logo
13 MAYIS 2026

Soruşturmaya izin yok

21.03.2006 00:00:00
Şemdinli İddianamesiyle ilgili sert bir açıklama yapan Genelkurmay, vahim bir hukuki hata işlendiğini ve savcının yetkilerini aştığını belirterek, Büyükanıt'ın soruşturulmasına izin vermedi. Genelkurmay, "İddianame hukuki olmaktan ziyade siyasidir ve hedefi TSK'yı yıpratmaktır" dedi.

Genelkurmay Başkanlığı Org. Büyükanıt' ile ilgili iddianameye sert cevap verdi: "Savcılık sınırlarını aştı. İddianame hukuki olmaktan ziyade siyasi. Soruşturmaya gerek yok"

Şemdinli iddianamesinde Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a yönelik ifadelerle ilgili olarak, Genelkurmay'dan bir açıklama geldi.Genelkurmay Başkanlığı, "Şemdinli olayları iddianamesi" olarak bilinen 2 adet dosya üzerinde yapılan detaylı inceleme ve ulaşılan sonuçlar ışığında, "soruşturulması Genelkurmay Başkanı'nın yetkisine giren" personel için, daha önce askeri yargıya intikal ettirilmiş olanlar hariç, soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar verildiğini bildirdi. İddianamenin söz konusu bölümlerinin "maksadını aşan, hukuki olmaktan çok siyasi içerikli, bazı mensuplarını hedef alarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmaya ve terörle mücadeledeki azim ve iradesini zayıflatmaya yönelik olduğu kanaatine varıldığı" kaydedildi.

İşte o açıklamaGenelkurmay Başkanlığı, Şemdinli İddianamesiyle ilgili olarak dün şu açıklamayı yaptı:1. Kamuoyunda Şemdinli İddianamesi olarak bilinen konuda Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iki adet dosya 13 Mart 2006 tarihinde Genelkurmay Başkanlığına ulaştırılmıştır.2. Genelkurmay Başkanlığının 8 Mart 2006 tarihinde yaptığı teknik açıklamada belirtilen yasal mevzuat çerçevesinde anılan iki dosyadaki iddia, ihbar, şikayet ve değerlendirmeler incelenmiş ve aşağıdaki sonuçlara varılmıştır.a. Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs olduğu iddia edilen ve kamuoyu tarafından çok iyi bilinen ifadenin, hüküm kurmak amacıyla kasıtlı olarak sadece bir bölümünün dikkate alındığı görülmüştür. İfadenin tamamı dikkate alındığında hükmün ön gördüğü kastın olmadığı açıkça anlaşılmaktadır.b. İddianamede yer alan ve Cumhuriyet Savcısı tarafından çete kurma fiili olarak bahsedilen bir diğer suçlama ile ilgili olarak halihazırda askeri yargıda devam etmekte olan bir hazırlık soruşturması olmasına rağmen, aynı konuda ve aynı şahıs (Diyarbakır Söz TV  sahibi Mehmet Ali Altındağ) tarafından verilen yeni ifadelere itibar edilerek, hiçbir maddi delil ve bulguya dayanmaksızın bir yüksek rütbeli komutan adının da aynı suçlamalara yeni bir olay gibi dahil edilmesi, hukukun etik kurallarının dışına çıkıldığını göstermiştir.c. Dosyada yer alan ihbar mektubunda imzası dahi olmayan ve vermiş olduğu adresin sahte olduğunu mülki makamların resmi yazısı ile teyit ettirmiş olduğumuz bir şahsın hiçbir somut delile dayanmayan hayali iddiaları üzerine Türk Silahlı Kuvvetlerinin bazı mensupları hakkında görevi kötüye kullanma, rüşvet ve kaçakçılık gibi çok ağır suçlamalar yapılarak vahim bir hukuki hata işlenmiştir.ç. Jandarmanın mülki görevleri kapsamında olduğu yasalarda açık bir şekilde ifade edilmiş olmasına rağmen önleyici kolluk faaliyeti için istihbarat temini amacıyla yapılan bir görevlendirme işlemi, bölgede mülki görevi ve sorumluluğu olmayan ancak valinin kuvvet talebi sonrası kolluk kuvvetlerini harekat komutası / kontroluna alan personel ile de böyle bir talep olmadığı halde irtibatlandırılmış ve bu personel gerçekle ilgisi olmayan suçlamalara maruz bırakılmıştır.

