logo
28 EKİM 2026

Sıffin'den dönerken oğlu Hasan'a yazdığı vasiyetnamesi -1-

Ey oğlum! Allah'tan korkup sakınmanı, emrine sürekli itaat etmeni, kalbini zikriyle imar etmeni, onun ipine sımsıkı sarılmanı tavsiye ederim. Eğer Allah'la arandaki bağa sımsıkı sarılacak olursan, bu bağdan daha sağlam bir bağ var mıdır?

28.10.2026 00:55:00
Haber Merkezi
 
Sıffin'den dönerken oğlu Hasan'a yazdığı vasiyetnamesi -1-
Sıffin'den dönerken oğlu Hasan'a yazdığı vasiyetnamesi -1-
İmam Ali (a.s): "Yok olma eşiğinde bulunan, zamanın geçtiğini itiraf eden, ömrünü geçiren, zamana teslim olan, dünyayı kınayan, ölülerin mekanında yurt tutan, yarın da oradan göçüp gidecek olan fani babadan; ulaşılmayan şeylere ulaşmak isteyen, helake uğrayanların yolundan giden, hastalıklara hedef, zamana rehin olan, üzerine musibetler ok gibi yağan, dünyanın kulu, aldanma taciri, ölüme borçlu, yokluğa esir, gamlarla sözleşen, hüzünlere kapılan, afetlere hedef olan, şehvetlere yenik düşen ve ölülerin yerinde oturan evlada...

...Dünyanın benden yüz çevirmesinden, zamanın bana başkaldırmasından ve ahiretin bana yönelmesinden başkalarını değil, kendimi düşünmem, geride bıraktıklarımdan yüz çevirmem ve halkın dertleriyle dertlendiğim gibi kendi derdimin de farkına varmam gerektiğini anladım.

Bu hal heva ve hevesimden uzaklaştırdı, bana işimin gerçeğini gösterdi, böylece içinde şaka olmayan bir ciddiyete ve yalanı olmayan bir doğruluğa sürükledi. Seni kendimden bir parça olarak, belki de bütünüm olarak gördüm; hatta başına bir musibet gelse bana gelmiş gibidir, ölüm sana gelmiş olsa, bana gelmiş gibidir.

Senin durumunu, kendi durumum gibi bildim ve sana sağ olsam da, dünyadan göçsem de hayatında yardımcı olması için bu mektubu yazdım...

Ey oğlum! Allah'tan korkup sakınmanı, emrine sürekli itaat etmeni, kalbini zikriyle imar etmeni, onun ipine sımsıkı sarılmanı tavsiye ederim. Eğer Allah'la arandaki bağa sımsıkı sarılacak olursan, bu bağdan daha sağlam bir bağ var mıdır?







Kalbine öğüde hayat ver, züht ile öldür, yakini imanla kuvvedendir, hikmetle nurlandır; ölümü zikrederek zelil kıl, yok olacağını ikrar ettir, dünyanın feci olaylarıyla basiret sahibi kıl

Onu zamanın saldırısından, günlerin, gecelerin geçmesiyle oluşan kötülüklerden koru. Ona geçmişlerin haberlerini arz et ve senden öncekilerin basma gelenleri hatırlat, onların diyarlarında ve bıraktıkları eserler arasında gez, dikkatle bak!

Ne yapmışlar, nerden göçüp ayrılmışlar ve nereye yerleşip konaklamışlar. Muhakkak kendi dostlarından ayrıldıklarını, diyar-ı gurbete göçtüklerini göreceksin. Az bir zaman sonra, sen de aynı onlardan biri gibi olacaksın.

Öyleyse konağını (ölümden sonraki yerini) ıslah et; ahiretini dünya karşılığında satma. Bilmediğin şey hakkında konuşmayı, üzerine düşmediği halde söz söylemeyi terk et.

Sapıklık olacağından korktuğun bir yola girme. Çünkü sapma ihtimali olan yollardan kaçınmak, o korkunç yerlere girmekten daha iyidir.

Marufu emret ve ona uyanlardan ol, münkeri elinle ve dilinle ortadan kaldır. Münkeri yapanlardan tüm çabanla sakın ve uzaklaş.

Allah yolunda hakkıyla cihad et. Hiçbir kınayıcının kınaması, seni O'nun yolundan alıkoymasın. Nerede olursa olsun Allah için zorluklara katlan, dinini güzel öğren.







Kendini zorluklara karşı sabretmeye alıştır. Bütün işlerinde rabbine sı­ğın; böylece, tam bir sığmağa, güçlü bir koruyucuya sığınmış olursun. Bir şev istersen sadece Rabbinden iste; çünkü vermek de vermemek de O'nun elindedir.

Hayrı çok iste, vasiyetimi iyice anla ve sakın yüz çevirme. Çünkü sö­zün hayırlısı faydalı olanıdır. Fayda vermeyen ilimde hayır olmadığını bil. Faydalanılmayan bilgi öğrenilmeye layık değildir.

