HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 OCAK 2022, CUMARTESİ

Sakallı Celal Efendi

16.11.2021 00:00:00

Okulun lağımı taşıp kimse ilgilenmeyince kendisi açan bir müdür yardımcısı hayal edebiliyor musunuz?

Peki ya bunu yaptı diye öğretmenlikten el çektirilmesine ne demeli? 

Dahası da var. 

Görevden el çektirilince tepki olarak bir boyacı sandığı bulup okul önünde öğrencilerin ayakkabılarını boyamasını nasıl anlatalım?

Adamın iyisi biraz deli olur diye bizde bir laf vardır. Oysa Sakallı Celal Efendi deli falan değildir. Aksine çok akıllı, zamanına sığmayan, o günkü düşünce kalıplarının dışında bir insandır. 

Biraz tanıyalım ki niçin böyle yazdığımı anlatabileyim. "Sakallı Celal" veya "Celal Yalnız" Mart 1886'da İstanbul'da doğmuş, 6 Haziran 1962 de İstanbul da hayatını kaybetmiştir. Devrinin insanları onu Düşünür ve Filozof olarak tanımlamalarına rağmen yazılı bir kitabı yoktur ama günümüzde de çok kullanılan bazı sözleri bir kitap özeti gibidir. Galatasaray Lisesi'nde okumuş, 1907 yılında mezun olmuş, Bahriyeli bir babanın çocuğu olarak kendi gayreti ve etrafını hayran bırakan zekâsı ile kendi kendine okuma yazmayı öğrenmiş, ağabeylerinin kitaplarını tüm engellemelere rağmen okumuştur.  Kısa zamanda Fransızca öğrenmiş, lise öğreniminde çeşitli başarılara imza atmış. Ağabeyi Cemal'in padişah yönetimine isyan ettiği gerekçesi ile asılacağını duyması henüz Sakallı lakabını almamış olan Celal efendinin ilk travmasıdır. Bir süre sonra ağabeyi Nihal'i kaybeder. Bu da onu derinden etkiler. Ünlü Galatasaray yangınında okuduğu okulu, kitaplarını ve çok değer verdiği anılarını kaybeder. Tevfik Fikret, Galatasaray Lisesi'ne müdür olduğunda onun okulda öğretmen olarak kalmasını sağlar.  

Bir süre sonra devlet bursu ile Fransa'ya Sorbon Üniversitesi'ne siyaset bilimi okumaya gönderilir. Oysa onun derdi makine mühendisi olmaktır. Bunu ailesi kabul etmez. Devletin uygun gördüğü konuda tahsiline devam etmesi istenir ve o gün önemli bir karar alır. Asla kesmemek üzere sakalını uzatmaya karar verir. Böylece Celal Efendi'likten Sakallı Celal'e terfi eder.  Fransa'da bulunduğu süre içinde tek durmaz. Ne kadar ünlü Fransız düşünürü ve aydını varsa hepsi ile irtibat kurar, aydınlanma sürecini tamamlar. Bir süre sonra  "Devlet parası ile okumak buraya kadar" diyerek ülkeye döner. 

* * *

Peki sonra?

Sonrası klasik bir Türk aydını hikâyesi…

Üsküp'te futbol oynattığı ve öğrencilere don-fanila (forma) giydirdiği için şikâyet edilir. Okuldan atılır. İstanbul'a döner. Mustafa Kemal'in askerlerine yardım etmek üzere bir tekne dolusu silah ile yola çıkar, İngilizlere yakalanır, mükemmel dili ve zekâsı siyaset bilgisi ile birleşince İngilizleri, silahları Fransızlara direnen Tunuslu yer altı örgütüne götürdüğüne inandırır,  Mustafa Kemal'e ulaştırır. 

Cepheye gitmek ister, öğretmenlik yapması uygun görülür. Kastamonu Lisesi'ne gönderilir. Orada da aykırı fikir ve davranışları, özellikle futbol nedeni ile şikâyet edilir, görevden alınır. İzmit'e gönderilir. Yusuf Ziya Ortaç ile tanışır. Bir süre sonra Ankara Lisesine Müdür Yardımcısı olarak atanır.  Okulun lağımının tıkanması, onu açması, ilk kez bir bayan öğretmen tayin ettirmesi çok büyük tepki alır. Son damla olarak Bakanlık, yüksek öğretim kurumları için öğrenci ihtiyacının olduğunu son sınıfları ve bir önceki sınıfları hemen mezun etmelerini istemesi bardağı taşırır. Sakallı Celal ünlü sözünü söyler: "Burası boyacı küpü değil" der ve istifa eder. 

Daha sonra mı? Sonra öyle şeyler yapar ki, Bahriye Nazırı Amiral Hüseyin Hüsnü Paşa'nın oğlu olan Sakallı Celal herkesi hayrete düşürür. Valilik binasının önünü mü süpürmez?

Lütfen bu insanın Türkiye'yi terk etmeyip cehaletle nasıl savaştığını, kendisine Tevfik Fikret'in; "Hak bellediğin yola yalnız gideceksin" dizesinde anlattığı prensibe nasıl sadık kaldığını anlamaya çalışıp örnek almalı, hayatını okumalıyız.

O zaman; hayatlarına dokunduğu, iz bıraktığı Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Nazım Hikmet, Kazım Taşkent, Nurullah Ataç, Ali Sami Yen, Ali Yar, Haldun Taner, Ahmet Haşim, Yusuf Ziya Ortaç gibi yakın dönem insanlarımızı da daha iyi anlama olanağını buluruz. 

Bunlar bizim değerlerimiz; hak, hukuk, bilim, kültür ve sanat yolunda, vatanseverlikle medeniyet yolunda ufkumuzu açan,  cehaletle ve bağnazlıkla savaşan, Atatürk Türkiye'sini koruyan yakın dönemdeki  insanlardır...

Ne mutlu onlara…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

16.11.2020, 16.11.2019, 16.11.2018, 16.11.2017, 16.11.2016, 16.11.2015, 16.11.2014, 16.11.2013, 16.11.2012, 16.11.2011, 16.11.2010, 16.11.2009, 16.11.2008, 16.11.2007, 16.11.2006, 16.11.2005, 16.11.2004, 16.11.2003, 16.11.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.