HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 28 EYLÜL 2021, SALI

Türk musikisi eser formları - 7

01.08.2021 00:00:00
'Türk musikisi eser formları - 7' seslendirme dosyası:
g) TEKBİR:    
  
Allah'ın en yüce varlık olduğunu belirten "Allahüekber" cümlesini söyleme anlamında terim.
Sözlükte "yüceltmek, büyük olduğunu kabul etmek" anlamındaki tekbîr dinî terim olarak "Allah'ın zâtı, sıfatları ve fiilleri itibariyle her şeyden yüce ve üstün olduğu" mânasına gelen "Allāhüekber" cümlesini yahut bunu söylemeyi ifade eder. Tekbir başta namaz olmak üzere birçok ibadetin rüknü(Bir ibadeti, hukukî fiil veya işlemi oluşturan ana unsur anlamında fıkıh terimi.) veya tamamlayıcı öğesidir. Allah'ın adını yüceltme emri peygamberliğin ilk günlerinde nâzil olan, "Ey örtünüp bürünen, kalk ve uyar! Sadece rabbinin büyüklüğünü dile getir" meâlindeki âyet yanında (el-Müddessir 74/1-3) tevhid inancının bir parçası olarak diğer birçok âyette de geçer (meselâ bk. el-Bakara 2/185; el-İsrâ 17/111; el-Hac 22/37). Tarih boyunca insanların Allah'tan başka varlıkları yüceltme, putlara tâzimde bulunma, onlara kurbanlar sunma gibi tevhid inancıyla bağdaşmayan tutumlar ortaya koyduğu gerçeği karşısında İslâmiyet'te namaz, hac, kurban gibi ibadetlerde tekbire yer verildiği gibi Allah'ın azametinin temaşa edildiği her yerde ve gündelik hayatta çeşitli vesilelerle tekbir getirilmesi tavsiye edilmiştir.


Her gün beş vakit namazdan önce okunan ezan ve farz namazlara durulurken okunan kāmet tekbir lafızlarını içerir. Ayrıca namaza başlama ve bir rükünden diğerine geçiş tekbirle olur. İlkine {"iftitah tekbiri" namaza giriş tekbirine iftitah veya tahrime tekbiri denir.}, diğerlerine {"intikal tekbirleri" rükûa ve secdeye giderken, secdeden ve ikinci rek'atta tahiyyattan sonra kıyama kalkarken okunan tekbirlerdir.} denir. Başlangıç tekbiri iftitah (açılış) kelimesiyle nitelendiği gibi, kendisiyle namaz dışında yapılması helâl olan eylemler haram hale geldiği ve dış âlemle bağlantıyı kestiği için "tahrîme (ihrâm) tekbiri" diye de anılır. İkinci adlandırma Hz. Peygamber'in, "Namazın anahtarı temizlik, haram kılanı tekbir, helâl kılanı selâmdır" hadisinden (Ebû Dâvûd, "Ṭahâret", 31, "Ṣalât", 73; Tirmizî, "Ṭahâret", 3, "Ṣalât", 63) hareketle yapılmıştır. Resûl-i Ekrem, iftitah tekbirine yetişmek şartıyla kırk gün cemaate gelen kişiye Allah'ın biri cehennemden, ikincisi münafıklıktan kurtuluş olmak üzere iki berat vereceğini bildirmiş (Tirmizî, "Ṣalât", 64) ve namazın özünün iftitah tekbiri olduğunu söylemiştir (Heysemî, II, 273). İftitah tekbiri Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf'a göre namazın şartlarından, İmam Muhammed'e, üç mezhebe ve Ca'ferîler'e göre rükünlerindendir. Bu ayırım bazı hükümlere tesir eder. Meselâ iftitah tekbirinden sonra örtülmesi farz kılınan bir yerin örtülmesi veya kıbleye yönelişin tamamlanması gibi hususlar yerine getirilirse ilk görüş sahiplerine göre namaz sahih, bu tekbiri rükün sayanlara göre ise bâtıl olur.

