Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız yıllarca ekonomistlerin gerçekleri anlatmadıklarını belirterek, 'insanımıza gerçeği anlatın' çağrısı yaptı. Maalesef siyasiler gibi ekonomistlerde gerçeklerden kaçarak, kendilerine dayatılan fikirleri dillendirmeye devam ettiler.
Merhum Baş Hocamızın bahsettiği ekonomi gerçeklerinden birisi de 'senyoraj' başlığı idi.
Evet, bir devletin beylik hakkı, bağımsızlık hakkı olarak ülkede gerçekleşen üretimin piyasada dolaşımı için (takas için) belli oranda kendi parasını maliyetsiz olarak basıp, piyasaya sunması.
Ekonomistler bağımsızlığın gereği olan bu hakkı milletimize anlatmadılar. İktidarlar ve muhalefette olan partilerde anlatmadılar.
Üstelik dil birliği ile bu gerçeği ortaya koyan Baş Hocamıza ve BTP'ye adeta savaş açtılar.
Dikkat edin! İktidar Merkez Bankası rezervlerini dolar olarak açıklıyor. Muhalefet dolar üzerinden hükümete eleştiriler sıralıyor. (En meşhuru 128 milyar dolar nerede, sorusuydu)
Yahu! Burası ABD mi? Bizim para birimimiz dolar mı?
Orta Çağ'dan da beter
Nasıl yani? Cevap senyoraj kelimesinin kökeninde. Orta Çağ'da parayı basma yetkisi sadece krallara veya o bölgenin hakim gücü olan senyörlere aitti.
Halk, elindeki altın veya gümüşü darphaneye götürüp "para" haline getirilmesini istediğinde, senyör, bu işlem karşılığında bir miktar metali kendine ayırırdı. İşte senyörün bu işten aldığı "komisyona" veya "hakka" senyoraj denirdi.
Günümüzde feodal senyörler yok ama onların yerini alan ABD var. Üstelik öyle altın, gümüş karşılığında filan da değil. Kağıdı boyuyor ve insanlığı sömürüyor.
Haydar Baş Hocamız bu durumu: 'ABD, dünyayı at etti biniyor, eşek etti sürüyor' diyerek özetlemiş ve bu sömürü sistemini bitirecek Milli Ekonomi Modelini ortaya koymuştu.
Anadolu tabiri ile 'elin gavuru bu modeli aldı, başlıklarını uygulamaya koydu' ama ne ülkemiz siyasetçileri ne de İslam coğrafyasındaki yöneticiler bu hakikate yanaşmadı.
Neden? Çünkü senyöre biat ettiler, varlıklarının devamı için senyörün menfaatlerine ters düşmek istemediler.
Oysa kanun bile varmış
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Anayasa'nın 87. maddesi ve 1211 sayılı TCMB Kanunu uyarınca para basma ve ihraç yetkisine sahiptir (TBMM'den devredilmiştir). TCMB'nin temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.
Gerek iktidar, gerek muhalefet ve gerekse ekonomistler yıllarca Prof. Dr. Haydar Baş'ın görüşlerine, 'para basarsan enflasyon olur' başlığı ile karşı çıktılar.
İyi de kardeşim! Yıllardır enflasyonda dünyada ilk beşte değil miyiz? Siz neyin kafasını yaşıyorsunuz?
Bağımsız Türkiye Partisi lideri Hüseyin Baş, babasının vefatından sonra aynı çizgide halkımıza, 'bunlar hangi kanunu getirilerse getirsinler, hangi uygulamayı gerçekleştirirlerse gerçekleştirsen hiçbir sorunu çözemezler. Çünkü sistem yanlış' dedi, diyor.
Sistemin yanlışlığını aynı zamanda iyi bir ekonomist olan Sayın Erdoğan'da kabul etti. Daha birkaç hafta önce ne dedi Sayın Erdoğan: 'bu sistem zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir sistemdir'.
Demek ki tek parti iktidarı 'yanlış' dediği şeyde ısrar ederek zengini daha zengin, fakiri de daha fakir yapmak istiyor. Başka açıklaması var mı?
Ekonomistler gerçekleri anlatmıyor
Dünyanın en büyük senyoraj geliri elde eden ülkesi ABD. ABD parasını, dünyanın rezerv para birimi ilan ettiği için ücretsiz senyoraj yani sadece kağıt maliyeti üzerinden kar-gelir sağlıyor.
Prof. Dr. Haydar Baş ne demişti?
'Size üniversitelerde ekonomiyi yanlış öğretiyorlar. 'Kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsızdır' diyorlar. Bu, kapitalizmin en büyük yalanıdır!
