logo
28 EKİM 2026

Şahitlerin dilinden Atatürk’ün soyu ve dindarlığı -4-

Nardalı konağının bahçesindeki tarihe tanıklık eden ağaçların bugün dili olsa da konuşsa, kim bilir neler anlatırlardı. Fransız ve Ermenilerin geçemediği tek yer burasıdır

28.10.2026 00:01:00
Haber Merkezi
 
Şahitlerin dilinden Atatürk’ün soyu ve dindarlığı -4-
Şahitlerin dilinden Atatürk’ün soyu ve dindarlığı -4-
'NARDALI SOYADINI BİZE ATATÜRK VERDİ'

Nardalı konağının bahçesindeki tarihe tanıklık eden ağaçların bugün dili olsa da konuşsa, kim bilir neler anlatırlardı. Fransız ve Ermenilerin geçemediği tek yer burasıdır.

Fransız General bir gün yanında 45-50 kişi ile dedeme geliyor. Dedem Fransız Generale çay kahve ikram ediyor. General, 'bu kadar zahmete gerek yoktu' dediğinde ise dedem, "Bizde misafire böyle davranmak âdettendir. Siz de bu topraklarda misafirsiniz" cevabını veriyor.

Fransız General dedeme iki teneke altın teklif ediyor. 'Bu altınları da al, birliklerini dağıt, Fransız gemisiyle buradan ayrıl, çekip git' diyor. Bu direnişi bırakmasını istiyor.

Şeyh Cemil, Fransız Generale, 'buradan, şu ağacın altından bir çakıl taşı bile götüremezsiniz' diyor. General bunu bir hakaret olarak telakki ediyor. 'Ben Fransa'yı temsil ediyorum karşımdakiyse bir din adamı, benimle böyle nasıl konuşur, bu cesareti nereden alıyor' diyor.

Dedemiz, emrindeki kuvvetlerle birlikte Fransız Generali bugünkü Nuri Has Pasajı'nın olduğu yere kadar eşlik ederek gönderiyor.







Ertesi gün dedemiz için idam kararı çıkartıyorlar. Üç beş gün sonra aile fertlerinden ve aileye yakın insanlardan birkaç kişiyi ve dedemizin kardeşi Ali Nardalı'yı Kayışlı köyü civarında pusuya düşürüyorlar.

Onlara Fransız askerleri işkence ediyor. Nar çubuklarıyla dövüyorlar, derilerini yüzüyorlar.

Aile fertlerinden biri şehit düşüyor ve dedemizin kardeşi Ali Nardalı ağır yaralı olarak ellerinden kurtulup buraya geliyor. Dedemize bu arada pusu kuruyorlar ama yakalayamıyorlar. Sinan Paşa, Atatürk'e durumu anlatan bir telgraf geçiyor. Atatürk, Adana'ya geldiğinde aile ile görüşeceğini söylüyor.

Atatürk tekrar Adana'ya geldiğinde önceden yaşanan hazin olaydan dolayı Nardalı soyadını bizzat kendi veriyor. Bu resmî kayıtlarda var.

Atatürk'ün dedeme yazdığı iki mektup ve bir de TBMM'nin dedemin ölümünde 1955 yılında aileye gönderdiği bir mektup var. Fakat şu an bu mektuplara ulaşamıyoruz ama Sinan Tekellioğlu'nun resmi kayıtlarında bu mektuplardan bahsediliyor.

Bunlar söylenti, rivayet değildir. Ben TBMM'den yazılan mektubu bir kere gördüm ama şu an mektubu bulamıyoruz.

Dedem öldüğünde Sinan Paşa'nın tabutunun başında yaptığı ve herkesi ağlatan konuşma dedemizin Atatürk'ün başlattığı Millî Mücadele'ye verdiği desteğin de bir kanıtıdır adeta.

Atatürk 1927'li yıllarda tekrar Adana'ya geliyor. Gelişi şölen havasında davulla zurnayla oluyor. Bu ziyareti sırasında Atatürk'ün yanında Salih Bozok ve Sabiha Gökçen de yer alıyor."







5- ŞAHAP NARDALI

Şeyh Cemil Nardalı'nın torunlarından Şahap Nardalı da Atatürk'ün Cemil Nardalı'yı ziyaretinden bahsetti bizlere.

Atatürk'ün dedeleriyle namaz kıldığını, dedesinin güçlü bir hoca olduğunu anlattı.

Fransızların Kuvva hareketini bırakıp verdikleri altınlarla ülkeyi terk etmesini teklif etmelerine rağmen, dedelerinin, "Ben Türk geldim Türk giderim, vatanımı satmam" dediğini ve Fransız generalin bu cevap karşısında yüzünü buruşturduğunun anlatıldığını ifade etmiştir.







5- ŞEYH SEDEKE

Ehl-i Beyt soyundan gelen Şeyh Sedeke, Atatürk'e Millî Mücadele yıllarında ciddi destek veren bir âlimdir. Torunu da Şeyh Sedeke'nin adını taşıyor.

