logo
28 EKİM 2026

Tasavvuf, Ehl-i Beyt’in yaşadığı İslam’dır

Tasavvuf, insanın gönül yoluyla Allah’a gitmesidir. Halk içinde Hakk’la beraber olmasıdır. İnsanın asıl gayesi de budur. Bu hâle insan ubudiyetle, ibadetle vasıl olur

28.10.2026 00:58:00
Haber Merkezi
 
Tasavvuf, Ehl-i Beyt’in yaşadığı İslam’dır
Tasavvuf, Ehl-i Beyt’in yaşadığı İslam’dır
Tasavvuf, insanın gönül yoluyla Allah'a gitmesidir. Halk içinde Hakk'la beraber olmasıdır. İnsanın asıl gayesi de budur. Bu hâle insan ubudiyetle, ibadetle vasıl olur.

Tasavvuf, İslam'ın yaşanılır tarzıdır. İslam'ın yaşanılır hâl boyutudur. Resûlullah'ın (s.a.a.), sahabesinin ve özellikle de Ehl-i Beyt'inin hâlidir.

İslam dünyasında, tasavvufu hayatına en güzel tarzda geçiren millet de, Türk milletidir. Sahabe içerisinde de bu hayatı en mükemmel şekilde yaşayan Ehl-i Beyt'tir. Bir mânâda Ehl-i Beyt'in hâli kulluğun doruk noktada yaşanmasıdır.

Kulluktan murat, ideolojik saplantılar ve nefsî-siyasî analizlerden dini ta-mamen uzaklaştırıp, ibâdetle ve kalbi boyutta Allah'a vâsıl olmaktır. Yani kulun kalp kulvarında Allah'a yürümesidir.

Ehl-i Beyt'in tamamı, başta Peygamber Efendimiz (a.s.) olmak üzere, Hz. Fâtıma, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin Efendilerimiz (Allah hepsinden râzı olsun), onların arkasından gelen İmamlar ki, bunların tamamına On iki İmam denir, bu yolda fevkalade nitelikte bir kulluk örneği oluşturmuşlar; zevk-i mânevî ile o kalp kulvarından Allah'a yürümüşlerdir. Kendi dönem ve devirlerinde insanlar onları, "Allah'ın sevip seçtiği insanlar" olarak tanımışlardır.







Türklerin Müslüman oluşuna baktığımız zaman; tamamen bu kadronun, Ehl-i Beyt ve evlatlarının onları etkilediğini, bu metodla, bu tarzla İslam'ı yaşadıklarını, etraflarına, komşularına, dostlarına da bu şekilde tebliğ ve tebşir ettiklerini görürüz.

Özetle tasavvuf, Hz. Peygamber'in ve Ehl-i Beyt'inin yaşadığı gibi, İslamiyet'i yaşamaktır. Peygamberin sünnetidir. Sünnet de dinimizin temel direğidir.

Zikrin tasavvufi manasına gelince; zikir kelimesi ve türevleri Kur'an-ı Kerim'de 71 surede, 256 ayette, 278 kez geçmektedir ki, bu ayetlerden bazıları şunlardır:
"Rabbinin adını an. Bütün varlığınla O'na yönel."

"Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma."

"Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur."

"Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız üze-rinde yatarken (daima) Allah'ı anın. Huzura kavuşunca da namazı dosdoğru kılın; çünkü namaz mü'minler üzerine vakitleri belli bir farzdır."

"Ey inananlar! Allah'ı çokça zikredin."

"Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki Ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın Bana nankörlük etmeyin!"







Bazılarını aktardığımız bu açık delillerden sonra, bütün ibadetlerin özü olan zikrullahı inkâr etmek, kul için zikrullahın bir vecibe olduğundan şüpheye düşmek, iz'an ve akıl sahibi mü'minler için mümkün değildir.

Şöyle bir düşünce de çok yanlıştır ve tehlikelidir: "Zikretmekten maksat; namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, Kur'an-ı Kerim'i okumaktır. Bunların dışında özel şekilde, belirli zamanlarda, belirli İlâhî esma ve virdleri, belirli sayılarda tekrarlamak şeklindeki zikir yapma uygulaması bid'attir."

Böyle bir düşünce Kitap, Sünnet ve İcma-i Ümmet ile batıldır. Ve İslam'ın başlangıcından günümüze kadar yaşanmış, sonuçları açıkça görülmüş; hatta tarihin hayır hanesine yazılmış olan güzelliklerde en büyük katkının sahibi tasavvuf ve tasavvufî hayatla asla bağdaşmaz.

