Televizyonlarda, billboardlarda, gazetelerde sürekli partilerin reklamlarını görüyoruz. Artık eskisi gibi değil seçim propaganda dönemleri. Teknolojinin gelişimi elbette ki seçim kampanyalarını da yönlendiriyor. Her parti kendini ifade etmek adına bir slogan bulmuş. Akılda kalıcı olsun, seçmenin beyninde yer etsin diye. İktidar partisininki ise; 'Onlar Konuşur, Ak Parti Yapar.'Ben açıkçası bu sloganı çok beğendim. Kendilerini iyi tanımlayan bir slogan olmuş. Neden mi? Şimdiye kadar konuşulan, tartışılan ama yapılamayan birçok şeyi bu hükümet gerçekleştirdi de ondan. Resmen tabuları(!) yıktılar. Ne mi yaptılar?- Hırsızlığı suç olmaktan hatta haram olmaktan çıkardılar. Artık çalmak, yolsuzluk yapmak mubah(!)- Domuz etini kasaplık et statüsüne aldılar. Domuz eti artık haram değil(!)- Zinayı suç olmaktan çıkardılar.- Tarımı ve hayvancılığı bitirdiler. Milletin efendisi olan köylü kesimi artık sürünür duruma geldi.- Madenlerimiz ve birçok KİT özelleştirme adı altında yabancı şirketlere peşkeş çekildi.- Yabancılara toprak satışı serbest bırakıldı. Bu sayede vatan topraklarımızın yaklaşık % 10'u şu an yabancılara ait.- 40000 kilise ev açıldı. Yıllardır kapalı olan kiliseler restore edilerek, Bismillah deyip hizmete açıldı. Dinlerarası diyalog devlet politikası haline getirildi.- Eğitim sistemi hiçbir dönemde olmadığı kadar sınavlara boğuldu. Üstelik sınavların güvenirliği de kalmadı. Sorular çalındı, kopya olaylarının önü ardı kesilmedi.- Sağlık sistemi felç oldu. Randevu sistemi, bedava muayene derken eczacılar kasiyer oldu, halk ilaç alamaz hale geldi.- Dış politikamız iflas etti. Yabancı ülkeler nezdinde itibarımız yerle bir oldu. Komşu ülkelerde çıkan savaşların müsebbibi ve silah tedarikçisi olduk. Suriye'deki insanlar sırf Şii oldukları için katli vacip oldular.- Vatan toprağı artık kutsal değil. Osmanlıcılık deyip Osmanlının atasının yattığı türbeyi terk edip geldik. - Hakimler, savcılar güvenlik sıkıntısı çekiyor. Mahkemelere güven kalmadı. Adalet sistemi işlemiyor.- Asker itibarını kaybetti. Paşalar hapse atıldı, ardından bir anda beraat ettiler. Kimse ne olduğunu anlamadı.- Bölücü terör örgütünün başıyla masaya oturdular. Pazarlık yaptılar. Katil Öcalan, Sayın Öcalan oldu.- Ekonomi ise en kötüsü. İşsizlik hiçbir dönemde olmadığı kadar yüksek seviyede. Özellikle genç nüfusun beşte biri işsiz. Yoksulluk sınırı 4500 liralara yükselmiş. Asgari ücret ise sadece 950 lira. AMA...- Artık millete ait(!) kocaman bir sarayımız var. Sarayda 1250 odamız, 1500 TL'lik bardaklarımız var. - Meydanlarda seçim mitingi yapan tarafsız(!) cumhurbaşkanımız var. - Ayan beyan ortada olan ama montaj denen, paraların nasıl sıfırlanacağını anlatan tapelerimiz var.- Her şeyin sorumlusu olan Paralel örgütümüz var. Tencere dibin kara seninki benden kara hesabı bir mücadele içindeler.- Hatta yakında yepyeni bir yönetim şeklimiz olabilir. Başkanlık sistemine geçmek üzereyiz.Peki, bütün bunlar olurken görevleri bu yanlışlara engel olmak olan, bunu yapanlarla mücadele etmek olan meclisteki muhalefet partileri ne yaptılar. Sadece konuştular. Çoğu kez çıkan kanunlara evet oyu bile verdiler. Ama mikrofonlara güya eleştiri konuşmaları yaptılar. Asla alternatif sunmadılar, çözüm üretmediler. O yüzden bu slogan çok doğru. Onlar konuştu, seyretti, Ak partisi yaptı. İşte bu haldeyiz. Şimdi de kendi özgün projelerini üretemeyip ancak kopya ediyorlar.Bu tabloda aslında insanın morali bozuluyor ama birileri konuşup, birileri yaparken bir kişi de çıkıyor çözüm üretiyor. Derdimize deva oluyor. İçi dolu, teziyle beraber proje üretiyor, dünya O'nun modelini uyguluyor. Bu lider birlik diyor, beraberlik diyor. İnsanların hassasiyetlerini istismar etmeyip sadece ülkesi ve insanı için uğraşıyor. İşte o lider Prof. Dr. Haydar Baş'tır. Diğer tüm liderlerden farklı, proje insanı, çözüm insanı, gönül insanı Haydar Baş. İçinde bulunduğumuz durum ortada. Seçime az kaldı. Farkı fark etmek lazım. Bütün bunlar BTP'ye ve Haydar Baş'a oy vermek için bir sebep değil mi?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Asude Havuzlu / diğer yazıları
- Mutluluk… / 22.11.2020
- Üniversite sınavındaki sorunları değil sistemi tartışalım / 02.07.2020
- Kaynakların sınırsızlığı üzerine / 23.04.2020
- Artık kimse... / 18.04.2020
- Yetim kalmak / 03.04.2020
- #HayatMEMleevesığar / 30.03.2020
- Covid-19’a bir de buradan bakın-II / 26.03.2020
- Covid-19’a bir de buradan bakın / 25.03.2020
- Başkalarının acısına bakmak / 05.03.2020
- Coğrafya kader midir? / 03.03.2020
- Üniversite sınavındaki sorunları değil sistemi tartışalım / 02.07.2020
- Kaynakların sınırsızlığı üzerine / 23.04.2020
- Artık kimse... / 18.04.2020
- Yetim kalmak / 03.04.2020
- #HayatMEMleevesığar / 30.03.2020
- Covid-19’a bir de buradan bakın-II / 26.03.2020
- Covid-19’a bir de buradan bakın / 25.03.2020
- Başkalarının acısına bakmak / 05.03.2020
- Coğrafya kader midir? / 03.03.2020































































