Kaynaklar sınırsız, ihtiyaçlar sınırlıdır. Onlar, size, 'para basmayın, enflasyon olur' diye korku salıyorlar ki siz gidin, elin oğlundan borç alın, onlara faiz ödeyin. Gerçek şudur: Emek ve üretim karşılığı basılan para enflasyon yapmaz, bolluk getirir…
Para dediğin şey, emeğin karşılığıdır. Bir köylü buğday üretiyorsa, o buğdayın bir karşılığı olmalıdır. Devlet, o buğdayın bedeli kadar parayı piyasaya senyoraj hakkıyla sürmelidir.
Bizim modelimizde para, birilerinin bize borç verdiği bir meta değil; bizim alnımızın terinin kağıda dökülmüş halidir…
Küresel sistem eleştirisi
"Bakın, bugün bütün devletler bir 'küresel tefecilik' sistemine teslim olmuş durumda. Devletler bütçe açıklarını kapatmak için halkına vergi koyuyor veya dışarıdan yüksek faizle borç alıyor. Neden? Kendi senyoraj hakkını kullanmadığı için.
Ben diyorum ki; biz kendi paramızı basacağız, bu parayı da halka tüketim desteği olarak vereceğiz. Ekonomi ancak böyle döner.
Senyoraj hakkı, bir milletin bağımsızlık sembolüdür. Eğer kendi paranızı emisyon hacminizle, yani üretiminiz ve emeğiniz karşılığında basmıyorsanız, bağımsız değilsiniz demektir. Bugün dünya, ABD'nin kağıt parçasını (Doları) bizim emeğimizle satın almamız üzerine kurulu bir sömürü sistemidir."
Hala anlamayanlar için 7-8 Şubat tarihlerinde Avusturya Viyana Üniversitesi'nde yapılacak olan 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'ni takip etmelerini tavsiye ederim.
Merhum Baş Hocamızın bahsettiği ekonomi gerçeklerinden birisi de 'senyoraj' başlığı idi.
Evet, bir devletin beylik hakkı, bağımsızlık hakkı olarak ülkede gerçekleşen üretimin piyasada dolaşımı için (takas için) belli oranda kendi parasını maliyetsiz olarak basıp, piyasaya sunması.
Ekonomistler bağımsızlığın gereği olan bu hakkı milletimize anlatmadılar. İktidarlar ve muhalefette olan partilerde anlatmadılar.
Üstelik dil birliği ile bu gerçeği ortaya koyan Baş Hocamıza ve BTP'ye adeta savaş açtılar.
Dikkat edin! İktidar Merkez Bankası rezervlerini dolar olarak açıklıyor. Muhalefet dolar üzerinden hükümete eleştiriler sıralıyor. (En meşhuru 128 milyar dolar nerede, sorusuydu)
Yahu! Burası ABD mi? Bizim para birimimiz dolar mı?
Orta Çağ'dan da beter
Nasıl yani? Cevap senyoraj kelimesinin kökeninde. Orta Çağ'da parayı basma yetkisi sadece krallara veya o bölgenin hakim gücü olan senyörlere aitti.
Halk, elindeki altın veya gümüşü darphaneye götürüp "para" haline getirilmesini istediğinde, senyör, bu işlem karşılığında bir miktar metali kendine ayırırdı. İşte senyörün bu işten aldığı "komisyona" veya "hakka" senyoraj denirdi.
Günümüzde feodal senyörler yok ama onların yerini alan ABD var. Üstelik öyle altın, gümüş karşılığında filan da değil. Kağıdı boyuyor ve insanlığı sömürüyor.
Haydar Baş Hocamız bu durumu: 'ABD, dünyayı at etti biniyor, eşek etti sürüyor' diyerek özetlemiş ve bu sömürü sistemini bitirecek Milli Ekonomi Modelini ortaya koymuştu.
Anadolu tabiri ile 'elin gavuru bu modeli aldı, başlıklarını uygulamaya koydu' ama ne ülkemiz siyasetçileri ne de İslam coğrafyasındaki yöneticiler bu hakikate yanaşmadı.
Neden? Çünkü senyöre biat ettiler, varlıklarının devamı için senyörün menfaatlerine ters düşmek istemediler.
Oysa kanun bile varmış
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Anayasa'nın 87. maddesi ve 1211 sayılı TCMB Kanunu uyarınca para basma ve ihraç yetkisine sahiptir (TBMM'den devredilmiştir). TCMB'nin temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.
Gerek iktidar, gerek muhalefet ve gerekse ekonomistler yıllarca Prof. Dr. Haydar Baş'ın görüşlerine, 'para basarsan enflasyon olur' başlığı ile karşı çıktılar.
İyi de kardeşim! Yıllardır enflasyonda dünyada ilk beşte değil miyiz? Siz neyin kafasını yaşıyorsunuz?