Savcı Ferhat Sarıkaya yetkilerini aştıd. İddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı; kendisine ulaşan iddia, ihbar ve şikayetlerden Genelkurmay Başkanlığının yetkisine girenleri, soruşturma yapmaksızın ve hiç bir hüküm sergileyici ifade kullanmadan, olduğu gibi, yetkili makam olan Genelkurmay Başkanlığına göndermesi gerekirken, yasal yetkilerini aşarak kendisine göre suç tanımı yapmış ve bunu olmaması gereken bir şekilde iddianamesine yansıtmıştır.e. İddianamede yer alan usul ve maddi hatalar ile noksanlar dikkate alındığında, bir Cumhuriyet savcısının bu derece hukuk bilgisinden yoksun veya tecrübesiz olamayacağı, bu bariz hataları yapması için, belli bir görüşün temsilcilerinin kamuoyuna da yansımış etki ve telkinleri altında kalmış olabileceği değerlendirilmektedir.f. Muhteva olarak bu iddianamenin söz konusu bölümlerinin maksadını aşan, hukuki olmaktan çok siyasi içerikli, bazı mensuplarını hedef alarak Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmaya ve terörle mücadeledeki azim ve iradesini zayıflatmaya yönelik olduğu kanaatine varılmıştır.

Soruşturma gereksiz3. Yapılan detaylı inceleme ve ulaşılan sonuçlar ışığında, Genelkurmay Başkanlığına intikal ettirilen dosyalar kapsamındaki soruşturulması Genelkurmay Başkanının yetkisine giren personel için, daha önce askeri yargıya intikal ettirilmiş olanlar hariç, soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.4. Yüce Türk Milletince çok yakından bilindiği üzere Türk Silahlı Kuvvetleri hukukun üstünlüğüne ve yargının bağımsızlığına yürekten inanan bir kurumdur. İçinden çıkan münferit hukuk dışı davranışları olan personeli hakkında, eğer ciddi ve tutarlı iddialar varsa, kimsenin yönlendirmesine ve telkinine ihtiyaç duymadan gerekli işlemi hiç tereddütsüz yapmaktadır. Hal böyle iken bu şekilde mesnetsiz, hukuki dayanaktan yoksun ve maksatlı bir belgenin hazırlanmış olması, hem kamu vicdanını, hem de Türk Silahlı Kuvvetlerini ciddi şekilde rahatsız etmiştir.

HSYK'ya çağrı5. Türk Silahlı Kuvvetlerine yapılan bu haksız ve maksatlı suçlamalar karşısında öncelikle anayasal sorumluluğu olanların tavır almaları, bu saldırıyı bütün yönleriyle ortaya çıkarmaları ve arkasındaki çarpık zihniyetin temsilcilerini makam, statü ve konumları ne olursa olsun kamuoyuna açıklamaları ve haklarında işlem yapmaları gerekmektedir. Bu çerçevede, iddianameyi hazırlamış olan Cumhuriyet Savcısı hakkında ilgili makamlar nezdinde gerekli girişim tarafımızdan yapılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri kendisine karşı düzenlenen bu girişimlerin tümüyle farkındadır ve yasal yollardan sonuna kadar da takipçisi olacaktır.

Savcı Sarıkaya ifade verdiHazırladığı Şemdinli İddianamesi'nde Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile üst düzey komutanları da suçlayan Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya hakkında Adalet Bakanlığı'nın başlattığı inceleme tamamlandı. Van'da Sarıkaya'nın savunmasını alan 2 müfettiş Ankara'ya döndü. Genelkurmay Başkanlığı'nın Savcı Sarıkayı'nın iddianamesinde suçladığı Orgeneral Büyükanıt hakkında soruşturma yapılmayacağını açıklamasına karşın Van Cumhuriyet Başsavcılığı sessiz kaldı.Van Cumhuriyet Başsavcısı Kemal Kaçan ve diğer savcıların da bilgisine başvuran müfettişler, cuma günü Van'dan ayrıldı. Müfettişlerin, hazırlayacağı raporu Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'ne sunacağı belirtildi.