Ey yavrum, yaşlandığımı, zaafımın gevşekliğinin arttığını gördükten hemen sonra sana vasiyetimi yazdım.

Gönlümdekileri aktarmadan ecelim gelir, bedenimdeki gibi görüşümde de bir zayıflık olur, dünya seni kandırır yahut da heva ve heveslerine mağlup olur, buyruk dinlemez serkeş bir deveye dönersin ve öğütlerimin sende hiçbir etkisi olmaz korkusuyla önceden vasiyetimi anlatmaya koyuldum.

Gencin kalbi ekilmemiş tarlaya benzer, oraya ne eksen tutar, yeşerir. Kalbin katılaşmadan, öğütleri reddetmeden ve aklın başka şeylere yönelmeden sana edepten bir şeyler öğretmek istedim ki ciddi bir kararla o işlerin peşine düşesin, tecrübe sahiplerinin istediği ve kendilerinde denediği şeylerden nasiplenesin ve yeniden denemeye ihtiyaç duymayasın.

Böylece sana edepten sadece sıkıntılara katlanarak elde ettiklerimiz ulaşacak ve bizim için karanlıkta kalan birçok mesele senin için aydınlığa kavuşmuş olacaktır.

Yavrucuğum, ben benden öncekiler gibi ömür sürmediysem de, onların yaptıklarına baktım, haberleri üzerinde düşündüm, bıraktıkları eserlerini gezdim, böylece, onlardan bin gibi oldum; belki de başlangıçtan sonuna kadar onlarla birlikte yaşamış, ömürleri benimle sona ermiş gibi oldu.







Safını bulanığından, faydalısını zararlısından ayırdım. Her işin özünü ve mühim olanını senin için özetledim, en güzelini seçtim. Bilinmeyenlerini ve şaşkınlığına sebep olacakları da senden uzak tuttum.

Oğlunun işlerine bakan şefkatli bir baba gibi senin işlerine baktım. Öğrenmen ve amel etmen için senin için edepten bir şeyler biriktirdim. Çünkü sen henüz ömrünün baharındasın ve önünde uzun bir yol var, iyi niyetli, temiz, pak bir ruha sahipsin.

Her şeyden önce sana ilk olarak üstün ve yüce olan Allah'ın kitabını tefsir ve tevili ile İslam'ın şeriat ve ahkâmını, helal ve haramı ile öğretmeyi kararlaştırdım. Başka şeylerle ilgilenmedim.

İnsanların simdi ihtilafa düşmesine ve görüşlerinin bulanmasına sebep olan şeylerin seni de hataya düşürmesinden korktum.

İlk önce seni bu yola çekmek istemedim. Ama seni kurtuluşun olmadığı birtakım işlere teslim etmektense, inançlarını sağlam kılmak için çalışmayı daha uygun gördüm.

Allah'tan doğru yolu bulmada, yöneldiğin hedefe ulaşmakta sana başarı vermesini dilerim. İşte bu, sana bıraktığım vasiyetimdir. Devam edecek Nehc'ul Belaga Mektuplar 31

Şehrin en işlek caddesinde tüfekle rastgele ateş açtı: 4 yaralı

Kastamonu'nun en işlek caddesinde bir saldırganın rastgele tüfekle ateş etmesi neticesinde 4 kişi yaralandı

27.10.2026 14:00:00
İHA
 
Şehrin en işlek caddesinde tüfekle rastgele ateş açtı: 4 yaralı
Şehrin en işlek caddesinde tüfekle rastgele ateş açtı: 4 yaralı
Olay, Hepkebirler Mahallesi Belediye Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, elindeki tüfekle koşarak caddeye gelen Y.İ.Ç. isimli saldırgan, rastgele ateş etmeye başladı. Seken kurşunlar çevrede bulunan 4 vatandaşa isabet etti.






Olayın ardından kaçan Y.İ.Ç., yakın bir bölgede bekleyen otomobile binerek kaçtı. 112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.








Yaralı vatandaşlar hastaneye kaldırıldı

Saçmaların isabet etmesi neticesinde yaralanan 4 kişi, sağlık ekiplerinin yaptığı ilk müdahalenin ardından Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Olay yerinde güvenlik önlemi alan İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri kaçan şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı.









O anlar kamerada

Öte yandan, saldırı anı ise bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde saldırganın elindeki tüfekle koştuğu esnada birkaç kez rastgele ateş ettiği anlar yer aldı.




