A'raf Sûresi 205. ayet-i kerimesinde geçen "yüksek olmayan bir sesle" ifadesi zikre özel bir tarz tarif etmekte; sabah ve akşamdan söz edilmekle de bu özel zikir için günün faziletli saatleri belirtilmektedir. Yine Nisa suresi 33. âyet-i kerimesinde, "Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız üzerinde yatarken (daima) Allah'ı anın" buyurulması; zikrin özel olarak, farz olan namazdan ayrı olarak da yapılmasının emredildiğine dair delildir.







"Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da O'nu tesbih et" ayetini, İbn Abbas, şöyle tefsir etmiştir: Yani Yüce Allah, O'na (s.a.v) bütün namazların ardından tesbih etmesini emretti."

Bu hususta İbn Abbas'tan bir başka rivayet ise şöyledir: "Allah Resûlü'nun (sallallahu aleyhi ve âlihi) zamanında, cemaat farz namazından selâm verip ayrılırken seslerini zikirle yükseltirlerdi. Bu sesten onların, namazdan ayrıldıklarını anlardım."

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "Namazın ardından okunan bazı tespihler vardır ki, söyleyenleri ya da yapanları asla hüsrana uğratmazlar. Onlar; her namazın ardından (söylenen) otuz üç 'Sübhanallah', otuz üç 'Elhamdulillah' ve otuzdört 'Allahuekber'dir."

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "Kim sabah namazının ardından yüz kere 'Sübhanallah', yüz kere 'Lâ ilâhe illallah' derse, deniz köpükleri kadar bile olsa günahları bağışlanır."

Görüldüğü üzere zikrullah, mü'minin en temel ibadetlerinden biridir. İnsanın yaratılış gayesi olan kulluğun en güzel ispatıdır. Allah cümlemize, O'nu hakkıyla zikretmeyi ve daim zikir hâlini yakalamayı nasip etsin." (Prof. Dr. Haydar Baş, İcmal Dergisi Ocak 2014)

Şehrin en işlek caddesinde tüfekle rastgele ateş açtı: 4 yaralı

Kastamonu'nun en işlek caddesinde bir saldırganın rastgele tüfekle ateş etmesi neticesinde 4 kişi yaralandı

27.10.2026 14:00:00
İHA
 
Şehrin en işlek caddesinde tüfekle rastgele ateş açtı: 4 yaralı
Şehrin en işlek caddesinde tüfekle rastgele ateş açtı: 4 yaralı
Olay, Hepkebirler Mahallesi Belediye Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, elindeki tüfekle koşarak caddeye gelen Y.İ.Ç. isimli saldırgan, rastgele ateş etmeye başladı. Seken kurşunlar çevrede bulunan 4 vatandaşa isabet etti.






Olayın ardından kaçan Y.İ.Ç., yakın bir bölgede bekleyen otomobile binerek kaçtı. 112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.








Yaralı vatandaşlar hastaneye kaldırıldı

Saçmaların isabet etmesi neticesinde yaralanan 4 kişi, sağlık ekiplerinin yaptığı ilk müdahalenin ardından Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Olay yerinde güvenlik önlemi alan İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri kaçan şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı.









O anlar kamerada

Öte yandan, saldırı anı ise bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde saldırganın elindeki tüfekle koştuğu esnada birkaç kez rastgele ateş ettiği anlar yer aldı.




















"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Genel Sekreteri Talat Yavuz, "Öğretmenin otoritesi zayıflarken güvenli okulu güçlendiremeyiz. Araştırmamızın en çarpıcı sonuçlarından biri öğretmenin konumuna ilişkindir. Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor" dedi

27.10.2026 13:55:00
İHA
 
"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"
"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"
Eğitim-Bir-Sen, yaklaşık 8 bin öğretmen, öğrenci ve velinin katılımıyla gerçekleştirdiği 'Güvenli Okul ve Akran Zorbalığı: Türkiye'de Mevcut Durum, Risk Faktörleri ve Politika Önerileri' başlıklı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Toplam 7 bin 793 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada okul güvenliği, öğretmen otoritesi, disiplin sistemi, akran ve siber zorbalık, bildirim mekanizmaları ile aile-okul iş birliği kapsamlı biçimde ele alındı. Araştırma kapsamında Türkiye genelinden 3 bin 198 öğretmen, 2 bin 315 öğrenci ve 2 bin 280 veli yer aldı. Çalışmayla okullardaki mevcut durumun ortaya konulması, zorbalık risklerinin değerlendirilmesi ve güvenli okul politikalarına yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlandı. Araştırmanın sonuçları, Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz'un katılımıyla düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Toplantıda araştırmadan elde edilen bulguların yanı sıra güvenli okul ortamlarının oluşturulmasına ve akran zorbalığıyla mücadeleye yönelik politika önerileri de paylaşıldı.






