Dünkü yazımı okuyan bazı okuyucularım, 'Kıbrıs'tan, Filistin'den neden bahsetmedin' diye mesaj attılar.
Bahsedelim o zaman! Kıbrıs'ı sattı, diyorlar! Yok, arkadaşlar! Satmamış! Tahtını koruma garantisi ve 90 küsur bin altın karşılığında işletmesini İngilizlere devretmiş. Alçak İngilizler de daha sonra adaya çökmüş.
Filistin mi? Tapusunu bile üstüne yaptırmış. Ama sahip bile çıkmamış.
1869-1908 yıllarına ait Anadolu, Ortadoğu, Balkanlar ve Trakya'da aktif ve pasif olarak toplam 7 bin 756 taşınmazın tapu kaydı bulunuyor. Bunun 2 bin 369'u Anadolu'da.
2. Abdülhamit'in Ortadoğu'da ise Suriye'de 390, Lübnan'da 333, Filistin'de 223, Irak'ta 83, Arabistan'da 60, İsrail'de 10, Libya'da da 8 olmak üzere toplam bin 107 kaydı olduğu resmi olarak açıklandı.
Bir tarafta borçlarını ödeyemeyen bir devlet, devlet mallarını satmak için kurulan Duyun-i Umumiye, borç ödemek için satılan toprak parçaları.
Diğer tarafta ise multi milyarder, cennet mekân (!) padişah.
Örneğin Cennet mekan sultanımız 'hürriyet, vatan, millet, cumhuriyet, anayasa (Kanun-i Esasi), ihtilal, suikast, anarşi, grev ve müsavat-eşitlik gibi sözcükleri yasaklamış.
Bak, bak! 'Tahtakurusu' kelimesini 'tahtın kurusun' diye okunabileceği korkusuyla yasaklamış.
Halk arasına ajanlar sokmuş. Nice faili meçhul cinayetler işlenmiş. Halkın siyaset konuşması fiilen yasaklanmış.
Zamanın gazete, dergi ve kitaplarına sıkı bir denetim getirmiş. Tiyatro oyunlarında siyasi ima içerikler engellenmiş. Karagöz oyunu bile sansüre uğramış.
Okullarda geçmişe dair yenilgi ve isyan konularının okutulması yasaklanmış, binlerce kitap yakılmış.
'Darbe yaparlar' korkusuyla Haliç'e hapsettiği donanmanın denize açılması ve eğitim yapması, engellenmiş.
Güvenlik gerekçesiyle Müslüman kadınların, siyah çarşaf giymesi bile yasaklanmış.
Yüzleştirme
Onlarca yıldır malum kesim Atatürk'e saldırmak için bin bir başlığı kullandılar. Haklı çıkmak için tarihi şahsiyetlerimizi, kendilerine delil göstermeye çalıştılar.
Bunlardan birisi de Kazım Karabekir Paşa'dır. Kazım Karabekir Paşa'nın, Mustafa Kemal'e eleştirilerini dillerinden düşürmezler.
Amma! Kazım Karabekir Paşa'nın, 2. Abdülhamit için dediklerinin de kimsenin duymasını istemezler.
Atatürk, cumhuriyet karşıtlığı ile bilinen Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, 'Kâzım Karabekir ve II. Abdülhamid Han!' başlıklı yazısında bakın ne diyor?
"Koca Sultan, bu işleri bir gün senin öz Türk milletin de yapacak ve sen, onların elinden yakanı kurtaramayacaksın.
Eğer aklın eriyorsa fikirleri boğma, onlara yol ver ve hürmet et. Muhitini saran cahil veya riyakâr, murdar ahlaklı insanları dağıt da, Avrupa hükümdarları gibi milletini saadete götür. Sen de milletinin sevgisi arasında mesut yaşa. Fakat yazık ki daha ismini bile zor yazabilecek derecede irfanın var." (Türkiye Gazetesi, 13 Aralık 2019)
Sen de boğulacaksın
"Etrafındaki yüzlerce halayıkların şehvet halkası içinde, bütün hanedanın gibi tereddi etmişsin (soysuzlaşmışsın).
Mithat Paşa gibi bir veziri, Mahmut Paşa gibi bir damadı boğduran, en namuslu, hamiyetli ve malumatlı insanları zindanlarda, menfalarda çürüten, muhitini hafiye ağları içinde kuklaya çeviren insandan ne beklenir?
Dün İttihat ve Terakki'yi de boğdun. Mithat Paşa'nın, Jön Türkleri gibi onların da mahvolduğuna belki kailsin.