Şeyh Sedeke, dedesi ve babasının Mareşal Fevzi Çakmak ile çekilen fotoğrafını da göstererek dedesinin Atatürk ile olan bağlantısını şöyle anlatıyor:

"Millî Mücadele döneminde, Ehl-i Beyt soyundan gelen dedem Şeyh Sedeke askere erzak ve silah yardımı yapmış.

Bin adet silah temin edip Atatürk'e teslim etmiş. O dönemde askerin elbiseleri yırtık, halleri perişanmış. Onlar destek olmuşlar Atatürk'ün askerlerine.

Dedem, Atatürk'e bir konak vermiş. Atatürk'e verdikleri konak ile kendi evlerinin bahçesi iç içeymiş. Atatürk Silvan'a geldiğinde o konakta kalırmış ve bahçede dedem Şeyh Sedeke ve bölgenin ileri gelen âlimleriyle kahvaltı yapıp sohbet edermiş.

Konağın önünde etrafı telle çevrilen yere çadır kurup orada savaş planlarını dedem, bölgenin âlimleri ve beyleriyle istişareler yaparmış.

Atatürk orada Kur'an okurmuş. Dedesi, Atatürk'ün çok bilgili ve âlim bir kişi olduğunu Atatürk'ün eşinin de çok bilgili olduğunu söylermiş.

Atatürk'ün dinsiz imansız olmadığı gibi tam tersi dindar bir kişiliği olduğunu dini çok iyi bildiğini anlattı. (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

Şehrin en işlek caddesinde tüfekle rastgele ateş açtı: 4 yaralı

Kastamonu'nun en işlek caddesinde bir saldırganın rastgele tüfekle ateş etmesi neticesinde 4 kişi yaralandı

27.10.2026 14:00:00
İHA
 
Şehrin en işlek caddesinde tüfekle rastgele ateş açtı: 4 yaralı
Şehrin en işlek caddesinde tüfekle rastgele ateş açtı: 4 yaralı
Olay, Hepkebirler Mahallesi Belediye Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, elindeki tüfekle koşarak caddeye gelen Y.İ.Ç. isimli saldırgan, rastgele ateş etmeye başladı. Seken kurşunlar çevrede bulunan 4 vatandaşa isabet etti.






Olayın ardından kaçan Y.İ.Ç., yakın bir bölgede bekleyen otomobile binerek kaçtı. 112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.








Yaralı vatandaşlar hastaneye kaldırıldı

Saçmaların isabet etmesi neticesinde yaralanan 4 kişi, sağlık ekiplerinin yaptığı ilk müdahalenin ardından Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Olay yerinde güvenlik önlemi alan İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri kaçan şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı.









O anlar kamerada

Öte yandan, saldırı anı ise bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde saldırganın elindeki tüfekle koştuğu esnada birkaç kez rastgele ateş ettiği anlar yer aldı.




















"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Genel Sekreteri Talat Yavuz, "Öğretmenin otoritesi zayıflarken güvenli okulu güçlendiremeyiz. Araştırmamızın en çarpıcı sonuçlarından biri öğretmenin konumuna ilişkindir. Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor" dedi

27.10.2026 13:55:00
İHA
 
"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"
"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"
Eğitim-Bir-Sen, yaklaşık 8 bin öğretmen, öğrenci ve velinin katılımıyla gerçekleştirdiği 'Güvenli Okul ve Akran Zorbalığı: Türkiye'de Mevcut Durum, Risk Faktörleri ve Politika Önerileri' başlıklı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Toplam 7 bin 793 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada okul güvenliği, öğretmen otoritesi, disiplin sistemi, akran ve siber zorbalık, bildirim mekanizmaları ile aile-okul iş birliği kapsamlı biçimde ele alındı. Araştırma kapsamında Türkiye genelinden 3 bin 198 öğretmen, 2 bin 315 öğrenci ve 2 bin 280 veli yer aldı. Çalışmayla okullardaki mevcut durumun ortaya konulması, zorbalık risklerinin değerlendirilmesi ve güvenli okul politikalarına yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlandı. Araştırmanın sonuçları, Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz'un katılımıyla düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Toplantıda araştırmadan elde edilen bulguların yanı sıra güvenli okul ortamlarının oluşturulmasına ve akran zorbalığıyla mücadeleye yönelik politika önerileri de paylaşıldı.






12 maddelik politika önerisi kamuoyuna sunuldu

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, okullarda güvenliğin sağlanması ve akran zorbalığının önlenmesi amacıyla ulusal önleme çerçevesi oluşturulması, öğretmen otoritesinin güçlendirilmesi ve disiplin sisteminin yeniden değerlendirilmesi başta olmak üzere 12 maddelik politika önerisi açıkladı. Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından 7 bin 793 kişinin katılımıyla hazırlanan araştırmaya göre, okul güvenliği algısı öğrencilerde 3,24, velilerde 3,38, öğretmenlerde ise 3,48 olarak ölçüldü. Öğretmenlerin yüzde 90,7'si mesleğe başladıkları döneme kıyasla öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünürken, öğrencilerin yüzde 63,4'ü başka bir öğrenciye yönelik zorbalığa tanık olduğunu belirtti. Araştırmada hakaret, alay ve sosyal dışlanmanın yanı sıra siber zorbalığın da önemli bir sorun olduğuna dikkat çekildi. Velilerin yüzde 88'inin çocuklarının siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediği ortaya konuldu.








"Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimin meselelerine yalnızca ortaya çıkan bir olayın ardından tepki veren bir anlayışla yaklaşmıyoruz"

Eğitim-Bir-Sen olarak akran zorbalığı konularına detaylı bir şekilde yaklaştıklarını belirten Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, "Biz Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimin meselelerine yalnızca ortaya çıkan bir olayın ardından tepki veren bir anlayışla yaklaşmıyoruz. Meseleyi anlamaya, sahayı dinlemeye, veri üretmeye ve çözüm önermeye çalışıyoruz. Çünkü bizim için eğitim politikası yalnızca müfredat, sınav veya akademik başarı meselesi değildir. Çocuğun kendisini güvende hissetmediği, öğretmenin müdahale etmekte zorlandığı, ailenin ne yapacağını bilemediği bir ortamda nitelikli eğitimden söz edemeyiz. Bugün yayımladığımız araştırma da tam olarak bu anlayışın ürünüdür. Üç ayrı pencereden aynı okula baktık. Çalışmamızı önemli kılan hususlardan biri kapsamıdır. Araştırmamıza toplam 7 bin 793 kişi katıldı. Bunların 3 bin 198'i öğretmen, 2 bin 315'i öğrenci, 2 bin 280'i velidir. Öğretmenlerimizden 81 ilin tamamından, velilerimizden 75 ilden, öğrencilerimizden ise 61 ilden veri topladık. Dolayısıyla bugün önümüzde yalnızca öğrencinin anlattığı, yalnızca öğretmenin gözlemlediği veya yalnızca velinin dışarıdan değerlendirdiği bir tablo bulunmuyor. Aynı okul gerçekliğine öğretmenin, öğrencinin ve velinin gözünden birlikte baktık. Araştırmamızda okul güvenliğinden öğretmen otoritesine, disiplin sisteminden öğrencilerin yaşadığı zorbalık biçimlerine; siber zorbalıktan ailelerin tutumlarına ve okulun müdahale kapasitesine kadar geniş bir alanı inceledik" diye konuştu.

"Bu araştırmanın sonucu olarak 'Türkiye'de okullar güvensizdir' diyemeyiz"

Okul güvenliği ve akran zorbalığının ivedilikle ele alınması gerektiğini ifade eden Yavuz, "Bu araştırmanın sonucu olarak 'Türkiye'de okullar güvensizdir' diyemeyiz ama aynı şekilde, 'Çocuklar arasında bunlar olur, büyüyünce geçer' diyerek meseleyi küçümsemek de araştırmanın ortaya koyduğu gerekçelerle bağdaşmamaktadır. Önümüzde çözülmesi gereken bir mesele vardır ve bu mesele yalnızca çocukların kendi aralarında çözebilecekleri bir mesele değildir. Çocuklarımızın gördüğü okul ile yetişkinlerin gördüğü okul aynı değil. Araştırmadaki ilk dikkat çekici bulgulardan biri okul güvenliği algısında ortaya çıkıyor. Beş üzerinden değerlendirildiğinde okul güvenliği algısı öğretmenlerde 3,48, velilerde 3,38, öğrencilerde ise 3,24'tür. Yani okulun içinde yaşayan çocuklarımız, okul güvenliğini yetişkinlere kıyasla daha düşük değerlendiriyor. Bu fark bize önemli bir şey söylüyor. Bir okulun güvenli olup olmadığını yalnızca yetişkinlerin gözünden değerlendiremeyiz. Çocuğa da sormak zorundayız. Çocuk teneffüste ne yaşıyor' Sınıfta kendisini ne kadar güvende hissediyor' Dışlandığında kime başvuruyor' Alay edildiğinde bunu anlatabiliyor mu' Anlattığında bir şeylerin değişeceğine inanıyor mu' Güvenli okul politikası, tam da bu sorulara cevap verebilmelidir" şeklinde konuştu.








"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"

