HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 24 MAYIS 2022, SALI

Tehlikeli oyunlar

27.01.2022 00:00:00

Ekonomik çöküş yaşayıp tam da dibin dibine vurduğumuz şu dönemde iktidar olan AKP Cumhur ittifakı olarak, alicengiz oyunlarıyla gündemi değiştirmeyi başarıyor. 

Fakat vatandaşın yaşadığı gündem o kadar net ki; yoksulluk, sefalet, açlık. Onun için gündem değiştirme argümanları piyasadan, vatandaşın nezdinden hemen siliniyor. AK Parti kurmayları ve Cumhur İttifakı yeni suni gündemler ortaya atıyorlar. Bu şekilde medyadaki yandaşlarına konuşacak konular sunuyorlar. 

Mesela Sezen Aksu'nun 5 yıl önce okuduğu bir şarkı bugün yeni bir şeymiş gibi servis ediliyor. Sayın Cumhurbaşkanı'nın ".... o dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir..." sözleri ve ardından gelen ortakların ve üst düzey yöneticilerin açıklamaları. Bir hafta bu gündemi her türlü medya unsurlarında tuttu. O da saman alevi gibi söndü, ilgililerine kaldı. 

Şimdi kar kış var, yollar kapandı Gaziantep'te olunca doğal afet, aynı olay İstanbul'da yaşanınca belediyenin beceriksizliği. Ve daha niceleri. Yeter ki gündemi; açlığı, yoksulluğu, fakirliği meydana getiren ekonomik çıkmazları unutturmayı başaralım. 

Bir de AK Parti'nin ve onun çizgisinde olan geniş bir kesimin, milletimiz nezdinde saygınlığı en üst seviyede olan dini hassasiyeti ve terimleri kullanarak siyasi kurnazlıklarına alet etmek meselesi çok yaygın. 

Halbuki böyle dini sadece en iyi biz anlarız, mücadelemiz dindar bir nesil yetiştirmektir. Mazlum kardeşlerimize yardım etmektir, gibi yaklaşımlar asırlardır Anadolu'daki milletimizin Ehl-i Beyt inancından kaynaklanan hoşgörü ve sevgi anlayışını ortadan kaldırıyor. Bir olalım, iri olalım, diri olalım Hacı Bektaş ölçüsünü yok ediyor. 

Dini, siyasi işlerde bu kadar yoğun kullanmak, insanları siyasilerin dayattığı bu dini anlayıştan uzaklaştırıyor. Ve milli varlığımızın, bütünlüğümüzün teminatı olan yüce dinimiz bu mudur? Bu algıyla insanımız ve özellikle gençlerimiz dinden uzaklaşıyor.  Bunun vebalini hiç düşünmüyor musunuz! 

Peygamberimizin hoş görüsünü ve müsamahakar tavrını hiç mi okumadınız! 

Mesela; duyguları galebe çalan, zina için izin isteyen gence sabırlı, yol gösteren tavrı bizim için örnek değil mi?

Hayber fethedildikten sonra, mahzendeki  şaraplara dayanamayıp içen ve orda sızan sahabesine, diğerleri ceza verelim derken, "onu bırakın, onun kalbinde Allah ve Resul'ünün sevgisinden başka bir şey yoktur" diyerek irşadı bize örnek değil mi?

Mescide idrarını yapan Bedeviye "dokunmayın ona, o bölgeye toprak atın" diye sahabesini uyarıp Bedeviye nasihatle doğruyu göstermesi bize örnek değilmi?

Sanatı ve sanatçıyı kazanmak adına, şaire ödül olarak hırkasını vermesi, bizim için örnek değil mi?

Resulullah'ın bize emanet olarak mutlaka kurtuluşa ermemiz için uymamız gereken Ehl-i Beyt imamlarının hayatındaki sayısız örnekler... 

Ehl-i Beyt'in kendi ihtiyaçları olduğu halde, başkalarını tercih eden hallerinin Kur'an-ı Kerim'de övülmesi, bizim için örnek değil mi?

