Türkiye Cumhuriyeti devleti, maalesef benim açımdan en zor ve en düşündürücü dönemlerinden birini yaşamaktadır. Her geçen gün karşılaştığımız yeni gelişmeler, insanı bir önceki olaydan daha fazla şaşırtıyor.
İçinde bulunduğumuz tabloyu objektif bir şekilde değerlendirmeye çalıştığımda, benim için vatanını seven, Mustafa Kemal Atatürk'e ve onun ilke ve inkılaplarına değer veren, Türkiye'nin her bir ferdinin sorunlarını önemseyen ve bu sorunlara gerçekçi çözümler üreten bir siyasi anlayışın gerekli olduğunu düşünüyorum.
Bu noktada benim için önemli bir kırmızıçizgi bulunmaktadır: Çerçeve Yasa'ya imza atan bir siyasi anlayışın, yukarıda ifade ettiğim hassasiyetleri taşıdığına inanmıyorum. Çünkü bir siyasi partiyi değerlendirirken yalnızca söylemlerine değil, attığı imzalara, aldığı kararlara ve ülke meseleleri karşısındaki tavrına da bakmak gerektiğine inanıyorum.
Diğer siyasi partilere baktığımda ise kimi zaman sessiz kaldıklarını, kimi zaman da karşı karşıya olduğumuz sorunlara tam anlamıyla somut ve uygulanabilir çözümler ortaya koyamadıklarını görüyorum.
Tam da bu noktada, en başından beri savunduğum Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) duruşunun farklı olduğunu düşünüyorum.
BTP, Türk milletinin haklarını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin menfaatlerini ilgilendiren meselelerde gerektiği zaman açık bir şekilde karşı duruş sergilemiş, düşüncelerini çekinmeden ortaya koymuştur. Prof. Dr. Haydar Baş döneminden Hüseyin Baş dönemine kadar partinin siyasi çizgisinde temel bir süreklilik olduğunu düşünüyorum.
Bir siyasi partide benim için en önemli unsurlardan biri istikrardır. Dün söylediğini bugün değiştirmeyen, konjonktüre göre farklı bir kimliğe bürünmeyen ve savunduğu değerlerden taviz vermeyen bir siyasi anlayışın daha güvenilir olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan BTP'nin geçmişine bakıldığında, kendi çizgisini koruma konusunda diğer partilerden ayrıldığını görüyorum.
Elbette bugün yaşanan olumsuzluklar karşısında sesini yükselten başka siyasi partiler ve siyasetçiler de bulunmaktadır. Ancak benim BTP'yi farklı bir noktaya koymamın en önemli nedeni yalnızca muhalefet etmesi değildir.
BTP'nin bir modeli, bir ekonomik çözüm önerisi vardır: Milli Ekonomi Modeli.
Benim için asıl önemli olan da budur.
Bir siyasi partinin yalnızca mevcut iktidarı eleştirmesi yeterli değildir. Türkiye'nin ekonomik sorunlarına, sosyal problemlerine ve toplumun geleceğine ilişkin ne önerdiğini de ortaya koyması gerekir. "Bu yanlış" demek kadar, "doğrusu budur ve çözümü de budur" diyebilmek önemlidir.
Milli Ekonomi Modeli'nin herkes tarafından araştırılması ve okunması gerektiğine inanıyorum. Bu model üzerine gerçekleştirilen uluslararası kongrelerin ve ortaya konulan fikirlerin de incelenmesini özellikle tavsiye ediyorum. Çünkü bir siyasi anlayışı değerlendirmenin en doğru yollarından birinin, ortaya koyduğu çözüm önerilerini doğrudan incelemek olduğunu düşünüyorum.
Benim tercihim nettir: Doğrunun yanında, milletin yanında ve çözümün yanında olmak.
Ve bugün bu anlayışı en güçlü şekilde temsil ettiğine inandığım siyasi parti, Bağımsız Türkiye Partisi'dir, başkanı ise Hüseyin Baş'tır.
İçinde bulunduğumuz tabloyu objektif bir şekilde değerlendirmeye çalıştığımda, benim için vatanını seven, Mustafa Kemal Atatürk'e ve onun ilke ve inkılaplarına değer veren, Türkiye'nin her bir ferdinin sorunlarını önemseyen ve bu sorunlara gerçekçi çözümler üreten bir siyasi anlayışın gerekli olduğunu düşünüyorum.