Öğretmenin otoritesinin okullarda giderek zayıfladığını dile getiren Yavuz, "Öğretmenin otoritesi zayıflarken güvenli okulu güçlendiremeyiz. Araştırmamızın en çarpıcı sonuçlarından biri öğretmenin konumuna ilişkindir. Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor. Fakat burada dikkate değer başka bir sonuç daha var. Öğrencilerin yüzde 71,8'i, velilerin ise yüzde 86'sı, öğretmenin sınıfta disiplinli bir tutum sergilemesini gerekli görüyor. Demek ki mesele öğrencinin veya velinin öğretmeni reddetmesi değildir. Mesele, öğretmenin meşru mesleki otoritesinin sistem tarafından ne kadar desteklendiği ile ilgilidir. Bizim öğretmen otoritesinden kastımız baskı ve keyfilik değildir. Çocuğu korkutmak hiç değildir. Biz; adalete, tutarlılığa, mesleki yeterliğe ve kurumsal desteğe dayanan bir öğretmen otoritesinden söz ediyoruz. Çünkü öğretmenin sınır koyamadığı, müdahale ettiğinde kendisini yalnız hissettiği bir okulda öğrenciyi korumak da zorlaşır. Disiplin sistemine ilişkin sonuçlar da bu bilgiyi teyit ediyor. Öğretmenlerin mevcut disiplin düzenlemelerine ilişkin genel değerlendirmesi 5 üzerinden yalnızca 2,53; sistemin caydırıcılığına ilişkin değerlendirme ise 1,98 düzeyinde. Bu tablo bize açıkça şunu söylüyor. Öğretmene 'zorbalığa müdahale et' demek yetmez. Öğretmenin arkasında işleyen bir sistem olmak zorundadır. Zorbalık yalnızca vurmak değildir. Araştırmadan çıkan bir diğer önemli sonuç da zorbalığın biçimine ilişkindir. Çocuklarımızın en fazla karşılaştığı davranışların başında fiziksel saldırıdan önce hakaret, alay, dedikodu ve sosyal dışlanma geliyor. Öğrencilerin yüzde 18,1'i ayda bir-iki kez, yüzde 10,5'i haftada bir-iki kez, yüzde 10,2'si ise hemen hemen her gün hakaret veya alaya maruz kaldığını ifade ediyor. Bu veriyi özellikle önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.








"Bir çocuğun canının yanması için mutlaka bedeninin yaralanması gerekmez"

Akran zorbalığının, çocuğun okula ve öğretmenine olan güvenini azalttığını söyleyen Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir çocuğun canının yanması için mutlaka bedeninin yaralanması gerekmez. Zorbalık, çocuğun okula olan güvenini de aşındırıyor. Araştırmanın belki de üzerinde en çok düşünülmesi gereken sonuçlarından biri de şudur. Zorbalığın sıklığı arttıkça öğrencinin yalnızca kendisini kötü hissetmesi söz konusu olmuyor, okula ve yetişkinlerin kendisini koruyabileceğine duyduğu güven de azalıyor. Araştırmada öğrencilerin yüzde 35,4'ü yaşadığı zorbalık deneyimlerinden en az orta düzeyde etkilendiğini ifade ederken, toplam öğrenci grubunun yüzde 18,3'ü etkilenme düzeyini 'çok' veya 'çok ciddi' olarak değerlendiriyor. Bu nedenle zorbalığı 'çocukların kendi arasındaki mesele' olarak görmemek zorundayız. Çünkü çocuk bir süre sonra yalnızca arkadaşına değil, okula da güvenini kaybedebiliyor. Çocuklarımız görüyor, onları çözümün parçası yapmalıyız. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 63,4'ü başka bir öğrenciye zorbalık yapıldığına tanık olduğunu söylüyor. Bu rakam bize bir risk kadar önemli bir imkanı gösteriyor. Çocuklarımız yalnızca zorbalığa maruz kalan veya zorbalık yapan kişiler değildir. Onlar aynı zamanda okul ikliminin aktörleridir. Bu yüzden akran destek sistemlerini güçlendirmeli, çocuklarımıza güvenli biçimde nasıl yardım isteyeceklerini ve arkadaşlarını nasıl destekleyebileceklerini öğretmeliyiz. Çocuğa 'Git arkadaşını korumak için kavga et' demiyoruz. Tam tersine; 'Doğru yetişkine haber ver, mağdur olan arkadaşını yalnız bırakma, zorbalığı alkışlama, normalleştirme' diyoruz. Zorbalık okul kapısında sona ermiyor. Bugün çocukların sosyal hayatı zil çaldığında sona ermiyor. Araştırmamıza göre öğrencilerin yüzde 69,9'unun akıllı telefonu, yüzde 58,8'inin kendisine ait sosyal medya hesabı var. Öğrencilerin yüzde 7,2'si son altı ay içerisinde çevrim içi ortamda hedef alındığını söylüyor. Günlük ekran süresi dört saatin üzerine çıktığında bu oran yüzde 14,9'a kadar yükseliyor. Daha dikkat çekici başka bir sonuç ise velilerle ilgili. Velilerin yüzde 88'i, çocuğunun siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediğini ifade ediyor. Bu bize şunu söylüyor. Artık okul güvenliğini okulun duvarlarıyla sınırlandıramayız. Sınıfta başlayan bir ilişki akşam telefon ekranında devam ediyor."

