Liyakatin salası verildi, haydin cenaze namazına!
Cumhuriyet tarihi boyunca görülmedik ve yaşanmadık ne kadar hadise varsa, tamamını ve daha fazlasını 23 yıllık dönemde gördük ve yaşadık.
Atatürk cumhuriyetinin bu hallere düşeceğini, kimse tahmin bile edemezdi.
Devletin her kademesine sirayet ettirilen liyakatsiz atamaların ardı arkası kesilmiyor.
Bütün Türkiye'nin dikkatini ve tepkisini çeken atama, herkesin yakından takip ettiği gibi bir Kaymakamın Tümgeneralliğe atanması olayıydı.
Bilindiği üzere Rizeli Kaymakam Zikrullah Erdoğan, MSB Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü görevine atandı.
Görev karşılığı olarak da Tümgeneral rütbesine ulaştı.
Peki, atamanın yapıldığı müdürlüğün işlevi ne, söz konusu karar neden bu kadar yoğun tepki çekti?
Mesela bu atamayla ilgili emekli askerler ne dedi?
Elbette ki muvazzaf askerlerin de rahatsızlığı söz konusu ama bu gibi durumlarda artık onların değil, yeni dönemde emekli olan askerlerin açıklamalarını görebiliyoruz.
Bunlardan birisi de Tümgeneral Rafet Kılıç'tı.
Kılıç Paşa'nın bu atamayla ilgili açıklaması şöyleydi:
"33 yaşında bir kaymakam, MSB'de Genel Müdür oluyor ve makam karşılığı Tümgeneral rütbesi de alıyor.
Bir subayın Tümgeneral olabilmesi için 30 yıl boyunca TSK'nın her kademesinde emek vermesi gerekiyor.
Bugün ise yıllarca sahada görev yapmış albaylar ve generaller, askerî komuta geçmişi olmayan genç bir bürokratın emrinde çalışıyor.
Bu durum TSK personelinde nasıl bir ruh hali oluşturuyordur? Motivasyon mu, aidiyet mi, yoksa ciddi bir kırgınlık mı?"
Türk ordusunun en şerefli subaylarından birisi olan E. Albay Orkun Özeller'in konuya dair tepkisi ise şu şekilde olmuştu:
"Zikrullah Erdoğan Cumhurbaşkanı Kararnamesiyle MSB Tedarik Hizmet Müdürü olarak atandı. Yani bir TÜMGENERAL kadrosuna atanmış oldu. Birikmiş tecrübesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerine büyük hizmetler vereceğine inanıyorum. İşte Türkiye Yüzyılı."
Kılıç Paşa ve Orkun Albay gibi birçok emekli asker de benzer tepkileri dile getirdi, karara itiraz etti.
Tartışmaları alevlendiren iki önemli konu var, biri liyakat, diğeri ise atandığı koltuğun konumu.
Peki, bu koltuğa oturan kişinin ilgi alanında neler var:
Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı olan silah, mühimmat, sistem, her türlü araç-gereç, giyim-kuşam, sağlık, enerji, teçhizat, yiyecek ve yakacak ile akaryakıt, madeni yağ ve benzer kapsamdaki merkezi mal ve hizmetlerin tedarik faaliyetlerini yürütmek.
NATO ülkeleri ve ikili anlaşmalar çerçevesinde, kurum ve kuruluşlarda NATO Müttefik Kalite Güvence Yayınları belgelendirme ve Devlet Kalite Güvence faaliyetlerini yürütmek.
Rizeli Kaymakam Zikrullah Erdoğan'ın başına geldiği Müdürlüğün görevlerinden yalnızca ikisi bunlar.
Yani öylesine bir koltuk değil bu, son derece kritik bir görevlendirme.
Bu nedenle de makam karşılığı olarak Tümgeneral rütbesi alıyor.
İşin diğer boyutu ve aslında en kritik olanı da, liyakat tabi ki.
Böylesine önemli bir koltuğa, henüz 33 yaşında ve görev tanımının gerektirdiği deneyim ve vasıflardan uzak bir ismin atanmış olması, doğal olarak başlı başına tepki konusu olmuş durumda.
Tarihte bu tür kritik atama ve hataların en yoğun yapıldığı ve yaşandığı dönem, 1911 ve 12'lerde patlayan balkan savaşları dönemi olmuştu.
