HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 MAYIS 2022, PAZAR

Sabretmek ve affetmek

15.01.2022 00:00:00

Vakit gece yarısı…

Selimiye'nin avlusunda oturup minarelerin etrafında halka olmuş; büyük bir uyum ve düzen içinde dönen güvercinleri izliyoruz.  Dönüş esnasında çıkardıkları sesler oldukça ilginç... Dinledikçe kendinizden geçiyorsunuz. Sanki uzaklardaki bir dergâhın penceresinden "Hay…"  esması zikrediliyor. 

Bir bekçi yanımıza sokularak ne yaptığımızı anlamaya çalıştı. İzlediğimiz manzarayı görünce gülümsedi. Bir şey sormadan uzaklaştı.

Gece serin, gece bahçedeki güllerin rayihası ile süslenmiş… Gece huzurlu…

* * *

Güvercinleri izlerken onların bitmez tükenmez kanat çırpışlarını, birbirlerini takip edişlerini bir ustanın çırağını yetiştirmesine benzettim. Öğrenmenin ve öğretmenin sırrını düşündüm. Yanlış taşlarla örülen bir duvarı yıktırıp, yeniden ördüren ustanın celalini; buna rağmen susmasında ve yanlışı düzelttirme çabasını, o celali söndürmek için hatasını anlayıp yeniden ören çırağın kan ter içindeki sabrını; ustasına beğendirdiği zaman duyduğu gönül hazzını hayal etmeye çalıştım. 

Dokunduğumuz her taş, üzerinde yürüdüğümüz Arnavut kaldırımlı her yol, kim bilir ne hataların düzeltilmesi, ne terlerin dökülmesi, ne ince hesapların yapılması ile oluşmuştu. Kim bilir kaç acemi,  çırak olana kadar geçirdiği sürede ne zorluklar çekmiş, ne eziyetlere katlanmıştır? 

Zannetmeyin ki, sadece acemiler hata yapar. Taşa hayat veren çırakların da, ustaların da hataları vardır.  Hata insana mahsustur. Onu düzeltmek de hatayı yapanın görevidir. Hata yapanın hatasını bir başkası düzeltmemeli, hatayı yapanın düzeltmesi istenilmelidir. Böylece acemi kendi hatasının nelere mal olduğunu gördüğü gibi öğrenme sürecini de tamamlar. 

Avrupa ülkelerini gezerken, bütün ibadethanelerde, bir Sinan kadar olmasa da, nakış gibi işlenmiş taşların oluşturduğu eserleri görürsünüz. Bunlar güzelliklerini, taş ustasının sabrına, ilmine borçludur. Meersen'de gördüğümüz vitrayları ile hayran kaldığımız Avrupa'nın ilk kilisesinin görevlisine kaç yaşında olduğunu sormuştum. Mimarının kim olduğunu, ustasını, en son ne zaman onarıldığını merak ettiğimde bana tatmin edici cevaplar verememişti. Lafı dolandırıp, kaç kişilik olduğu ve hangi saatlerde açık faaliyet gösterdiğini, hangi dini gurubun ibadet ettiğini, ne gibi sosyal faaliyetlerin yapıldığını anlatmaya çalışmıştı. 

Oysa, her dönemde bu yapılar Yaratıcıya hizmet etmek ve onun varlığını, birliğini tasdik etmek için inşa edilmiş; dil, din, ırk ve cins ayrımı yapılmaksızın insanlığı günahlardan uzak tutmak düşüncesi ile inşa edilmiş, güzelleştirilmiş yerler olarak ün yapmıştır. 

Zaman içerisinde insanlar sadece yaratıcıdan uzaklaşmakla kalmamış, cami ve ibadethaneleri içine girilip dini tören yapılan yerler haline getirmişler, asıl yapılış amaçlarını unutmuşlardır. İçindeki cemaatin kalitesi ise, Yaratıcıdan ne beklentileri ile sınırlı kalmıştır. Neyse ki Selimiye; yapıldığından bu yana Edirne'nin bir ziyaretgâh merkezi, bir sanat ve sabır şaheseri olarak kentin sosyal dokusundan hiç kopmadan yaşamayı, halkla bütünleşmeyi başarmış ender yerlerden biri olmuştur.

Burada duyduğum hisler, gezip dolaştığım diğer mabetlerden her zaman farklı olmuştur.  

* * *

Hangi dinden olursanız olun, hangi dille ibadet ederseniz edin, bu yerlerin Yaradana ithaf edilen toplanma alanları olduğunu unutmamalıyız. Sabrın, affedilmenin, hoş görmenin, sevmenin ve sevilmenin kapısı olarak insan yüreğine açılmış, zihnine kazınmış yerler olarak görev yaparlar. Her ne kadar her din de insanoğlunun birbirini sevmesi ve yardımlaşması önerilmiş olsa da, yeryüzünden din ve mezhep savaşları hiç eksik olmamıştır. Zaman; hangi modern düşünceyi getirirse getirsin, insanın içindeki mağaraları doldurmak, bazılarının o mağaralarda kaybolmasını önleyemiyor. Dünya yolculuğunu keşfetmenin tek yolu, hata yapmaktan korkmadan yaşamak, hatadan dönmek, içinizdeki mağaraları teker, teker keşfetmek, zararlı olanların kapısını kapatmaktan geçiyor. Size gösterilmeyen hoş görüyü eğer siz başkalarından esirgerseniz o mağaralar hep açık kalacak ve siz o mağaralarda yaratıcıyı aramakla zamanınızı boşa harcayacaksınız.  

