HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 08 MAYIS 2021, CUMARTESİ

Özelleştirme mi, peşkeş mi?

31.10.2005 00:00:00


Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu tarafından Başbakanlığa ulaştırılmak üzere 250 sayfalık bir "Özelleştirme Raporu" hazırlandı. Rapor bir nevi "öz eleştiri" niteliğindeydi.Raporda oldukça dikkat çekici konular ve de uyarılar vardı. Bunlardan bazılarını aktaralım.Raporun "öneriler" kısmında, "Satış bedellerinin tahsilinde şimdiye kadar başarılı olunamamıştır. Bundan sonra yapılacak satışlarda, kamu yararı için satış bedellerinin zamanında tahsil edilmesi gerekmektedir" denildi.Bunun anlamı, zaten 3 yıllık karına birilerine peşkeş çekilen kamu kuruluşlarımızın özelleştirme tahsilatları da yapılamıyor. Kurumlar hem satılıyor, hem de devletin kasasına girmesi gereken para girmiyor.O halde neden satılıyor?1986-2004 yılları arasında 167 kamu kuruluşu özelleştirildi. Ancak özelleştirme gelirleri, özelleştirme giderlerini bile karşılayamadı. Özelleştirme geliri 5 katrilyon 607 trilyon 493 milyar lira, gideri ise 7 katrilyon 852 trilyon 187 milyar lira oldu. Zarar 2 katrilyon 244 milyar lira?Peki, ya 2005 yılında yapılan özelleştirmelerin durumu nasıl?Özelleştirmede mantık değişmediği için pek farklı değil. Yine 3-5 yıllık karına, yine vadeler yayılmış, yine ağırlıklı yabancı sermayeye ve yine tahsilatları sorunlu olacak.Ekonomimizin belkemiği olan şirketlerimiz bir bir elimizden çıkıyor, ama elde avuçta bir şey yok. Bu arada borçlarımız da faizleri de arttıkça artıyor.Denetleme Kurulu'nun raporunda,  özelleştirilecek kuruluşların satışında yasal ihale prosedürlerine uyulması, ihalesiz satışların yapılmaması istendi ve örnek olarak da Galataport ihalesiyle gündeme gelen İsrailli İşadamı Sami Ofer'in aldığı Kuşadası Limanı'nın özelleştirmesine yer verildi.İfadeler aynen şöyle: "2002'de ihalesine çıkılan ve 2003'te tamamlanan Kuşadası Limanı'nın satışında, tekliflerin yeterli olmamasına rağmen Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından ortak girişim grubuna 27 milyon dolara satışının yapılmasına karar verilmiştir". Ofer, Kuşadası Limanı ihalesinde Ortak Girişim Grubu'nun en önemli ortağı durumundaydı.Ülkemizin en yetkilisi olan Cumhurbaşkanı'na ait bir Denetleme Kurulu'nun ifadeleri bunlar. Yani yapılan yolsuzluklar en yetkili ağızdan ifade ediliyor.Akla şu sorular geliyor: "Peki, bütün bunlar bilinmesine rağmen ve bu gerçekler en yetkili ağızlardan, hatta resmi raporlarla ifade edilmesine rağmen niçin bu usulsüzlüğü yapanlara, yine benzer usulsüzlüklerle yeni ihaleler veriliyor? Niçin bu satışları yapanlara gereken cezalar verilmiyor, sadece uyarılarla durum geçiştiriliyor?Cumhurbaşkanlığı'nın Raporu'nda Balıkesir SEKA Fabrikası'nın satışı konusuna da yer veriliyor. Raporda, Albayraklar tarafından 2003 yılında 1 milyon 100 bin dolara alınan ancak satışı iptal edilen fabrikanın "hâlâ devlete iade edilmediği" ifade edildi. Raporda şu açıklamalar yapıldı: "Oysa değer tespitlerinde Balıkesir SEKA Fabrikası için 50 milyon dolara varan değerler belirlenmiştir. Buna rağmen fabrika, 1 milyon 100 bin dolara satılmıştır. Bursa İdare Mahkemesi tarafından satışla ilgili olarak Temmuz 2003'te yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir. Ama fabrika henüz iade edilmedi."Burada da şu soruları soruyoruz:Bir kuruluş niçin 50'de 1 fiyatına satılmıştır? Bu satışı yapanların, alıcı kurumla olan ticari bağlantıları nedir -Burada resmi olan bağlantıyı değil, gayrı resmi olanını soruyorum? 