Çocukluk yıllarım, kadim ve serhat şehri Kilis'te geçti. Kilis, tarihî geçmişi ve manevi birikimiyle önemli bir yere sahiptir. Bu şehir yalnızca taş binaları, tarihî eserleri ve geçmişten günümüze ulaşan hatıralarıyla değil, yaşattığı kültür ve medeniyet anlayışıyla da hafızamızda yer etmiştir.
Kilis'in bu yönlerini görmüş ve yaşamış biri olarak zaman zaman geçmişe dönmemize vesile olan olaylarla karşılaşıyoruz. Bazen bir hatıra, bazen yaşanan bir hadise, bazen de bir soru bizi çocukluk yıllarımıza götürüyor.
Bir hadisi şerifte buyrulduğu üzere: "İlim, hazineler durumundadır. Anahtarları ise, sorup öğrenmektir. Soru sorun ki Allah Teala sizlere merhamet etsin. Çünkü bundan dolayı dört kişi ecir ve sevap kazanır; soruyu soran kişi, cevap veren alim, dinleyen ve bunlara sevgi gösteren."
Bize de şu soru soruldu:
"Eskiden camilerde cuma geceleri iman ve nikâh tazeleme duası yapılırmış. Bu doğru mudur?"
Bu soruyla birlikte çocukluk yıllarımda bizzat yaşadığım günler gözümün önünde canlandı.
Kilis'teki camilerde cuma geceleri, yani perşembeyi cumaya bağlayan gece, yatsı namazının ardından tesbihat yapılır, daha sonra iman ve nikâh tazeleme faslına geçilirdi.
İmam efendi, "İlahi yâ Rabbi! İlahi yâ Rabbi! İlahi yâ Rabbi!" diye seslenir, ardından tövbe ve iman ikrarı içeren metinler okunurdu. Bu metinlerde insanın geçmişte işlediği günahlardan pişmanlık duyması, yanlışlarından dönmeye karar vermesi ve Allah'a yönelmesi dile getirilirdi. Peygamberlerin ilki Hazreti Âdem'den sonuncusu Hazreti Muhammed'e (s.a.a.) kadar bütün peygamberlere iman edildiği ifade edilir, ardından iman esasları hatırlatılırdı.
O gecelerde okunan metinler, yalnızca ezberlenmiş sözlerden ibaret değildi. Her biri insanın inancını, tövbesini ve Allah'a karşı sorumluluğunu hatırlamasına vesile oluyordu.
Merasimde okunan iman ikrarlarından biri şu ifadelerle başlıyordu:
Âmentü billâhi ve bimâ câe min indillâhi alâ murâdillâh. Ve âmentü bi-Resûlillâhi ve bimâ câe min indi Resûlillâhi alâ murâdi Resûlillâh.
Türkçe anlamı:
Allah'a ve Allah katından gelenlere, Allah'ın muradına uygun olarak inandım. Allah'ın Resulü'ne ve Resulü'nün Allah katından getirdiklerine, Resulü'nün muradına uygun olarak inandım.
Ardından Âmentü okunur, İslam'ın temel iman esasları dile getirilirdi.
Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve'l-yevmi'l-âhiri ve bi'l-kaderi hayrihî ve şerrihî minallâhi teâlâ. Ve'l-ba'sü ba'de'l-mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh.
Türkçe anlamı:
Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve kadere; hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek haktır. Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. Yine şahitlik ederim ki Hazreti Muhammed (s.a.a.), Allah'ın kulu ve elçisidir.
Bu sözlerle insan, inancının temel esaslarını yeniden hatırlıyor ve imanının sorumluluğunu düşünme fırsatı buluyordu.
Merasimin sonunda şu dua okunurdu:
Allahümme innî ürîdü en üceddide'l-îmâne ve'n-nikâha tecdîden bi-kavli lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah.
Türkçe anlamı:
Allah'ım! Lâ ilâhe illallah, Muhammed'ün Resûlullah sözünü söyleyerek imanımı ve nikâhımı yenilemek istiyorum.
Bu duanın anlamı üzerinde durduğumuzda, iman ile nikâhın aynı merasimde hatırlatılmasının taşıdığı mesajı daha iyi anlayabiliriz. İman, insanın Allah'a karşı bağlılığını ve sorumluluğunu; nikâh ise eşlerin birbirlerine karşı haklarını, sadakatlerini ve ortak hayatlarının ciddiyetini gündeme getiriyordu.
Burada dinî bir ayrımı da gözetmek gerekir. Geçerli şartlarla kurulmuş bir nikâhın sırf zaman geçtiği için kendiliğinden yenilenmesi gerekmez. Bu nedenle söz konusu uygulamayı herkes için zorunlu bir dinî hüküm gibi sunmak doğru olmaz. Ancak dinî bakımdan zorunlu olmaması, geçmişte toplum hayatında taşıdığı anlamın da önemsiz olduğu anlamına gelmez.
(Devam edecek…)
Kilis'in bu yönlerini görmüş ve yaşamış biri olarak zaman zaman geçmişe dönmemize vesile olan olaylarla karşılaşıyoruz. Bazen bir hatıra, bazen yaşanan bir hadise, bazen de bir soru bizi çocukluk yıllarımıza götürüyor.
Bir hadisi şerifte buyrulduğu üzere: "İlim, hazineler durumundadır. Anahtarları ise, sorup öğrenmektir. Soru sorun ki Allah Teala sizlere merhamet etsin. Çünkü bundan dolayı dört kişi ecir ve sevap kazanır; soruyu soran kişi, cevap veren alim, dinleyen ve bunlara sevgi gösteren."
Bize de şu soru soruldu:
"Eskiden camilerde cuma geceleri iman ve nikâh tazeleme duası yapılırmış. Bu doğru mudur?"