İnsanoğlu için en büyük mahkeme kendi vicdanıdır. Eğer orada bir mahkûmiyet alıyorsanız bunun diyetini o mağaralarda ödemeniz lazım. Eğer başkaları sizi mahkûm ettiği halde siz vicdanınızda kendinizi aklıyorsanız bundan ötürü sevinç duymalı, o mağaralarda aydınlanmalısınız.  İnsanın gerçek yolu elde ettiği şahsi gücünde değildir. Aklında, bilimin ışığında ve yüreğinin güzelliğinde gizlidir. 

Dünyada ki yargı sistemleri insan vicdanına erişemediği ve salt gerçekleri göremediği için sürekli hata yapmaya mahkûmdur.

* * *

Eğer iyi bir çırak olmak istiyorsanız sabır ekmeğiniz, güç ise sermayeniz olmalıdır. Koca Sinan'ın ilerlemiş yaşına rağmen padişah kızına duyduğu aşk; onun için şehevi bir duygu değil, güzellik karşısındaki teslimiyeti ve acizliğidir. Dünya; aşık olduğu güzellikleri eserlerine yansıtan, o güzelliğe ulaşamasa bile, bunu bir şekilde eserlerinde canlı tutan sanatçılarla doludur. İlham denilen şey sadece gönüle dolan bir düşünce değildir. Etten ve kemikten oluşmuş, damarlarında kan dolaşan, gözü olup gören, duygularında dans eden, toprağın ve çiçeğin kokusunu hisseden, ağacın meyvesinde Yaratanı fark eden insanlar için anlam taşır. Bu onların varlık nedenidir. 

Gördüğünüz her şeye, Yaratılan her insana sadece eleştirel gözle bakmayın. Onun sabrını veya ona sabredenleri düşünün. Hatalarını affetmeyi bilenleri ve kendi hatalarını fark edenleri, kısacası Yaratılanı Yaratan'dan ötürü hoş görenleri anlamaya çalışın. Düşünün. 

"Koca Selimiye'nin minareleri arasında zikir halkası oluşturmuş dönen kuşlar gibidir insan…                

Kimi farkında, kimi farkında olmadan dönerde döner…

Oysa koca bir mabettir Dünya, 

Hem içinde, hem dışında döner de döner…"

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Yeni Atatürkler yetişiyor… / 21.05.2022
- Yaşam ve öyküler / 17.05.2022
- Baca eğri olsa da / 15.05.2022
- Geleceği şekillendirmek… / 10.05.2022
- Benim sevgili doktorum / 07.05.2022
- Bir bayram yazısı… / 30.04.2022
- Geçmişin mesajları… / 26.04.2022
- Spor Yasa Tasarısı / 23.04.2022
- Köy deyip geçmeyin / 19.04.2022
- Bilimin ispata; dinin inanca ihtiyacı vardır / 17.04.2022
- Haydar Hocayı anmak… / 12.04.2022
- Bu çocuklar nasıl zehirlenir? / 10.04.2022
- Anıları kaybetmek / 05.04.2022
- İnsana değer vermek… / 02.04.2022
- İngiliz çöpü, İngiliz ipi… / 29.03.2022
- Seçime giderken / 26.03.2022
- Neden bu görmezlik… / 23.03.2022
- Ankara’ya giderken… / 19.03.2022
- 18 Mart… / 18.03.2022
- İhanetler zamanı… / 15.03.2022
- Bizim kadınlarımız / 08.03.2022
- Zeytine sarılmak / 05.03.2022
- Köprünün altından geçen su… / 01.03.2022
- Bir çiçek daha soldu / 26.02.2022
- Bülbül ne çekerse, dilinden... / 22.02.2022
- İyiler ile kötülerin savaşı / 19.02.2022
- Açlıkla tokluğun savaşı / 15.02.2022
- Bilgi hazımsızlığı / 13.02.2022
- Sanal kokuşmuşluk / 12.02.2022
- Kahkaha tufanı ve suflörlük / 08.02.2022
- Yazar, yaşadığını yazar… / 05.02.2022
- Haydar Hoca’nın izinde… / 03.02.2022
- Akıl kuşunun özgürlüğü ve Uğur Mumcu / 02.02.2022
- Güleriz ağlanacak halimize… / 29.01.2022
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

15.01.2021, 15.01.2020, 15.01.2019, 15.01.2018, 15.01.2017, 15.01.2016, 15.01.2015, 15.01.2014, 15.01.2013, 15.01.2012, 15.01.2011, 15.01.2010, 15.01.2009, 15.01.2008, 15.01.2007, 15.01.2006, 15.01.2005, 15.01.2004, 15.01.2003


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.