12 maddelik politika önerisi kamuoyuna sunuldu

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, okullarda güvenliğin sağlanması ve akran zorbalığının önlenmesi amacıyla ulusal önleme çerçevesi oluşturulması, öğretmen otoritesinin güçlendirilmesi ve disiplin sisteminin yeniden değerlendirilmesi başta olmak üzere 12 maddelik politika önerisi açıkladı. Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından 7 bin 793 kişinin katılımıyla hazırlanan araştırmaya göre, okul güvenliği algısı öğrencilerde 3,24, velilerde 3,38, öğretmenlerde ise 3,48 olarak ölçüldü. Öğretmenlerin yüzde 90,7'si mesleğe başladıkları döneme kıyasla öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünürken, öğrencilerin yüzde 63,4'ü başka bir öğrenciye yönelik zorbalığa tanık olduğunu belirtti. Araştırmada hakaret, alay ve sosyal dışlanmanın yanı sıra siber zorbalığın da önemli bir sorun olduğuna dikkat çekildi. Velilerin yüzde 88'inin çocuklarının siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediği ortaya konuldu.








"Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimin meselelerine yalnızca ortaya çıkan bir olayın ardından tepki veren bir anlayışla yaklaşmıyoruz"

Eğitim-Bir-Sen olarak akran zorbalığı konularına detaylı bir şekilde yaklaştıklarını belirten Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, "Biz Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimin meselelerine yalnızca ortaya çıkan bir olayın ardından tepki veren bir anlayışla yaklaşmıyoruz. Meseleyi anlamaya, sahayı dinlemeye, veri üretmeye ve çözüm önermeye çalışıyoruz. Çünkü bizim için eğitim politikası yalnızca müfredat, sınav veya akademik başarı meselesi değildir. Çocuğun kendisini güvende hissetmediği, öğretmenin müdahale etmekte zorlandığı, ailenin ne yapacağını bilemediği bir ortamda nitelikli eğitimden söz edemeyiz. Bugün yayımladığımız araştırma da tam olarak bu anlayışın ürünüdür. Üç ayrı pencereden aynı okula baktık. Çalışmamızı önemli kılan hususlardan biri kapsamıdır. Araştırmamıza toplam 7 bin 793 kişi katıldı. Bunların 3 bin 198'i öğretmen, 2 bin 315'i öğrenci, 2 bin 280'i velidir. Öğretmenlerimizden 81 ilin tamamından, velilerimizden 75 ilden, öğrencilerimizden ise 61 ilden veri topladık. Dolayısıyla bugün önümüzde yalnızca öğrencinin anlattığı, yalnızca öğretmenin gözlemlediği veya yalnızca velinin dışarıdan değerlendirdiği bir tablo bulunmuyor. Aynı okul gerçekliğine öğretmenin, öğrencinin ve velinin gözünden birlikte baktık. Araştırmamızda okul güvenliğinden öğretmen otoritesine, disiplin sisteminden öğrencilerin yaşadığı zorbalık biçimlerine; siber zorbalıktan ailelerin tutumlarına ve okulun müdahale kapasitesine kadar geniş bir alanı inceledik" diye konuştu.

"Bu araştırmanın sonucu olarak 'Türkiye'de okullar güvensizdir' diyemeyiz"

Okul güvenliği ve akran zorbalığının ivedilikle ele alınması gerektiğini ifade eden Yavuz, "Bu araştırmanın sonucu olarak 'Türkiye'de okullar güvensizdir' diyemeyiz ama aynı şekilde, 'Çocuklar arasında bunlar olur, büyüyünce geçer' diyerek meseleyi küçümsemek de araştırmanın ortaya koyduğu gerekçelerle bağdaşmamaktadır. Önümüzde çözülmesi gereken bir mesele vardır ve bu mesele yalnızca çocukların kendi aralarında çözebilecekleri bir mesele değildir. Çocuklarımızın gördüğü okul ile yetişkinlerin gördüğü okul aynı değil. Araştırmadaki ilk dikkat çekici bulgulardan biri okul güvenliği algısında ortaya çıkıyor. Beş üzerinden değerlendirildiğinde okul güvenliği algısı öğretmenlerde 3,48, velilerde 3,38, öğrencilerde ise 3,24'tür. Yani okulun içinde yaşayan çocuklarımız, okul güvenliğini yetişkinlere kıyasla daha düşük değerlendiriyor. Bu fark bize önemli bir şey söylüyor. Bir okulun güvenli olup olmadığını yalnızca yetişkinlerin gözünden değerlendiremeyiz. Çocuğa da sormak zorundayız. Çocuk teneffüste ne yaşıyor' Sınıfta kendisini ne kadar güvende hissediyor' Dışlandığında kime başvuruyor' Alay edildiğinde bunu anlatabiliyor mu' Anlattığında bir şeylerin değişeceğine inanıyor mu' Güvenli okul politikası, tam da bu sorulara cevap verebilmelidir" şeklinde konuştu.