"Eğitim-Bir-Sen olarak 12 temel politika alanı öneriyoruz"

Akran zorbalığına karşı kapsamlı öneriler sunan Yavuz, sözlerine şöyle devam etti:
"Eğitim-Bir-Sen olarak 12 temel politika alanı öneriyoruz. Birincisi, Türkiye genelinde ortak standartları olan bir Ulusal Güvenli Okul ve Akran Zorbalığını Önleme Çerçevesi oluşturulmalıdır. İkincisi, öğretmenin meşru mesleki otoritesi yeniden güçlendirilmelidir. Üçüncüsü, disiplin sistemi yeniden değerlendirilmelidir. Dördüncüsü, her okulda güvenilir, görünür ve izlenebilir bir bildirim sistemi kurulmalıdır. Beşincisi, sözel, ilişkisel ve siber zorbalık daha görünür hale getirilmelidir. Altıncısı, kırılgan öğrenciler için erken fark etme ve güçlendirilmiş koruma mekanizmaları kurulmalıdır. Yedincisi, akranların koruyucu gücünden daha fazla yararlanılmalıdır. Sekizinci olarak, aile-okul iş birliği güçlendirilmelidir. Dokuzuncu olarak, dijital güvenlik okul güvenliğinin ayrılmaz bir parçası haline getirilmelidir. Onuncu olarak, Türkiye'de okul sosyal hizmeti sistemi kurulmalıdır. On birinci olarak, rehberlik ve psikososyal destek sistemi daha güçlü hale getirilmelidir. On ikinci ve son olarak, düzenli bir ulusal izleme ve veri sistemi kurulmalıdır."

Etkinliğe Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Yavuz'un yanı sıra Prof. Dr. Emrah Akbaş ve Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi ekibi katılım sağladı.

Bahçelievler'de iki binanın zemininde çökme: 20 daire tahliye edildi

İstanbul Bahçelievler'de temel kazısı yapılan inşaatın istinat duvarının yıkılması sonucu bitişikteki 6 ve 7 katlı iki binanın zemininde yaklaşık 10 santimetrelik çökme meydana geldi. Binalardaki 20 daire tedbir amaçlı tahliye edildi

27.10.2026 05:30:00 / Güncelleme: 27.10.2026 06:12:43
İHA
 
Bahçelievler'de iki binanın zemininde çökme: 20 daire tahliye edildi
Bahçelievler'de iki binanın zemininde çökme: 20 daire tahliye edildi
Olay, Siyavuşpaşa Mahallesi Çavuşpaşa Caddesi'nde saat 03.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, caddede temel kazısı yapılan inşaatın istinat duvarı henüz belirlenemeyen bir nedenle yıkıldı. Yıkılmanın ardından inşaatın bitişiğinde bulunan 6 ve 7 katlı iki binanın zemininde yaklaşık 10 santimetrelik çökme meydana geldi.








Binalardan gelen çatırdama sesleri ve hissedilen sallantı üzerine bina sakinleri ile mahalle sakinleri dışarı çıktı. Durumun 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye, zabıta, polis ve tedbir amaçlı sağlık ekipleri sevk edildi.









20 daire tahliye edildi

Polis ve zabıta ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, iki binada bulunan toplam 20 daire tedbir amaçlı tahliye edildi. Bina sakinlerinin kontrollü şekilde bazı eşyalarını almalarına izin verildi. Mahalle sakini bir genç kalkarken yere düştüğünü belirterek, "Ben gece 2 gibi yatmıştım. Bağırışmalara uyandım. Olay gece 3 gibi oldu. Kalkarken yere düştüm. Ben o kadar da çok hissetmedim ama ekipler binayı sarmıştı. İki binayı da tahliye ettiler" dedi.
 
 







"Bütün bina tahliye edildi"

Binanın tahliye ettiğini belirten Ozan Ünsal ise, "Arka taraftaki binanın istinat duvarının kaymasından ötürü binada çatlaklar oluştu. Bütün bina tahliye edildi. Kapılar eğildi. Arka bahçe duvarı yıkıldığından bina tahliye edildi" şeklinde konuştu.
 
 







Ekiplerin, çökme meydana gelen binalardaki incelemeleri sürüyor.













Yozgat'ta korkutan görüntü: Tarlada derin yarıklar ve çökmeler oluştu

Yozgat'ın Aydıncık ilçesine bağlı Baydiğin beldesinde ekim için hazırlanan yaklaşık 20 dönümlük tarlada çökme meydana geldi. Arazinin çeşitli noktalarında derin yarıklar oluşurken, tehlike oluşturan alan dron kamerasıyla görüntülendi

26.10.2026 11:46:00
İHA
 
Yozgat'ta korkutan görüntü: Tarlada derin yarıklar ve çökmeler oluştu
Yozgat'ta korkutan görüntü: Tarlada derin yarıklar ve çökmeler oluştu
Baydiğin beldesinde ne zaman meydana geldiği bilinmeyen toprak kaymasını, tarlasına giden çiftçi fark etti. Arazinin farklı noktalarında kayma ve çökmeler yaşandığını gören çiftçi, tarlaya ekim yapmaktan vazgeçti.






Depremi andıran derin yarıkların oluştuğu arazide bazı noktaların oldukça derin olduğu görülürken, çevredeki elektrik direklerinden birinin de eğildiği gözlendi. İnsanlar ve hayvanlar açısından tehlike oluşturan kayma ve çökmelerin nedeni ise henüz bilinmiyor.