2 yıldan beri bu fabrika iade edilmediği halde, niçin üzerine gidilmedi? Milletin malını milletten habersiz peşkeş çekenlerin, ya da bu malın üzerine konanların sadece uyarılması yeterli midir? Böyle rezil bir özelleştirmeyi yapanlar, hala özelleştirmelerin faydası hakkında yüzleri kızarmadan nasıl konuşabiliyorlar?Bu kadar pişkinliğe de pes doğrusu.250 sayfalık raporda daha birçok konuya değinilmiş. Ama bu kadar kafidir zannediyorum.Bu rapordan da öğrenebildiğimiz kadarıyla, yapılan özelleştirmeler ülkemizin yararına değil.Başbakan Erdoğan, "Türkiye'de yatırım yapmak isteyen müteşebbislerin ilgilerinin, sadece özelleştirme kapsamında bulunan kuruluşlarla sınırlı kalmaması gerekmektedir" demektedir. Maliye Bakanı Unakıtan ise, "devletleştirilmeye karşı da korunan yabancıların, istediği gayrimenkula girebileceğini, yabancıların uyuşmazlıklarını da uluslararası mahkemelerde çözdüğünü" kaydetti.Yani Unakıtan, "Gelin ey yabancılar, bu ülkede devlet bile size bir şey yapamaz" demek istiyor.Yetkililerin ifadelerine bakılırsa özelleştirmeler hızla devam edecek. Gelişmiş ülkelerde devletin ekonomideki payı yüzde 40'lar, 50'ler seviyesindeyken, güçlü bir devlet anlayışı hakimken, bizde yüzde 26.6. Devletin gücü zayıfladıkça zayıflıyor. Güç kime geçiyor, millete mi? Tabii ki hayır. Ülkenin en stratejik kurumlarına yabancılar konuyor. Yani güç ve irade yabancılara geçiyor. Bu da işgalin farklı bir versiyonu.Ülkemizin ve milletimizin son derece zararına olan bir icraatı, çok faydalıymış gibi, caka satarak, bir maharetmiş gibi lanse ediyoruz.Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in ifadesiyle aslolan "Güçlü bir devlet"tir. Devletin gücü olmazsa milletine hizmet götürmesi mümkün değildir. Gelişmiş bütün ülkelerde devlet varlığını her yerde hissettirir. Bazı ülkeler bu gücü milletini bastırmak, milleti üzerinde baskı oluşturmak için kullanır. Ama Haydar Bey'in devlet anlayışında "Devlet vatandaşına daha iyi hizmet etmek için güçlü olmalıdır".Haydar Bey'in Milli Ekonomi Modeli'nde yapılan özleştirmelerde kurumların yüzde 51'i devlette kalmak kaydı şartıyla kalan yüzde 49'u önce çalışanlarına, sonra da yurtiçinde ve dışında bulunan Türk vatandaşlarına satılacaktır. Bu zamana kadar yapılan özelleştirmeler bu şekilde yapılsaydı, kurumlar hem daha verimli olurdu, hem de bu kadar zarar etmezdik. Devlet de kazanırdı, millette. Mevcut kurumlardan elde edilecek kar, cari açın finansmanında önemli bir rol oynar, dışarıdan borç dilenmek zorunda kalmazdık.Çözüm de belli ama hala yanlışta ısrar etmenin mantığı ne?

 
 
Murat Çabas / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.