Bu savaşın kaybedilmesine sebep olan en büyük etken, orduda yapılan son derece liyakatsiz atamalardı.
Ve Balkan Savaşı işte bu yüzden kaybedilmişti.
Bu bakımdan yeni kurulan cumhuriyet, tamamen liyakat esası üzerine inşa edilmişti.
Aslına bakılırsa bu koltuğa atanan Kaymakama da büyük bir haksızlık yapılmış oldu.
Bu kadar büyük tepkinin odağında olmayı hak ettiğini de düşünmüyorum.
Belki görevini en iyi şekilde yapmaya çalışacaktır.
Ancak ordu gibi çok kritik ve tamamen liyakat esasına göre atama yapılması gereken bir alanla ilgili, hiçbir şeklide iyi niyet kabul edilemez.
Siyasetin her alana dahil olduğu ve sadece ordunun bu durumdan çok fazla etkilenmediği biliniyordu.
Ordu içerisinde bu tür durumların hoş karşılanması, asla mümkün olmaz!
Hem de etrafımızın ateş çemberine döndüğü böylesine kritik bir zaman diliminde olacak iş değil bu.
Umarız bu hatadan dönülür ve en güvenilir kurum olan gözbebeğimiz Türk ordusu, bu türden gereksiz tartışmalarla yıpratılmaz.
Cumhuriyet tarihi boyunca görülmedik ve yaşanmadık ne kadar hadise varsa, tamamını ve daha fazlasını 23 yıllık dönemde gördük ve yaşadık.
Atatürk cumhuriyetinin bu hallere düşeceğini, kimse tahmin bile edemezdi.
Devletin her kademesine sirayet ettirilen liyakatsiz atamaların ardı arkası kesilmiyor.
Bütün Türkiye'nin dikkatini ve tepkisini çeken atama, herkesin yakından takip ettiği gibi bir Kaymakamın Tümgeneralliğe atanması olayıydı.
Bilindiği üzere Rizeli Kaymakam Zikrullah Erdoğan, MSB Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü görevine atandı.
Görev karşılığı olarak da Tümgeneral rütbesine ulaştı.
Peki, atamanın yapıldığı müdürlüğün işlevi ne, söz konusu karar neden bu kadar yoğun tepki çekti?
Mesela bu atamayla ilgili emekli askerler ne dedi?
Elbette ki muvazzaf askerlerin de rahatsızlığı söz konusu ama bu gibi durumlarda artık onların değil, yeni dönemde emekli olan askerlerin açıklamalarını görebiliyoruz.
Bunlardan birisi de Tümgeneral Rafet Kılıç'tı.
Kılıç Paşa'nın bu atamayla ilgili açıklaması şöyleydi:
"33 yaşında bir kaymakam, MSB'de Genel Müdür oluyor ve makam karşılığı Tümgeneral rütbesi de alıyor.
Bir subayın Tümgeneral olabilmesi için 30 yıl boyunca TSK'nın her kademesinde emek vermesi gerekiyor.
Bugün ise yıllarca sahada görev yapmış albaylar ve generaller, askerî komuta geçmişi olmayan genç bir bürokratın emrinde çalışıyor.
Bu durum TSK personelinde nasıl bir ruh hali oluşturuyordur? Motivasyon mu, aidiyet mi, yoksa ciddi bir kırgınlık mı?"
Türk ordusunun en şerefli subaylarından birisi olan E. Albay Orkun Özeller'in konuya dair tepkisi ise şu şekilde olmuştu:
"Zikrullah Erdoğan Cumhurbaşkanı Kararnamesiyle MSB Tedarik Hizmet Müdürü olarak atandı. Yani bir TÜMGENERAL kadrosuna atanmış oldu. Birikmiş tecrübesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerine büyük hizmetler vereceğine inanıyorum. İşte Türkiye Yüzyılı."
Kılıç Paşa ve Orkun Albay gibi birçok emekli asker de benzer tepkileri dile getirdi, karara itiraz etti.
Tartışmaları alevlendiren iki önemli konu var, biri liyakat, diğeri ise atandığı koltuğun konumu.
Peki, bu koltuğa oturan kişinin ilgi alanında neler var:
Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı olan silah, mühimmat, sistem, her türlü araç-gereç, giyim-kuşam, sağlık, enerji, teçhizat, yiyecek ve yakacak ile akaryakıt, madeni yağ ve benzer kapsamdaki merkezi mal ve hizmetlerin tedarik faaliyetlerini yürütmek.