"İnsanların, hayvanların zarar görmemesi için önlem alınmasını bekliyoruz"

Bölgede oluşan yarıkların tehlike oluşturduğunu belirten Mehmet Salman, önlem alınmasını beklediklerini söyledi. Salman, "Bir gün öncesi tarlayı ekmeğe gelen arkadaş fark etmiş. Tam olarak hangi gün olduğunu bilemiyor. Yani biz dünden bir gün önce fark ettik burayı. Buraya önlem alınmasını bekliyoruz insanların, hayvanların zarar görmemesi için. Görüyorsunuz işte kocaman kocaman yarılmış yerler var. Bunlara bir önlem alınmasını bekliyoruz. Taş attığımız bazı yerler bir, iki saniye tıkır tıkır gidiyor. Hani bazı yerleri bayağı bir derin. Yani bu 20-30 dönüm arazide belki daha da fazla olabilir. Tahmini söylüyorum. Biz deprem olarak değil de ilk gören arkadaş işte 'Kömür ocağının üstündeki toprak kaymış' dedi. Hani herhangi bir deprem hissetmedik. Yok öyle de bir his olmadı ki. En azından bir his olmuş olsaydı deprem olunca kaydı derdik. Burada elektrik var. Görmüş olduğumuz direk yatmış. Her an devrilip çok büyük bir arıza çıkartabilir, birilerine zarar verebilir. Bunların önleminin alınmasını bekliyoruz" dedi.



























Bilecik'te kanalizasyon çalışmasında göçük: İşçi kurtarıldı

Bilecik kanalizasyon hattı çalışmasında bir işçi toprak kayması sonucu göçük altında kalırken, zamanında müdahaleyle kurtarıldı

24.10.2026 16:37:00
İHA
 
Bilecik'te kanalizasyon çalışmasında göçük: İşçi kurtarıldı
Bilecik'te kanalizasyon çalışmasında göçük: İşçi kurtarıldı
Olay, Bilecik merkez Pelitözü Mahallesi Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinde meydana geldi. Alınan bilgilere göre; kanalizasyon hattı çalışmasında görevli işçi Mesut Y. (41) toprak kayması sonucu göçük altında kaldı.






İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık, itfaiye ve AFAD ekipleri sevk edildi. Ekipler tarafından toprak yığının altından çıkarılan Mesut Y., Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.








İşçinin hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Kontrollü yıkım sırasında kepçe molozların altında kaldı

Ankara'nın Pursaklar ilçesinde kontrollü yıkım sırasında bir kepçenin kolu molozların altında kaldı

24.10.2026 16:31:00
İHA
 
Kontrollü yıkım sırasında kepçe molozların altında kaldı
Kontrollü yıkım sırasında kepçe molozların altında kaldı
Olay, Ankara'nın Pursaklar ilçesindeki Saray semtinde meydana geldi.






İddialara göre, kontrollü yıkım kararı verilen bir binanın yıkımına gelen kepçenin kolu yıkım sırasında molozların altında kaldı. 






Kepçe operatörünün sağlık durumunun iyi olduğu belirlendi. 






Sıkışan kepçe, iş makinelerinin yardımıyla sıkıştığı yerden çıkartıldı.













Kırmızı ışık ihlali yapan kamyonet ortalığı savaş alanına çevirdi

Antalya'nın Manavgat ilçesinde kırmızı ışık ihlali yapan kamyonetin çarptığı otomobil hurdaya dönerken 2 kişi yaralandı

24.10.2026 10:41:00
İHA
 
Kırmızı ışık ihlali yapan kamyonet ortalığı savaş alanına çevirdi
Kırmızı ışık ihlali yapan kamyonet ortalığı savaş alanına çevirdi
Kazanın ardından yol araç trafiğine kapanırken, araçların kaldırılması ve yolun temizlenmesinin ardından yeniden açıldı.






Kaza, Aşağı Pazarcı Mahallesi İbrahim Sözen Caddesi'nde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, kırmızı ışık ihlali yapan Nuri K.'nın kullandığı 07 AIJ 161 plakalı kamyonet, Atatürk Caddesi'nden İbrahim Sözen Caddesine çıkmakta olan Hasan Ş. idaresindeki 07 BDB 559 plakalı otomobil ile çarpıştı. 






Kazada otomobil sürücüsü Hasan Şehirli ile otomobilde yolcu olarak bulunan Aysel Şehirli yaralandı. Yaralılar 112 sağlık ekiplerinin olay yerindeki müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı.








Kaza anı güvenlik kamerasına saniye saniyesine yansırken, Atatürk Caddesi'nden gelen otomobilin kırmızı ışıkta beklediği, kendisine yeşil ışık yanmasının ardından hareket ettiği sırada kırmızı ışık ihlali yapan kamyonetin otomobile çarptığı anlar kayda girdi.




