"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Genel Sekreteri Talat Yavuz, "Öğretmenin otoritesi zayıflarken güvenli okulu güçlendiremeyiz. Araştırmamızın en çarpıcı sonuçlarından biri öğretmenin konumuna ilişkindir. Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor" dedi

27.10.2026 13:55:00
İHA
 
"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"
"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"
Eğitim-Bir-Sen, yaklaşık 8 bin öğretmen, öğrenci ve velinin katılımıyla gerçekleştirdiği 'Güvenli Okul ve Akran Zorbalığı: Türkiye'de Mevcut Durum, Risk Faktörleri ve Politika Önerileri' başlıklı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Toplam 7 bin 793 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada okul güvenliği, öğretmen otoritesi, disiplin sistemi, akran ve siber zorbalık, bildirim mekanizmaları ile aile-okul iş birliği kapsamlı biçimde ele alındı. Araştırma kapsamında Türkiye genelinden 3 bin 198 öğretmen, 2 bin 315 öğrenci ve 2 bin 280 veli yer aldı. Çalışmayla okullardaki mevcut durumun ortaya konulması, zorbalık risklerinin değerlendirilmesi ve güvenli okul politikalarına yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlandı. Araştırmanın sonuçları, Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz'un katılımıyla düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Toplantıda araştırmadan elde edilen bulguların yanı sıra güvenli okul ortamlarının oluşturulmasına ve akran zorbalığıyla mücadeleye yönelik politika önerileri de paylaşıldı.






12 maddelik politika önerisi kamuoyuna sunuldu

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, okullarda güvenliğin sağlanması ve akran zorbalığının önlenmesi amacıyla ulusal önleme çerçevesi oluşturulması, öğretmen otoritesinin güçlendirilmesi ve disiplin sisteminin yeniden değerlendirilmesi başta olmak üzere 12 maddelik politika önerisi açıkladı. Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından 7 bin 793 kişinin katılımıyla hazırlanan araştırmaya göre, okul güvenliği algısı öğrencilerde 3,24, velilerde 3,38, öğretmenlerde ise 3,48 olarak ölçüldü. Öğretmenlerin yüzde 90,7'si mesleğe başladıkları döneme kıyasla öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünürken, öğrencilerin yüzde 63,4'ü başka bir öğrenciye yönelik zorbalığa tanık olduğunu belirtti. Araştırmada hakaret, alay ve sosyal dışlanmanın yanı sıra siber zorbalığın da önemli bir sorun olduğuna dikkat çekildi. Velilerin yüzde 88'inin çocuklarının siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediği ortaya konuldu.








"Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimin meselelerine yalnızca ortaya çıkan bir olayın ardından tepki veren bir anlayışla yaklaşmıyoruz"

Eğitim-Bir-Sen olarak akran zorbalığı konularına detaylı bir şekilde yaklaştıklarını belirten Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, "Biz Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimin meselelerine yalnızca ortaya çıkan bir olayın ardından tepki veren bir anlayışla yaklaşmıyoruz. Meseleyi anlamaya, sahayı dinlemeye, veri üretmeye ve çözüm önermeye çalışıyoruz. Çünkü bizim için eğitim politikası yalnızca müfredat, sınav veya akademik başarı meselesi değildir. Çocuğun kendisini güvende hissetmediği, öğretmenin müdahale etmekte zorlandığı, ailenin ne yapacağını bilemediği bir ortamda nitelikli eğitimden söz edemeyiz. Bugün yayımladığımız araştırma da tam olarak bu anlayışın ürünüdür. Üç ayrı pencereden aynı okula baktık. Çalışmamızı önemli kılan hususlardan biri kapsamıdır. Araştırmamıza toplam 7 bin 793 kişi katıldı. Bunların 3 bin 198'i öğretmen, 2 bin 315'i öğrenci, 2 bin 280'i velidir. Öğretmenlerimizden 81 ilin tamamından, velilerimizden 75 ilden, öğrencilerimizden ise 61 ilden veri topladık. Dolayısıyla bugün önümüzde yalnızca öğrencinin anlattığı, yalnızca öğretmenin gözlemlediği veya yalnızca velinin dışarıdan değerlendirdiği bir tablo bulunmuyor. Aynı okul gerçekliğine öğretmenin, öğrencinin ve velinin gözünden birlikte baktık. Araştırmamızda okul güvenliğinden öğretmen otoritesine, disiplin sisteminden öğrencilerin yaşadığı zorbalık biçimlerine; siber zorbalıktan ailelerin tutumlarına ve okulun müdahale kapasitesine kadar geniş bir alanı inceledik" diye konuştu.

"Bu araştırmanın sonucu olarak 'Türkiye'de okullar güvensizdir' diyemeyiz"