Bu noktada benim için önemli bir kırmızıçizgi bulunmaktadır: Çerçeve Yasa'ya imza atan bir siyasi anlayışın, yukarıda ifade ettiğim hassasiyetleri taşıdığına inanmıyorum. Çünkü bir siyasi partiyi değerlendirirken yalnızca söylemlerine değil, attığı imzalara, aldığı kararlara ve ülke meseleleri karşısındaki tavrına da bakmak gerektiğine inanıyorum.
Diğer siyasi partilere baktığımda ise kimi zaman sessiz kaldıklarını, kimi zaman da karşı karşıya olduğumuz sorunlara tam anlamıyla somut ve uygulanabilir çözümler ortaya koyamadıklarını görüyorum.
Tam da bu noktada, en başından beri savunduğum Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) duruşunun farklı olduğunu düşünüyorum.
BTP, Türk milletinin haklarını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin menfaatlerini ilgilendiren meselelerde gerektiği zaman açık bir şekilde karşı duruş sergilemiş, düşüncelerini çekinmeden ortaya koymuştur. Prof. Dr. Haydar Baş döneminden Hüseyin Baş dönemine kadar partinin siyasi çizgisinde temel bir süreklilik olduğunu düşünüyorum.
Bir siyasi partide benim için en önemli unsurlardan biri istikrardır. Dün söylediğini bugün değiştirmeyen, konjonktüre göre farklı bir kimliğe bürünmeyen ve savunduğu değerlerden taviz vermeyen bir siyasi anlayışın daha güvenilir olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan BTP'nin geçmişine bakıldığında, kendi çizgisini koruma konusunda diğer partilerden ayrıldığını görüyorum.
Elbette bugün yaşanan olumsuzluklar karşısında sesini yükselten başka siyasi partiler ve siyasetçiler de bulunmaktadır. Ancak benim BTP'yi farklı bir noktaya koymamın en önemli nedeni yalnızca muhalefet etmesi değildir.
BTP'nin bir modeli, bir ekonomik çözüm önerisi vardır: Milli Ekonomi Modeli.
Benim için asıl önemli olan da budur.
Bir siyasi partinin yalnızca mevcut iktidarı eleştirmesi yeterli değildir. Türkiye'nin ekonomik sorunlarına, sosyal problemlerine ve toplumun geleceğine ilişkin ne önerdiğini de ortaya koyması gerekir. "Bu yanlış" demek kadar, "doğrusu budur ve çözümü de budur" diyebilmek önemlidir.
Milli Ekonomi Modeli'nin herkes tarafından araştırılması ve okunması gerektiğine inanıyorum. Bu model üzerine gerçekleştirilen uluslararası kongrelerin ve ortaya konulan fikirlerin de incelenmesini özellikle tavsiye ediyorum. Çünkü bir siyasi anlayışı değerlendirmenin en doğru yollarından birinin, ortaya koyduğu çözüm önerilerini doğrudan incelemek olduğunu düşünüyorum.
Benim tercihim nettir: Doğrunun yanında, milletin yanında ve çözümün yanında olmak.
Ve bugün bu anlayışı en güçlü şekilde temsil ettiğine inandığım siyasi parti, Bağımsız Türkiye Partisi'dir, başkanı ise Hüseyin Baş'tır.
Nurcan Karakaya / diğer yazıları
- Türkiye için bir çıkış yolu / 15.08.2026
- Gerekirse tekrar... / 11.08.2026
- Nerden nereye / 21.01.2026
- Tarih affetmeyecek! / 25.11.2025
- Uyanınca... / 30.05.2025
- Ev kadınlarına emeklilik yakında Meclis'te / 22.05.2025
- Almanya ve Türkiye / 28.02.2025
- Almanya'daki seçimler / 26.02.2025
- Olaylar silsilesi / 23.01.2025
- Ne yazmalıyım? / 26.09.2024
- Gerekirse tekrar... / 11.08.2026
- Nerden nereye / 21.01.2026
- Tarih affetmeyecek! / 25.11.2025
- Uyanınca... / 30.05.2025
- Ev kadınlarına emeklilik yakında Meclis'te / 22.05.2025
- Almanya ve Türkiye / 28.02.2025
- Almanya'daki seçimler / 26.02.2025
- Olaylar silsilesi / 23.01.2025
- Ne yazmalıyım? / 26.09.2024





























