Fakat fikirler ölmüyor, birbirine zincirleniyor. Muhakkak her müstebit gibi fikirler arasında sen de boğulacaksın." (Hayatım – Kazım Karabekir?
Mehmet Akif Ersoy
Bakın ne yazmış!
"Yıkıldın gittin ey heykel-i istibdat, nihayet;
Gökler de gülsün, yerler de gülsün, artık hürriyet!
Zulmün o mülevves, o karanlık devri kapandı;
Dünya yeniden nur-ı saadetle uyandı!
Gözyaşları dinsin, bütün eşvak uyansın;
Canlar cana, ruhlar ruha, kalpler kalbe bağlansın!
Gölgesinden bile korkan, o ödlek baykuş,
Otuz üç yıl o kanlı uykusunu patlattı durdu;
Hâlâ uyanmamış mısın ey uykucu millet?
Uyan, uyan ki bu uykun mahvına sebep olacak!
Gözünü aç ki, her yer zulmet içinde kalmış;
Nur-ı hürriyet, bak, ufuktan nasıl parlamış!"
…
"Mütefekkir geçinenlerde ne yüksek himmet!
Müslümanlıkları 'Padişahım çok yaşadan' ibaret.
...
Sırtı yerden yere gelmezdi, evet, İslâm'ın,
Sen eğer olmasaydın o mel'un 'Hafiye'nin mülazımı."
…
"Kaç hakiki Müslüman varsa, kovulmuş, haydar,
Zulmün her nev'ini gördük, ey şaki Firavun!"
Neticede herkes yaptığında sorulacak. Hiç kimseye zerre haksızlık yapılamayacak ve herkes sevdiği ile beraber haşrolacaktır.
Bahsedelim o zaman! Kıbrıs'ı sattı, diyorlar! Yok, arkadaşlar! Satmamış! Tahtını koruma garantisi ve 90 küsur bin altın karşılığında işletmesini İngilizlere devretmiş. Alçak İngilizler de daha sonra adaya çökmüş.
Filistin mi? Tapusunu bile üstüne yaptırmış. Ama sahip bile çıkmamış.
1869-1908 yıllarına ait Anadolu, Ortadoğu, Balkanlar ve Trakya'da aktif ve pasif olarak toplam 7 bin 756 taşınmazın tapu kaydı bulunuyor. Bunun 2 bin 369'u Anadolu'da.
2. Abdülhamit'in Ortadoğu'da ise Suriye'de 390, Lübnan'da 333, Filistin'de 223, Irak'ta 83, Arabistan'da 60, İsrail'de 10, Libya'da da 8 olmak üzere toplam bin 107 kaydı olduğu resmi olarak açıklandı.
Bir tarafta borçlarını ödeyemeyen bir devlet, devlet mallarını satmak için kurulan Duyun-i Umumiye, borç ödemek için satılan toprak parçaları.
Diğer tarafta ise multi milyarder, cennet mekân (!) padişah.
Örneğin Cennet mekan sultanımız 'hürriyet, vatan, millet, cumhuriyet, anayasa (Kanun-i Esasi), ihtilal, suikast, anarşi, grev ve müsavat-eşitlik gibi sözcükleri yasaklamış.
Bak, bak! 'Tahtakurusu' kelimesini 'tahtın kurusun' diye okunabileceği korkusuyla yasaklamış.
Halk arasına ajanlar sokmuş. Nice faili meçhul cinayetler işlenmiş. Halkın siyaset konuşması fiilen yasaklanmış.
Zamanın gazete, dergi ve kitaplarına sıkı bir denetim getirmiş. Tiyatro oyunlarında siyasi ima içerikler engellenmiş. Karagöz oyunu bile sansüre uğramış.
Okullarda geçmişe dair yenilgi ve isyan konularının okutulması yasaklanmış, binlerce kitap yakılmış.
'Darbe yaparlar' korkusuyla Haliç'e hapsettiği donanmanın denize açılması ve eğitim yapması, engellenmiş.
Güvenlik gerekçesiyle Müslüman kadınların, siyah çarşaf giymesi bile yasaklanmış.
Yüzleştirme
Onlarca yıldır malum kesim Atatürk'e saldırmak için bin bir başlığı kullandılar. Haklı çıkmak için tarihi şahsiyetlerimizi, kendilerine delil göstermeye çalıştılar.
