neticeler verdiği alanların başında geliyor. Sayın Cumhurbaşkanı'yla görüşmemde, Fırtına obüsleri ve Altay tankı gibi başarılı müşterek projelerin sayısının artırılması gereğine işaret ettik." dedi.

Gelecek sene idrak edecekleri ülkeler arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 70. yıl dönümünde özel etkinlikler planladıklarını kaydeden Erdoğan, "Bölgelerinde ve ötesinde etkin roller üstlenen, küresel barış ve istikrara önem veren iki ülkeyiz. Uluslararası meselelere dair görüşlerimiz büyük ölçüde örtüşüyor. Kore Yarımadası'nda kalıcı barış ve istikrarın tesisini amaçlayan diyalog temelli yaklaşımı destekliyoruz. Birleşmiş Milletler, MIKTA ve G20 dahil olmak üzere çok taraflı platformlardaki işbirliğimizi tüm insanlığın faydası için daha ilerilere taşımakta kararlıyız." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Kore Devlet Başkanı Lee ile iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkilerini daha da geliştirmek amacıyla yakın çalışmayı sürdüreceklerini belirterek, ikili ilişkilere sağladığı katkılarından dolayı Lee'ye şahsı ve milleti adına teşekkür etti.


Güney Kore Devlet Başkanı Lee: Türkiye halkımızın gönlünde kan kardeşimizdir


Güney Kore Devlet Başkanı Lee ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyeti ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Türkiye, halkımızın gönlünde kan kardeşimizdir, yani kanla bağlı olduğumuz kardeşimizdir." dedi.

Güney Kore halkının bugün sahip olduğu özgürlük ve barış ortamını, Kore Savaşı'nda Kore halkının yanında savaşan yaklaşık 20 bin Türk askerine borçlu olduğunu vurgulayan Lee, Türk askerlerinin savaş sırasında gösterdiği fedakarlığı saygıyla andı.

Lee, "Bugün Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte kanla kurulan derin dostluk ve güven temelinde işbirliğimizi genişletme konusunda mutabık kaldık." diye konuştu.

Erdoğan ile görüşmesinde Kasım 2025'te varılan mutabakatların uygulanmasında kaydedilen ilerlemeyi değerlendirdiklerini aktaran Lee, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı daha da derinleştirmenin yollarını ele aldıklarını belirtti.

Lee, görüşmede nükleer enerji, savunma sanayisi ve ALTAY tankı projesi gibi stratejik alanlarda somut işbirliğini güçlendirme konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

Türkiye'deki nükleer santral projesine yönelik işbirliğinin sorunsuz ilerlediğini kaydeden Lee, "Bu sonuçları ileri taşıyıp, Nükleer Güç Projesi Finansmanına İlişkin İşbirliği Mutabakat Zaptı'nı imzaladık." ifadelerini kullandı.

Lee, geçen yıl düzenlenen zirveden bu yana savunma sanayisi alanındaki işbirliğinin de istikrarlı biçimde geliştiğine işaret ederek, temmuz ayında savunma sanayisi ve lojistik ortak komitesinin toplandığını hatırlattı.


Savunma sanayisi işbirliği derinleştirilecek


Eylül ayında askeri gemilerde işbirliği niyet mektubunu imzaladıklarını kaydeden Lee, bu gibi adımlarla işbirliğini giderek genişlettiklerini vurguladı.

Lee, "Ortak üretim ve teknoloji işbirliğini artırıp, iki ülke şirketlerinin üçüncü ülkelere birlikte açılma yollarını arayarak savunma sanayisi işbirliğini derinleştirmeyi kararlaştırdık." değerlendirmesinde bulundu.

İki ülke arasında geçen yıl imzalanan yol altyapısına ilişkin mutabakat zaptıyla işbirliğinin geliştiğini belirten Lee, yeni ulaştırma ve bağlantısallık mutabakatıyla işbirliğini genişleteceklerini dile getirdi.

Lee, "Karşılıklı faydaya dayanarak ve ekonomik işbirliğini güçlendirerek yatırım ve istikrarı artıracağız." açıklamasında bulundu.

Türkiye ile Güney Kore arasındaki ticaret hacminin 2023'te ilk kez 10 milyar doları aştığını hatırlatan Lee, "(Türkiye-Güney Kore ticaret hacmi) Geçen yıl 10 milyar 700 milyon dolarla, diplomatik ilişkiler kurulduğundan bu yana rekor kırıldı" dedi.


