HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 09 AĞUSTOS 2022, SALI

Tespihler ve tespitler

15.06.2022 00:00:00

Gerçek tesbihler, tespitler ile uyumludur. Hiçbir tesbih rastgele dizilmez. Kullanılan malzeme ne olursa olsun, bir düzenin, bir sıranın, incelik veya büyüklüğün, parlaklığın veya matlığın, parmaklara hizmet edecek olmanın mantığı ile sıralanır. 

Her tesbih tanesi özenle seçilir. Onların da bir kıdemi, görevi ve iş bölümü vardır. 

Veysel Karani Hazretleri, Tesbihçiliğin Piri olarak kabul edilir. Meslek bugüne kadar kaybolmamış; çeşitli illerde ve özellikle İstanbul'da Mercan yokuşunda varlığını sürdürmektedir. Bazı çarşı ve hanlar ustaların buluştuğu bir mekân ve Pazaryeri olmuştur.  

Tesbihlerin kullanımı, mevsimlere göre, imal edildiği taşa göre, kullanıldığı ile göre değişir. Yazın kullanılan ile kışın kullanılan arasında tercihler vardır. Namazda ve zikirde kullanılan tesbihlerin oturduğu yerden birbirine atılması hoş karşılanmaz. Mesela tasavvuf ehli tesbih çektikten sonra imamesini öper, koklar ve onun için yapılmış askıya asar. Böylece yapılan ibadete yardımcı olduğu için ona sevgi ve saygısını gösterir. 

Bir zamanların ünlü ustalarının ürettiği tesbihler bugün yüksek fiyatlarla alıcı bulmaktadır. Bunların arasında Horoz Salih,  Mevlanakapı'da hizmet gören Mahmut Usta, yine Horoz lakaplı Hasan Usta, Halil Usta oldukça ünlüleridir. Tophaneli İsmet Usta, Arap ve Sarı Nuri ustalar, Edirnekapılı Galip, Tosun, Halil, Akgerdan Mehmet Efendi,  Kehribarcı Muhiddin Usta gibi isimleri de anmak lazım.  Bunların ürettiği tesbihler; aradan geçen bir asrı aşkın süredir üretenin adı ile alınıp, ehli kamil olanlara devredilir. Herkese verilmez. 

Her tesbih her yerde çekilmez. Gösteriş için çekilen tesbih,  kendi kendine üzülür ve yok hükmüne düşer. Kimisi de bir fırsatını bulur, kaybolur. 

Yapılan bilimsel araştırmalarda bir takım taşların insan vücudundaki elektriği dengelediği, şifakâr olduğu, gönlü rahatlattığı, ibadete yardımcı olmanın yanı sıra kalp ritmini de düzenlediği söylenmektedir. 

***

Gelelim tespitlere…

Görüldüğü gibi "tesbihler" ile insanlar arasında benzerlikler vardır. Bir toplumda görevler ehil olanlara verilir ve iyi bir düzen kurulur ise, toplum huzur içinde olur. Olmamaları gereken sırada görev yapanlar ise, düzeni bozar, toplumsal anlayış ve değerler kaybolur. 

Bir tesbih sırasında birbirine benzemeyen, ayni değeri taşımayan taşlar asla sıralanmaz. Böyle bir sıralamayı yapmak için Veysel Karani gibi çok büyük bir uyum ustası olmanız gerekir. Oysa tesbih dünyasında böyle karmakarışık dizilmiş bir düzen göremezsiniz. 

Çünkü "esvgi"nin olmadığı yerde düzen de olmaz, huzur da. 

Eşitliğe ve kardeşliğe inanmak, insanların birbirine kin ve fesat duyarak kıskanarak bakmasına engel olmak zorundasınız.

Elinden tuttuğu çocuğu bir pideci dükkânının önünden hızlı hızlı geçiren babanın ona harcayacak parası olmadığı için duyduğu üzüntüyü;  çocuğun guruldayan karnı ile sizin tabağınıza baktığı zaman gözlerinde fark ettiğiniz duyguları gördüğünüzde yediğinizin boğazınıza dizilmekle kalmayıp nasıl bir acı verdiğini fark ediyorsanız, bir dilim kuru ekmek için sokaktaki köpeğin gözlerindeki minnet duygusunu görebiliyorsanız sizin duyacağınız manevi acının hepsinden daha fazla olması lazım. 