NATO ülkeleri ve ikili anlaşmalar çerçevesinde, kurum ve kuruluşlarda NATO Müttefik Kalite Güvence Yayınları belgelendirme ve Devlet Kalite Güvence faaliyetlerini yürütmek.
Rizeli Kaymakam Zikrullah Erdoğan'ın başına geldiği Müdürlüğün görevlerinden yalnızca ikisi bunlar.
Yani öylesine bir koltuk değil bu, son derece kritik bir görevlendirme.
Bu nedenle de makam karşılığı olarak Tümgeneral rütbesi alıyor.
İşin diğer boyutu ve aslında en kritik olanı da, liyakat tabi ki.
Böylesine önemli bir koltuğa, henüz 33 yaşında ve görev tanımının gerektirdiği deneyim ve vasıflardan uzak bir ismin atanmış olması, doğal olarak başlı başına tepki konusu olmuş durumda.
Tarihte bu tür kritik atama ve hataların en yoğun yapıldığı ve yaşandığı dönem, 1911 ve 12'lerde patlayan balkan savaşları dönemi olmuştu.
Bu savaşın kaybedilmesine sebep olan en büyük etken, orduda yapılan son derece liyakatsiz atamalardı.
Ve Balkan Savaşı işte bu yüzden kaybedilmişti.
Bu bakımdan yeni kurulan cumhuriyet, tamamen liyakat esası üzerine inşa edilmişti.
Aslına bakılırsa bu koltuğa atanan Kaymakama da büyük bir haksızlık yapılmış oldu.
Bu kadar büyük tepkinin odağında olmayı hak ettiğini de düşünmüyorum.
Belki görevini en iyi şekilde yapmaya çalışacaktır.
Ancak ordu gibi çok kritik ve tamamen liyakat esasına göre atama yapılması gereken bir alanla ilgili, hiçbir şeklide iyi niyet kabul edilemez.
Siyasetin her alana dahil olduğu ve sadece ordunun bu durumdan çok fazla etkilenmediği biliniyordu.
Ordu içerisinde bu tür durumların hoş karşılanması, asla mümkün olmaz!
Hem de etrafımızın ateş çemberine döndüğü böylesine kritik bir zaman diliminde olacak iş değil bu.
Umarız bu hatadan dönülür ve en güvenilir kurum olan gözbebeğimiz Türk ordusu, bu türden gereksiz tartışmalarla yıpratılmaz.
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- Askerler atamalardan rahatsız! / 13.05.2026
- Yavaş aday yapılmazsa kazanan Erdoğan olur / 11.05.2026
- Avrupa’dan Haydar Baş’ın modeline dönüş sinyali / 07.05.2026
- Türkiye maden cenneti bir ülke / 04.05.2026
- İzzet ve şerefimizi Atatürk’e borçluyuz / 29.04.2026
- Madencileri ağlatanı, Allah güldürmez! / 28.04.2026
- Liderlere danışman değil psikolog lazım / 27.04.2026
- Fikirleri dünyada iktidar olmuş tek insan: Prof. Dr. Haydar Baş / 16.04.2026
- “Ben Türk ordusunun başıyım, Türkmen’im” / 14.04.2026
- TBMM ara seçime evet demek zorundadır / 13.04.2026
- Yavaş aday yapılmazsa kazanan Erdoğan olur / 11.05.2026
- Avrupa’dan Haydar Baş’ın modeline dönüş sinyali / 07.05.2026
- Türkiye maden cenneti bir ülke / 04.05.2026
- İzzet ve şerefimizi Atatürk’e borçluyuz / 29.04.2026
- Madencileri ağlatanı, Allah güldürmez! / 28.04.2026
- Liderlere danışman değil psikolog lazım / 27.04.2026
- Fikirleri dünyada iktidar olmuş tek insan: Prof. Dr. Haydar Baş / 16.04.2026
- “Ben Türk ordusunun başıyım, Türkmen’im” / 14.04.2026
- TBMM ara seçime evet demek zorundadır / 13.04.2026



























































