Tarih, bir milletin hafızasıdır. Bir insanın sağlıklı düşünüp hareket edebilmesi için nasıl kuvvetli bir hafızaya ihtiyacı varsa, bir milletin de, varlığını ve hayatını koruyarak geleceğine yön verebilmesi için kuvvetli bir hafızaya, sağlam bir "tarih bilincine" sahip olması gerekir.
Tarih bilinci ne demek?"Tarih bilinci" derken, sadece ezberden ve kuru bir bilgi birikiminden bahsetmiyoruz; geçmişte yaşanan acı veya tatlı, doğru veya yanlış tüm olay ve olgulardan ders alıp, hayatı her yönüyle analiz ederek; fert adına, millet adına, devlet adına, medeniyet adına, gelecek adına olumlu fikirler üretebilmek anlamında bir tarih bilincidir anlatmak istediğimiz...Değerli okurlar, işte bu mantık ve düşünce ekseninde bir konuyu ele alacağız bu ayki İcmal yazımızda. Osmanlı'nın son dönemlerine götüreceğiz sizleri; şanlı tarihimizin ibret dolu sayfalarından birini daha aralayacağız ve Osmanlı İmparatorluğu'nu yıkılışa götüren sebeplerden "Galata Bankerleri" ve "Düyûn-u Umumîye" dosyalarına mercek tutacağız.Koca İmparatorluğun borç bataklığına nasıl sürüklendiğini okudukça, günümüzdeki benzer gelişmeleri daha net anlayacak; "borç alan, buyruk da alır" sözünden hareketle, borçlanılan güç odaklarının nasıl "siyasî esiri" hâline gelinebileceğine şahit olacak ve yazımızın sonunda, "Allah, akıbetimizi hayreylesin" demekten kendinizi alamayacaksınız.
Misyoner teşkilatının nihaî hedefi:"Osmanlı'yı, Galata Bankerleri ve misyoner teşkilatı yıktı?" ("Osmanlı İmparatorluğu'nda Yabancı Okullar ve Misyonerlik Faaliyetleri", Doç. Dr. İlknur Polat Haydaroğlu, Türkiye'de Misyonerlik Faaliyetleri, s. 21-35, Türkiye-Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 1996, (s. 15) Bu cümle, Doç. Dr. İlknur Polat Haydaroğlu'na ait? Osmanlı Devleti'ni parçalanma sürecine sokan "en önemli" ve "en temel" sebebin ne olduğunu kısa ve öz biçimde dile getiriyor Haydaroğlu. Misyonerlik, asıl konumuz değil ama, Osmanlı'nın özellikle son dönemdeki "çöküş tablosuyla" alakalı boyutuna değinerek başlamak istiyorum yazıma.Tarih boyunca Hıristiyan âlemi, dünyayı kendi egemenliği altına almak için, dini, bir basamak olarak kullanmıştır. "Haçlı Seferleri", "Şark Meselesi", "Coğrafî Keşifler" adı altındaki sömürgecilik faaliyetleri, bu hakikatin yansımalarıdır. Bu çerçevede misyonerlik, bir ülkeyi ele geçirmek üzere yürütülen faaliyetlerdir. Misyonerlikte Hıristiyanlık unsuru ön plana çıkarılarak yapılan çalışmaların nihaî hedefi: "İktisadî çıkarlar"dır. Amerika'ya bu maksatla ayak basılmıştır.Asya'ya, Afrika'ya hep bu maksatla gidilmiştir. Ve yine Ortadoğu-İslam coğrafyasında faaliyet gösteren özellikle İngilizler tarafından yetiştirilip gönderilen on binlerce misyonerin misyonu: Osmanlı'nın bu bölgedeki hâkimiyetine son vermek, toprağını ve halkını parçalayarak yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olmaktır."Dinî ve Millî Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler" isimli eserinde Prof. Dr. Haydar Baş bey, şu çarpıcı bilgileri kaydetmektedir:
