Nisan ayının son haftasında ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yıllık terörizm raporunda terör örgütlerinden bahsedilirken PKK'nın amacının bağımsız ve demokratik Kürt devleti kurmak olduğu kaydedildi.
Bu raporda bahsedildiği şekliyle demek ki bir örgüt, hem terör örgütü olabiliyor hem de demokratik devlet kurmak amacı taşıyabiliyor.
ABD siyasi literatüre böyle bir kavramı da sokmuş oldu.
Raporda PKK'nın amacının, "Türkiye'nin güneydoğusunda, Kuzey Irak'ta ve İran ve Suriye'nin belli bölümlerinde bağımsız ve demokratik bir Kürt devleti kurmak olduğu" şeklinde bir ifade yer aldı.
Bir devlet ABD'nin her an değişebilen demokrasi standartlarına uymadığı için terörist devlet olabileceği gibi, bir anda stratejik müttefik de olabiliyor.
Bir dönem ABD ile stratejik ortaklık kurmuş olan Ladin, bir anda ABD için en büyük terörist olmadı mı?
İran-Irak savaşında silah ve her türlü desteği verdiği Saddamlı Irak, bir anda terörü destekleyen ülke oluvermişti.
İsmet İnönü'nün çok beğendiğim bir sözü var.
"büyük devletlerle ortaklık kurmak ayı ile yatağa girmek gibidir" şeklinde tarihi bir tespit yapmıştır. Ne zaman size dişlerini geçireceği belli olmaz.
Bu yüzden ABD ve AB ile ilişkilerde çok dikkatli olunmalıdır. Yoksa Allah korusun hem hükümet, hem de Türkiye ağır pençe darbelerine maruz kalabilir.
Irak ve Ladin'le geçmişte müttefik günümüzde düşman olan ABD ile Türkiye'nin geleceğini acaba aynı akıbet mi bekliyor?
Bu sorunun cevabı niteliğinde bazı gelişmeler son yıllarda ABD'de ortaya çıkmaya başladı. Bazı dizilerde Türklerin terörist olarak gösterilmesi gibi gelişmeler yaşandığı artık herkes tarafından biliniyor.
Benzer bir gelişmede geçtiğimiz yıl Kasım ayında ABD'de yayınlanan bir kitapla gündeme geldi.
ABD Deniz Kuvvetleri'nde uzun yıllar uzman olarak çalışan savunma stratejisti Thomas P.M. Barnett, "Pentagon'un Yeni Haritası" adını verdiği bir kitap yayınladı. Söz konusu kitaba göre; Türkiye "küreselleşmeyi tehdit eden ülkeler" arasında yer alıyor.
Şüphesiz bu örnekler daha da çoğaltılabilir.
Bu yaşananlar Türkiye ile ABD arasındaki "stratejik müttefiklik" olarak ifade edilen ilişkisinin gelecekte hangi noktalara geleceği konusunda bize ipuçları vermektedir.
Bundan dolayı Türkiye'nin yalnızca bugünü düşünerek değil, geleceği de öngörerek politika belirlemesi ve adımlarını bu gerçeklere göre atması gerekmektedir.
Bu raporda bahsedildiği şekliyle demek ki bir örgüt, hem terör örgütü olabiliyor hem de demokratik devlet kurmak amacı taşıyabiliyor.
ABD siyasi literatüre böyle bir kavramı da sokmuş oldu.
Raporda PKK'nın amacının, "Türkiye'nin güneydoğusunda, Kuzey Irak'ta ve İran ve Suriye'nin belli bölümlerinde bağımsız ve demokratik bir Kürt devleti kurmak olduğu" şeklinde bir ifade yer aldı.
Bir devlet ABD'nin her an değişebilen demokrasi standartlarına uymadığı için terörist devlet olabileceği gibi, bir anda stratejik müttefik de olabiliyor.
Bir dönem ABD ile stratejik ortaklık kurmuş olan Ladin, bir anda ABD için en büyük terörist olmadı mı?
İran-Irak savaşında silah ve her türlü desteği verdiği Saddamlı Irak, bir anda terörü destekleyen ülke oluvermişti.
İsmet İnönü'nün çok beğendiğim bir sözü var.
"büyük devletlerle ortaklık kurmak ayı ile yatağa girmek gibidir" şeklinde tarihi bir tespit yapmıştır. Ne zaman size dişlerini geçireceği belli olmaz.
Bu yüzden ABD ve AB ile ilişkilerde çok dikkatli olunmalıdır. Yoksa Allah korusun hem hükümet, hem de Türkiye ağır pençe darbelerine maruz kalabilir.
Irak ve Ladin'le geçmişte müttefik günümüzde düşman olan ABD ile Türkiye'nin geleceğini acaba aynı akıbet mi bekliyor?
Bu sorunun cevabı niteliğinde bazı gelişmeler son yıllarda ABD'de ortaya çıkmaya başladı. Bazı dizilerde Türklerin terörist olarak gösterilmesi gibi gelişmeler yaşandığı artık herkes tarafından biliniyor.
Benzer bir gelişmede geçtiğimiz yıl Kasım ayında ABD'de yayınlanan bir kitapla gündeme geldi.
ABD Deniz Kuvvetleri'nde uzun yıllar uzman olarak çalışan savunma stratejisti Thomas P.M. Barnett, "Pentagon'un Yeni Haritası" adını verdiği bir kitap yayınladı. Söz konusu kitaba göre; Türkiye "küreselleşmeyi tehdit eden ülkeler" arasında yer alıyor.
Şüphesiz bu örnekler daha da çoğaltılabilir.
Bu yaşananlar Türkiye ile ABD arasındaki "stratejik müttefiklik" olarak ifade edilen ilişkisinin gelecekte hangi noktalara geleceği konusunda bize ipuçları vermektedir.
Bundan dolayı Türkiye'nin yalnızca bugünü düşünerek değil, geleceği de öngörerek politika belirlemesi ve adımlarını bu gerçeklere göre atması gerekmektedir.
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024



























