Dengeli ve istikrarlı ticari işbirliği için çalışmaları artırma vurgusu


Lee, "Ticaret dengesizliğini, ithalatı kısıtlayıcı tedbiri ve gümrük işlemlerindeki gecikmeleri tek tek çözüp iki ülke şirketlerine daha istikrarlı bir faaliyet ortamı sağlamak için çabalarımızı sürdüreceğiz. Ayrıca soydaşlarımızın çalışma izni alma sorunlarını çözmek için hükümetlerimiz arasındaki işbirliğini sürdürmeyi kararlaştırdık." diye konuştu.

Öte yandan biyoteknoloji, enerji, bilim ve teknoloji, doğal kaynaklar ve madencilik gibi alanlardaki işbirliğini genişleteceklerini dile getiren Lee, Güney Koreli SK Plasma işbirliğinde Türkiye'de plazma kaynaklı ilaç üretim tesisinin kurulmasına yönelik çalışmaların aksamadan sürmesi için çalışmalar yapacaklarını söyledi.

Lee, bu zirve kapsamında imzaladıkları "Enerji Alanında İşbirliğinin Güçlendirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı" temelinde "Güney Kore-Türkiye Enerji Dönüşümü Forumu'nu" kurmayı, temiz enerji, hidrojen, ve yenilenebilir enerji işbirliği zeminini genişletmeyi kararlaştırdıklarını dile getirdi.


Bilim ve Teknoloji Ortak Komitesi ilk kez toplanacak


Lee, yeni imzalanan "Bilim, Teknoloji ve İnovasyon (STI) Alanlarında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı" ile yapay zeka, ileri haberleşme ve ileri malzeme işbirliğini güçlendirmeyi, ikili Bilim ve Teknoloji Ortak Komitesini ilk kez toplamayı kararlaştırdıklarını ifade etti.

"Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı"nın imzalanmasının da önemli bir kazanım olduğuna işaret eden Lee, hükümetler arası işbirliği kanalı kurup ikili teknoloji ve yatırım işbirliği zeminini genişleterek kritik mineral tedarik zincirlerini çeşitlendirmek için gayret göstereceklerini dile getirdi.

Lee, Kore Yarımadası'nda barış ve uluslararası istikrarın yeniden tesisi için stratejik eşgüdümü güçlendireceklerine dikkati çekerek, bugünkü görüşmede Türk hükümetinin, Güney Kore'nin Kuzey Kore'ye yönelik politikasına istikrarlı desteğinin yeniden teyit edildiğini söyledi.


Çok taraflı platformlarda eşgüdümü genişletme vurgusu


Kore Yarımadası'nda barışın yeniden tesisi için işbirliği yapmayı kararlaştırdıklarını aktaran Lee, kurallara dayalı uluslararası düzeni benimseyen orta ölçekli güçler olarak Birleşmiş Milletler, G20 ve MIKTA (Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye, Avustralya) gibi çok taraflı platformlarda eşgüdümü genişleteceklerini belirtti.

Lee, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya-Ukrayna Savaşı ve Orta Doğu'daki durum gibi başlıca uluslararası konuları da görüştüklerini, ihtilafların barışçıl çözümü ve bölgesel istikrarın yeniden tesisi için yakın iletişim ve işbirliğini sürdürmeyi kararlaştıklarını kaydetti.

Bugünkü zirvenin güçlü dostluk ve güveni teyit ettiğini ve Türkiye-Güney Kore ilişkilerini yeni bir geleceğe taşıyan önemli bir dönüm noktası olarak kayda geçeceğini vurgulayan Lee, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yakından çalışıp bugünkü mutabakatları eksiksiz uygulayacaklarını ve somut sonuçlar elde edeceklerini söyledi.

Lee, kardeş ülke Türkiye ile daha müreffeh bir geleceği birlikte kurmayı temenni ettiğini dile getirdi.

Bakan Gürlek'ten kritik fon açıklaması


 
Adalet Bakanı Gürlek, fon soruşturması konusunda, "Karşımızdaki yapının basit bir borsa manipülasyonu ya da borsa vurgunu ile sınırlı olmadığı, kapsamlı bir suç yapılanması olduğu tespit edilmiştir" dedi.

03.11.2026 12:45:00
Haber Merkezi
 
Bakan Gürlek'ten kritik fon açıklaması
Bakan Gürlek'ten kritik fon açıklaması

Eylül ayında Borsa İstanbul'da sert düşüşlere yol açan fon krizi gündemdeki yerini koruyor. Hükümet, fonlardan elde edilen olağanüstü kazançların iadesi ve zarar eden yatırımcıların mağduriyetinin giderilmesi için çeşitli adımlar atarken, krizin boyutuna ve sorumlularına ilişkin yeni iddialar yeni sorularla birlikte tartışılmaya devam ediyor.

112 kişi tutuklandı

Fon soruşturmasında 3 Kasım itibarıyla 433 şüpheli bulunuyor. 112 kişi tutuklu, 186 kişi hakkında adli kontrol tedbiri alındı.

