logo
05 ŞUBAT 2026

Türk kimliğine saldırılar ve Kuvayı Milliye ruhu

07.05.2023 00:00:00

Merhum Prof. Dr. Haydar Baş hocamız özetle; "Biz, Türk milletiyiz. Bizim Türklüğümüz etten, kandan, kemikten ibaret değildir. Medeniyetten, siyasetten, maneviyattan ve de dinden ibarettir. Burada Kürt'le Türk'ün, Laz'la Çerkez'in hiçbir farkı yoktur" diyerek her türlü etnik milliyetçiliği, kafatasçılığı reddediyordu.

Tabi 'Türk milleti' gerçeğini Haçlı Avrupa bir türlü kabullenemediği gibi içimizden de kabul edemeyenler oldu ve seçim sathında yaşananlar, söylenenler ortada.

Acı ama gerçek o ki, şuanda Hacı Bektaş-ı Veli ile ilk tanımı yapılan, Atatürk'ün Lozan'da güncellediği ve Haydar Baş Hocamızın iman gereği olarak yeniden hatırlattığı 'Türk milleti' kavramının lafzı var ama hakikati yok.

Bakın! Haçlı batı yüz yıllarca Türkleri, Anadolu'dan çıkarmak için ordular toplayıp, tarihi vahşetler sergilediler. Ama başaramadılar.

Savaş meydanlarında başaramadıklarını masa başı planlarıyla başardılar! Bu planlar yeni değildi. Osmanlı döneminde sahaya yansıtılmaya başlanmıştı.

O gün İngiliz Sömürgeler Bakanlığının, bugün ise aynı dış güçler yanında içimizdeki siyasi, dini ve sosyal yapıların önüne geçen kişi veya kişilerin eliyle ve de medya gücüyle bu planları milletimize yansıttılar.

Bu plan ve projelerden bazı başlıklar hatırlayalım:

1- Sünni ve Şii düşmanlığı türetip Müslümanları savaştırmak.

2- Müslümanları cahil bırakmak her türlü eğitim ve öğretim merkezli kurumların önünü kesmek.

3- Tembelliği teşvik etmek, çalışkanlığa mani olmak üzere bir düşünce geliştirmek.

4- 'Sultan, Allah'ın yeryüzündeki gölgesidir' gibi hadislerden yararlanarak zorba, zalim ve kendini düşünen hükümdarların hâkimiyetini ispat etmek.

5- İçki, kumar, fesat ve fuhuş yaymak ve domuz eti yemeyi teşvik etmek. 

6- Din âlimleri ile halk arasındaki karşılıklı saygı ve sevgi ilişkilerin bozmak.

7- Din âlimlerine iftira etmek, din âlimleri arasına İngiliz Sömürgeler Bakanlığı memurlarını, din âlimi kisvesiyle sokmak. 

8- Müslümanları, "Peygamberin dinden maksadı yalnız İslam dini değildir" düşüncesine inandırmak. 

 9- Kilise yapılması için zemin oluşturmak ve bunları açmak.

 10- Müslümanları ibadetlerinden alı koymak. Özellikle de Allah'ın kullarının ibadetine ihtiyacı yoktur düşüncesini yaymak. 

11-Ailelere nüfuz ederek anne-baba-evlat ilişkilerini sömürü kültürünün etkisinde kalacak şekilde düzenlenerek çocukları ve gençleri, büyüklerin nasihatlerini dinlememe noktasına getirmek.

12- Müslüman kadınların tesettürden vazgeçmeleri için olağanüstü bir çaba sarf etmek.

 13- Müslümanların mübarek ve mukaddes yerlerini ziyaret etmelerini engellemek. Türbeleri ziyaret etmenin bidat olduğunu ortaya koymak.

 14- İmam Hüseyin'e matem tutulan medrese veya merkezleri ortadan kaldırmak.

15- Evlenme işlerini mümkün olduğunca zorlaştırılmak.

16- İslam öğretilerinin evrensel olduğunu kesinlikle reddetmek.

 17- İslam ülkelerinin bazı arazi ve tesislerini gayrimüslimlere tahsis etmelerini teşvik etmek.  

18- Güçlü Osmanlı ve İran yönetimlerini parçalayarak küçük yerel yönetimler icat etmek."

Şimdi ülkemizin tablosuna bir bakın! Siyasette dinci olanlar, milliyetçi olanlar, ulusalcı olanlar, Kürtçü olanlar, küreselci olanlar kısaca hepsi özelde birbirlerini hedef alırken milletimizi paramparça ediyorlar.

Hele o dinci türler yok mu? Siyasi görüşüne, kılık-kıyafetine, mezhebine, meşrebine göre insanımız tekfir eden türler! Vatikan'ın bin yılda yapamadığını şurada 30-40 yılda yaptılar.

Ya medya! Senaryolar mafya-cinayet, aldatma, gayrı meşruyu özendirme ve fuhuş üzerine. Haberler aldatıcı, bilgiler kör edici. 

Haliyle olan milletimize oldu, oluyor.

İşin dikkat çeken tarafı ise 21 yıldır iktidarda elinden Kuran'ı, dilinden İslam'ı düşürmeyen bir anlayış var. 

Ülkemizin geldiği bu vahim noktada toplumun önüne geçen kişiler ders alması gerekirken suyu daha çok bulandırmaya, ateşi daha çok harlamaya çalışıyorlar.

Anadolu kaynıyor. Bir taraftan etnik kimlik vurguları, diğer taraftan artık "kandırıldık" kelimesine sığmayan siyasi yanlışlar, ekonomik çıkmazlar ve milletimizin öz kimliğinden uzaklaşması hem devlet olarak, hem de millet olarak varlığımızı tehdit ediyor. 

Yaşlı liderler koltuk kavgası verirken ülkemizin en genç lideri Hüseyin Baş, insanımıza şöyle sesleniyordu:

"Türkiye, kuruluş felsefesinden çok uzak noktalara çekildi. Bütün kurumlarıyla adeta işgal edilmiş hale geldi…

Ben, Türk istikbalinin evladı, yaşadığım bu toprakları yücelmek için her türlü fedakârlığı yapacağımı, anama, babama, atama verdiğim sözü tutacağıma, Bağımsız Türkiye idealinden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğime, ülkeme hizmet etmekte hiçbir çıkar aramayacağıma, birinci vazifemi unutmayacağıma, her türlü ahval ve şerait içinde umudumu asala yitirmeyeceğime, Bağımsız Türkiye Partisi iktidarında can emniyetini, mal emniyetini, namus emniyetini, din ve vicdan hürriyetini doya doya yaşatacağıma söz veriyorum. Ne mutlu bu kutlu yolda olanlara' demişti.

Evet, bizler çok mutluyuz. Çünkü Türklüğe savaş açanlarla değiliz, Türklüğümüzden utanmıyoruz ve 'ne mutlu Türk'üm diyene' diyoruz. 

 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.