Okul güvenliği ve akran zorbalığının ivedilikle ele alınması gerektiğini ifade eden Yavuz, "Bu araştırmanın sonucu olarak 'Türkiye'de okullar güvensizdir' diyemeyiz ama aynı şekilde, 'Çocuklar arasında bunlar olur, büyüyünce geçer' diyerek meseleyi küçümsemek de araştırmanın ortaya koyduğu gerekçelerle bağdaşmamaktadır. Önümüzde çözülmesi gereken bir mesele vardır ve bu mesele yalnızca çocukların kendi aralarında çözebilecekleri bir mesele değildir. Çocuklarımızın gördüğü okul ile yetişkinlerin gördüğü okul aynı değil. Araştırmadaki ilk dikkat çekici bulgulardan biri okul güvenliği algısında ortaya çıkıyor. Beş üzerinden değerlendirildiğinde okul güvenliği algısı öğretmenlerde 3,48, velilerde 3,38, öğrencilerde ise 3,24'tür. Yani okulun içinde yaşayan çocuklarımız, okul güvenliğini yetişkinlere kıyasla daha düşük değerlendiriyor. Bu fark bize önemli bir şey söylüyor. Bir okulun güvenli olup olmadığını yalnızca yetişkinlerin gözünden değerlendiremeyiz. Çocuğa da sormak zorundayız. Çocuk teneffüste ne yaşıyor' Sınıfta kendisini ne kadar güvende hissediyor' Dışlandığında kime başvuruyor' Alay edildiğinde bunu anlatabiliyor mu' Anlattığında bir şeylerin değişeceğine inanıyor mu' Güvenli okul politikası, tam da bu sorulara cevap verebilmelidir" şeklinde konuştu.








"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"

Öğretmenin otoritesinin okullarda giderek zayıfladığını dile getiren Yavuz, "Öğretmenin otoritesi zayıflarken güvenli okulu güçlendiremeyiz. Araştırmamızın en çarpıcı sonuçlarından biri öğretmenin konumuna ilişkindir. Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor. Fakat burada dikkate değer başka bir sonuç daha var. Öğrencilerin yüzde 71,8'i, velilerin ise yüzde 86'sı, öğretmenin sınıfta disiplinli bir tutum sergilemesini gerekli görüyor. Demek ki mesele öğrencinin veya velinin öğretmeni reddetmesi değildir. Mesele, öğretmenin meşru mesleki otoritesinin sistem tarafından ne kadar desteklendiği ile ilgilidir. Bizim öğretmen otoritesinden kastımız baskı ve keyfilik değildir. Çocuğu korkutmak hiç değildir. Biz; adalete, tutarlılığa, mesleki yeterliğe ve kurumsal desteğe dayanan bir öğretmen otoritesinden söz ediyoruz. Çünkü öğretmenin sınır koyamadığı, müdahale ettiğinde kendisini yalnız hissettiği bir okulda öğrenciyi korumak da zorlaşır. Disiplin sistemine ilişkin sonuçlar da bu bilgiyi teyit ediyor. Öğretmenlerin mevcut disiplin düzenlemelerine ilişkin genel değerlendirmesi 5 üzerinden yalnızca 2,53; sistemin caydırıcılığına ilişkin değerlendirme ise 1,98 düzeyinde. Bu tablo bize açıkça şunu söylüyor. Öğretmene 'zorbalığa müdahale et' demek yetmez. Öğretmenin arkasında işleyen bir sistem olmak zorundadır. Zorbalık yalnızca vurmak değildir. Araştırmadan çıkan bir diğer önemli sonuç da zorbalığın biçimine ilişkindir. Çocuklarımızın en fazla karşılaştığı davranışların başında fiziksel saldırıdan önce hakaret, alay, dedikodu ve sosyal dışlanma geliyor. Öğrencilerin yüzde 18,1'i ayda bir-iki kez, yüzde 10,5'i haftada bir-iki kez, yüzde 10,2'si ise hemen hemen her gün hakaret veya alaya maruz kaldığını ifade ediyor. Bu veriyi özellikle önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.








"Bir çocuğun canının yanması için mutlaka bedeninin yaralanması gerekmez"

