Mersin'de bayrağa yapılan hakarete yurdun tamamında tepkiler yükselmesi, milletimizin bayrağa olan saygısını açık ve net bir şekilde göstermektedir.
Topyekun Türkiye, devletiyle, milletiyle, askeriyle, siviliyle bir anda kenetleşti.
Yaşadığımız bu duygu dolu anları iyi yorumlarsak, Genelkurmay'ın bayrak olayıyla ilgili yaptığı sert açıklamanın bu kenetleşmede payının büyük olduğunu görürüz.
"Hem bir ülkenin vatandaşı olmak, havasını teneffüs etmek, hem de o ülkenin en kutsal ortak değeri olan bayrağına el kaldırmaya yeltenmek, gaflet, dalalet ve hıyanetten başka bir şekilde tarif edilemez."
"Dost ve düşman herkes şunu iyi bilmelidir ki, ne bu ülkenin bölünmez bütünlüğü ne de bu birlik ve bütünlüğün sembolü olan şanlı Türk bayrağı asla sahipsiz değildir."
"Türk silahlı Kuvvetlerinin vatan ve bayrak sevgisini denemeye kalkışanlara tarihin sayfalarına bakmalarını öneririz."
Genelkurmay'ın bu açıklamalarından sonra, aziz Türk milleti olayın ciddiyetini fark etti ve tam bir birlik içinde tepkisini ortaya koydu.
Buradan şu sonuç çıkmaktadır, milletimizin bayrağına, vatanına, milli ve manevi değerlerine saygısı ve sevgisi tamdır. Ama yıllarca bu aziz millete çözüm adresi, hedef hep AB ve ABD olarak gösterildi. Siyasiler hep Batılıların projelerini milletin önüne getirdi ve Batının taşeronluğunu yapan basın hep bunu empoze etmeye çalıştı.
Dolayısıyla, milletimizin özünde olan vatan ve bayrak sevgisinin üzeri küllendi ve milletimiz uyku ile uyanıklık arası bir hale büründü.
Genelkurmay'ın bu açıklaması küllerin aralanmasına ve milletin özünde olanın açığa çıkmasına sebep oldu.
Yaşanılan bu olay, milletimizin bayrağa ve vatana duyduğu saygı ve sevginin yanında, Türk Silahlı Kuvvetlerine duyduğu güveni de ifade etmektedir.
Zaten AB ve ABD'nin ısrarla Türk Silahlı Kuvvetlerini susturmak istemesinin sebebi de budur.
Türkiye Cumhuriyeti'ni, vatanımızı ve bölünmez bütünlüğümüzü korumak ve kollamakla yükümlü askerimizin elini ayağını bağlamak istiyorlar.
Halbuki Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'ni Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ve Kuvayı Milliye ruhuna sahip Türk gençliğine emanet etmiştir.
Bu sebeple, askerimizin, ülkemizin bütünlüğünü ilgilendiren her konuda; bayrak, Kıbrıs, Ege, Kerkük, İncirlik, Güneydoğu, Doğu Anadolu, sözde Ermeni soykırımı, Patrikhane, Pontus, yabancılara toprak satışı, yabancılara medya satışı, yabancılara kamu şirketlerinin satışı, ekonomide dışa bağımlılığın her geçen gün daha da artması, AB'ye uyum adı altında tarımın bitirilmesi, köylerde toprak satışı, misyonerlik, dinlerarası diyalog, milli eğitim, iç güvenlik meseleleri, AB ve ABD ile ilgili ilişkilerimiz, gençliğimizin başıboş bırakılması ve daha nice konu başlıkları hakkında gerektiği zaman ve gerektiği yerde ikaz etmeye, pratik önlemler almaya hakkı vardır.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sadece sınırdan saldıran düşmanlara karşı değil, iç ve dış tehditlere karşı da önlem almaya yetkisi vardır ve bu yetki Cumhuriyetin kurucusu Atatürk tarafından kendilerine verilmiştir. Sadece hak ve yetki değil aynı zamanda asli görevidir.
Bu sebeple Genelkurmay'ın bayrağa yapılan hakarete karşı gösterdiği tavır yerinde bir tavırdır, topyekun milletin uyanmasına sebep olmuştur.
Burada bir noktayı gözden kaçırmamalıyız: millet olarak bayrak olayına gösterdiğimiz duyarlılığı aynen yukarıda bahsettiğimiz ve her biri vatanımızın bölünmez bütünlüğünü yakından ilgilendiren mevzularda da göstermeliyiz.