Tanju Özcan için istenen ceza belli oldu

Bolu Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturmada iddianame tamamlandı. Görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın, "Marketler Olayı" kapsamında irtikap ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından 263 yıla kadar hapsi istendi

13.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Tanju Özcan için istenen ceza belli oldu
Tanju Özcan için istenen ceza belli oldu
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Bolu Belediyesi ve Bolu Sivil Toplum Vakfı'na (BOLSEV) yönelik yürütülen geniş kapsamlı soruşturmada çok çarpıcı bir gelişme yaşandı.

Mart ayında tutuklanarak görevden uzaklaştırılan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 19 şüpheli hakkındaki iddianame tamamlandı.

Kamuoyunda "Marketler Olayı" olarak bilinen soruşturma kapsamında hazırlanan 178 sayfalık iddianamede, savcılık Tanju Özcan için rekor ceza talep etti.

Rekor ceza istemi

Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan ve Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan iddianamede, Tanju Özcan hakkında ağır suçlamalar yer alıyor. 7'si tutuklu 19 kişinin yargılandığı dosyada Özcan için "icbar suretiyle irtikap", "nitelikli dolandırıcılık", "rüşvet" ve "Vakıflar Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplamda 263 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

"Marketler Olayı" iddianamesinin detayları

Soruşturmanın odağında yer alan iddialara göre, kentteki ulusal ve yerel zincir marketlerin ruhsat, imar ve çalışma izinleri süreçlerinde usulsüzlükler yapıldı. İddianamede öne çıkan başlıklar şunlar:

Zorunlu Bağış İddiası: Market zincirlerinin belediyedeki iş ve işlemlerinin onaylanması karşılığında, BOLSEV (Bolu Sivil Toplum Vakfı) üzerinden yüksek miktarlarda "bağış" adı altında para toplandığı öne sürülüyor.

İrtikap ve Organize Yapı: Savcılık, bu sürecin organize bir şekilde yürütüldüğünü ve esnaf ile iş insanlarının baskı altına alınarak (icbar suretiyle) bu ödemeleri yapmaya zorlandığını iddia ediyor.

Diğer Şüpheliler: Dosyada belediye bürokratları, vakıf yöneticileri ve aracı olduğu iddia edilen isimlerden oluşan 7 tutuklu sanık hakkında da benzer suçlardan ağır hapis cezaları talep ediliyor.

Cezaevinden ilk tepki

Tutukluluk hali devam eden Tanju Özcan, avukatları aracılığıyla ve SEGBİS üzerinden yaptığı açıklamalarda suçlamaları kesin bir dille reddetti. Operasyonun tamamen siyasi amaçlarla yapıldığını savunan Özcan, Bolu halkına hizmet etmesinin engellendiğini ve belediyeye kumpas kurulduğunu ileri sürdü.

Mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle birlikte, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak olan Tanju Özcan ve diğer sanıkların yargılanma sürecine Bolu Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanacak. Türkiye'nin gözü kulağı bu davanın ilk duruşma tarihinde olacak.

Kuvvetli sağanak geliyor

İçişleri Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden alınan son veriler doğrultusunda Türkiye genelinde çok sayıda il için "sarı" kodlu kuvvetli sağanak yağış alarmı verdi

13.05.2026 17:50:00
Haber Merkezi
Kuvvetli sağanak geliyor
Kuvvetli sağanak geliyor
İçişleri Bakanlığı, özellikle 14 Mayıs 2026 Perşembe günü yurdun batı, iç ve kuzey kesimlerinde etkili olması beklenen gök gürültülü sağanak yağışlar nedeniyle vatandaşları ani sel, su baskını, yıldırım ve fırtına riskine karşı acil önlem almaya çağırdı.

Bakanlığın sosyal medya hesapları ve İçişleri Bakanlığı Resmi hesabı üzerinden yapılan duyurularda, bölge bölge risk altındaki iller sıralandı:

Risk altındaki bölgeler ve il il uyarılar

• Ege Bölgesi: İzmir Valiliği ve meteoroloji istasyonlarından gelen uyarılara göre, özellikle İzmir'in iç kesimleri (Bergama, Kınık, Kemalpaşa, Torbalı, Bayındır, Tire, Ödemiş, Beydağ, Kiraz) ile Manisa, Aydın ve Kütahya genelinde şiddetli yağış bekleniyor.

