Geçtiğimiz Pazar günü İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde İcmal Dergisi tarafından organize edilen “Birlik ve Beraberliğimiz için Ehl-i Beyt Sempozyumu” tarihe altın harflerle geçmesi gereken muhteşem bir programdı.
Programı başından sonuna kadar takip ettim. 12 saat gibi bir sürede tam bir beyin fırtınası yaşandı. Sempozyumda gerek protokol konuşmalarında gerekse oturumlarda tebliğlerini sunan akademisyenler kendi sahalarında çok önemli bilgileri bizlere aktardılar.
Her bir konuşmacının onlarca eseri süzdükten sonra bu bilgileri toparlayıp özetle bizlere aktardıklarını düşündüğümüzde gerçekten “tam bir beyin fırtınası” olduğunu ifade edebiliriz. Tabi, sadece beyin fırtınası değil, aynı zamanda gönül fırtınası da, çünkü konu Ehl-i Beyt… Peygamber Efendimizin (SAV) iki emanetinden biri olan Ehl-i Beyt, hem manevi hayatın merkezindedir, hem de maddi hayatın organizesinin merkezindedir.
Sempozyumu takip ederken, Prof. Dr. Haydar Baş Beyin ısrarla gündeme getirdiği “Ehl-i Beyt Üniversitesi” projesini düşündüm. Esasen sempozyum, Ehl-i Beyt Üniversitesi’nin tam bir prototipi niteliğindeydi. Kendi kendime, Ehl-i Beyt Üniversitesi nasıl olmalı sorusuna, “İşte aynen böyle olmalı” dedim.
Tebliğ sunan her bir akademisyen, Ehl-i Beyt Üniversitesi’nin bir öğretim görevlisi, Haliç Kongre Merkezi Ehl-i Beyt Üniversitesi’nin bir dershanesi, 12 saat boyunca hiç sıkılmadan ve de sık sık alkışlayarak dinleyen, not alan izleyiciler ise Ehl-i Beyt Üniversitesi’nin gönüllü öğrencileriydi.
Bir de Ehl-i Beyt Üniversitesi’nin baş akademisyeni vardı ki, O’nun konuşması baştan sona muhteşemdi. Tabii ki O, Ehl-i Beyt Sempozyumu’nun mimarı Prof. Dr. Haydar Baş’tı.
Sayın Baş konuşmasında her mezhep ve meşrebin merkezinin Ehl-i Beyt olduğunun altını çizerek, birlik ve beraberliğin bir zaruret olduğunu belirtti.
Sayın Baş, konuşmasında Ehl-i Beyt’in önemini ayetlerle ve hadislerle ortaya koydu, Ehl-i Beyt taraftarları ve sevdalıları hakkında çıkartılan fitnelere delilleriyle birlikte tek tek cevap verdi, Şii-Sünni çatışması çıkarmak için İslam toplumuna fitne tohumları eken müsteşriklerin kirli tezgahlarını bir bir ortadan kaldırdı, Müslümanların birbirlerine neden namlu doğrultamayacağını detaylarıyla izah etti.
Sayın Baş’ın tebliğindeki her bir başlık esasen ciltler dolusu eserlerin ortaya çıkacağı, üzerinde akademik çalışmaların yapılabileceği konulardı. Ki göreceksiniz çok yakın bir zamanda böyle de olacak.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın bugüne kadar yazdığı ve bundan sonra da devam edeceği Ehl-i Beyt külliyatı ise ayrıca ele alınması gereken akademik bir çalışmadır.
Örneğin İmam Ali’nin hayatı önemli bir ders konusudur. İmam Ali’nin hayatı ele alınırken, Peygamber Efendimiz dönemi, Peygamberimizin vefatından sonra halife oluncaya kadar dönemde yaşadıkları ve de şahadet şerbeti içene kadara ki dönem ayrı ayrı detaylıca işlenmelidir. İmam Ali’yi ilmin kapısı olarak ele aldığımızda bu dönemlerde attığı her bir adımda, koyduğu her tavırda çok büyük hikmetler, dersler mevcuttur.
İmam Ali’nin Allah Resulü’nün emriyle yazdığı hadisler ayrı bir ders konusudur, Nüzul sebebine göre kaleme aldığı ve içinde tefsirlerinin de bulunduğu Kur’an’ı ayrı bir derstir.
Aile hayatı, idareciliği, sabrı, tevekkülü, Resulüllah’a teslimiyeti, şecaati, savaş teknikleri, ibadet hayatı, manevi kişiliği, hukuk sahasında attığı önemli adımlar, adalet sistemi, ekonomik çalışmaları, münafıklarla ve kafirlerle yaptığı mücadeleler ve daha niceleri hepsi ayrı ayrı derslerdir. Bu çalışmalar Hz. Fatıma için de yapılmalıdır, İmam Hasan, İmam Hüseyin ve diğer bütün imamlar için de…
Prototipine sempozyumda şahit olduğumuz Ehl-i Beyt Üniversitesi’ni hasretle bekliyoruz.
Programı başından sonuna kadar takip ettim. 12 saat gibi bir sürede tam bir beyin fırtınası yaşandı. Sempozyumda gerek protokol konuşmalarında gerekse oturumlarda tebliğlerini sunan akademisyenler kendi sahalarında çok önemli bilgileri bizlere aktardılar.