"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"

Öğretmenin otoritesinin okullarda giderek zayıfladığını dile getiren Yavuz, "Öğretmenin otoritesi zayıflarken güvenli okulu güçlendiremeyiz. Araştırmamızın en çarpıcı sonuçlarından biri öğretmenin konumuna ilişkindir. Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor. Fakat burada dikkate değer başka bir sonuç daha var. Öğrencilerin yüzde 71,8'i, velilerin ise yüzde 86'sı, öğretmenin sınıfta disiplinli bir tutum sergilemesini gerekli görüyor. Demek ki mesele öğrencinin veya velinin öğretmeni reddetmesi değildir. Mesele, öğretmenin meşru mesleki otoritesinin sistem tarafından ne kadar desteklendiği ile ilgilidir. Bizim öğretmen otoritesinden kastımız baskı ve keyfilik değildir. Çocuğu korkutmak hiç değildir. Biz; adalete, tutarlılığa, mesleki yeterliğe ve kurumsal desteğe dayanan bir öğretmen otoritesinden söz ediyoruz. Çünkü öğretmenin sınır koyamadığı, müdahale ettiğinde kendisini yalnız hissettiği bir okulda öğrenciyi korumak da zorlaşır. Disiplin sistemine ilişkin sonuçlar da bu bilgiyi teyit ediyor. Öğretmenlerin mevcut disiplin düzenlemelerine ilişkin genel değerlendirmesi 5 üzerinden yalnızca 2,53; sistemin caydırıcılığına ilişkin değerlendirme ise 1,98 düzeyinde. Bu tablo bize açıkça şunu söylüyor. Öğretmene 'zorbalığa müdahale et' demek yetmez. Öğretmenin arkasında işleyen bir sistem olmak zorundadır. Zorbalık yalnızca vurmak değildir. Araştırmadan çıkan bir diğer önemli sonuç da zorbalığın biçimine ilişkindir. Çocuklarımızın en fazla karşılaştığı davranışların başında fiziksel saldırıdan önce hakaret, alay, dedikodu ve sosyal dışlanma geliyor. Öğrencilerin yüzde 18,1'i ayda bir-iki kez, yüzde 10,5'i haftada bir-iki kez, yüzde 10,2'si ise hemen hemen her gün hakaret veya alaya maruz kaldığını ifade ediyor. Bu veriyi özellikle önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.








"Bir çocuğun canının yanması için mutlaka bedeninin yaralanması gerekmez"

Akran zorbalığının, çocuğun okula ve öğretmenine olan güvenini azalttığını söyleyen Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir çocuğun canının yanması için mutlaka bedeninin yaralanması gerekmez. Zorbalık, çocuğun okula olan güvenini de aşındırıyor. Araştırmanın belki de üzerinde en çok düşünülmesi gereken sonuçlarından biri de şudur. Zorbalığın sıklığı arttıkça öğrencinin yalnızca kendisini kötü hissetmesi söz konusu olmuyor, okula ve yetişkinlerin kendisini koruyabileceğine duyduğu güven de azalıyor. Araştırmada öğrencilerin yüzde 35,4'ü yaşadığı zorbalık deneyimlerinden en az orta düzeyde etkilendiğini ifade ederken, toplam öğrenci grubunun yüzde 18,3'ü etkilenme düzeyini 'çok' veya 'çok ciddi' olarak değerlendiriyor. Bu nedenle zorbalığı 'çocukların kendi arasındaki mesele' olarak görmemek zorundayız. Çünkü çocuk bir süre sonra yalnızca arkadaşına değil, okula da güvenini kaybedebiliyor. Çocuklarımız görüyor, onları çözümün parçası yapmalıyız. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 63,4'ü başka bir öğrenciye zorbalık yapıldığına tanık olduğunu söylüyor. Bu rakam bize bir risk kadar önemli bir imkanı gösteriyor. Çocuklarımız yalnızca zorbalığa maruz kalan veya zorbalık yapan kişiler değildir. Onlar aynı zamanda okul ikliminin aktörleridir. Bu yüzden akran destek sistemlerini güçlendirmeli, çocuklarımıza güvenli biçimde nasıl yardım isteyeceklerini ve arkadaşlarını nasıl destekleyebileceklerini öğretmeliyiz. Çocuğa 'Git arkadaşını korumak için kavga et' demiyoruz. Tam tersine; 'Doğru yetişkine haber ver, mağdur olan arkadaşını yalnız bırakma, zorbalığı alkışlama, normalleştirme' diyoruz. Zorbalık okul kapısında sona ermiyor. Bugün çocukların sosyal hayatı zil çaldığında sona ermiyor. Araştırmamıza göre öğrencilerin yüzde 69,9'unun akıllı telefonu, yüzde 58,8'inin kendisine ait sosyal medya hesabı var. Öğrencilerin yüzde 7,2'si son altı ay içerisinde çevrim içi ortamda hedef alındığını söylüyor. Günlük ekran süresi dört saatin üzerine çıktığında bu oran yüzde 14,9'a kadar yükseliyor. Daha dikkat çekici başka bir sonuç ise velilerle ilgili. Velilerin yüzde 88'i, çocuğunun siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediğini ifade ediyor. Bu bize şunu söylüyor. Artık okul güvenliğini okulun duvarlarıyla sınırlandıramayız. Sınıfta başlayan bir ilişki akşam telefon ekranında devam ediyor."