Türklerin piri Hoca Ahmet Yesevi, Anadolu'nun genelkurmay başkanı Hünkar Hacı Bektaş, Sarı Saltuk, Mevlana, Yunus Emre, Nasreddin hocamız, Ahi Evran ve daha niceleri... Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk milleti için hayatı boyunca örnek fedakarlıkları, bizim için bu çizgi, bu kuşak örnek değil mi?

Ve tabi Peygamberimizden gelen bu kutlu Ehl-i Beyt yolunu bizzat yaşayarak, hoş görü ve müsamaha örnekleriyle milletine aktaran ve fakat mücadelesini asla taviz vermeden devam ettiren, bu çabalarıyla insanlar için imrenilerek takip edilecek olan, Prof Dr Haydar Baş hocamızın hayatı ve görüşleri tüm milletimiz için örnektir. 

Onun hayat felsefesi olan "Dini bütünlüğümüz milli bütünlüğümüzdür, Milli bütünlüğümüz dini bütünlüğümüzdür" anlayışı, esasında  başta tüm siyasilerimizin, akademisyenlerimizin, sanatçı ve yazar çizerlerimizin de hayata bakışı olmalıdır. 

Bu temel çizgi ve anlayış farklılıklarımızın bizim ayrılıklarımız olmadığını anlamamıza ve kabul etmemize sebep olacaktır. Binlerce yıldır bu farklılıklarla bir arada bulunmayı başarmış büyük bir milletiz. Bu güzel ve kutlu anlayışımız bazen de kötü amaçlar için kullanılarak, gaflet, dalalet ve hıyanet içinde olanlar tarafından zaafımız haline getirilmiştir. Tarihimiz bunun sayısız örnekleriyle doludur.  

İşte bundan ders almalıyız. Çizgimizi ve anlayışımız tarihimizde var olarak gelen Ehl-i Beyt anlayışı, Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt olmalıdır. Yoksa Muaviye-Emevi- Yezit çizgisi bizi dini yaşayan değil, dayatan fundamentalist anlayışa getirir. Kendi çıkarımızı korumak adına, maslahat bunu gerektiriyor, öyleyse Nas da olsa bunu böyle anlamalıyız. Doğrusu, bu benim dediğimdir. Maslahat bunu gerektirdiği için Nas'ı böyle yorumluyoruz, deyip kendi anlayışımızı yüce dinimizin emridir diye insanlara dayatıp icraatlar yapmaya kalkarız. 

Hele bunu siyasiler, kudretli muktedirler yaparsa ölçü, mizan bozulur. Bunun vebali çok büyüktür, sonuçları toplumu felakete sürükler. Atatürk laikliği bunun için gerekli gördü. Siyaset ve siyasetçiler dine karışmasın. 

Diyanet teşkilatını da siyasetten ve siyasilerin etkisinde olmadan Din adamları dine hizmet edip, millete doğru olan dini, hiç bir kınayıcının kınamasından çekinmeden anlatsınlar, sorulan sorulara bu günkü siyasi konjonktür bunu gerektiriyor diye cevaplar vermesinler. 

Veya iktidarın politikalarına uymaz, buna etliye, sütlüye dokunmadan biraz da geç cevap vereyim demesinler. Atatürk'ün dine ve dini hizmetlere bakışı tam da budur. Laiklik tam da bundan dolayı gereklidir. 

Din hizmetlerinin iktidarın uygulamalarına ters düşmesin anlayışıyla harekete en uygun çarpıcı örneklerden birisi de, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Diyanet İşleri'ne yazılı soru sorup bir ay sonra aldığı cevaptır. Baş'ın Twitter'daki paylaşımı şöyle:

"Basit bir soru sorduk 'Kur korumalı mevduat sistemi helal mi haram mı?' 32 gün sonra cevap geldi. İstihareye yatsalar 3 günde cevap verirlerdi. Cevaben, soru istismara açık cevap veremeyiz demişler. Bu ülkede birileri dini istismar ediyor olabilir ama o kesinlikle ben değilim."

Milletimiz için kaybedilen bir çok şey geri alınır ama, milli birliğimizin temelini oluşturan dini ve kültürel değerlerimiz yok olursa bir daha toparlanamayız.

Sırf iktidarımızı korumak için yılların yorgunluğu ve sorunlar karşısındaki çaresizliklerle gündemi değiştirmek için milletimizi ayrıştıracak çıkışlardan vazgeçelim. Burada en önemli görev toplum önderliği yapan gerek siyasiye ve gerek siviller düşüyor.