• Marmara ve Trakya: Edirne'nin kuzey kesimleri, Kırklareli çevreleri, Balıkesir ve Bursa genelinde yağışlar gök gürültülü ve yer yer fırtınalı geçecek.

• İç Anadolu'nun Kuzeyi: Ankara'nın kuzey ve doğu ilçeleri başta olmak üzere Eskişehir, Çankırı, Kırıkkale, Yozgat ve Sivas çevrelerinde kararsız hava yapısına bağlı ani bastıran yağışlar görülecek.

• Karadeniz Bölgesi: Bolu, Karabük, Kastamonu, Çorum, Amasya, Tokat, Sinop ile Samsun ve Ordu'nun iç kesimlerinde sarı kodlu alarm geçerliliğini koruyor.

• Doğu Anadolu: Ağrı, Kars ve Ardahan çevrelerinde yağışların yerel olarak çok kuvvetli olacağı tahmin ediliyor.

Olası tehlikelere karşı AFAD ve Bakanlık alarmda

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinesinde ilgili valilikler ve belediyeler teyakkuza geçirildi. Hava muhalefetinin zirve yapacağı saatlerde vatandaşların şu tehlikelere karşı hazırlıklı olması istendi:

• Ani sel ve bodrum katlarını etkileyecek su baskınları

• Açık alanlarda yıldırım düşmesi ve yerel dolu yağışı

• Yağış anında hızı 60 km/s bulabilecek kuvvetli rüzgar, fırtına ve hortum riski

• Görüş mesafesinin düşmesi nedeniyle ulaşımda yaşanabilecek aksamalar

Bakanlık, olumsuz hava şartları altındaki bölgelerde yaşayanların resmi kurumların güncel duyurularını takip etmesini ve zorunlu olmadıkça fırtına esnasında trafiğe çıkmamasını önemle hatırlattı.

Fabrika yangınından acı haber

Mersin'de faaliyet gösteren bir yağ fabrikasında çıkan yangında bir işçi hayatını kaybetti. Yangının halen kontrol altına alınamadığı bildirildi

13.05.2026 16:55:00
İhlas Haber Ajansı
Fabrika yangınından acı haber
Fabrika yangınından acı haber
Mersin'de bir yağ fabrikasında çıkan yangında bir işçi yaşamını yitirdi. 

Olay, merkez Akdeniz ilçesi Kazanlı Mahallesi'nde bulunan Aves Enerji Dolum Tesislerinde meydana geldi. Yakıt tankında henüz belirlenemeyen bir nedenle patlama yaşandı. Patlama sırasında tank üzerinde bulunan Süleyman Güner (47), yaklaşık 20 metre yükseklikten beton zemine düştü. Ağır yaralı olarak Toros Devlet Hastanesi'ne kaldırılan işçi, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

Patlamanın ardından fabrikada çıkan yangına ilk olarak tesisin kendi ekipleri müdahale etti. Alevlerin kısa sürede büyümesi üzerine bölgeye Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, AFAD ve emniyete bağlı TOMA araçları sevk edildi.

Yağ dolum silolarındaki yanıcı maddeler nedeniyle ekiplerin söndürme çalışmalarını güçlükle yürüttüğü öğrenildi. Fabrikadan yükselen yoğun siyah duman kilometrelerce uzaklıktan görülürken, yangın dron ile havadan görüntülendi.

Öte yandan, fabrika çevresinde geniş güvenlik önlemleri alınırken, muhtemel risklere karşı bazı bölümlerin tahliye edildiği bildirildi. Yangına müdahalenin sürdüğü, olayla ilgili inceleme başlatıldığı öğrenildi.

‘Casusluk’ davasında ara karar açıklandı

İstanbul'daki "casusluk" davasında ara karar çıktı. Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün tutukluluk halinin devamına hükmedildi. 20’şer yıla kadar hapsi istenen sanıkların yargılandığı duruşma 6 Temmuz’a ertelendi

13.05.2026 15:10:00
Haber Merkezi
‘Casusluk’ davasında ara karar açıklandı
‘Casusluk’ davasında ara karar açıklandı
Kamuoyunun yakından takip ettiği, görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, siyasi danışman Necati Özkan ve iş insanı Hüseyin Gün'ün yargılandığı "siyasal casusluk" davasında ara karar verildi.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Cezaevi kampüsünde görülen duruşmada, heyet tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmederek bir sonraki celseyi 6 Temmuz tarihine erteledi.