"Eğitim-Bir-Sen olarak 12 temel politika alanı öneriyoruz"

Akran zorbalığına karşı kapsamlı öneriler sunan Yavuz, sözlerine şöyle devam etti:
"Eğitim-Bir-Sen olarak 12 temel politika alanı öneriyoruz. Birincisi, Türkiye genelinde ortak standartları olan bir Ulusal Güvenli Okul ve Akran Zorbalığını Önleme Çerçevesi oluşturulmalıdır. İkincisi, öğretmenin meşru mesleki otoritesi yeniden güçlendirilmelidir. Üçüncüsü, disiplin sistemi yeniden değerlendirilmelidir. Dördüncüsü, her okulda güvenilir, görünür ve izlenebilir bir bildirim sistemi kurulmalıdır. Beşincisi, sözel, ilişkisel ve siber zorbalık daha görünür hale getirilmelidir. Altıncısı, kırılgan öğrenciler için erken fark etme ve güçlendirilmiş koruma mekanizmaları kurulmalıdır. Yedincisi, akranların koruyucu gücünden daha fazla yararlanılmalıdır. Sekizinci olarak, aile-okul iş birliği güçlendirilmelidir. Dokuzuncu olarak, dijital güvenlik okul güvenliğinin ayrılmaz bir parçası haline getirilmelidir. Onuncu olarak, Türkiye'de okul sosyal hizmeti sistemi kurulmalıdır. On birinci olarak, rehberlik ve psikososyal destek sistemi daha güçlü hale getirilmelidir. On ikinci ve son olarak, düzenli bir ulusal izleme ve veri sistemi kurulmalıdır."

Etkinliğe Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Yavuz'un yanı sıra Prof. Dr. Emrah Akbaş ve Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi ekibi katılım sağladı.

Maden faciasında ölen 3 çocuk babasına son veda

Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden 3 çocuk babası Recep Çolakoğlu (45), gözyaşları arasında toprağa verildi. Babalarının tabutuna sarılarak ağlayan 3 kardeşin vedası cenazeye katılanları duygulandırdı. Çolakoğlu'nun amcası ise yeğeninin emekli olmasına rağmen çocuklarının eğitimi için yeniden madende çalışmaya başladığını belirterek, "Yılbaşına kadar çalışacağını söylemişti" dedi

24.10.2026 16:36:00
İHA
 
Maden faciasında ölen 3 çocuk babasına son veda
Maden faciasında ölen 3 çocuk babasına son veda
Gelik beldesindeki özel kömür ocağında meydana gelen patlamada yaşamını yitiren Recep Çolakoğlu için Zonguldak merkeze bağlı Osmanlı köyü Ali Büyük Mahallesi'nde cenaze töreni düzenlendi. Çolakoğlu'nun Türk bayrağına sarılı tabutu Ali Büyük Camisi'ne getirildi. Eşi Canan Çolakoğlu ile çocukları Yağmur (17), Rüzgar Mert (12) ve Elif (10), tabutun başında gözyaşlarına boğuldu.






Babalarını son kez uğurlamak için tabutun başına gelen 3 kardeş, gözyaşları içinde tabuta sarıldı. Çocukların feryatları arasında aile yakınları da gözyaşlarını tutamadı. Eşi Canan Çolakoğlu ve yakınları, cenaze töreninde taziyeleri kabul etti.









"Üç çocuğum okuyor, yılbaşına kadar çalışacağım demişti"

Cenaze töreninde gazetecilere konuşan Recep Çolakoğlu'nun amcası Sadullah Çolakoğlu, yeğeninin emekli olduktan sonra yeniden maden ocağında çalışmak istediğini anlattı. Çolakoğlu'nu çalışmaması yönünde uyardıklarını söyleyen amcası, "Tekrar ocaklara çalışmaya gitmek istedi. Emekli maaşı olduğunu söyleyerek 'Gitme' dedik. Üç çocuğunun olduğunu, okuduklarını söyledi. Yılbaşına kadar çalışacağını söylemişti. Vadesi de bu kadarmış, yapacak bir şey yok. Devletimiz sağ olsun diyoruz" ifadelerini kullandı.