İBAN oyunuyla marangoz çırağının hayatını kararttılar

Hatay'da iddialara göre, bilgisi dışında adına banka hesapları açılan 20 yaşındaki Abdurrahman Evli, bu hesaplar üzerinden sosyal medyada yayımlanan sahte kiralık bungalov ve çeşitli ilanlarla gerçekleştirilen dolandırıcılık olayları nedeniyle mağdur oldu. Hakkında 17 soruşturma ve 10 kovuşturma dosyası bulunan Evli'ye üst sınırdan ceza verilmesi durumunda 250 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak

24.10.2026 09:57:00
İHA
 
İBAN oyunuyla marangoz çırağının hayatını kararttılar
İBAN oyunuyla marangoz çırağının hayatını kararttılar
Reyhanlı ilçesinde yaşayan 20 yaşındaki marangoz çırağı Abdurrahman Evli'nin hayatı haftalığını alabilmek için açtırdığı mobil bankacılık hesabıyla karardı. Hesap numarası açılması için ustasının yeğenine telefonunu veren ve adına hesap açılan Evli'nin hesap numarası iddialara göre başkaları tarafından kullanıldı. Sosyal medya üzerinden yayınlanan sahte ilanlarda vatandaşlardan paralar Evli adına açılan hesap numarasına istendi. Sosyal medyada yayınlanan kiralık bungalov, kiralık araç gibi çeşitli dolandırıcılık konularında İBAN numarası kullanılan Evli'nin adına Sakarya, Antalya, Bursa, Ankara ve İstanbul gibi çeşitli illerden 27 dolandırıcılık şikayetinde bulunuldu. Hakkında 17 soruşturma ve 10 kovuşturma dosyası bulunan Evli, dosyaların üçünden aldığı hapis cezası sonrası Kilis Cezaevinde mahkum olarak cezasını çekmeye başladı. Abdurrahman Evli'nin babası Haru Evli, evladının ustasının yeğenin tuzağına düştüğünü belirterek gerçeği 3 hafta sonra gelmeye başlayan tebligatlarla öğrendiklerini anlatarak evladının hayallerinin yarıda kaldığını söyledi. Evli'nin avukatı Ferhat Karlı, müvekkilinin üst sınırdan dosyalardan ceza alması durumunda 250 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalacağını ifade ederek Abdurrahman'ın bilgisi ve rızası dışında adına açılan GSM hatları nedeniyle mağdur olduğunu söyledi.






"Oğlum, işlemediğini söylediği suçlar nedeniyle üç aydır cezaevinde"

Evladının tuzağa düştüğünü iddia eden Harun Evli, yaşananları anlatarak "Benim oğlum Abdurrahman, Reyhanlı'da marangoz olarak çalışıyordu. Ustasının yeğeni, oğluma 'Abdurrahman, sen dayımın yanında çalışıyorsun. Haftalığını senin hesabına yatıralım' demiş. Bunun üzerine oğlumun mobil bankacılığını açmayı teklif etmiş. Oğlum da nasıl yapılacağını bilmediği için ona güvenmiş. Benim oğlum saf niyetli, kendi halinde bir çocuk. Bankaya gidip para yatırmayı bile bilmez. Bu şahıs, oğlumun Facebook hesabını ve mobil bankacılığını ele geçirmiş. Oğlumun adına telefon hattı da almış. Şimdi oğlumun adına 27 ayrı dosya bulunuyor. Bu dosyalar nedeniyle oğlumun uzun yıllar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceğinden endişe ediyoruz. Oğlumun hayatıyla ve geleceğiyle oynadılar. Hesaplarını kullanarak birçok kişiyi dolandırmış ancak oğlumun bunlardan haberi olmamış. Antalya ve Sakarya gibi farklı şehirlerden dosyalar gelmeye başladı. 2025 yılında oğlumun hesapları ele geçirildikten yaklaşık üç hafta sonra evimize tebligatlar gelmeye başladı. Oğluma, 'Baba, ben bunların ne olduğunu bilmiyorum' dedi. Daha sonra araştırınca hesaplarının başkası tarafından kullanıldığını öğrendik. Şimdi oğlumun adına oluşan borçları ödeyecek durumda değiliz. Eşim evde yatalak, benim beş çocuğum var ve asgari ücretle çalışıyorum. Bizi bu duruma düşüren kişi ise şu anda elini kolunu sallayarak geziyor. Benim oğlum askere gidecekti, hayalleri ve geleceğe dair planları vardı. Şimdi bütün bunların elinden alınmasından korkuyorum. Yetkililerden, özellikle oğlumun adına açılan dosyaların incelenmesini ve gerçek sorumluların ortaya çıkarılmasını istiyorum. Oğlum, işlemediğini söylediği suçlar nedeniyle üç aydır cezaevinde. Annesini hastaneye götürdüğüm sırada onun kimlik bilgileri kontrol edilmiş ve oğlumun arandığı söylenmiş. O gece oğlumu alıp götürdüler. Üç aydır Kilis Cezaevi'nde bulunuyor. Biz emek vererek, zorluklarla geçinmeye çalışan bir aileyiz. Oğlumun başına gelenler nedeniyle çok zor durumdayız" dedi.