Bunlardan birisi de Kazım Karabekir Paşa'dır. Kazım Karabekir Paşa'nın, Mustafa Kemal'e eleştirilerini dillerinden düşürmezler.
Amma! Kazım Karabekir Paşa'nın, 2. Abdülhamit için dediklerinin de kimsenin duymasını istemezler.
Atatürk, cumhuriyet karşıtlığı ile bilinen Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, 'Kâzım Karabekir ve II. Abdülhamid Han!' başlıklı yazısında bakın ne diyor?
"Koca Sultan, bu işleri bir gün senin öz Türk milletin de yapacak ve sen, onların elinden yakanı kurtaramayacaksın.
Eğer aklın eriyorsa fikirleri boğma, onlara yol ver ve hürmet et. Muhitini saran cahil veya riyakâr, murdar ahlaklı insanları dağıt da, Avrupa hükümdarları gibi milletini saadete götür. Sen de milletinin sevgisi arasında mesut yaşa. Fakat yazık ki daha ismini bile zor yazabilecek derecede irfanın var." (Türkiye Gazetesi, 13 Aralık 2019)
Sen de boğulacaksın
"Etrafındaki yüzlerce halayıkların şehvet halkası içinde, bütün hanedanın gibi tereddi etmişsin (soysuzlaşmışsın).
Mithat Paşa gibi bir veziri, Mahmut Paşa gibi bir damadı boğduran, en namuslu, hamiyetli ve malumatlı insanları zindanlarda, menfalarda çürüten, muhitini hafiye ağları içinde kuklaya çeviren insandan ne beklenir?
Dün İttihat ve Terakki'yi de boğdun. Mithat Paşa'nın, Jön Türkleri gibi onların da mahvolduğuna belki kailsin.
Fakat fikirler ölmüyor, birbirine zincirleniyor. Muhakkak her müstebit gibi fikirler arasında sen de boğulacaksın." (Hayatım – Kazım Karabekir?
Mehmet Akif Ersoy
Bakın ne yazmış!
"Yıkıldın gittin ey heykel-i istibdat, nihayet;
Gökler de gülsün, yerler de gülsün, artık hürriyet!
Zulmün o mülevves, o karanlık devri kapandı;
Dünya yeniden nur-ı saadetle uyandı!
Gözyaşları dinsin, bütün eşvak uyansın;
Canlar cana, ruhlar ruha, kalpler kalbe bağlansın!
Gölgesinden bile korkan, o ödlek baykuş,
Otuz üç yıl o kanlı uykusunu patlattı durdu;
Hâlâ uyanmamış mısın ey uykucu millet?
Uyan, uyan ki bu uykun mahvına sebep olacak!
Gözünü aç ki, her yer zulmet içinde kalmış;
Nur-ı hürriyet, bak, ufuktan nasıl parlamış!"
…
"Mütefekkir geçinenlerde ne yüksek himmet!
Müslümanlıkları 'Padişahım çok yaşadan' ibaret.
...
Sırtı yerden yere gelmezdi, evet, İslâm'ın,
Sen eğer olmasaydın o mel'un 'Hafiye'nin mülazımı."
…
"Kaç hakiki Müslüman varsa, kovulmuş, haydar,
Zulmün her nev'ini gördük, ey şaki Firavun!"
Neticede herkes yaptığında sorulacak. Hiç kimseye zerre haksızlık yapılamayacak ve herkes sevdiği ile beraber haşrolacaktır.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Dünya kupasında insanlık aşağılanıyor / 12.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026
- Hükümet, kendini de inkar ediyor / 10.06.2026
- Sayın Erdoğan ‘İşçi Ahmet’i’ hatırlar mı? / 08.06.2026
- ABD neden kazanamadı? / 07.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -3- / 06.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -2- / 05.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -1- / 04.06.2026
- İslam’ın 3. ve 23. Yılı / 03.06.2026
- Kafalardaki Osmanlı ile gerçek Osmanlı aynı değil / 02.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026
- Hükümet, kendini de inkar ediyor / 10.06.2026
- Sayın Erdoğan ‘İşçi Ahmet’i’ hatırlar mı? / 08.06.2026
- ABD neden kazanamadı? / 07.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -3- / 06.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -2- / 05.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -1- / 04.06.2026
- İslam’ın 3. ve 23. Yılı / 03.06.2026
- Kafalardaki Osmanlı ile gerçek Osmanlı aynı değil / 02.06.2026

























