Akran zorbalığının, çocuğun okula ve öğretmenine olan güvenini azalttığını söyleyen Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir çocuğun canının yanması için mutlaka bedeninin yaralanması gerekmez. Zorbalık, çocuğun okula olan güvenini de aşındırıyor. Araştırmanın belki de üzerinde en çok düşünülmesi gereken sonuçlarından biri de şudur. Zorbalığın sıklığı arttıkça öğrencinin yalnızca kendisini kötü hissetmesi söz konusu olmuyor, okula ve yetişkinlerin kendisini koruyabileceğine duyduğu güven de azalıyor. Araştırmada öğrencilerin yüzde 35,4'ü yaşadığı zorbalık deneyimlerinden en az orta düzeyde etkilendiğini ifade ederken, toplam öğrenci grubunun yüzde 18,3'ü etkilenme düzeyini 'çok' veya 'çok ciddi' olarak değerlendiriyor. Bu nedenle zorbalığı 'çocukların kendi arasındaki mesele' olarak görmemek zorundayız. Çünkü çocuk bir süre sonra yalnızca arkadaşına değil, okula da güvenini kaybedebiliyor. Çocuklarımız görüyor, onları çözümün parçası yapmalıyız. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 63,4'ü başka bir öğrenciye zorbalık yapıldığına tanık olduğunu söylüyor. Bu rakam bize bir risk kadar önemli bir imkanı gösteriyor. Çocuklarımız yalnızca zorbalığa maruz kalan veya zorbalık yapan kişiler değildir. Onlar aynı zamanda okul ikliminin aktörleridir. Bu yüzden akran destek sistemlerini güçlendirmeli, çocuklarımıza güvenli biçimde nasıl yardım isteyeceklerini ve arkadaşlarını nasıl destekleyebileceklerini öğretmeliyiz. Çocuğa 'Git arkadaşını korumak için kavga et' demiyoruz. Tam tersine; 'Doğru yetişkine haber ver, mağdur olan arkadaşını yalnız bırakma, zorbalığı alkışlama, normalleştirme' diyoruz. Zorbalık okul kapısında sona ermiyor. Bugün çocukların sosyal hayatı zil çaldığında sona ermiyor. Araştırmamıza göre öğrencilerin yüzde 69,9'unun akıllı telefonu, yüzde 58,8'inin kendisine ait sosyal medya hesabı var. Öğrencilerin yüzde 7,2'si son altı ay içerisinde çevrim içi ortamda hedef alındığını söylüyor. Günlük ekran süresi dört saatin üzerine çıktığında bu oran yüzde 14,9'a kadar yükseliyor. Daha dikkat çekici başka bir sonuç ise velilerle ilgili. Velilerin yüzde 88'i, çocuğunun siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediğini ifade ediyor. Bu bize şunu söylüyor. Artık okul güvenliğini okulun duvarlarıyla sınırlandıramayız. Sınıfta başlayan bir ilişki akşam telefon ekranında devam ediyor."

"Eğitim-Bir-Sen olarak 12 temel politika alanı öneriyoruz"

Akran zorbalığına karşı kapsamlı öneriler sunan Yavuz, sözlerine şöyle devam etti:
"Eğitim-Bir-Sen olarak 12 temel politika alanı öneriyoruz. Birincisi, Türkiye genelinde ortak standartları olan bir Ulusal Güvenli Okul ve Akran Zorbalığını Önleme Çerçevesi oluşturulmalıdır. İkincisi, öğretmenin meşru mesleki otoritesi yeniden güçlendirilmelidir. Üçüncüsü, disiplin sistemi yeniden değerlendirilmelidir. Dördüncüsü, her okulda güvenilir, görünür ve izlenebilir bir bildirim sistemi kurulmalıdır. Beşincisi, sözel, ilişkisel ve siber zorbalık daha görünür hale getirilmelidir. Altıncısı, kırılgan öğrenciler için erken fark etme ve güçlendirilmiş koruma mekanizmaları kurulmalıdır. Yedincisi, akranların koruyucu gücünden daha fazla yararlanılmalıdır. Sekizinci olarak, aile-okul iş birliği güçlendirilmelidir. Dokuzuncu olarak, dijital güvenlik okul güvenliğinin ayrılmaz bir parçası haline getirilmelidir. Onuncu olarak, Türkiye'de okul sosyal hizmeti sistemi kurulmalıdır. On birinci olarak, rehberlik ve psikososyal destek sistemi daha güçlü hale getirilmelidir. On ikinci ve son olarak, düzenli bir ulusal izleme ve veri sistemi kurulmalıdır."

Etkinliğe Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Yavuz'un yanı sıra Prof. Dr. Emrah Akbaş ve Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi ekibi katılım sağladı.

Yozgat'ta korkutan görüntü: Tarlada derin yarıklar ve çökmeler oluştu

Yozgat'ın Aydıncık ilçesine bağlı Baydiğin beldesinde ekim için hazırlanan yaklaşık 20 dönümlük tarlada çökme meydana geldi. Arazinin çeşitli noktalarında derin yarıklar oluşurken, tehlike oluşturan alan dron kamerasıyla görüntülendi

26.10.2026 11:46:00
İHA
 
Yozgat'ta korkutan görüntü: Tarlada derin yarıklar ve çökmeler oluştu
Yozgat'ta korkutan görüntü: Tarlada derin yarıklar ve çökmeler oluştu
Baydiğin beldesinde ne zaman meydana geldiği bilinmeyen toprak kaymasını, tarlasına giden çiftçi fark etti. Arazinin farklı noktalarında kayma ve çökmeler yaşandığını gören çiftçi, tarlaya ekim yapmaktan vazgeçti.






Depremi andıran derin yarıkların oluştuğu arazide bazı noktaların oldukça derin olduğu görülürken, çevredeki elektrik direklerinden birinin de eğildiği gözlendi. İnsanlar ve hayvanlar açısından tehlike oluşturan kayma ve çökmelerin nedeni ise henüz bilinmiyor.