Erken dönemde Zührî, Ebû Bekir el-Esam, Süfyân b. Uyeyne ve İbn Uleyye gibi, namaza başlarken niyetin yeterli olacağı ve tekbire gerek bulunmadığı görüşünü savunanlar varsa da bu görüş taraftar bulmamıştır. Niyetle iftitah tekbirinin ardarda yapılmasının gerekliliği hususunda da görüş ayrılığı mevcuttur. Hanefîler, Hanbelîler ve Ca'ferîler'e göre niyet iftitah tekbirinin hemen öncesinde yapılır ve arada namazla ilgisi olmayan söz ve davranışlara yer vermeden tekbir alınarak namaza başlanır. Niyetle iftitah tekbiri arasında birkaç âyet okuyacak kadar bir süre geçmesi, zikir ve dua yapılması niyetin sıhhatine mani değildir, ancak araya uzun bir zaman dilimi girmemelidir. Mâlikîler ve Şâfiîler'e göre ise iftitah tekbiri niyeti hemen takip etmeli, kısa da olsa herhangi bir fâsıla verilmemelidir, aksi takdirde namaz bâtıl olur. Cemaatle kılınan namazlarda imamdan önce tekbir almanın câiz görülmediği ve bu durumda tekbirin yenilenmesi gerektiği hususunda görüş birliği vardır. İmama uymayı emreden hadisi (Buhârî, "Ṣalât", 18, "Eẕân", 51, 74, 82, 128; Müslim, "Ṣalât", 77, 87, 89) yorumlayan Şâfiîler ve Hanbelîler'e göre cemaat mutlaka imamın peşinden tekbir almalıdır; onunla beraber tekbir alanın namazı geçerli değildir. İmam Mâlik, Ebû Yûsuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî tekbirin imamla aynı anda alınmasının kerâhetle câiz olduğunu söyler. Hanbelîler'deki bir görüşe göre bu sehven yapılmışsa câizdir. Ebû Hanîfe'ye göre ise en faziletlisi muktedinin imamla beraber tekbir almasıdır.

Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed'e göre namaza "Allāhükebîr, er-rahmânü a'zam, lâ ilâhe illallah, sübhânallah" gibi tâzim ifade eden lafızlarla da başlanabilir. Ebû Yûsuf, "Allāhüekber, Allāhü'l-ekber, Allāhü'l-kebîr" dışındaki lafızlarla başlanmasını câiz görmez. Diğer mezheplere göre ise namaza başlarken mutlaka "Allāhüekber" lafzını söylemek gerekir, zira bunun yerine geçecek başka bir lafız yoktur. Allah lafzının ilk harfini uzatmak kelimeye soru anlamı kattığı, "ekber"i "ekbâr" veya "ikbâr" şeklinde okumak anlamı bozduğu için fakihler bu lafzı söylerken çok dikkat edilmesi gerektiğini belirtirler. Dört Sünnî mezheple Ca'ferîler'in ortak görüşüne göre iftitah tekbiri sırasında elleri kaldırmak sünnet olup bunun sürekli terki günah kabul edilmiştir. Kadınların ellerini göğüs hizasına kadar kaldıracakları hususunda görüş birliği varsa da erkekler hakkında farklı görüşler ileri sürülmüştür. Hanefîler'e göre başparmaklar iki kulak yumuşağına değecek şekilde ve avuçlar açık, parmak araları kapalı vaziyette kıbleye dönük olmalı, bu esnada baş eğik durumda bulunmamalıdır. Ca'ferîler'de de ellerin kulak yumuşağı hizasına kaldırılması görüşü tercih edilmiştir. Mâlikîler ile Şâfiîler'e göre eller omuz hizasına kadar kaldırılır. Hanbelîler'e göre ise mükellef bu ikisinden dilediğini uygulayabilir. Hanefîler'e göre önce eller kaldırılır, arkasından tekbir alınır, diğerlerine göre eller kaldırılırken tekbire başlanır ve indirilirken bitirilir. Cemaatle kılınan namaza imam rükûda iken yetişen kimse iftitah tekbirini ayakta dik vaziyette almalıdır. Bu durumda imama uyan kişi Hanefî, Mâlikî ve Hanbelîler'e göre iftitah tekbiriyle birlikte intikal tekbirine de niyet edip doğrudan rükûa gidebilir. Şâfiîler'e göre sadece iftitah tekbirine niyet etmelidir, her ikisine niyet etmesi namaza manidir. Ca'ferîler'e göre ise iki tekbir aldığında rükûu kaçıracağını anlayan kimse iftitah tekbirine niyet etmek şartıyla tek tekbirle yetinebilir.

