Bin yıllık çınarlarımız dalıyla, budağıyla köklerinden sökülerek kurumaya terk ediliyor, susuyoruz.
Bin yıldan beri neleri kuşanarak, nelerle donanarak Haçlı dünyasının karşısında varlığımızı muhafaza etmişsek şimdi o Haçlı dünyasına "Uyum Yasaları" adı altında bizi ayakta tutan değerler bir bir çöpe atılıyor, susuyorsunuz.
İstanbul'un fethinin 551. yıldönümünde, Bizans hayalleri artık, plan-proje olarak basında sayfalarca yer alıyor, hayalden hayata geçmek üzere, Patrikhane'nin bulunduğu mahalleyi güzelleştirme adı altında, çuval çuval gavur parası aktarılıyor, susuyorlar.
"Ne güzel komutanın ve ne güzel askerin" fethedip sonraki nesillere armağan ettiği, 550 yıldır ezanlar okunan fethin sembolü İstanbul, binbir çeşit Bizans oyunları ile karşı karşıya, küresel ve global kazanlarda kaynatılarak buharlaştırılmak üzere, fakat hacımız, hocamız, sözde İstanbul sevdalılarımız "bizim parti, bizim başkan" bantlarını vurmuşlar ağızlarına suskunluklarını sürdürüyorlar.
Türk Ortodoks Patrikhanesi sözcüsü Sevgi Erenerol da konuşmasa, Rum Ortodoks Kilisesi'nin ve baş papazı Bartholomeos'un İstanbul üzerine çevirdiği fırıldaklardan haberdar dahi olamayacağız. Diyor ki; "Sevgi, kardeşlik, dostluk, tolerans ya da hoşgörü gibi kavramlar ön plana çıkarılarak bir takım faaaliyetler perdeleniyor. Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar, bir takım faaliyetlerin yapılabilmesi için çok elverişli. Fener'de ilginç gelişmeler yaşanırken kimse burada ne oluyor demiyor?
Birileri ülkemizin milli menfaatleri doğrultusunda artık buraya dikkat edip, bakması gerekir. Lozan'da ve kanunlarımızda statüsü belirlenmiş, herhangi bir tüzel kişiliği bulunmayan birisi, çıkıp dünya devletlerinin liderleriyle nasıl görüşebilir? Bu yetkiyi nereden alıyor? Kim yaşadığı ülkeyi tarihin karanlıklarına gömülmüş bir devletçiğin adıyla anabilir? Hangi yetki ile şanlı ecdadımızın fethettiği İstanbul, Rumca bir isimle anılabiliyor?.. Evler satın alınıyor, faaliyetler sürdürülüyor. Arhondi, elini kolunu sallaya sallaya gezmeye gidiyor. Kimden izin aldığı, hangi statü ile yurt dışına çıkış yaptığı açıklanmalıdır. Normal TC vatandaşı olarak hangi statü ile görüşmeler yapıyor? Bunları kamuoyu bilmek zorunda. Geleceğe yönelik düşünülüp, hayata geçirilen projelerin önümüzdeki süreçte ülkemize ciddi sıkıntılar vereceğini düşünüyorum. Fener'in tarihteki yeri ve faaliyetleri unutulmamalıdır."
Aytunç Altındal da diyor ki: "Büyük Ortodoğu Projesi ile İstanbul tarafsız bir komisyon tarafından yönetilecek. Kurulması tasarlanan Birleşik Ortadoğu Devleti'nin böylece başkenti olacak."
Muhterem hacım, sayın hocam, Müslüman kardeşlerim! 551. fetih yıldönümünde güzel İstanbul'umuzun başına örülmek istenen çorapların farkında mısın? Farkında olamazsın, çünkü izlediğin Kanal 7, STV gibi televizyonlar, okuduğun Yeni Şafak ve Zaman gibi gazeteler, Rum Patriği Bartholomeos'un hoşgörü (!) mesajlarını yayınlamaktan bir türlü vakit ve yer bulamıyorlar ve bütün bu ihanetlere "sizin parti" göz yumduğu için siz de sus-pus oturuyorsunuz.
Susuyorsunuz, uyuyorsunuz ve belki de "Su uyur, düşman uyumaz" atasözü de evinizin duvarını süslüyor.
Bin yıldan beri neleri kuşanarak, nelerle donanarak Haçlı dünyasının karşısında varlığımızı muhafaza etmişsek şimdi o Haçlı dünyasına "Uyum Yasaları" adı altında bizi ayakta tutan değerler bir bir çöpe atılıyor, susuyorsunuz.