"İnsanların, hayvanların zarar görmemesi için önlem alınmasını bekliyoruz"

Bölgede oluşan yarıkların tehlike oluşturduğunu belirten Mehmet Salman, önlem alınmasını beklediklerini söyledi. Salman, "Bir gün öncesi tarlayı ekmeğe gelen arkadaş fark etmiş. Tam olarak hangi gün olduğunu bilemiyor. Yani biz dünden bir gün önce fark ettik burayı. Buraya önlem alınmasını bekliyoruz insanların, hayvanların zarar görmemesi için. Görüyorsunuz işte kocaman kocaman yarılmış yerler var. Bunlara bir önlem alınmasını bekliyoruz. Taş attığımız bazı yerler bir, iki saniye tıkır tıkır gidiyor. Hani bazı yerleri bayağı bir derin. Yani bu 20-30 dönüm arazide belki daha da fazla olabilir. Tahmini söylüyorum. Biz deprem olarak değil de ilk gören arkadaş işte 'Kömür ocağının üstündeki toprak kaymış' dedi. Hani herhangi bir deprem hissetmedik. Yok öyle de bir his olmadı ki. En azından bir his olmuş olsaydı deprem olunca kaydı derdik. Burada elektrik var. Görmüş olduğumuz direk yatmış. Her an devrilip çok büyük bir arıza çıkartabilir, birilerine zarar verebilir. Bunların önleminin alınmasını bekliyoruz" dedi.



























Bilecik'te kanalizasyon çalışmasında göçük: İşçi kurtarıldı

Bilecik kanalizasyon hattı çalışmasında bir işçi toprak kayması sonucu göçük altında kalırken, zamanında müdahaleyle kurtarıldı

24.10.2026 16:37:00
İHA
 
Bilecik'te kanalizasyon çalışmasında göçük: İşçi kurtarıldı
Bilecik'te kanalizasyon çalışmasında göçük: İşçi kurtarıldı
Olay, Bilecik merkez Pelitözü Mahallesi Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinde meydana geldi. Alınan bilgilere göre; kanalizasyon hattı çalışmasında görevli işçi Mesut Y. (41) toprak kayması sonucu göçük altında kaldı.






İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık, itfaiye ve AFAD ekipleri sevk edildi. Ekipler tarafından toprak yığının altından çıkarılan Mesut Y., Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.








İşçinin hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Maden faciasında ölen 3 çocuk babasına son veda

Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden 3 çocuk babası Recep Çolakoğlu (45), gözyaşları arasında toprağa verildi. Babalarının tabutuna sarılarak ağlayan 3 kardeşin vedası cenazeye katılanları duygulandırdı. Çolakoğlu'nun amcası ise yeğeninin emekli olmasına rağmen çocuklarının eğitimi için yeniden madende çalışmaya başladığını belirterek, "Yılbaşına kadar çalışacağını söylemişti" dedi

24.10.2026 16:36:00
İHA
 
Maden faciasında ölen 3 çocuk babasına son veda
Maden faciasında ölen 3 çocuk babasına son veda
Gelik beldesindeki özel kömür ocağında meydana gelen patlamada yaşamını yitiren Recep Çolakoğlu için Zonguldak merkeze bağlı Osmanlı köyü Ali Büyük Mahallesi'nde cenaze töreni düzenlendi. Çolakoğlu'nun Türk bayrağına sarılı tabutu Ali Büyük Camisi'ne getirildi. Eşi Canan Çolakoğlu ile çocukları Yağmur (17), Rüzgar Mert (12) ve Elif (10), tabutun başında gözyaşlarına boğuldu.






Babalarını son kez uğurlamak için tabutun başına gelen 3 kardeş, gözyaşları içinde tabuta sarıldı. Çocukların feryatları arasında aile yakınları da gözyaşlarını tutamadı. Eşi Canan Çolakoğlu ve yakınları, cenaze töreninde taziyeleri kabul etti.









"Üç çocuğum okuyor, yılbaşına kadar çalışacağım demişti"

Cenaze töreninde gazetecilere konuşan Recep Çolakoğlu'nun amcası Sadullah Çolakoğlu, yeğeninin emekli olduktan sonra yeniden maden ocağında çalışmak istediğini anlattı. Çolakoğlu'nu çalışmaması yönünde uyardıklarını söyleyen amcası, "Tekrar ocaklara çalışmaya gitmek istedi. Emekli maaşı olduğunu söyleyerek 'Gitme' dedik. Üç çocuğunun olduğunu, okuduklarını söyledi. Yılbaşına kadar çalışacağını söylemişti. Vadesi de bu kadarmış, yapacak bir şey yok. Devletimiz sağ olsun diyoruz" ifadelerini kullandı.








Üç çocuğunun gözyaşları arasında toprağa verildi

Cenaze törenine Zonguldak Vali Yardımcısı Mutlu Almalı, Zonguldak milletvekilleri Muammer Avcı ve Saffet Bozkurt, Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğ Ertuğrul, AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.








Ali Büyük Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından Çolakoğlu'nun tabutu omuzlarda taşınarak aile mezarlığına götürüldü. Üç çocuk babası madenci, ailesinin ve yakınlarının gözyaşları arasında toprağa verildi.