"Abdurrahman'ın toplamda 250 yıla kadar hapis cezasıyla ve 125 güne kadar adli para cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini söyleyebiliriz"

Avukat Ferhat Karlı, müvekkili Abdurrahman'ın 27 dosyadan üst sınırdan ceza alması takdirinde 250 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini belirterek "Sanık Abdurrahman hakkında, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan devam eden soruşturma ve kovuşturma dosyaları bulunmaktadır. Şu ana kadar tespit edebildiğimiz 17 soruşturma ve 10 kovuşturma dosyası vardır. Bu dosyaların 3'ünde hüküm verilmiş olup müvekkilimiz şu anda cezaevinde bulunmaktadır. Suçun üst sınırından ceza verilmesi durumunda Abdurrahman'ın toplamda 250 yıla kadar hapis cezasıyla ve 125 güne kadar adli para cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini söyleyebiliriz. Müvekkilimizin bilgisi ve rızası dışında adına GSM hatları açılmış, bu hatlar üzerinden farklı bankalarda hesaplar oluşturulmuştur. Bu hesaplar aracılığıyla gerçekleştirilen işlemler nedeniyle müvekkilimiz hakkında çeşitli soruşturmalar başlatılmıştır" dedi.








"Abdurrahman'ın bilgisi ve rızası dışında adına açılan GSM hatları nedeniyle mağdur olduğunu belirtiyoruz"

Avukat Karlı, müvekkilinin İBAN dolandırıcılığı olarak bilinen tuzağa düştüğünü belirterek vatandaşları benzer tuzağa karşı uyararak "Burada söz konusu olan, kamuoyunda IBAN dolandırıcılığı olarak bilinen olaylardır. Ülkemizde bu tür olaylar nedeniyle mağduriyet yaşayan çok sayıda vatandaşımız bulunmaktadır. Vatandaşlarımızın banka hesaplarını, IBAN numaralarını ve sosyal medya hesaplarını hiçbir şartta başkalarına kullandırmamaları gerekiyor. Kişilerin hesapları üzerinden suçtan elde edilen paralar aktarılabiliyor. Bu tür mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi için herkesin kendi banka hesap bilgilerini koruması ve başkalarıyla paylaşmaması büyük önem taşıyor. Abdurrahman'ın hesaplarına giren ve bu hesaplardan çıkan paralar arasında yüksek ve düşük meblağlı işlemler bulunuyor. Abdurrahman'ın bilgisi ve rızası dışında adına açılan GSM hatları nedeniyle mağdur olduğunu belirtiyoruz. Konunun aydınlatılması amacıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) gerekli bilgi ve kayıtları talep ettik. Devam eden soruşturma ve kovuşturma dosyalarına bu kayıtlar geldikçe müvekkilimizin söz konusu suçları işleme kastının bulunmadığının ortaya çıkacağını düşünüyoruz. Biz de müvekkilimizin herhangi bir dosyada şahsi menfaat temin etmediğini göz önünde bulundurarak beraat etmesi gerektiği yönündeki görüşümüzü ilgili mahkemelere sunduk. Süreci ve dosyaların sonuçlarını takip etmeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Manisa'daki fabrika yangını kontrol altına alındı

Manisa Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren İnci Akü fabrikasında çıkan yangın ekiplerin yaklaşık 2 saatlik yoğun çalışmasıyla kontrol altına alındı

23.10.2026 23:31:00
İHA
 
Manisa'daki fabrika yangını kontrol altına alındı
Manisa'daki fabrika yangını kontrol altına alındı
Yangın, Manisa'nın Yunusemre ilçesi Manisa Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren İnci Akü fabrikasında çıktı.








Edinilen bilgiye göre fabrikanın akü şarj istasyonunda asit tankerlerinin yakınındaki bölgede çıkan yangına Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığına bağlı 22 itfaiye aracı ve 52 personelin yanı sıra 12 su tankeri, Manisa OSB ve Muradiye OSB itfaiye ekipleri ile orman arazözleri müdahale etti.









Ekiplerin yoğun çalışması sonucu yangın yaklaşık 2 saat içinde kontrol altına alındı. Olay yerinde geniş güvenlik önlemleri alındı.

Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme yapılması bekleniyor.

Van'da tır yolcu minibüsü ile çarpıştı: 11 yaralı

Van'ın Gürpınar ilçesinde tırın minibüse çarpması sonucu 11 kişi yaralandı

23.10.2026 14:22:00
İHA
 
Van'da tır yolcu minibüsü ile çarpıştı: 11 yaralı
Van'da tır yolcu minibüsü ile çarpıştı: 11 yaralı
Alınan bilgilere göre, kaza Hakkari yolu Çavuştepe mevkiinde meydana geldi. Sürücüsünün ismi ve plakası öğrenilemeyen tır, yolcu minibüsüne çarptı.






İhbar üzerine bölgeye sağlık, güvenlik, itfaiye ve AFAD ekipleri sevk edildi. Olay yerinde ilk müdahaleleri yapılan 11 yaralı, ambulanslarla Van'daki çeşitli hastanelere kaldırıldı. 






Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu öğrenilirken, kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.