Dünyada ve Türkiye'de birbiri ardına ya da eş zamanlı öyle olaylar yaşanıyor ki, gündemi takip etmekte oldukça zorlanıyoruz.
Bütün dünyanın Türkiye'ye ve Ortadoğu'ya kilitlendiğini göz önüne alırsak bulunduğumuz coğrafyanın stratejik önemi ortadadır.
Batılılar, AKP hükümetinin AB hayali uğruna gösterdiği teslimiyetten cesaret alarak hazırladıkları İlerleme(!) Raporu ile doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine bir ve beraber olan milletimizi bölme ve parçalama niyetlerini açığa çıkardılar.
Kendi ülkelerinde asla etnik bölünmeye müsaade etmeyen bu ülkelerin ve hatta devletler bazında birleşerek AB yapılanmasını kuran, ortak para birimine geçen zihniyetin, azınlıklara bölünün talebi gerçekten üzerinde durulması gereken bir mevzudur.
ABD'nin ve AB ülkelerinin kendi ülkelerinde bulunan azınlık durumunda olan milletlere yaptıkları baskıları hatırlatarak, hangi cüretle bizim iç işlerimize karıştıklarının hesabı sorulmalıdır.
Aynı raporda, bize, etnik grupları azınlık sayın talimatı verirken, Türk işçilerinin serbest dolaşımını yasaklamalarını, gümrük duvarlarının tek taraflı indirme taleplerini nasıl izah ediyorsunuz?
Senin ezanına, başörtüne, ahlaki değerlerine tahammül edemeyen Batı, hangi yüzle senden, azınlık okullarında, hatta devlet okullarında derslere papaz girsin, Heybeliada Ruhban Okulu açılsın talebinde bulunabilir?
İlerleme raporundan daha vahim olan ise "Sen de mi Bürütüs" dedirtecek olan, içimizdeki, ama kafası ve gönlü Türkiye'ye ait olmayan bir takım aydın geçinenlerin hazırladığı rapor.
Başbakanlığa bağlı İnsan Hakları Danışma Kurulunun, İlerleme Raporundan 5 gün önce Başbakana sunduğu raporda, Cumhuriyetimizi ayakta tutan temel dinamikler hedef alınmıştır.
Neymiş efendim, özetle, "her gruba azınlık hakkı verilsin, Lozan'dan vazgeçilsin, Atatürk demode oldu, Türkçe'nin devlet dili olmasını anlamak imkansız, milletin bölünmez bütünlüğü kavramı demokrasinin özüne terstir..."
Cumhuriyetimizin anlamını oluşturan bütün değerleri rafa kaldıran bu ifadeleri içeren rapor, düşmanlarımızdan değil, kendi içimizden hem de Başbakanlığa bağlı bir kuruldan çıkması oldukça manidardır.
Ankara'nın göbeğinde biri çıksa, bu ifadeleri sesli bir şekilde haykırsa, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne tehdittir diyerek, vatan haini ilan edilir ve derhal gereği yapılırdı.
Peki, bunu başbakanlığa bağlı bir kurulun yapması hafifletici bir sebep midir?
Yoksa AB'li dostlar(!) da bu istikamette düşündükleri için, Cumhuriyetimizin ve anayasamızın bu en temel mevzularını artık rafa kaldırma kararı mı aldık?
Atatürk 1923-1938 yılları arasında bu temel ilkelere sahip çıktığı ve ileride olabilecek -bugün yaşadığımız gibi- tehditleri ve tehlikeleri haber verdiği için mi demode ilan edilip bir kenara atılmak isteniyor?
Atatürk'ün şu veciz ifadesini asla unutmamalıyız: "Bir ülkenin, bir ülke halkının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat, kendi soyundan, büyük tanıdığı insanlardan vefasızlık, felaket görmesi ondan daha acıdır. Bu, kalp ve vicdanlar için onulmaz yaradır"
Bugün ülkemiz tam bir cendereye alınmış, dört bir taraftan kuşatılmıştır.
AB, İlerleme(!) Raporuyla ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğünü, milli egemenliğini tehdit etmektedir.
Gücünü tek bir bilek ve tek bir yürek olmaktan alan milletimiz azınlıklara bölünerek, "böl, parçala, yut" sistemiyle yok edilmek istenmektedir.
Dün ülkemizde öz evlatlarımızı sağcı-solcu olarak çarpıştıranlar, bugün azınlıklara bölerek kardeş kardeşi vurdurtmak istiyorlar.
Diğer taraftan ABD ve İsrail desteğiyle bir "çıbanbaşı" haline getirilen ve güneydoğumuzu tehdit eden bir Kürdistan yapılanması vardır.
AB hayali uğruna Rum kesimi Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kabul edilmiştir ve KKTC'nin geleceği tehlikededir.
Ege meselesi gündemdedir ve Yünanistan bu konuda bastırmaktadır.
İstanbul'da Vatikan benzeri bir yapılanma gittikçe daha netleşmektedir. Patrik ekümenik olarak kabul edilmiştir.