Millî birliği bozmanın yolu dinî birliği çökertmek"Yıllardır dünyanın en problemli bölgelerinden biri olma özelliğini sürdüren Ortadoğu'nun sorunlarının kökeni 200 yıl öncesine kadar iner. Meselenin temelinde başta İngiltere olmak üzere Batılı devletlerin Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki hesapları yatmaktadır. Bilhassa İngiltere, Osmanlı Devleti üzerinde çok girift hesapları olan bir devlettir. Bu maksada yönelik olarak İngiltere 17. Yüzyıl ortalarından itibaren Ortadoğu'ya çok sayıda ajan-misyoner göndermiştir. Bu misyonerlerin iki gayesi vardı: Birincisi, Osmanlı'yı yıkmak diğeri, Müslüman halkları Hıristiyanlaştırmak.Misyoner-ajanlar bu gayeyi gerçekleştirmek için:1. Merkezî otoriteyi tesis eden tasavvuf kurumunu,2. İslam'ı ve Kur'an'ı tahrif edebilmek için Hadislerin kaynakları konusunda ihtilaf çıkararak Hadis müessesesini ve Peygamberin Sünnetini tahrife yöneldiler.Nitekim 1710 yılında İngilizler tarafından ajan-misyoner olarak İstanbul'a gönderilen Ajan Humpher, Müslümanlar arasında, Renk , Kabile, Arazi, Dinî kavmiyetçilik akımlarını tutuşturmakla görevlendirilmiştir.Zira Osmanlı'yı yok etmenin, yani millî birliğini bozmanın yolu dinî birliği ve din müessesesini çökertmekten geçmekteydi. Bunu gayet iyi bilen İngilizler, hedeflerini gerçekleştirmek için Osmanlı hâkimiyeti altındaki beldelere özellikle Ortadoğu ve başkent İstanbul'a binlerce ajan-misyoner gönderdiler. Bunların bazıları "Herbert", "Humpher", "Lawrance", "İ. Goldziher", "Ernest Renan", "Gaitana", "Rodinson", "Louis Massignon", "C. Snauch Hurgrange", "Wayt", "Francis E. P. Botta"? gibi meşhur misyonerlerdir". Dinî ve Millî Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler, Prof. Dr. Haydar Baş, İcmal Yay., s.78-80)Yarın: Ajan Humpher'inkorkunç itirafları
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Oğuz Köroğlu / diğer yazıları
- Nereden geldiğini unutma ki Nereye gideceğini unutmayasın / 22.01.2012
- İmam Hüseyin'in şehadetine ağlamak / 06.12.2011
- "Ben Kerbelâ şehidiyim" / 05.12.2011
- İmam Hüseyin'in kıyamı ve şehadeti / 04.12.2011
- İmam Hüseyin'in kıyamı ve şehadeti / 02.12.2011
- Türk Milleti'ne açık mektup / 11.06.2011
- Milli Ekonomi Modeli mutlaka meclise girmeli / 10.06.2011
- Prof. Dr. Haydar Baş'ın projeleri iktidar olmalıdır / 09.06.2011
- Baba devlete giden yol: Milli Ekonomi Modeli / 08.06.2011
- Küresel oyunları bozacak tek lider: Prof. Dr. Haydar Baş / 04.06.2011
- İmam Hüseyin'in şehadetine ağlamak / 06.12.2011
- "Ben Kerbelâ şehidiyim" / 05.12.2011
- İmam Hüseyin'in kıyamı ve şehadeti / 04.12.2011
- İmam Hüseyin'in kıyamı ve şehadeti / 02.12.2011
- Türk Milleti'ne açık mektup / 11.06.2011
- Milli Ekonomi Modeli mutlaka meclise girmeli / 10.06.2011
- Prof. Dr. Haydar Baş'ın projeleri iktidar olmalıdır / 09.06.2011
- Baba devlete giden yol: Milli Ekonomi Modeli / 08.06.2011
- Küresel oyunları bozacak tek lider: Prof. Dr. Haydar Baş / 04.06.2011
























































