İntikal tekbirleri rükûa ve secdeye giderken, secdeden ve ikinci rek'atta tahiyyattan sonra kıyama kalkarken okunan tekbirlerdir. İki rek'atlık bir namazda on, dört rek'atlık bir namazda yirmi bir intikal tekbiri bulunur. Ayrıca Hanefîler'e göre vitir namazının son rek'atında Kunut dualarından önce tekbir alınır. Sehiv secdesi yapılırken namaz içindeki diğer secdelerde olduğu gibi tekbir alınır. İntikal tekbirlerinin hükmü konusunda fakihler arasında üç görüş ortaya çıkmıştır. Hanefî, Mâlikî ve Şâfiî mezhepleriyle Ahmed b. Hanbel'den nakledilen bir görüşe göre intikal tekbirleri sünnettir; Ahmed b. Hanbel'in diğer görüşüne göre ise vâcip hükmündedir ve kasten terkedilmesi namazın sıhhatine engel teşkil eder; sehven veya bilgisizlik sebebiyle terki namaza zarar vermez. Fazla taraftar bulmayan ve Saîd b. Cübeyr, Ömer b. Abdülazîz, Hasan-ı Basrî, Kāsım b. Muhammed gibi erken dönem âlimlerinden nakledilen üçüncü görüşe göre namazda iftitah tekbiri dışında herhangi bir tekbir yoktur. İntikal tekbirleri cemaatle kılınan namazlarda imam tarafından cehren(yüksek sesle) okunur. İmamın sesi cemaatin tamamına ulaşmıyorsa cemaat içinden birinin tekbirleri yüksek sesle tekrarlaması müstehaptır(sevilen, beğenilen) (bk. TEBLİĞ) İntikal tekbirleri sırasında Hanefîler ve Mâlikîler'e göre ellerin kaldırılması gerekmez. Şâfiîler, Hanbelîler ve Ca'ferîler'e göre rükûa giderken ve rükûdan kalkarken ellerin kaldırılması sünnettir. Tekbir ayrıca farz namazlardan sonra okunan zikirler arasında yer alır. Gerek namazların ardından gerekse geceleyin uyumadan önce otuz üç defa okunması tavsiye edilen ve aralarında tekbirin de bulunduğu zikir lafızlarının fazileti hakkında çok sayıda hadis nakledilmiştir (meselâ bk. Buhârî, "Eẕân", 155, "Daʿavât", 17; Müslim, "Mesâcid", 142, 146, "Ẕikir", 80; Ebû Dâvûd, "Edeb", 100). Secde âyetleri dolayısıyla yapılan tilâvet(Kuran'ı yüksek sesle, güzel ve yöntemince okuma.) secdelerinde tekbir alınıp alınmayacağı hususu namaz içinde veya dışında olmasına göre farklılık taşır. Secde âyetinin namazda iken okunması halinde secdeye giderken ve kalkarken tekbir alınacağı konusunda dört mezhep fakihleri görüş birliğine varmış, bazı Şâfiî âlimlerinin tekbir gerekmediği görüşü taraftar bulmamıştır. Secde âyetinin namaz dışında okunması halinde Hanefîler ve Hanbelîler ile diğer iki mezhepteki bazı âlimlerin görüşüne göre secdeye giderken ve kalkarken, Şâfiî ve Hanbelî fakihlerinden bir kısmına göre yalnız secdeye giderken tekbir alınır.

 
Ayhan Haksal / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

01.08.2020, 01.08.2019, 01.08.2018, 01.08.2017, 01.08.2016, 01.08.2015, 01.08.2014, 01.08.2013, 01.08.2012, 01.08.2011, 01.08.2010, 01.08.2009, 01.08.2008, 01.08.2007, 01.08.2006, 01.08.2005, 01.08.2004, 01.08.2003, 01.08.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.