Bakan Gürlek'ten kritik açıklama

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 3 Kasım'da yaptığı açıklamada, "Fon soruşturmasında kapsamlı bir suç yapısı tespit edildi. Bu örgütsel yapının içindeki isimler arasında hiyerarşik ve sistemli bir iş birliğinin delillerine ulaştık. Milletimiz müsterih olsun, devletimiz ve kurumlarımız güçlüdür ve bu sorunu da halledip Türkiye düşmanlarının ellerini boşa çıkaracağız. Suç yapılanmasına iltisak etmiş en üst düzeyden en alt düzeye kadar bürokratik isimler, gerçek ve tüzel kişiler, siyasi profiller hakkında yasal işlemler yapılmış ve yapılmaktadır. Üst düzey denetim mekanizmalarımıza sızan şebekenin varlığı bugün itibarıyla oldukça belirgin hale gelmiştir. Verilen ifadeler yeni şüphelileri ortaya çıkarıyor, soruşturma derinleştirilerek devam ediyor" dedi.

BİR SEN EKSİKTİN!

Türkiye, yüz binlerce insanın birikiminin tehlikeye girdiği, milyarlarca liralık kazanç iddialarının gündeme geldiği fon skandalını tartışıyor

03.11.2026 11:44:00
Haber Merkezi
 
BİR SEN EKSİKTİN!
BİR SEN EKSİKTİN!
İnsan ve Medeniyet Hareketi (İMH) Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fesih Kaya, yüz binlerce yatırımcının mağdur edildiği fon skandalının sorumluluğunu Kemalist sisteme yükledi. "Bu rejimin değişmesi gerekiyor, mevcut sistemle artık bir yere varılamaz" diyen Kaya'ya sormak gerekiyor: Fon vurgununu yapanlar Kemalistler miydi? Yoksa iktidarın siyasi ve bürokratik çevrelerinden çıkan isimler mi?

Türkiye, yüz binlerce insanın birikiminin tehlikeye girdiği, milyarlarca liralık kazanç iddialarının gündeme geldiği fon skandalını tartışıyor. Soruşturma kapsamında eski AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın adı gündeme geldi. Kaya görevlerinden ayrıldı. Eski bakan yardımcıları, bürokratlar ve iktidar çevreleriyle bağlantılı isimler de soruşturmanın farklı başlıklarında yer aldı.

Ancak bütün bu tartışmaların ortasında İMH Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fesih Kaya'nın açıklaması dikkat çekti.

Kaya, fon meselesini kişilerin eylemlerinden ziyade rejim tartışmasına taşıyarak şu ifadeleri kullandı:

"Fon meselesi yalnızca şahıslardan değil bu 100 yıllık laik-Kemalist sistemden kaynaklanıyor. Bu rejimin değişmesi gerekiyor. Mevcut sistemle artık bir yere varılamaz."

VURGUN MAHALLİNDEKİLER BİZİM ÇOCUKLARDI

Eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar ise fon skandalına ilişkin yaptığı açıklamalarda, olayın AKP'ye yönelik bir seçim operasyonu veya dış güçlerin komplosu olarak gösterilmesine tepki gösterdi.

Tayyar, 2 Ekim'deki açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Her şey gözümüzün önünde oldu, vurgun mahallindekiler bizim çocuklardı. Sözüm ona finans dehasıydılar, yerli ve milliydiler. Güçlüydüler. Dokunulmazlardı. Yağma coşkusuyla kendi finansal iktidarlarını kuruyorlardı."

Tayyar, bu çevrelerin zamanla siyasi ve toplumsal bir mahalleyi kuşattığını belirterek, "Yozlaşa yozlaşa, göz göre göre, zehirli sarmaşık gibi mahalleyi kuşattılar" dedi.

DENETİM KURUMLARINA DA HESAP SORDU

Tayyar'ın eleştirileri yalnızca fon yöneticileriyle sınırlı kalmadı. Piyasayı denetlemek ve düzenlemekle görevli kamu kurumlarını da hedef aldı.

"Bu olup bitenleri denetlemek ve düzenlemekle sorumlu kamu görevlileri görmezlikten mi gelinecek? Hiçbir şey olmamış gibi görevlerine devam mı edecekler? Beceriksizliğin, sorumsuzluğun veya ihmalin bir faturası olmayacak mı?" diye soran Tayyar, denetleyici ve düzenleyici kurumların sil baştan ele alınması gerektiğini savundu.

VURGUNUN ADRESİ KEMALİZM Mİ?