Her bir konuşmacının onlarca eseri süzdükten sonra bu bilgileri toparlayıp özetle bizlere aktardıklarını düşündüğümüzde gerçekten “tam bir beyin fırtınası” olduğunu ifade edebiliriz. Tabi, sadece beyin fırtınası değil, aynı zamanda gönül fırtınası da, çünkü konu Ehl-i Beyt… Peygamber Efendimizin (SAV) iki emanetinden biri olan Ehl-i Beyt, hem manevi hayatın merkezindedir, hem de maddi hayatın organizesinin merkezindedir.
Sempozyumu takip ederken, Prof. Dr. Haydar Baş Beyin ısrarla gündeme getirdiği “Ehl-i Beyt Üniversitesi” projesini düşündüm. Esasen sempozyum, Ehl-i Beyt Üniversitesi’nin tam bir prototipi niteliğindeydi. Kendi kendime, Ehl-i Beyt Üniversitesi nasıl olmalı sorusuna, “İşte aynen böyle olmalı” dedim.
Tebliğ sunan her bir akademisyen, Ehl-i Beyt Üniversitesi’nin bir öğretim görevlisi, Haliç Kongre Merkezi Ehl-i Beyt Üniversitesi’nin bir dershanesi, 12 saat boyunca hiç sıkılmadan ve de sık sık alkışlayarak dinleyen, not alan izleyiciler ise Ehl-i Beyt Üniversitesi’nin gönüllü öğrencileriydi.
Bir de Ehl-i Beyt Üniversitesi’nin baş akademisyeni vardı ki, O’nun konuşması baştan sona muhteşemdi. Tabii ki O, Ehl-i Beyt Sempozyumu’nun mimarı Prof. Dr. Haydar Baş’tı.
Sayın Baş konuşmasında her mezhep ve meşrebin merkezinin Ehl-i Beyt olduğunun altını çizerek, birlik ve beraberliğin bir zaruret olduğunu belirtti.
Sayın Baş, konuşmasında Ehl-i Beyt’in önemini ayetlerle ve hadislerle ortaya koydu, Ehl-i Beyt taraftarları ve sevdalıları hakkında çıkartılan fitnelere delilleriyle birlikte tek tek cevap verdi, Şii-Sünni çatışması çıkarmak için İslam toplumuna fitne tohumları eken müsteşriklerin kirli tezgahlarını bir bir ortadan kaldırdı, Müslümanların birbirlerine neden namlu doğrultamayacağını detaylarıyla izah etti.
Sayın Baş’ın tebliğindeki her bir başlık esasen ciltler dolusu eserlerin ortaya çıkacağı, üzerinde akademik çalışmaların yapılabileceği konulardı. Ki göreceksiniz çok yakın bir zamanda böyle de olacak.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın bugüne kadar yazdığı ve bundan sonra da devam edeceği Ehl-i Beyt külliyatı ise ayrıca ele alınması gereken akademik bir çalışmadır.
Örneğin İmam Ali’nin hayatı önemli bir ders konusudur. İmam Ali’nin hayatı ele alınırken, Peygamber Efendimiz dönemi, Peygamberimizin vefatından sonra halife oluncaya kadar dönemde yaşadıkları ve de şahadet şerbeti içene kadara ki dönem ayrı ayrı detaylıca işlenmelidir. İmam Ali’yi ilmin kapısı olarak ele aldığımızda bu dönemlerde attığı her bir adımda, koyduğu her tavırda çok büyük hikmetler, dersler mevcuttur.
İmam Ali’nin Allah Resulü’nün emriyle yazdığı hadisler ayrı bir ders konusudur, Nüzul sebebine göre kaleme aldığı ve içinde tefsirlerinin de bulunduğu Kur’an’ı ayrı bir derstir.
Aile hayatı, idareciliği, sabrı, tevekkülü, Resulüllah’a teslimiyeti, şecaati, savaş teknikleri, ibadet hayatı, manevi kişiliği, hukuk sahasında attığı önemli adımlar, adalet sistemi, ekonomik çalışmaları, münafıklarla ve kafirlerle yaptığı mücadeleler ve daha niceleri hepsi ayrı ayrı derslerdir. Bu çalışmalar Hz. Fatıma için de yapılmalıdır, İmam Hasan, İmam Hüseyin ve diğer bütün imamlar için de…
Prototipine sempozyumda şahit olduğumuz Ehl-i Beyt Üniversitesi’ni hasretle bekliyoruz.
Murat Çabas / diğer yazıları
- 11. MEM Kongresi bu hafta sonu Viyana’da / 04.02.2026
- ABD-İran geriliminde Türkiye arabulucu olmalı mı? / 03.02.2026
- ABD, bu şartlarda İran’a saldırabilir mi? / 31.01.2026
- Hukuku tanımayan ülkenin parasını kimse tanımaz! / 30.01.2026
- ABD’den İran’a ‘maksimum baskı’ politikası tutar mı? / 29.01.2026
- Savaşa, kavgaya gerek yok: MEM var / 28.01.2026
- Bayrağımıza saldırı, milli değerlerin tartışmaya açılmasının sonucudur / 24.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ABD-İran geriliminde Türkiye arabulucu olmalı mı? / 03.02.2026
- ABD, bu şartlarda İran’a saldırabilir mi? / 31.01.2026
- Hukuku tanımayan ülkenin parasını kimse tanımaz! / 30.01.2026
- ABD’den İran’a ‘maksimum baskı’ politikası tutar mı? / 29.01.2026
- Savaşa, kavgaya gerek yok: MEM var / 28.01.2026
- Bayrağımıza saldırı, milli değerlerin tartışmaya açılmasının sonucudur / 24.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026






















