İstanbul'un fethinin 551. yıldönümünde, Bizans hayalleri artık, plan-proje olarak basında sayfalarca yer alıyor, hayalden hayata geçmek üzere, Patrikhane'nin bulunduğu mahalleyi güzelleştirme adı altında, çuval çuval gavur parası aktarılıyor, susuyorlar.
"Ne güzel komutanın ve ne güzel askerin" fethedip sonraki nesillere armağan ettiği, 550 yıldır ezanlar okunan fethin sembolü İstanbul, binbir çeşit Bizans oyunları ile karşı karşıya, küresel ve global kazanlarda kaynatılarak buharlaştırılmak üzere, fakat hacımız, hocamız, sözde İstanbul sevdalılarımız "bizim parti, bizim başkan" bantlarını vurmuşlar ağızlarına suskunluklarını sürdürüyorlar.
Türk Ortodoks Patrikhanesi sözcüsü Sevgi Erenerol da konuşmasa, Rum Ortodoks Kilisesi'nin ve baş papazı Bartholomeos'un İstanbul üzerine çevirdiği fırıldaklardan haberdar dahi olamayacağız. Diyor ki; "Sevgi, kardeşlik, dostluk, tolerans ya da hoşgörü gibi kavramlar ön plana çıkarılarak bir takım faaaliyetler perdeleniyor. Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar, bir takım faaliyetlerin yapılabilmesi için çok elverişli. Fener'de ilginç gelişmeler yaşanırken kimse burada ne oluyor demiyor?
Birileri ülkemizin milli menfaatleri doğrultusunda artık buraya dikkat edip, bakması gerekir. Lozan'da ve kanunlarımızda statüsü belirlenmiş, herhangi bir tüzel kişiliği bulunmayan birisi, çıkıp dünya devletlerinin liderleriyle nasıl görüşebilir? Bu yetkiyi nereden alıyor? Kim yaşadığı ülkeyi tarihin karanlıklarına gömülmüş bir devletçiğin adıyla anabilir? Hangi yetki ile şanlı ecdadımızın fethettiği İstanbul, Rumca bir isimle anılabiliyor?.. Evler satın alınıyor, faaliyetler sürdürülüyor. Arhondi, elini kolunu sallaya sallaya gezmeye gidiyor. Kimden izin aldığı, hangi statü ile yurt dışına çıkış yaptığı açıklanmalıdır. Normal TC vatandaşı olarak hangi statü ile görüşmeler yapıyor? Bunları kamuoyu bilmek zorunda. Geleceğe yönelik düşünülüp, hayata geçirilen projelerin önümüzdeki süreçte ülkemize ciddi sıkıntılar vereceğini düşünüyorum. Fener'in tarihteki yeri ve faaliyetleri unutulmamalıdır."
Aytunç Altındal da diyor ki: "Büyük Ortodoğu Projesi ile İstanbul tarafsız bir komisyon tarafından yönetilecek. Kurulması tasarlanan Birleşik Ortadoğu Devleti'nin böylece başkenti olacak."
Muhterem hacım, sayın hocam, Müslüman kardeşlerim! 551. fetih yıldönümünde güzel İstanbul'umuzun başına örülmek istenen çorapların farkında mısın? Farkında olamazsın, çünkü izlediğin Kanal 7, STV gibi televizyonlar, okuduğun Yeni Şafak ve Zaman gibi gazeteler, Rum Patriği Bartholomeos'un hoşgörü (!) mesajlarını yayınlamaktan bir türlü vakit ve yer bulamıyorlar ve bütün bu ihanetlere "sizin parti" göz yumduğu için siz de sus-pus oturuyorsunuz.
Susuyorsunuz, uyuyorsunuz ve belki de "Su uyur, düşman uyumaz" atasözü de evinizin duvarını süslüyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Sarayda taht kavgası halk içinde ekmek kavgası / 17.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026
- Ey ahali! Haliniz nicedir? / 07.06.2026
- Her sorunun ardında binlerce soru / 06.06.2026
- ‘Aman gazeteci gel bizim köye’ / 05.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026
- Ey ahali! Haliniz nicedir? / 07.06.2026
- Her sorunun ardında binlerce soru / 06.06.2026
- ‘Aman gazeteci gel bizim köye’ / 05.06.2026



























































