Tarih, yalnızca geçmişte yaşanan olayların sıralanmasından ibaret değildir. Bazı dönemler vardır ki bir milletin kaderini değiştirir, gelecek nesillerin hayatına yön verir. Türk milletinin Millî Mücadele yılları da böyle bir dönemin en önemli örneklerinden biridir.
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Osmanlı Devleti ağır şartlarla karşı karşıya kaldı. 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin askerî ve siyasî gücünü büyük ölçüde sınırlandırırken, İtilaf Devletlerine Anadolu'nun çeşitli bölgelerine müdahale etme imkânı veren hükümler içeriyordu. Kısa süre içerisinde İstanbul işgal edildi; Anadolu'nun farklı bölgeleri de işgal kuvvetlerinin hedefi hâline geldi.
Ancak işgal yalnızca toprakların ele geçirilmesi anlamına gelmiyordu. Asıl mesele, Türk milletinin bağımsız yaşama iradesinin ortadan kaldırılmak istenmesiydi.
15 Mayıs 1919'da İzmir'in Yunan kuvvetleri tarafından işgali, milletin hafızasında derin bir kırılmaya yol açtı. Bu gelişme karşısında Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde başlayan direniş hareketleri giderek ortak bir istiklal mücadelesine dönüşmeye başladı.
Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışı, bu mücadelenin örgütlü bir millî harekete dönüşmesinde önemli bir dönüm noktası oldu. Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas kongreleri ve nihayet 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla mücadele, millet iradesine dayanan yeni bir siyasî zemine taşındı.
Bu süreçte amaç yalnızca işgal kuvvetlerini Anadolu'dan çıkarmak değildi. Aynı zamanda milletin kendi geleceği hakkında söz sahibi olabilmesi, bağımsızlığını ve egemenliğini koruyabilmesi için bir mücadele yürütülüyordu.
Zafere giden yol işte böyle başladı.
Henüz ortada Büyük Taarruz yoktu. Henüz 30 Ağustos'un şanlı sabahı doğmamıştı. Önce büyük bir imtihanın aşılması gerekiyordu.
Bir millet, yok edilmek istenen bağımsızlık iradesini yeniden ayağa kaldırıyordu.
Bu nedenle 30 Ağustos'u anlamak için önce 30 Ağustos'a giden yolu anlamak gerekir.
Çünkü büyük zaferler, yalnızca bir günde kazanılmaz.
Zaferin temelleri, milletlerin en zor günlerinde verdikleri kararlarda atılır.
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Osmanlı Devleti ağır şartlarla karşı karşıya kaldı. 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin askerî ve siyasî gücünü büyük ölçüde sınırlandırırken, İtilaf Devletlerine Anadolu'nun çeşitli bölgelerine müdahale etme imkânı veren hükümler içeriyordu. Kısa süre içerisinde İstanbul işgal edildi; Anadolu'nun farklı bölgeleri de işgal kuvvetlerinin hedefi hâline geldi.
Ancak işgal yalnızca toprakların ele geçirilmesi anlamına gelmiyordu. Asıl mesele, Türk milletinin bağımsız yaşama iradesinin ortadan kaldırılmak istenmesiydi.
15 Mayıs 1919'da İzmir'in Yunan kuvvetleri tarafından işgali, milletin hafızasında derin bir kırılmaya yol açtı. Bu gelişme karşısında Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde başlayan direniş hareketleri giderek ortak bir istiklal mücadelesine dönüşmeye başladı.
Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışı, bu mücadelenin örgütlü bir millî harekete dönüşmesinde önemli bir dönüm noktası oldu. Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas kongreleri ve nihayet 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla mücadele, millet iradesine dayanan yeni bir siyasî zemine taşındı.
Bu süreçte amaç yalnızca işgal kuvvetlerini Anadolu'dan çıkarmak değildi. Aynı zamanda milletin kendi geleceği hakkında söz sahibi olabilmesi, bağımsızlığını ve egemenliğini koruyabilmesi için bir mücadele yürütülüyordu.
Zafere giden yol işte böyle başladı.
Henüz ortada Büyük Taarruz yoktu. Henüz 30 Ağustos'un şanlı sabahı doğmamıştı. Önce büyük bir imtihanın aşılması gerekiyordu.
Bir millet, yok edilmek istenen bağımsızlık iradesini yeniden ayağa kaldırıyordu.
Bu nedenle 30 Ağustos'u anlamak için önce 30 Ağustos'a giden yolu anlamak gerekir.
Çünkü büyük zaferler, yalnızca bir günde kazanılmaz.
Zaferin temelleri, milletlerin en zor günlerinde verdikleri kararlarda atılır.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Bir milletin varoluş mücadelesi / Zafere giden kutlu yol -1- / 06.09.2026
- Dünya değişirken Türkiye yeni bir dönemin eşiğinde / 05.09.2026
- Bir düşmanın devlet içinde yeniden tanımlanması / 04.09.2026
- Tarih bize ne söyleyecek? / 03.09.2026
- Yeni düzenin şifreleri / 02.09.2026
- Ortadoğu'da taşlar neden şimdi yer değiştiriyor? / 01.09.2026
- SDG'nin bıraktığı alanı kim dolduracak? / 31.08.2026
- SDG'nin sonu mu, yeni bir düzenin başlangıcı mı? / 29.08.2026
- Yeni bir blok mu, yeni bir kaos mu? / 27.08.2026
- Amerika geri mi çekiliyor, oyunun kurallarını mı değiştiriyor? / 26.08.2026
- Dünya değişirken Türkiye yeni bir dönemin eşiğinde / 05.09.2026
- Bir düşmanın devlet içinde yeniden tanımlanması / 04.09.2026
- Tarih bize ne söyleyecek? / 03.09.2026
- Yeni düzenin şifreleri / 02.09.2026
- Ortadoğu'da taşlar neden şimdi yer değiştiriyor? / 01.09.2026
- SDG'nin bıraktığı alanı kim dolduracak? / 31.08.2026
- SDG'nin sonu mu, yeni bir düzenin başlangıcı mı? / 29.08.2026
- Yeni bir blok mu, yeni bir kaos mu? / 27.08.2026
- Amerika geri mi çekiliyor, oyunun kurallarını mı değiştiriyor? / 26.08.2026



























