20'şer yıla kadar hapis istemi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede sanıklar; "devletin güvenliği veya siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etmek" (TCK 328) suçlamasıyla yargılanıyor.

Savcılık; Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün hakkında 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası talep ediyor.

İddianamede, İBB veri tabanındaki bazı bilgilerin "dark web" üzerinden paylaşıldığı ve bu yolla 2019 yerel seçim sonuçlarının manipüle edilerek siyasi nüfuz kazanılmasının amaçlandığı iddiaları yer alıyor.

Sanıklar suçlamaları reddetti

Duruşma periyodu boyunca savunma yapan sanıklar, dosyada somut hiçbir delil bulunmadığını belirterek suçlamaların tamamını reddetti.

Ekrem İmamoğlu savunmasında, "Ortada ne bir suç ne de delil var. Tamamen siyasi hedefler uğruna uydurulmuş bir senaryoyla karşı karşıyayız" diyerek beraat ve tahliye talep etti. Son oturumda ise mahkeme heyetine seslenerek Necati Özkan ve Merdan Yanardağ'ın tahliye edilmesini istedi.

Soruşturmanın başlangıcında etkin pişmanlık beyanlarıyla gündeme gelen Hüseyin Gün, mahkemedeki ifadesinde İBB veri tabanını kopyalamadığını, söz konusu çalışmanın sadece açık kaynak verilerine dayanan ücretsiz bir sosyal medya analizinden ibaret olduğunu savundu.

Necati Özkan davanın absürt bir kurgu olduğunu belirterek, "Bu davanın sanığı olmamın tek nedeni Ekrem İmamoğlu'nun seçim kampanyalarını yönetmiş olmamdır" dedi.

Merdan Yanardağ ise kendisine ve genel yayın yönetmeni olduğu TELE1 kanalına yönelik iddiaların haksız olduğunu vurgulayarak, "Hayatım boyunca bağımsız gazetecilik yaptım. Emperyalizmin işbirlikçileri yurtseverleri casuslukla suçluyor" ifadeleriyle tepki gösterdi.

Mahkeme heyetinden tutukluluğa devam kararı

Sanık avukatlarının tahliye ve dosyanın usulden reddi taleplerini değerlendiren mahkeme heyeti, mevcut delil durumunu ve suçlamaların niteliğini gerekçe göstererek 4 sanığın da tutukluluk halinin devam etmesine karar verdi.

Davanın bir sonraki duruşması, eksik evrakların tamamlanması ve tanık beyanlarının alınması amacıyla 6 Temmuz gününe bırakıldı.

Ankara'da 'Sanal Çetelere' operasyon: 19 gözaltı

Ankara'da, sosyal medya hesaplarında silahlı fotoğraflar paylaşan şahıslara yönelik operasyon yapıldı. Yapılan operasyonlarda 19 şüpheli yakalandı

13.05.2026 10:21:00
İhlas Haber Ajansı
Ankara'da 'Sanal Çetelere' operasyon: 19 gözaltı
Ankara'da 'Sanal Çetelere' operasyon: 19 gözaltı
Ankara'da, sosyal medya hesaplarında silahlı fotoğraflar paylaşan şahıslara yönelik operasyon yapıldı. Yapılan operasyonlarda 19 şüpheli yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medyada silahlı paylaşımlara yönelik soruşturma başlattı. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü tarafından, sosyal medya hesaplarında silahla ateş eden ve silahlı fotoğraflar paylaşan şahısları deşifre edildi.

Silahlı fotoğraflarını yayınlayarak sosyal medya üzerinden birbirlerine meydan okuyan şahısların adresleri takibe alındı. Yapılan takip ve tarassut sonucu yaralama, tehdit, ruhsatsız silah bulundurma ve uyuşturucu suçlarından çok sayıda kaydı olan şüphelilere yönelik şafak vakti eş zamanlı operasyon yapıldı.

Altındağ ilçesinde yapılan operasyonlarda 19 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin evlerinde Gasp Büro timlerince arama yapıldı. Ankara Emniyet Müdürü Maksut Yüksek, "Sanal Çetelere" yönelik yapılan operasyonların kararlılıkla süreceğini ifade etti.