İyi de Muhammed Fesih Kaya, fon skandalında adı geçenler kimler? Soruşturmanın gündemine gelen siyasi isimler hangi dönemde, hangi siyasi kadrolarda görev yaptı?

Eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, eski bakan yardımcıları, kamu bürokrasisinde görev almış isimler ve iktidar çevreleriyle bağlantılı kişiler hakkındaki iddialar ortadayken faturayı 100 yıllık Cumhuriyet'e, laikliğe ve Kemalizm'e kesmek nasıl bir siyasi ve ahlaki muhasebedir?

İstanbul Barosu'nda Ümit Kocasakal dönemi başladı

İstanbul Barosu'nun 128. Olağan Genel Kurulu'nda başkan seçilen Ümit Kocasakal, Beyoğlu'ndaki baro binasında düzenlenen törenle görevi Prof. Dr. Av. İbrahim Kaboğlu'ndan devraldı

02.11.2026 15:12:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul Barosu'nda Ümit Kocasakal dönemi başladı
İstanbul Barosu'nda Ümit Kocasakal dönemi başladı
İstanbul Barosu 128. Olağan Genel Kurul Kapsamında düzenlenen başkanlık seçimini Ümit Kocasakal kazanmıştı. Seçimlerin ardından Beyoğlu'nda bulunan İstanbul Barosu binasında devir teslim töreni düzenlendi.

Prof. Dr. Av. İbrahim Kaboğlu, başkanlık görevini Ümit Kocasakal'a devretti. Devir töreninde konuşan Kocasakal, "Bu süreçte biz bu seçime iştirak eden bütün avukat meslektaşlarımızla bir araya geleceğiz, arayışlarda bulunacağız, gerekiyorsa büyük bir çalıştay, hatta belki de sadece meslek sorunlarının konuşulacağı olağanüstü genel kurultay gibi de düşüncelerimiz var. Dolayısıyla bunları da hayata geçirmek için elimizden geleni yapacağız.

Bu bir görev değişimidir ve değişimin de bu şekilde avukatlara yaraşır bir biçimde olması çok değerlidir. Dediğiniz gibi İstanbul Barosu'nun kurumsal kimliği ve itibarı, avukatlık itibarı her şeyin üstündedir. Avukatın kavgası bile avukata yaraşır biçimde olmalıdır. Farklı siyasi görüşlere sahip olabiliriz ama bunlar bir araya gelmemizi, bu anlamda mesleki sorunlar bakımından hiçbir biçimde engellemiyor.

O yüzden içtenlikle size iki yıllık mesainizde bu baroya katkılarınız için, emekleriniz için, size ve yönetiminize ve kurullarınıza ve delegasyonunuza bir kere daha teşekkür ediyorum. Biz de şu anda bayrağı sizden devralıyoruz. Biz de elimizden geldiğince hizmet etmeye gayret edeceğiz ve umuyorum ki en azından yapabildiğiniz kadarını yapıp üzerine bir şeyler ekleyip biz de zamanı gelince bu bayrağı bizden sonra gelecek değerli meslektaşlarımıza teslim edeceğiz" ifadelerini kullandı.

İzmir'de toprak kayması nedeniyle 3 bina tahliye edildi

İzmir'in Bayraklı ilçesinde temel kazısı yapılan inşaat alanında toprak kayması nedeniyle 3 bina tedbir amaçlı tahliye edildi

02.11.2026 08:00:00
AA
 
İzmir'de toprak kayması nedeniyle 3 bina tahliye edildi
İzmir'de toprak kayması nedeniyle 3 bina tahliye edildi

Alpaslan Mahallesi 1620/5 Sokak'ta temel kazısı yapılan inşaat alanında toprak kayması yaşandı.

İhbar üzerine bölgeye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi.

Can kaybının yaşanmadığı olayda polis çevrede güvenlik önlemi alırken, kazı alanının üst tarafında kalan 2'şer katlı 3 bina tedbir amacıyla boşaltıldı.

Binaların sakinlerinden Mehmet Nuri Hasanoğlu, gün içinde binanın temelinden ses geldiğini belirterek "Yatakta uzanırken çok büyük bir gürültü duydum. Deprem olduğunu düşündüm. Dışarıya çıktığımda insanların toplandığını gördüm." dedi.

Hasanoğlu, oturduğu binanın altının boşaldığını gördüğünü aktararak, olayın yağmur nedeniyle meydana gelmiş olabileceğini ifade etti.

Mukaddes Duman ise risk nedeniyle evinden çıkmak durumunda kaldığını belirterek, sabah çocuğunun okula gideceğini, eşyalarının evde kaldığını ve mağduriyetinin bir an önce giderilmesini istediğini söyledi.

Talep edenlerin misafirhaneye yerleştirilmesi için işlemler başlatıldı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.