Üç çocuğunun gözyaşları arasında toprağa verildi

Cenaze törenine Zonguldak Vali Yardımcısı Mutlu Almalı, Zonguldak milletvekilleri Muammer Avcı ve Saffet Bozkurt, Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğ Ertuğrul, AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.








Ali Büyük Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından Çolakoğlu'nun tabutu omuzlarda taşınarak aile mezarlığına götürüldü. Üç çocuk babası madenci, ailesinin ve yakınlarının gözyaşları arasında toprağa verildi.

Kontrollü yıkım sırasında kepçe molozların altında kaldı

Ankara'nın Pursaklar ilçesinde kontrollü yıkım sırasında bir kepçenin kolu molozların altında kaldı

24.10.2026 16:31:00
İHA
 
Kontrollü yıkım sırasında kepçe molozların altında kaldı
Kontrollü yıkım sırasında kepçe molozların altında kaldı
Olay, Ankara'nın Pursaklar ilçesindeki Saray semtinde meydana geldi.






İddialara göre, kontrollü yıkım kararı verilen bir binanın yıkımına gelen kepçenin kolu yıkım sırasında molozların altında kaldı. 






Kepçe operatörünün sağlık durumunun iyi olduğu belirlendi. 






Sıkışan kepçe, iş makinelerinin yardımıyla sıkıştığı yerden çıkartıldı.













Kırmızı ışık ihlali yapan kamyonet ortalığı savaş alanına çevirdi

Antalya'nın Manavgat ilçesinde kırmızı ışık ihlali yapan kamyonetin çarptığı otomobil hurdaya dönerken 2 kişi yaralandı

24.10.2026 10:41:00
İHA
 
Kırmızı ışık ihlali yapan kamyonet ortalığı savaş alanına çevirdi
Kırmızı ışık ihlali yapan kamyonet ortalığı savaş alanına çevirdi
Kazanın ardından yol araç trafiğine kapanırken, araçların kaldırılması ve yolun temizlenmesinin ardından yeniden açıldı.






Kaza, Aşağı Pazarcı Mahallesi İbrahim Sözen Caddesi'nde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, kırmızı ışık ihlali yapan Nuri K.'nın kullandığı 07 AIJ 161 plakalı kamyonet, Atatürk Caddesi'nden İbrahim Sözen Caddesine çıkmakta olan Hasan Ş. idaresindeki 07 BDB 559 plakalı otomobil ile çarpıştı. 






Kazada otomobil sürücüsü Hasan Şehirli ile otomobilde yolcu olarak bulunan Aysel Şehirli yaralandı. Yaralılar 112 sağlık ekiplerinin olay yerindeki müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı.








Kaza anı güvenlik kamerasına saniye saniyesine yansırken, Atatürk Caddesi'nden gelen otomobilin kırmızı ışıkta beklediği, kendisine yeşil ışık yanmasının ardından hareket ettiği sırada kırmızı ışık ihlali yapan kamyonetin otomobile çarptığı anlar kayda girdi.




















Maden ocağındaki patlamada ölü sayısı 3'e yükseldi

Zonguldak'ın Kilimli ilçesi Gelik beldesinde maden ocağında meydana gelen patlamada mahsur kalan son işçinin de cansız bedenine ulaşıldı. Böylece olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 3'e çıktı

23.10.2026 14:03:00
İHA
 
Maden ocağındaki patlamada ölü sayısı 3'e yükseldi
Maden ocağındaki patlamada ölü sayısı 3'e yükseldi
Olay, saat 10.00 sıralarında Gelik beldesinde faaliyet gösteren Demir Madencilik'e ait maden ocağında meydana geldi. Metan gazı sıkışması sonrası yaşanan grizu patlamasında maden ocağındaki 8 işçiden 7'si çıkarılarak ambulanslarla hastanelere sevk edildi.






Yaralı olarak çıkarılan işçilerden Murat Bölükbaşı ve Recep Çolakoğlu yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamazken, durumu ağır olan Cemal Arslan (45) ve Okan Dinçer (45) ilk tedavilerinin ardından Ankara'ya sevk edildi. Vücudunda yanıklar bulunan Ercan Akdal (40) ve kafa travması bulunan Soner Dinçer (34) Atatürk Devlet Hastanesi'nde, iki ayağında da kırıklar bulunan Kurtuluş Elmas (38) ise Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesinde tedavi altına alındı.








Mahsur kalan işçinin cansız bedenine ulaşıldı

Patlama sonrası ocakta mahsur kalan Murat Kaya'ya ulaşmak için ekipler seferber oldu. Yaklaşık 1.5 saat süren çalışma sonucu ekipler Murat Kaya'nın cansız bedenine ulaştı. Kaya'nın cenazesi bulunduğu yerden çıkararak Atatürk Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Böylece olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 3'e çıktı.