PKK tarafından 15 tonluk bomba infilak ettirilmiş, 16 kişi ölmüştü

Diyarbakır'ın Sur ilçesine bağlı Dürümlü mezrasında terör örgütü PKK mensuplarınca kamyona yüklenen 15 tonluk patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybettiği olayın üzerinden 10 yıl geçti

13.05.2026 00:50:00
İhlas Haber Ajansı
PKK tarafından 15 tonluk bomba infilak ettirilmiş, 16 kişi ölmüştü
PKK tarafından 15 tonluk bomba infilak ettirilmiş, 16 kişi ölmüştü
Diyarbakır'ın Sur ilçesine bağlı Dürümlü mezrasında terör örgütü PKK mensuplarınca kamyona yüklenen 15 tonluk patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybettiği olayın üzerinden 10 yıl geçti.






Terör örgütü PKK mensupları, 12 Mayıs 2016 tarihinde Bingöl'ün Genç ilçesine bağlı Döşekkaya köyü yakınlarında yol çalışması yapan bir firmaya ait kamyonu gasp ederek yaklaşık 15 tonluk bombayı araca yüklemiş, bomba yüklü araç içindeki PKK'lılarla birlikte Sur ilçesine bağlı Tanışık Mahallesi'ne gelmişti.

Köylülerin şüphelenmesi üzerine araçtaki PKK'lılar ile köylüler arasında tartışma yaşanmış, olayın ardından teröristler bomba yüklü kamyonu Dürümlü mezrasına doğru yönlendirmişti. Köylüler tarafından takibe alındıklarını ve kaçamayacaklarını anlayan teröristler 15 ton patlayıcı yüklü kamyonu infilak ettirmiş, olayda hepsi akraba olan 16 kişi ölmüş, 26 kişi de yaralanmıştı. Patlamanın üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen acılar ilk günkü tazeliğini koruyor.









"Biz onları unutmayacağız"

Patlamanın yıldönümünde mezarlık önünde açıklamalarda bulunan Çelebi Yaman, "Şehit ailesiyim. Burada bulunan şehitlerin tamamı benim kardeşim, kuzenlerim ve amcamdır. 12 Mayıs 2016'da terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıda hepsi şehit oldu. Bugün şehitlerimizin 10. yıl dönümü. Aradan sadece 10 yıl değil, 100 yıl da geçse biz onları unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi.









"Değil 10 yıl, 10 bin yıl da geççe bu acı içimizden çıkmayacak"

Olayda yakınlarını kaybeden Mehmet Yaman da, "Bu olayda ağabeyimi, babamı, amcamı ve dayılarımı kaybettim. Bugün olayın 10. yılı. Allah hepsine rahmet eylesin inşallah. Değil 10 yıl, 10 bin yıl geçse de bu acı içimizden çıkmayacak. Allah-u Teala bütün şehitlerimize rahmet eylesin inşallah. Bu çözüm süreciyle birlikte inşallah artık bu olaylar yaşanmaz. Umarım bir daha böyle acılar yaşanmaz. Bizim başımıza geldi, kimsenin başına gelmesin. Allah kimseye böyle bir acı yaşatmasın inşallah. Biz 16 şehit verdik. Allah-u Teala hepsine rahmet eylesin. Bu acı ne yapsak içimizden çıkmaz. Buradan Recep Tayyip Erdoğan'a ve Devlet Bahçeli'ye selamlarımızı gönderiyoruz. Bütün ailemizin selamı var. Allah hepinizden, devletimizden razı olsun" diye konuştu.

"Yeni doğan çocuklar onların isimleri ile yaşıyor"

Yakınlarını kaybeden Şahin Güler ise, "12 Mayıs 2016'da Tanışık köyünde terör örgütü PKK'nın saldırısı sonucunda 16 yakınımı kaybettim. Tamamı dayımlar ve dayım çocuklarıydı. Birlikte büyüdüğümüz insanlardı. Bugün üzerinden 10 yıl geçti ama acıları hala içimizde taze. Unutmadık, unutturmayacağız. Birçoğunun ismini çocuklarımıza verdik. Yeni doğan çocukların çoğunda bugün onların isimleri yaşıyor" şeklinde konuştu.