Bu soruyla birlikte çocukluk yıllarımda bizzat yaşadığım günler gözümün önünde canlandı.
Kilis'te cuma gecelerinin manevi iklimi
Kilis'teki camilerde cuma geceleri, yani perşembeyi cumaya bağlayan gece, yatsı namazının ardından tesbihat yapılır, daha sonra iman ve nikâh tazeleme faslına geçilirdi.
İmam efendi, "İlahi yâ Rabbi! İlahi yâ Rabbi! İlahi yâ Rabbi!" diye seslenir, ardından tövbe ve iman ikrarı içeren metinler okunurdu. Bu metinlerde insanın geçmişte işlediği günahlardan pişmanlık duyması, yanlışlarından dönmeye karar vermesi ve Allah'a yönelmesi dile getirilirdi. Peygamberlerin ilki Hazreti Âdem'den sonuncusu Hazreti Muhammed'e (s.a.a.) kadar bütün peygamberlere iman edildiği ifade edilir, ardından iman esasları hatırlatılırdı.
O gecelerde okunan metinler, yalnızca ezberlenmiş sözlerden ibaret değildi. Her biri insanın inancını, tövbesini ve Allah'a karşı sorumluluğunu hatırlamasına vesile oluyordu.
İman ikrarı ve amentü
Merasimde okunan iman ikrarlarından biri şu ifadelerle başlıyordu:
Âmentü billâhi ve bimâ câe min indillâhi alâ murâdillâh. Ve âmentü bi-Resûlillâhi ve bimâ câe min indi Resûlillâhi alâ murâdi Resûlillâh.
Türkçe anlamı:
Allah'a ve Allah katından gelenlere, Allah'ın muradına uygun olarak inandım. Allah'ın Resulü'ne ve Resulü'nün Allah katından getirdiklerine, Resulü'nün muradına uygun olarak inandım.
Ardından Âmentü okunur, İslam'ın temel iman esasları dile getirilirdi.
Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve'l-yevmi'l-âhiri ve bi'l-kaderi hayrihî ve şerrihî minallâhi teâlâ. Ve'l-ba'sü ba'de'l-mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh.
Türkçe anlamı:
Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve kadere; hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek haktır. Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. Yine şahitlik ederim ki Hazreti Muhammed (s.a.a.), Allah'ın kulu ve elçisidir.
Bu sözlerle insan, inancının temel esaslarını yeniden hatırlıyor ve imanının sorumluluğunu düşünme fırsatı buluyordu.
İman ve nikâh tazeleme duası
Merasimin sonunda şu dua okunurdu:
Allahümme innî ürîdü en üceddide'l-îmâne ve'n-nikâha tecdîden bi-kavli lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah.
Türkçe anlamı:
Allah'ım! Lâ ilâhe illallah, Muhammed'ün Resûlullah sözünü söyleyerek imanımı ve nikâhımı yenilemek istiyorum.
Bu duanın anlamı üzerinde durduğumuzda, iman ile nikâhın aynı merasimde hatırlatılmasının taşıdığı mesajı daha iyi anlayabiliriz. İman, insanın Allah'a karşı bağlılığını ve sorumluluğunu; nikâh ise eşlerin birbirlerine karşı haklarını, sadakatlerini ve ortak hayatlarının ciddiyetini gündeme getiriyordu.
Burada dinî bir ayrımı da gözetmek gerekir. Geçerli şartlarla kurulmuş bir nikâhın sırf zaman geçtiği için kendiliğinden yenilenmesi gerekmez. Bu nedenle söz konusu uygulamayı herkes için zorunlu bir dinî hüküm gibi sunmak doğru olmaz. Ancak dinî bakımdan zorunlu olmaması, geçmişte toplum hayatında taşıdığı anlamın da önemsiz olduğu anlamına gelmez.
(Devam edecek…)
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -1- İman ve nikâh tazeleme geleneği üzerine / 28.10.2026
- Üç çocuk çağrısı yetmez, aileyi geçindirmek gerekir / 27.10.2026
- Doğum İkramiyesi: Yeni bir hayata başlarken ailenin yanında olmak / 26.10.2026
- Çocuk Maaşı: Her çocuk toplumun geleceğidir / 25.10.2026
- Ev Hanımı Maaşı: Evin içindeki emek görülmeli / 24.10.2026
- Vatandaşlık Maaşı: Her vatandaşın hakkı / 23.10.2026
- Yoksullukla mücadele ‘sosyal devlet’in sorumluluğu / 22.10.2026
- Gençler gelecek kurmakta neden zorlanıyor? / 21.10.2026
- Borç sarmalı: İnsan geçinmek için borçlanıyor / 20.10.2026
- Geçim sıkıntısı aileyi nasıl etkiliyor? / 19.10.2026
- Üç çocuk çağrısı yetmez, aileyi geçindirmek gerekir / 27.10.2026
- Doğum İkramiyesi: Yeni bir hayata başlarken ailenin yanında olmak / 26.10.2026
- Çocuk Maaşı: Her çocuk toplumun geleceğidir / 25.10.2026
- Ev Hanımı Maaşı: Evin içindeki emek görülmeli / 24.10.2026
- Vatandaşlık Maaşı: Her vatandaşın hakkı / 23.10.2026
- Yoksullukla mücadele ‘sosyal devlet’in sorumluluğu / 22.10.2026
- Gençler gelecek kurmakta neden zorlanıyor? / 21.10.2026
- Borç sarmalı: İnsan geçinmek için borçlanıyor / 20.10.2026
- Geçim sıkıntısı aileyi nasıl etkiliyor? / 19.10.2026



























