Bağımsız Türkiye Partisi lideri Hüseyin Baş, babasının vefatından sonra aynı çizgide halkımıza, 'bunlar hangi kanunu getirilerse getirsinler, hangi uygulamayı gerçekleştirirlerse gerçekleştirsen hiçbir sorunu çözemezler. Çünkü sistem yanlış' dedi, diyor.
Sistemin yanlışlığını aynı zamanda iyi bir ekonomist olan Sayın Erdoğan'da kabul etti. Daha birkaç hafta önce ne dedi Sayın Erdoğan: 'bu sistem zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir sistemdir'.
Demek ki tek parti iktidarı 'yanlış' dediği şeyde ısrar ederek zengini daha zengin, fakiri de daha fakir yapmak istiyor. Başka açıklaması var mı?
Ekonomistler gerçekleri anlatmıyor
Dünyanın en büyük senyoraj geliri elde eden ülkesi ABD. ABD parasını, dünyanın rezerv para birimi ilan ettiği için ücretsiz senyoraj yani sadece kağıt maliyeti üzerinden kar-gelir sağlıyor.
Prof. Dr. Haydar Baş ne demişti?
'Size üniversitelerde ekonomiyi yanlış öğretiyorlar. 'Kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsızdır' diyorlar. Bu, kapitalizmin en büyük yalanıdır!
Kaynaklar sınırsız, ihtiyaçlar sınırlıdır. Onlar, size, 'para basmayın, enflasyon olur' diye korku salıyorlar ki siz gidin, elin oğlundan borç alın, onlara faiz ödeyin. Gerçek şudur: Emek ve üretim karşılığı basılan para enflasyon yapmaz, bolluk getirir…
Para dediğin şey, emeğin karşılığıdır. Bir köylü buğday üretiyorsa, o buğdayın bir karşılığı olmalıdır. Devlet, o buğdayın bedeli kadar parayı piyasaya senyoraj hakkıyla sürmelidir.
Bizim modelimizde para, birilerinin bize borç verdiği bir meta değil; bizim alnımızın terinin kağıda dökülmüş halidir…
Küresel sistem eleştirisi
"Bakın, bugün bütün devletler bir 'küresel tefecilik' sistemine teslim olmuş durumda. Devletler bütçe açıklarını kapatmak için halkına vergi koyuyor veya dışarıdan yüksek faizle borç alıyor. Neden? Kendi senyoraj hakkını kullanmadığı için.
Ben diyorum ki; biz kendi paramızı basacağız, bu parayı da halka tüketim desteği olarak vereceğiz. Ekonomi ancak böyle döner.
Senyoraj hakkı, bir milletin bağımsızlık sembolüdür. Eğer kendi paranızı emisyon hacminizle, yani üretiminiz ve emeğiniz karşılığında basmıyorsanız, bağımsız değilsiniz demektir. Bugün dünya, ABD'nin kağıt parçasını (Doları) bizim emeğimizle satın almamız üzerine kurulu bir sömürü sistemidir."
Hala anlamayanlar için 7-8 Şubat tarihlerinde Avusturya Viyana Üniversitesi'nde yapılacak olan 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'ni takip etmelerini tavsiye ederim.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Haçlı-Siyonist zihniyetin, Kürt ve NATO kartları masada / 05.03.2026
- İran, ABD gemilerini kapana kıstırdı / 03.03.2026
- İslam İşbirliği Teşkilatı’nın sadece adında ‘İslam’ var / 02.03.2026
- Az bir dünyalık karşılığı din nasıl satılır? / 01.03.2026
- ABD-İsrail, İran ile savaşabilir mi? / 28.02.2026
- Gün gelecek bu ülkede 28 Şubat değil 27 Şubat gündem olacak / 27.02.2026
- Turkey's Kurdish Problem / 25.02.2026
- İran Kürdistan’ı (!) ve ülkemizdeki komisyon / 24.02.2026
- Ürdün Kral’ın, Erdoğan’a verdiği nişan / 23.02.2026
- Bilal Erdoğan ve kayıp çocuklar / 22.02.2026
- İran, ABD gemilerini kapana kıstırdı / 03.03.2026
- İslam İşbirliği Teşkilatı’nın sadece adında ‘İslam’ var / 02.03.2026
- Az bir dünyalık karşılığı din nasıl satılır? / 01.03.2026
- ABD-İsrail, İran ile savaşabilir mi? / 28.02.2026
- Gün gelecek bu ülkede 28 Şubat değil 27 Şubat gündem olacak / 27.02.2026
- Turkey's Kurdish Problem / 25.02.2026
- İran Kürdistan’ı (!) ve ülkemizdeki komisyon / 24.02.2026
- Ürdün Kral’ın, Erdoğan’a verdiği nişan / 23.02.2026
- Bilal Erdoğan ve kayıp çocuklar / 22.02.2026



























