Çünkü Bayrak ne ise vatan odur.
Bayrak ne ise Kıbrıs odur.
Bayrak ne ise İncirlik odur.
Bayrak ne ise Ege, Doğu Anadolu, Güneydoğu, Karadeniz odur.
Bayrak ne ise kamu şirketlerimiz odur.
Bayrak ne ise sanayimiz, tarımımız odur.
Bayrak ne ise misyonerlerin kucağına atılan Türk gençliği odur.
Bayrak ne ise Kuvayı Milliye ruhuna sahip Türk medyası odur.
Bayrak ne ise Türkiye odur.
Bayrak, vatan toprakları olduğu zaman bir anlam kazanır.
Bayrağın hür bir şekilde dalgalanması için vatan olması şarttır.
Tarihte nice devletler geldi ve geçti. Bağımsızlığını muhafaza edenlerin bayrakları hala dalgalanıyor, ama düşmanlarının oyunlarıyla tarih sahnesinden silinenlerin bayraklarını hatırlayan var mı?
O halde bayrak olayına gösterdiğimiz milli duruşu, başta Kıbrıs ve İncirlik olmak üzere ülkemizi yakından ilgilendiren her konuda göstermeliyiz.
Problemlerimizin tamamına milli çözümler sunan siyasilerimiz, akademisyenlerimiz var. Bu konularda onların fikirlerini alıp Türkiye'yi kendi ayakları üzerinde duran ve bütün dünyaya adalet ve sevgiyi dağıtan bir noktaya taşımalıyız.
AB ve ABD gibi hakkımızda hayır düşünmeyen, üzerimizde hesapları olanların projelerine göre hareket etmeye devam edersek, sonumuz önce köleliktir, sonrası ise tarih sahnesinden tamamen yokolmaktır.
Ayık olmak zorundayız.
Topyekun Türkiye, devletiyle, milletiyle, askeriyle, siviliyle bir anda kenetleşti.
Yaşadığımız bu duygu dolu anları iyi yorumlarsak, Genelkurmay'ın bayrak olayıyla ilgili yaptığı sert açıklamanın bu kenetleşmede payının büyük olduğunu görürüz.
"Hem bir ülkenin vatandaşı olmak, havasını teneffüs etmek, hem de o ülkenin en kutsal ortak değeri olan bayrağına el kaldırmaya yeltenmek, gaflet, dalalet ve hıyanetten başka bir şekilde tarif edilemez."
"Dost ve düşman herkes şunu iyi bilmelidir ki, ne bu ülkenin bölünmez bütünlüğü ne de bu birlik ve bütünlüğün sembolü olan şanlı Türk bayrağı asla sahipsiz değildir."
"Türk silahlı Kuvvetlerinin vatan ve bayrak sevgisini denemeye kalkışanlara tarihin sayfalarına bakmalarını öneririz."
Genelkurmay'ın bu açıklamalarından sonra, aziz Türk milleti olayın ciddiyetini fark etti ve tam bir birlik içinde tepkisini ortaya koydu.
Buradan şu sonuç çıkmaktadır, milletimizin bayrağına, vatanına, milli ve manevi değerlerine saygısı ve sevgisi tamdır. Ama yıllarca bu aziz millete çözüm adresi, hedef hep AB ve ABD olarak gösterildi. Siyasiler hep Batılıların projelerini milletin önüne getirdi ve Batının taşeronluğunu yapan basın hep bunu empoze etmeye çalıştı.
Dolayısıyla, milletimizin özünde olan vatan ve bayrak sevgisinin üzeri küllendi ve milletimiz uyku ile uyanıklık arası bir hale büründü.
Genelkurmay'ın bu açıklaması küllerin aralanmasına ve milletin özünde olanın açığa çıkmasına sebep oldu.
Yaşanılan bu olay, milletimizin bayrağa ve vatana duyduğu saygı ve sevginin yanında, Türk Silahlı Kuvvetlerine duyduğu güveni de ifade etmektedir.
Zaten AB ve ABD'nin ısrarla Türk Silahlı Kuvvetlerini susturmak istemesinin sebebi de budur.
Türkiye Cumhuriyeti'ni, vatanımızı ve bölünmez bütünlüğümüzü korumak ve kollamakla yükümlü askerimizin elini ayağını bağlamak istiyorlar.
Halbuki Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'ni Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ve Kuvayı Milliye ruhuna sahip Türk gençliğine emanet etmiştir.