 
Ömer Turan / diğer yazıları
- Tehlikeli oyunlar / 27.01.2022
- Ekonomi hangi sistemle değişir? / 19.01.2022
- Ekonomide gerçek / 30.12.2021
- Hz Mevlana ve kutlu yolu / 22.12.2021
- BTP Türkiye’nin geleceği / 15.12.2021
- Dini anlamada ve yaşamada yöntemimiz / 08.12.2021
- Kendini milletine adamış lider / 10.11.2021
- Dilimiz ve alfabemiz Türkçe / 03.11.2021
- Kaybolan değerlerimiz! / 27.10.2021
- Siyaset çözüm üretemiyor / 20.10.2021
- Mevlid kandilimiz / 14.10.2021
- Trabzon’da BTP coşkusu / 12.10.2021
- Yaşanan gerçek geçim sıkıntısıdır / 06.10.2021
- Milletin doğan güneşi / 29.09.2021
- Kandırıldık! / 15.09.2021
- Dostlardan haberler / 10.09.2021
- Eğitim öğretim üzerine / 09.09.2021
- Peygamberimizin davet mektupları ve Dinlerarası Diyalog / 05.09.2021
- Hz Hüseyin’in ashabının ışık tutan halleri / 25.08.2021
- Hz. Hüseyin’in (a.s) kıyamının sebebi / 11.08.2021
- Peygamberimizin mirası / 28.07.2021
- İnsan istediğine ulaşır / 24.07.2021
- İşsizlik, yoksulluk ve demokrasi / 15.07.2021
- Örnek model Ehl-i Beyt / 07.07.2021
- Karanlıklarda aydınlık yüzleri çıkaran lider / 30.06.2021
- Milletin geleceği kimin elinde? / 23.06.2021
- Allah’ın güzel kulu / 16.06.2021
- Birlik ve kardeşlik için / 10.06.2021
- Milleti Atatürk’ünü hep rahmetle anıyor / 02.06.2021
- Geleceğimiz için varlıklarımızı koruyalım / 26.05.2021
- Helalleşelim mi? / 19.05.2021
- Bayramımız Bayram Olsun / 13.05.2021
- İnsanca yaşamak / 05.05.2021
- Çocuklar sevinsinler / 28.04.2021
- Ramazan iklimi / 21.04.2021
- 14 Nisan, hasret bir yıl / 14.04.2021
- Çözümün adresi ne? / 07.04.2021
- Günümüzde güzel ahlak / 01.04.2021
- Güzel ahlak için onu yaşayan örnek şart / 24.03.2021
- Çanakkale’de başlayan Kurtuluş Savaşı / 18.03.2021
- Birlik ve beraberlik ruhu / 12.03.2021
- Kutlu Mirac Kandiliniz mübarek olsun / 10.03.2021
- Tevhid-i Tedrisat’ın 97. yılı / 05.03.2021
- Sessiz devrimle başlayan Milli Ekonomi Modeli çağı / 03.03.2021
- Toplumsal barış nasıl sağlanır? / 26.02.2021
- Atatürk ve din / 24.02.2021
- Liderler gençleri anlayabiliyor mu? / 19.02.2021
- Gençlerin insanlığa yön vermesi / 17.02.2021
- Dünya hayatı zulüm mü? (2) / 11.02.2021
- Dünya hayatı zulüm mü? (1) / 10.02.2021
- Millet olarak varlığımızı sürdürmenin yolu -2- / 04.02.2021
- Millet olarak varlığımızı sürdürmenin yolu -1- / 03.02.2021
- Birliğin adresi Kur’an ve onun canlı örneği Ehl-i Beyt / 28.01.2021

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

27.01.2021, 27.01.2020, 27.01.2019, 27.01.2018, 27.01.2017, 27.01.2016, 27.01.2015, 27.01.2014, 27.01.2013, 27.01.2012, 27.01.2011, 27.01.2010, 27.01.2009, 27.01.2008, 27.01.2007, 27.01.2006, 27.01.2005, 27.01.2004, 27.01.2003


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.