Manisa'daki fabrika yangını kontrol altına alındı

Manisa Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren İnci Akü fabrikasında çıkan yangın ekiplerin yaklaşık 2 saatlik yoğun çalışmasıyla kontrol altına alındı

23.10.2026 23:31:00
İHA
 
Manisa'daki fabrika yangını kontrol altına alındı
Manisa'daki fabrika yangını kontrol altına alındı
Yangın, Manisa'nın Yunusemre ilçesi Manisa Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren İnci Akü fabrikasında çıktı.








Edinilen bilgiye göre fabrikanın akü şarj istasyonunda asit tankerlerinin yakınındaki bölgede çıkan yangına Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığına bağlı 22 itfaiye aracı ve 52 personelin yanı sıra 12 su tankeri, Manisa OSB ve Muradiye OSB itfaiye ekipleri ile orman arazözleri müdahale etti.









Ekiplerin yoğun çalışması sonucu yangın yaklaşık 2 saat içinde kontrol altına alındı. Olay yerinde geniş güvenlik önlemleri alındı.

Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme yapılması bekleniyor.

Tekirdağ'da beklenen yağış etkisini gösterdi

Tekirdağ'ın Süleymanpaşa ilçesinde etkili olan şiddetli sağanak yağış, günlük hayatı olumsuz etkiledi. Aniden bastıran yağmura hazırlıksız yakalanan vatandaşlar sığınacak yer ararken, bazı noktalarda yollarda biriken yağmur suları dereyi andıran görüntüler oluşturdu

23.10.2026 14:42:00
İHA
 
Tekirdağ'da beklenen yağış etkisini gösterdi
Tekirdağ'da beklenen yağış etkisini gösterdi
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yaptığı uyarıların ardından Tekirdağ'da beklenen yağış etkisini gösterdi. Süleymanpaşa ilçesinde etkili olan şiddetli sağanak nedeniyle cadde ve sokaklarda hareketlilik yaşandı. Yağış sırasında dışarıda bulunan ve yanlarında şemsiye olmayan vatandaşlar, ıslanmamak için iş yerlerinin tentelerine ve kapalı alanlara sığındı.






Yollar adeta dereye döndü

Sağanak yağışın etkisini artırmasıyla birlikte ilçenin bazı noktalarında yollarda su birikintileri oluştu. Yollarda biriken yağmur suları akışa geçerken, ortaya çıkan görüntüler adeta dere yatağını andırdı. Sürücüler ve yayalar, yağış nedeniyle zor anlar yaşadı.

Aniden bastıran yağmur, günlük yaşamın akışını da etkiledi. Sokaklarda yürüyen vatandaşlar yağıştan korunmak için kapalı alanlara yönelirken, bazı noktalarda suyun yol boyunca akması dikkat çekti.








Vatandaşlar hazırlıksız yakalandı

Yağışın etkili olduğu saatlerde dışarıda bulunan vatandaşlar, şemsiyesiz yakalandıkları sağanaktan korunmak için çevredeki iş yerlerine sığındı. Kısa sürede etkisini hissettiren yağmur, kent merkezinde hareketli anların yaşanmasına neden oldu.

Van'da tır yolcu minibüsü ile çarpıştı: 11 yaralı

Van'ın Gürpınar ilçesinde tırın minibüse çarpması sonucu 11 kişi yaralandı

23.10.2026 14:22:00
İHA
 
Van'da tır yolcu minibüsü ile çarpıştı: 11 yaralı
Van'da tır yolcu minibüsü ile çarpıştı: 11 yaralı
Alınan bilgilere göre, kaza Hakkari yolu Çavuştepe mevkiinde meydana geldi. Sürücüsünün ismi ve plakası öğrenilemeyen tır, yolcu minibüsüne çarptı.






İhbar üzerine bölgeye sağlık, güvenlik, itfaiye ve AFAD ekipleri sevk edildi. Olay yerinde ilk müdahaleleri yapılan 11 yaralı, ambulanslarla Van'daki çeşitli hastanelere kaldırıldı. 






Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu öğrenilirken, kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Çukurova Belediyesi soruşturmasında mevcut başkan Emrah Kozay dahil 34 şüpheli tutuklandı

Adana'da Çukurova Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında mevcut başkan Emrah Kozay, teyzesi Sıdıka Şire ve önceki dönem belediye başkanı Soner Çetin dahil 34 kişi tutuklandı

23.10.2026 08:30:00
İHA
 
Çukurova Belediyesi soruşturmasında mevcut başkan Emrah Kozay dahil 34 şüpheli tutuklandı
Çukurova Belediyesi soruşturmasında mevcut başkan Emrah Kozay dahil 34 şüpheli tutuklandı
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Çukurova Belediyesi'nde gerçekleştirilen ihale ve doğrudan temin işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında, 19 Ekim'de operasyon düzenlendi.






