logo
03 ŞUBAT 2026

"Sevilla'nın Müslüman meydan okuması"

23.06.2002 00:00:00
21 Haziran'da İspanya'nın Sevilla şehrinde başlayan Avrupa Birliği Zirvesi; Avrupa'nın geçmişten bugüne Müslümanlara bakışındaki değişmeyen çizgisini göstermesi açısından oldukça manidar. Bu zirvenin İspanya'nın Sevilla şehrinde yapılıyor olması da ayrı bir anlam katıyor bu değişmeyen çizgiye...

Çünkü Sevilla şehri, 8. yüzyılda İslam egemenliğine giren Endülüs (Andalucia) ün en önemli şehirlerinden biri. Aynı zamanda o dönemdeki Abbasi payitahtı. Zaman zaman katliam sınırlarını da aşan tecavüzlere rağmen Sevilla'da, Müslüman, Hıristiyan ve Yahudiler 1492 yılına kadar birarada yaşadılar. Ta ki; Kastilya Kraliçesi Isabela'nın 1492'de bütün gayri Hıristiyan unsurları zorla katledip, sınırdışı ettiği ana kadar.

Bütün tahriplere rağmen bugün bile Endülüs'ün birçok yerinde olduğu gibi Sevilla'da da Müslüman izlerine rastlamak mümkün. Öyle ki, kaldırımlarından bahçe duvarlarına, kiremitlerinden yemek isimlerine kadar birçok ayrıntıda Müslüman izini tam anlamıyla yok etmek mümkün olamamış...

1492'den beri değişmeyen anlayış

610 yıl önce bütün gayri Hıristiyan unsurları sınırdışı ederek, diğer dinlere özellikle de Müslümanlara tahammülsüzlüğünü gösteren Avrupa anlayışı, bugün de Sevilla'da yaptığı zirvede bu anlayışını ziyadesiyle izhar ediyor.

21 Haziran'da Sevilla'da başlayan zirvenin ön önemli gündem maddesi, "Avrupa'ya yapılan göçlerin önlenmesi" olmakla beraber, mevcut göçmenlerin sınırdışı edilmesi için de radikal önlemlerin alındığını belirtmeliyiz. Müslüman göçünün önüne geçilebilmesi için "Yasadışı göçün engellenmesi için yeterli işbirliği yapmayan yoksul ülkelerin cezalandırılması" nın bile teklif edildiği bir ortamda varolan tahammülsüzlüğün boyutlarını siz düşünün.

Müslüman karşıtı Avrupalı çoğalıyor

Avrupa kamuoyunun Müslüman göçmen karşıtı aşırı sağcı partilere verdikleri destek de aslında Avrupalının topyekün hangi anlayışta olduğunu en bariz şekilde açığa vuruyor. En son Fransa örneği bunu en iyi şekilde gösteriyor.

Kendi kamuoylarının bu anti-müslüman hassasiyetlerini dikkate alan Avrupalı liderler, sınırlardaki denetimlerin sıklaştırılması ve üçüncü ülkelere işbirliği yapmaları için baskı yapılmasını Sevilla'da kabul etti.

Sevilla'dan sonra Avrupa ülkeleri arasında göç politikası açısından ortak bir görüş çizgisi belirdi. Yani Avrupa anti-müslümanlık noktasında tam bir görüş birliği içinde...

610 yıldır değişmeyen Avrupa

Bu yaklaşımımız, ülkemizdeki AB yandaşlarınca paranoyak, ve marjinal yaftasını yiyeceğinden; bu görüşümüzü Sevilla'dan destekleyen bir Avrupalının görüşlerini hemen aktarmamız faydalı olacaktır. Çünkü biz söyleyince anlaşılmayan bazı gerçekler, belki karşı taraf söylerse daha kolay anlaşılır.

İngiltere'de yayımlanan ekonomi ve siyaset gazetesi Financial Times'ın yorumcusu Judy Dempsey'in Sevilla'da kaleme aldığı "Sevilla'nın Müslüman meydan okuması" başlıklı yorumu oldukça anlamlı.

Judy Dempsey, yazısına önce Sevilla şehrinin 1492'ye kadar ki yapısından ve Kraliçe Isabela'nın bütün gayri Hıristiyan unsurları kovmasıyla başlayan yeni yapıyı anlatmakla başlıyor. Sevilla'da bugün varolan müslüman izlerine de değinen Dempsey, 610 yıl aradan sonra bugün Sevilla'da yapılan Avrupa Birliği Zirvesi'nin ana gündem maddesinin "yasadışı göçler- özellikle müslüman göçler- olduğunun" altını çizerek, Avrupa'da değişmeyen bakış açısına vurgu yapıyor.