3 işçinin hayatını kaybettiği, 5 işçinin ise yaralandığı maden ocağındaki patlama ile ilgili olarak ise Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından inceleme başlatıldı.
Öte yandan, acı haberi alan aileler ise hastane morgu önüne gelerek feryat etti.













Çukurova Belediyesi soruşturmasında mevcut başkan Emrah Kozay dahil 34 şüpheli tutuklandı

Adana'da Çukurova Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında mevcut başkan Emrah Kozay, teyzesi Sıdıka Şire ve önceki dönem belediye başkanı Soner Çetin dahil 34 kişi tutuklandı

23.10.2026 08:30:00
İHA
 
Çukurova Belediyesi soruşturmasında mevcut başkan Emrah Kozay dahil 34 şüpheli tutuklandı
Çukurova Belediyesi soruşturmasında mevcut başkan Emrah Kozay dahil 34 şüpheli tutuklandı
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Çukurova Belediyesi'nde gerçekleştirilen ihale ve doğrudan temin işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında, 19 Ekim'de operasyon düzenlendi.






Jandarma ekiplerince 51 şüpheliye yönelik gerçekleştirilen operasyonda, aralarında mevcut belediye başkanı Emrah Kozay ve önceki dönem belediye başkanı Soner Çetin'in de bulunduğu 44 şüpheli gözaltına alındı. Ara yakalamalarla gözaltı sayısı 49'a yükseldi.






Jandarmadaki işlemleri tamamlanan 49 şüpheli, sağlık kontrolünün ardından sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi.
 







Şüphelilerden mevcut belediye başkanı Emrah Kozay, teyzesi Sıdıka Şire ve önceki dönem belediye başkanı Soner Çetin dahil 34 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. 15 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verildi.

Eyüpsultan'da 5 katlı riskli bina tahliye edilerek mühürlendi

İstanbul Eyüpsultan'da 5 katlı binanın kolonlarından ses gelmesi üzerine vatandaşlar tahliye edildi. Çalışma sonrası zabıta ekipleri tedbir amaçlı binayı mühürledi

23.10.2026 05:00:00 / Güncelleme: 23.10.2026 06:33:22
İHA
 
Eyüpsultan'da 5 katlı riskli bina tahliye edilerek mühürlendi
Eyüpsultan'da 5 katlı riskli bina tahliye edilerek mühürlendi
Olay, Eyüpsultan Düğmeciler Mahallesi 1. Hilal Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre, sokak üzerindeki 5 katlı binada oturan vatandaşlar kolonlardan ses gelmesi ihbarda bulundu.








Bunun üzerine olay yerine polis, sağlık ve zabıta ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen belediye mühendislerinin incelemesi sonucunda binanın riskli olduğuna karar verildi. Binadaki vatandaşlar tahliye edilirken bina ise mühürlendi. 






Binanın çevresi zabıta ekiplerince bariyerle kapatılırken binanın yıkım tarihine ise yapılacak detaylı incelemeler sonucunda karar verileceği öğrenildi.













Mersin'de 3 katlı binanın zemini çökmesi: 40 kişi tahliye edildi

Mersin'de 3 katlı bir binanın zemininde meydana gelen çökme nedeniyle 40 kişi tedbir amaçlı tahliye edildi

23.10.2026 00:10:00
İHA
 
Mersin'de 3 katlı binanın zemini çökmesi: 40 kişi tahliye edildi
Mersin'de 3 katlı binanın zemini çökmesi: 40 kişi tahliye edildi
Olay, merkez Yenişehir ilçesi Gazi Mahallesi 1305 Sokakta bulunan 3 katlı bir binada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, binanın zemininde çökme ve hasar oluştuğunu fark eden bina sakinleri, durumu AFAD ve polis ekiplerine bildirdi.






İhbar üzerine olay yerine sevk edilen ekipler, yaptıkları incelemenin ardından binanın tedbir amaçlı boşaltılmasına karar verdi. Binada yaşayan 40 kişi tahliye edilirken, olay yerine gelen Yenişehir Kaymakamı Nevzat Şengök de incelemelerde bulundu. Şengök, incelemelerinin ardından bina sakinlerine durum hakkında bilgilendirme yaptı. Tahliye edilen vatandaşlar, Yenişehir Belediyesine ait misafirhaneye nakledildi.








"Yağmur suları binanın altındaki toprağı boşaltıyor"

Bina sakinlerinden Tekin Demirtaş, çökmenin son dönemde etkili olan yağışların ardından meydana geldiğini belirterek, "Son dönemlerdeki yoğun yağışlardan dolayı bizim bir logar giderimiz vardı, iptal edilmiş logar gideri. Su, yağmur suları o logar giderinden kendine yol bularak binanın kenarındaki betonun altındaki yerden dışarıya toprağı boşaltıyor. Bu boşaltma sonucunda daha önce hafiften çökmemiz vardı zaten orada. Daha önce de tamir edilmişti. Bu yüzden logarı iptal ettik. Ve çökme meydana geliyor. Çökme meydana gelince komşularımız bunu görüyor, bunu görünce AFAD'a haber veriyor. AFAD'a haber verilmesi sonucu polislerimiz, sağ olsun, kaymakamımız geldi. Emniyetimiz geldi. Emniyetimize teşekkür ederiz" dedi.