Açlığın giderilemediği dükkânlar, insanların doyurulamadığı sokaklar, yatağa aç giren çocuklar en büyük kâbusumuz olmalıdır. Yediğiniz bir pideye imrenenlerin dünyasında, fakiri-fukarayı düşünmeyenlerin en büyük günahı kendi karnını doyururken komşusunun halini düşünmeyenlerindir. 

Ancak unutmayın. Nasıl her tesbih tanesi birbirine benzemez ise, insanlar da birbirine benzemez.

Belki bir çuvaldaki fasulye taneleri de birbirine benzemez ama sonuçta ortak bir amaca hizmet etmek için yaratılmışlardır. İnsanları doyurmak için para pul tanımazlar.

Tıpkı arpa, buğday, mercimek, nohut taneleri gibi…

Vakit, aç ancak gururlu babaları ve çocuklarını doyurma zamanıdır.

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- BİR SAĞLIK OCAĞI ÖYKÜSÜ / 09.08.2022
- Güle güle anne / 05.08.2022
- Bir yanıtın düşündürdükleri / 30.07.2022
- Kıbrıs’ın dağlarında… / 27.07.2022
- Geleceğin geçmişe borcu / 23.07.2022
- Edirne sokakları… / 19.07.2022
- Kültür ve özgürlük / 05.07.2022
- Boşa giden tesisler / 02.07.2022
- Hüseyin Baş’ın çilesi… / 01.07.2022
- Yere düşen para… / 29.06.2022
- Demokratik krallık / 22.06.2022
- Kaybedilen veya kaybolan insanlar… / 21.06.2022
- Yol / 18.06.2022
- Tespihler ve tespitler / 15.06.2022
- Salda’nın güzelliği… / 11.06.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 04.06.2022
- Yazının dili / 31.05.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 29.05.2022
- Aşk… / 24.05.2022
- Yeni Atatürkler yetişiyor… / 21.05.2022
- Yaşam ve öyküler / 17.05.2022
- Baca eğri olsa da / 15.05.2022
- Geleceği şekillendirmek… / 10.05.2022
- Benim sevgili doktorum / 07.05.2022
- Bir bayram yazısı… / 30.04.2022
- Geçmişin mesajları… / 26.04.2022
- Spor Yasa Tasarısı / 23.04.2022
- Köy deyip geçmeyin / 19.04.2022
- Bilimin ispata; dinin inanca ihtiyacı vardır / 17.04.2022
- Haydar Hocayı anmak… / 12.04.2022
- Bu çocuklar nasıl zehirlenir? / 10.04.2022
- Anıları kaybetmek / 05.04.2022
- İnsana değer vermek… / 02.04.2022
- İngiliz çöpü, İngiliz ipi… / 29.03.2022
- Seçime giderken / 26.03.2022
- Neden bu görmezlik… / 23.03.2022
- Ankara’ya giderken… / 19.03.2022
- 18 Mart… / 18.03.2022
- İhanetler zamanı… / 15.03.2022
- Bizim kadınlarımız / 08.03.2022
- Zeytine sarılmak / 05.03.2022
- Köprünün altından geçen su… / 01.03.2022
- Bir çiçek daha soldu / 26.02.2022
- Bülbül ne çekerse, dilinden... / 22.02.2022
- İyiler ile kötülerin savaşı / 19.02.2022
- Açlıkla tokluğun savaşı / 15.02.2022
- Bilgi hazımsızlığı / 13.02.2022
- Sanal kokuşmuşluk / 12.02.2022
- Kahkaha tufanı ve suflörlük / 08.02.2022
- Yazar, yaşadığını yazar… / 05.02.2022
- Haydar Hoca’nın izinde… / 03.02.2022
- Akıl kuşunun özgürlüğü ve Uğur Mumcu / 02.02.2022
- Güleriz ağlanacak halimize… / 29.01.2022
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

15.06.2021, 15.06.2020, 15.06.2019, 15.06.2018, 15.06.2017, 15.06.2016, 15.06.2015, 15.06.2014, 15.06.2013, 15.06.2012, 15.06.2011, 15.06.2010, 15.06.2009, 15.06.2008, 15.06.2007, 15.06.2006, 15.06.2005, 15.06.2004, 15.06.2003


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.