Dempsey, özellikle Avrupa'da son seçimlerde ortaya çıkan siyasi tablonun (Hollanda, Avusturya ve Danimarka örneklerini veriyor) Avrupa seçmeninin anti- göç (Dempsey burada anti göç kavramının yanına "özellikle anti-müslüman" eklemesini yapmış) duygularının en iyi göstergesi olduğunu belirttikten sonra, Avrupalının Müslümanları, asimilasyon ve kaynaşmayı engellemekle suçladığını ifade ediyor.

Avrupa Türkiye'yi istemiyor

Dempsey'in yazısının en can alıcı noktası ise Türkiye- AB ilişkileri ile ilgili olan kısmı. Dempsey, Türkiye'nin yıllardan beri AB'ye üye olmak istediğini ve AB'nin Türkiye'ye Kopenhag Kriterlerini sunduğunu söyledikten sonra, AB'nin Türkiye'yi almamaktaki resmi bahanesinin, Kopenhag Kriterleri'nin Türkiye tarafından tam olarak yerine getirilmemesi olduğunu ifade ediyor. Dempsey, resmi olmayan gerçek nedeni ise şöyle açıklıyor: "...resmi olmayan neden, AB'nin sınırlarını Türkiye'yi de içine alacak şekilde genişletmesi noktasında derin kuşkulara sahip olmasıdır. Bu neden tamamen politik ve dînîdir. Avrupa Türkiye'yi alsa da almasa da, Hıristiyan bir kulüb olarak görünmektedir..."

Türkiye Avrupa'yı korkutuyor

Dempsey'in makalesinin sonlarında ise, Türkiye'nin insan potansiyeliyle Avrupa'yı korkuttuğunu, AB karar mekanizmasında Türkiye'nin veto hakkının olmasının kabul edilebilir bir durum olmadığı ve en önemlisi Avrupalının Türklerle kültürel ve dini olarak yüzyüze gelmek istemediği gerçeğini belirtiyor.

Gerek bu makale, gerek başka makaleler ve demeçler; bilinen ama Türkiye'de bazı çevreler tarafından özellikle görmezlikten gelinen bir gerçeği hatırlatmaktan başka birşey yapmıyor. "Avrupalının Türkiye'yi istemediği" gerçeğinden daha ne kadar kaçılabilinir ki...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
 
Alperen Polat / diğer yazıları
CHP Grup Toplantısı'nı K.Maraş'ta yaptı
'İktidar olma sorumluluğumuz var'
Diş kaybı deyip geçmeyin!
Tüm vücut dengesini etkiliyor
Hasar görüntülendi
Kız yurdunda patlama
Ocak ayı enflasyon rakamları açıklandı
Asgari ücretli şimdiden bin 359 TL kaybetti
11. MEM Kongresi bu hafta sonu Viyana'da
"Dünyanın Milli Ekonomi Modeline ihtiyacı var"
MHP lideri Bahçeli grup toplantısında konuştu
Terörsüz Türkiye sürecindeki hedefini açıkladı
İthalat ise 'artı'yla
İhracat 2026'ya 'eksi'yle başladı
Ancak en iyisi bu 7 öneriye uyup kanser olmamak!
Kanserde tedavi seçenekleri artıyor
ENAG ile TÜİK arasında yine fark var
ENAG'a göre enflasyon yüzde 53.42
Şubat ayı kira artış tavanı belli oldu
Barınma krizi derinleşiyor
C vitamini işe yarıyor mu?
Grip tedavisinde 8 önemli beslenme kuralı
Yılın ilk enflasyon rakamları belli oldu
Aylık artış yüzde 4.84
Trump'tan 'Epstein' açıklaması
"Jeffrey Epstein ile hiçbir ilgim yok"
CHP Grup Toplantısı'nı K.Maraş'ta yaptı
'İktidar olma sorumluluğumuz var'
Diş kaybı deyip geçmeyin!
Tüm vücut dengesini etkiliyor
Hasar görüntülendi
Kız yurdunda patlama
Ocak ayı enflasyon rakamları açıklandı
Asgari ücretli şimdiden bin 359 TL kaybetti
11. MEM Kongresi bu hafta sonu Viyana'da
"Dünyanın Milli Ekonomi Modeline ihtiyacı var"
MHP lideri Bahçeli grup toplantısında konuştu
Terörsüz Türkiye sürecindeki hedefini açıkladı
İthalat ise 'artı'yla
İhracat 2026'ya 'eksi'yle başladı
Ancak en iyisi bu 7 öneriye uyup kanser olmamak!
Kanserde tedavi seçenekleri artıyor
ENAG ile TÜİK arasında yine fark var
ENAG'a göre enflasyon yüzde 53.42
Şubat ayı kira artış tavanı belli oldu
Barınma krizi derinleşiyor
C vitamini işe yarıyor mu?
Grip tedavisinde 8 önemli beslenme kuralı
Yılın ilk enflasyon rakamları belli oldu
Aylık artış yüzde 4.84
Trump'tan 'Epstein' açıklaması
"Jeffrey Epstein ile hiçbir ilgim yok"
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.