Bolu Belediyesi'ne 5'inci dalga operasyon

Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Bolu Belediyesi'ne yönelik sabah saatlerinde 5'inci dalga operasyonu düzenlendi. Operasyon kapsamında belediyeye bağlı bazı birimler ve Bol Tur A.Ş.'deki evraklar inceleme altına alındı

12.05.2026 12:39:00
İHA
Bolu Belediyesi'ne 5'inci dalga operasyon
Bolu Belediyesi'ne 5'inci dalga operasyon
Edinilen bilgiye göre, yürütülen bir soruşturma kapsamında Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri sabah saatlerinde Bolu Belediyesi hizmet binasına geldi.






Binaya otopark kısmından giriş yapan jandarma ekipleri, belediye bünyesindeki bazı birimler ile Bol Tur A.Ş.'de arama ve inceleme çalışması başlattı. 






Soruşturmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen çok sayıda evrak, jandarma ekipleri tarafından titizlikle mercek altına alındı.








Ekiplerin binadaki incelemeleri sürüyor.













Heybeliada Ruhban Okulu açılmamalı

Bartholomeos Atina’da Heybeliada Ruhban Okulu’nu açma provokasyonu yaparken, hükümetin “diyalog” ve “jest” politikası millî egemenliğimizi etkiliyor. Türkiye, Lozan’a aykırı bu ekümenik tehdide boyun eğmemeli; Ruhban Okulu kapalı kalmalı 

12.05.2026 12:10:00
Eyüp Kabil
Heybeliada Ruhban Okulu açılmamalı
Heybeliada Ruhban Okulu açılmamalı
Atina'da resmi bir ziyaret sırasında Yunan Parlamentosu'nda ve 35. patriklik yıl dönümü töreninde konuşan Fener Rum Patriği Bartholomeos, Heybeliada Ruhban Okulu'nun Eylül ayında "görkemli bir açılış"la faaliyete geçeceğini iddia etti.

Yenileme çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu belirten Bartholomeos, bu açıklamasıyla bir kez daha Türkiye'nin iç işlerine müdahale eden, Lozan Antlaşması'na aykırı ve millî egemenliğimizi hiçe sayan bir tutum sergiledi.

Bu sözler, Yunanistan'da büyük heyecan yaratırken, Türkiye'de haklı bir tepkiyle karşılandı. Heybeliada Ruhban Okulu, 1971 yılında Türk hukukuna göre kapatılmış bir kurumdur. Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanı içinde bulunan bu okulun statüsü, azınlık hakları kisvesi altında yabancı bir dinî merkezin eğitim faaliyetine dönüştürülmek istenmesi, açık bir millî güvenlik ve egemenlik meselesidir. Okulun açılması, Fener Rum Patrikhanesi'nin "ekümenik" iddialarını güçlendirerek, Türkiye'deki Rum cemaatinin ötesinde küresel bir Ortodoks merkezi haline gelmesine zemin hazırlayacaktır. Bu da, tarih boyunca defalarca görüldüğü üzere, dış güçlerin Türkiye'ye karşı kullandığı bir araçtır.

Sadece bir açılış duyurusu değil

Bartholomeos'un Atina'da yaptığı konuşma, sadece bir "açılış duyurusu" değil, aynı zamanda Yunanistan'la ortak bir gündem oluşturma ve uluslararası kamuoyunu Türkiye'ye karşı mobilize etme çabasıdır. Patriğin "barış, insan hakları ve dinler arası diyalog" gibi genel geçer ifadeleri arkasına sığınarak Türkiye'yi "dini özgürlükleri engellemekle" suçlama taktiği, klasik bir dış propaganda yöntemidir. Oysa gerçek şudur: Türkiye, azınlıklara yönelik en geniş hakları sağlayan ülkelerden biridir. Ancak bu haklar, Türk devletinin üniter yapısını ve millî güvenliğini tehdit edecek şekilde istismar edilemez.

Heybeliada Ruhban Okulu'nun kapalı kalması, Türkiye'nin egemenlik hakkıdır. Okulun yeniden açılması, patrikhanenin siyasi emellerini besleyecek, yabancı ajanlık faaliyetlerine kapı aralayacak ve Lozan'ın ruhuna aykırıdır. Türkiye, kendi topraklarında bir "Vatikan benzeri" dinî devletin filizlenmesine izin vermemelidir.