Gaziosmanpaşa'da 15 ton bozulmuş etin piyasaya sürülmesi engellendi

İstanbul Gaziosmanpaşa'da halk sağlığını tehdit eden gıdalara karşı 16 mahallede gerçekleştirilen denetimlerde, bozulmuş 15 ton et ve et ürününün sofralara ulaşması engellendi. Ürünlerin sabun üretiminde kullanılacağı ya da hayvanlara verileceği şeklindeki savunmalar pes dedirtirken, denetimlerin ardından ilgili iş yerleri hakkında soruşturma başlatıldı

22.10.2026 11:58:00
İHA
 
Gaziosmanpaşa'da 15 ton bozulmuş etin piyasaya sürülmesi engellendi
Gaziosmanpaşa'da 15 ton bozulmuş etin piyasaya sürülmesi engellendi
Gaziosmanpaşa Belediyesi Zabıta Müdürlüğü İş Yeri Hijyen Denetim Ekibi ile İlçe Tarım Müdürlüğü ekipleri, ilçenin 16 mahallesinde gıda üretimi, işlenmesi ve satışı yapılan işletmeleri mercek altına aldı. Denetimlerin en çarpıcı tespitlerinden biri, et parçalama ve işleme faaliyetinin yürütüldüğü iş yerlerinde yapıldı. Ekipler, kontroller sırasında halk sağlığı açısından risk taşıyan toplam 15 ton et ve et ürünü tespit etti. İşleme alanları ve soğuk hava depolarında yapılan kontrollerde bazı et ve et ürünlerinde ağır koku oluştuğu, dondurulmuş ürünlerin bir bölümünün çözünmeye başladığı belirlendi. Bazı ürünlerin zeminle temas ettiği, depolama sıcaklığının et ürünlerinin muhafazasına uygun olmadığı ve işleme alanlarında hijyen kurallarına aykırı şartlar bulunduğu tespit edildi. Ekipler, tüketime uygun olmadığı belirlenen ürünleri tek tek inceleyerek tarttı ve kayıt altına aldı. 15 ton et ve et ürününe imha edilmek üzere el konulurken, ürünlerin piyasaya sürülmesinin önüne geçildi.






"Sabun yapılacak" denilen yerde kıyma makinesi bulundu

Denetimlerde kemiklerden sıyrılan bazı etlerin sabun üretiminde değerlendirileceği, bazı ürünlerin ise hayvanlara verileceği beyan edildi. Ancak iş yerinde yapılan incelemelerde kıyma makinesi bulunması üzerine kontroller derinleştirildi. Kemiklerden sıyrılan etlerin kıyma haline getirilerek yeniden gıda zincirine dahil edilme ihtimalini dikkate alan ekipler, tüketime uygun olmayan ürünlerin tamamını işlem altına aldı.








Bin 873 denetimde 153 cezai işlem, 16 mühürleme

Ekipler, 16 mahalledeki denetimlerde bin 873 iş yerini kontrol etti. Denetimler sonucunda 153 iş yerine cezai işlem uygulanırken, 16 iş yeri mühürlendi. Kontrollerde işletmelerin hijyen şartları, ürünlerin işlenme ve muhafaza biçimleri, son kullanma tarihleri ile gıda güvenliğini tehdit edebilecek uygulamalar incelendi. Denetimlerde tespit edilen uygunsuzluklar ve ürünlere ilişkin tutanaklar tutuldu. Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili birimleri tarafından gerekli cezai işlemler uygulanırken, mevzuata aykırılık tespit edilen iş yerleri hakkında soruşturma başlatıldı.








Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz'in göreve gelmesinin ardından oluşturulan İş Yeri Hijyen Denetim Ekibi, halk sağlığını tehdit eden uygulamalara karşı denetimlerini ilçe genelinde sürdürüyor. Karadeniz'in göreve geldiği ilk günden itibaren özellikle üzerinde durduğu gıda güvenliği konusunda sağlıksız üretime ve halk sağlığını riske atan hiçbir uygulamaya müsamaha gösterilmeyeceği vurgulandı.

Gaziosmanpaşa Belediyesi ekiplerinin geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiği bir başka denetimde de yaklaşık 10 ton bozulmuş ve son kullanma tarihi geçmiş gıda ürününün piyasaya sürülmesi engellenmişti.




















logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.