Jandarma ekiplerince 51 şüpheliye yönelik gerçekleştirilen operasyonda, aralarında mevcut belediye başkanı Emrah Kozay ve önceki dönem belediye başkanı Soner Çetin'in de bulunduğu 44 şüpheli gözaltına alındı. Ara yakalamalarla gözaltı sayısı 49'a yükseldi.






Jandarmadaki işlemleri tamamlanan 49 şüpheli, sağlık kontrolünün ardından sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi.
 







Şüphelilerden mevcut belediye başkanı Emrah Kozay, teyzesi Sıdıka Şire ve önceki dönem belediye başkanı Soner Çetin dahil 34 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. 15 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verildi.

Gaziosmanpaşa'da 15 ton bozulmuş etin piyasaya sürülmesi engellendi

İstanbul Gaziosmanpaşa'da halk sağlığını tehdit eden gıdalara karşı 16 mahallede gerçekleştirilen denetimlerde, bozulmuş 15 ton et ve et ürününün sofralara ulaşması engellendi. Ürünlerin sabun üretiminde kullanılacağı ya da hayvanlara verileceği şeklindeki savunmalar pes dedirtirken, denetimlerin ardından ilgili iş yerleri hakkında soruşturma başlatıldı

22.10.2026 11:58:00
İHA
 
Gaziosmanpaşa'da 15 ton bozulmuş etin piyasaya sürülmesi engellendi
Gaziosmanpaşa'da 15 ton bozulmuş etin piyasaya sürülmesi engellendi
Gaziosmanpaşa Belediyesi Zabıta Müdürlüğü İş Yeri Hijyen Denetim Ekibi ile İlçe Tarım Müdürlüğü ekipleri, ilçenin 16 mahallesinde gıda üretimi, işlenmesi ve satışı yapılan işletmeleri mercek altına aldı. Denetimlerin en çarpıcı tespitlerinden biri, et parçalama ve işleme faaliyetinin yürütüldüğü iş yerlerinde yapıldı. Ekipler, kontroller sırasında halk sağlığı açısından risk taşıyan toplam 15 ton et ve et ürünü tespit etti. İşleme alanları ve soğuk hava depolarında yapılan kontrollerde bazı et ve et ürünlerinde ağır koku oluştuğu, dondurulmuş ürünlerin bir bölümünün çözünmeye başladığı belirlendi. Bazı ürünlerin zeminle temas ettiği, depolama sıcaklığının et ürünlerinin muhafazasına uygun olmadığı ve işleme alanlarında hijyen kurallarına aykırı şartlar bulunduğu tespit edildi. Ekipler, tüketime uygun olmadığı belirlenen ürünleri tek tek inceleyerek tarttı ve kayıt altına aldı. 15 ton et ve et ürününe imha edilmek üzere el konulurken, ürünlerin piyasaya sürülmesinin önüne geçildi.






"Sabun yapılacak" denilen yerde kıyma makinesi bulundu

Denetimlerde kemiklerden sıyrılan bazı etlerin sabun üretiminde değerlendirileceği, bazı ürünlerin ise hayvanlara verileceği beyan edildi. Ancak iş yerinde yapılan incelemelerde kıyma makinesi bulunması üzerine kontroller derinleştirildi. Kemiklerden sıyrılan etlerin kıyma haline getirilerek yeniden gıda zincirine dahil edilme ihtimalini dikkate alan ekipler, tüketime uygun olmayan ürünlerin tamamını işlem altına aldı.








Bin 873 denetimde 153 cezai işlem, 16 mühürleme

Ekipler, 16 mahalledeki denetimlerde bin 873 iş yerini kontrol etti. Denetimler sonucunda 153 iş yerine cezai işlem uygulanırken, 16 iş yeri mühürlendi. Kontrollerde işletmelerin hijyen şartları, ürünlerin işlenme ve muhafaza biçimleri, son kullanma tarihleri ile gıda güvenliğini tehdit edebilecek uygulamalar incelendi. Denetimlerde tespit edilen uygunsuzluklar ve ürünlere ilişkin tutanaklar tutuldu. Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili birimleri tarafından gerekli cezai işlemler uygulanırken, mevzuata aykırılık tespit edilen iş yerleri hakkında soruşturma başlatıldı.








Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz'in göreve gelmesinin ardından oluşturulan İş Yeri Hijyen Denetim Ekibi, halk sağlığını tehdit eden uygulamalara karşı denetimlerini ilçe genelinde sürdürüyor. Karadeniz'in göreve geldiği ilk günden itibaren özellikle üzerinde durduğu gıda güvenliği konusunda sağlıksız üretime ve halk sağlığını riske atan hiçbir uygulamaya müsamaha gösterilmeyeceği vurgulandı.

Gaziosmanpaşa Belediyesi ekiplerinin geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiği bir başka denetimde de yaklaşık 10 ton bozulmuş ve son kullanma tarihi geçmiş gıda ürününün piyasaya sürülmesi engellenmişti.




















logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.