Patrikhane'nin istihbarat bağlantıları göz ardı edilmemeli

Hükümetin tutumu ise eleştiriyi hak ediyor. Uzun yıllardır "yeniden açacağız, diyalogla çözeceğiz, AB ve ABD'ye jest yapacağız" yaklaşımı, millî çıkarlar karşısında yetersiz ve tehlikeli bir uzlaşmacılıktır.

Erdoğan'ın geçmişte "çalışıyoruz" açıklamaları ve son dönemde hızlanan restorasyon izinleri, Bartholomeos'a cesaret vermiştir. İktidar, "yumuşak güç" ve "komşularla iyi ilişkiler" adına stratejik tavizler verirken, Patrikhane'nin siyasi emellerini ve yabancı istihbarat bağlantılarını göz ardı etmemelidir. Bu yaklaşım, Lozan'ın ruhuna aykırıdır ve Türkiye'yi "Vatikan benzeri" bir yapının gölgesinde bırakma riski taşımaktadır. Millî güvenlik meselelerinde "diyalog" bahanesiyle adım atmak, uzun vadede egemenlik kaybına yol açar.

Heybeliada Ruhban Okulu'nun kapalı kalması, Türkiye Cumhuriyeti'nin vazgeçilmez egemenlik hakkıdır. Bartholomeos'un Atina'daki gövde gösterisi ve hükümetin yumuşak tutumu, bu gerçeği değiştirmez. Türkiye, kendi topraklarında dinî bir "devlet içinde devlet" oluşumuna izin vermemeli.

İBB Davası'nın 36. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 77'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 36. duruşması başladı

 

12.05.2026 11:36:00 / Güncelleme: 12.05.2026 11:53:47
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 36. duruşması başladı
İBB Davası'nın 36. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, bazı CHP milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık iş insanı Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketinde güvenlik müdürü olan sanık Yener Torunler'in savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 33 sanığın tahliyesiyle davada 77 tutuklu sanık bulunuyor.

Bugünkü yasa dışı bahis operasyonu bilançosu: 108 gözaltı

İstanbul merkezli 35 ilde siber polisi tarafından yapay zeka destekli çalışmalarla düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 108 şüphelinin yakalandığı bildirildi

12.05.2026 10:36:00
İhlas Haber Ajansı
Bugünkü yasa dışı bahis operasyonu bilançosu: 108 gözaltı
Bugünkü yasa dışı bahis operasyonu bilançosu: 108 gözaltı
İstanbul merkezli 35 ilde siber polisi tarafından yapay zeka destekli çalışmalarla düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 108 şüphelinin yakalandığı bildirildi. Yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen 5 bin, bu sitelerin reklamını yaparak mobil kullanıcıları yönlendiren 111 ve ödeme işlemlerine aracılık ettiği belirlenen 40 olmak üzere toplam 5 bin 151 URL adresine ise erişim engeli kararı alındığı öğrenildi.



İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalarda yasadışı bahis şebekelerine büyük darbe vuruldu. Yapay zeka destekli programlar kullanılarak deşifre edilen illegal bahis şebekesi çökertildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan yapay zeka destekli Açık Kaynak İstihbaratı Analiz Sistemi'nin (AVCI) kullanıldığı çalışmalarda, çeşitli gruplardan 600 bin mesaj analiz edildi, şüphelilerin kimlikleri, adresleri ve finans evi olarak kullanılan yerleri tespit edildi. Yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen şüphelilere yönelik bu sabah İstanbul merkezli 35 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 108 kişi yakalanarak gözaltına alındı. Baskın yapılan adreslerdeki aramalarda suçta kullanılan çok sayıda dijital materyal ele geçirildi.

Ayrıca yasa dışı sanal bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen 5 bin, bu sitelerin reklamını yaparak mobil kullanıcıları yönlendiren 111 ve ödeme işlemlerine aracılık ettiği belirlenen 40 olmak üzere toplam 5 bin 151 URL adresine de erişim engeli kararı alındığı kaydedildi.

Gözaltına alınan 108 şüpheli, ifadeleri alınmak üzere İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Zanlıların emniyetteki ifadelerinin ilerleyen saatlerde alınacağı öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.