Bu sebeple, askerimizin, ülkemizin bütünlüğünü ilgilendiren her konuda; bayrak, Kıbrıs, Ege, Kerkük, İncirlik, Güneydoğu, Doğu Anadolu, sözde Ermeni soykırımı, Patrikhane, Pontus, yabancılara toprak satışı, yabancılara medya satışı, yabancılara kamu şirketlerinin satışı, ekonomide dışa bağımlılığın her geçen gün daha da artması, AB'ye uyum adı altında tarımın bitirilmesi, köylerde toprak satışı, misyonerlik, dinlerarası diyalog, milli eğitim, iç güvenlik meseleleri, AB ve ABD ile ilgili ilişkilerimiz, gençliğimizin başıboş bırakılması ve daha nice konu başlıkları hakkında gerektiği zaman ve gerektiği yerde ikaz etmeye, pratik önlemler almaya hakkı vardır.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sadece sınırdan saldıran düşmanlara karşı değil, iç ve dış tehditlere karşı da önlem almaya yetkisi vardır ve bu yetki Cumhuriyetin kurucusu Atatürk tarafından kendilerine verilmiştir. Sadece hak ve yetki değil aynı zamanda asli görevidir.
Bu sebeple Genelkurmay'ın bayrağa yapılan hakarete karşı gösterdiği tavır yerinde bir tavırdır, topyekun milletin uyanmasına sebep olmuştur.
Burada bir noktayı gözden kaçırmamalıyız: millet olarak bayrak olayına gösterdiğimiz duyarlılığı aynen yukarıda bahsettiğimiz ve her biri vatanımızın bölünmez bütünlüğünü yakından ilgilendiren mevzularda da göstermeliyiz.
Çünkü Bayrak ne ise vatan odur.
Bayrak ne ise Kıbrıs odur.
Bayrak ne ise İncirlik odur.
Bayrak ne ise Ege, Doğu Anadolu, Güneydoğu, Karadeniz odur.
Bayrak ne ise kamu şirketlerimiz odur.
Bayrak ne ise sanayimiz, tarımımız odur.
Bayrak ne ise misyonerlerin kucağına atılan Türk gençliği odur.
Bayrak ne ise Kuvayı Milliye ruhuna sahip Türk medyası odur.
Bayrak ne ise Türkiye odur.
Bayrak, vatan toprakları olduğu zaman bir anlam kazanır.
Bayrağın hür bir şekilde dalgalanması için vatan olması şarttır.
Tarihte nice devletler geldi ve geçti. Bağımsızlığını muhafaza edenlerin bayrakları hala dalgalanıyor, ama düşmanlarının oyunlarıyla tarih sahnesinden silinenlerin bayraklarını hatırlayan var mı?
O halde bayrak olayına gösterdiğimiz milli duruşu, başta Kıbrıs ve İncirlik olmak üzere ülkemizi yakından ilgilendiren her konuda göstermeliyiz.
Problemlerimizin tamamına milli çözümler sunan siyasilerimiz, akademisyenlerimiz var. Bu konularda onların fikirlerini alıp Türkiye'yi kendi ayakları üzerinde duran ve bütün dünyaya adalet ve sevgiyi dağıtan bir noktaya taşımalıyız.
AB ve ABD gibi hakkımızda hayır düşünmeyen, üzerimizde hesapları olanların projelerine göre hareket etmeye devam edersek, sonumuz önce köleliktir, sonrası ise tarih sahnesinden tamamen yokolmaktır.
Ayık olmak zorundayız.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Raflara ceza, üreticiye baskı / 19.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026
- Büyük zafer hayali kuran Trump, İran duvarına tosladı / 14.06.2026
- Doğu Akdeniz’de tehlikeli adım: Kıbrıs’ta eski hesaplar, yeni ittifaklar / 13.06.2026
- Söylemde nas, eylemde faiz / 12.06.2026
- CHP’de mutlak butlan krizi ve yeni parti denklemi / 11.06.2026
- Hürmüz’de kilitlenen dünya ekonomisi / 10.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026
- Büyük zafer hayali kuran Trump, İran duvarına tosladı / 14.06.2026
- Doğu Akdeniz’de tehlikeli adım: Kıbrıs’ta eski hesaplar, yeni ittifaklar / 13.06.2026
- Söylemde nas, eylemde faiz / 12.06.2026
- CHP’de mutlak butlan krizi ve yeni parti denklemi / 11.06.2026
- Hürmüz’de kilitlenen dünya ekonomisi / 10.06.2026























