Ermenistan'ın Türkiye'den toprak talepleri yoğun bir şekilde devam etmektedir.
Topraklarımız karış karış yabancılara satılmaktadır. Daha şimdiden, AKP'nin çıkardığı yasalarla 100 bin kilometrekare arazimiz yabancı maden şirketlerine, 273 milyon metrekare gayrimenkul yabancı şahıslara, GAP bölgesinde 450 bin dönüm arazi ise İsrail şirketlerine satılmıştır.
Bazı maden şirketlerinin ruhsatlarında Türkiye "federe devlet" olarak bahsedilmektedir.
Özümüze ait dini ve milli değerlerimiz, Dinlerarası Diyalog ve AB'ye uyum adı altında tahrif edilmekte, milletimizin mücadele direnci yıpratılmaktadır.
Zaman ayıkma ve Kuvay-ı Milliye zamanıdır.
Yazımıza Atatürk'ün bir sözüyle bitirelim:
"Bir ulus, varlığı ve hukuku için bütün gücüyle, bütün düşünce madde güçleriyle ilgilenmezse, bir ulus kendi gücüne dayanarak varlığını ve özgürlüğünü sağlamazsa, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz."
Bütün dünyanın Türkiye'ye ve Ortadoğu'ya kilitlendiğini göz önüne alırsak bulunduğumuz coğrafyanın stratejik önemi ortadadır.
Batılılar, AKP hükümetinin AB hayali uğruna gösterdiği teslimiyetten cesaret alarak hazırladıkları İlerleme(!) Raporu ile doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine bir ve beraber olan milletimizi bölme ve parçalama niyetlerini açığa çıkardılar.
Kendi ülkelerinde asla etnik bölünmeye müsaade etmeyen bu ülkelerin ve hatta devletler bazında birleşerek AB yapılanmasını kuran, ortak para birimine geçen zihniyetin, azınlıklara bölünün talebi gerçekten üzerinde durulması gereken bir mevzudur.
ABD'nin ve AB ülkelerinin kendi ülkelerinde bulunan azınlık durumunda olan milletlere yaptıkları baskıları hatırlatarak, hangi cüretle bizim iç işlerimize karıştıklarının hesabı sorulmalıdır.
Aynı raporda, bize, etnik grupları azınlık sayın talimatı verirken, Türk işçilerinin serbest dolaşımını yasaklamalarını, gümrük duvarlarının tek taraflı indirme taleplerini nasıl izah ediyorsunuz?
Senin ezanına, başörtüne, ahlaki değerlerine tahammül edemeyen Batı, hangi yüzle senden, azınlık okullarında, hatta devlet okullarında derslere papaz girsin, Heybeliada Ruhban Okulu açılsın talebinde bulunabilir?
İlerleme raporundan daha vahim olan ise "Sen de mi Bürütüs" dedirtecek olan, içimizdeki, ama kafası ve gönlü Türkiye'ye ait olmayan bir takım aydın geçinenlerin hazırladığı rapor.
Başbakanlığa bağlı İnsan Hakları Danışma Kurulunun, İlerleme Raporundan 5 gün önce Başbakana sunduğu raporda, Cumhuriyetimizi ayakta tutan temel dinamikler hedef alınmıştır.
Neymiş efendim, özetle, "her gruba azınlık hakkı verilsin, Lozan'dan vazgeçilsin, Atatürk demode oldu, Türkçe'nin devlet dili olmasını anlamak imkansız, milletin bölünmez bütünlüğü kavramı demokrasinin özüne terstir..."
Cumhuriyetimizin anlamını oluşturan bütün değerleri rafa kaldıran bu ifadeleri içeren rapor, düşmanlarımızdan değil, kendi içimizden hem de Başbakanlığa bağlı bir kuruldan çıkması oldukça manidardır.
Ankara'nın göbeğinde biri çıksa, bu ifadeleri sesli bir şekilde haykırsa, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne tehdittir diyerek, vatan haini ilan edilir ve derhal gereği yapılırdı.
Peki, bunu başbakanlığa bağlı bir kurulun yapması hafifletici bir sebep midir?
Yoksa AB'li dostlar(!) da bu istikamette düşündükleri için, Cumhuriyetimizin ve anayasamızın bu en temel mevzularını artık rafa kaldırma kararı mı aldık?
Atatürk 1923-1938 yılları arasında bu temel ilkelere sahip çıktığı ve ileride olabilecek -bugün yaşadığımız gibi- tehditleri ve tehlikeleri haber verdiği için mi demode ilan edilip bir kenara atılmak isteniyor?
Atatürk'ün şu veciz ifadesini asla unutmamalıyız: "Bir ülkenin, bir ülke halkının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat, kendi soyundan, büyük tanıdığı insanlardan vefasızlık, felaket görmesi ondan daha acıdır. Bu, kalp ve vicdanlar için onulmaz yaradır"
Bugün ülkemiz tam bir cendereye alınmış, dört bir taraftan kuşatılmıştır.
AB, İlerleme(!) Raporuyla ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğünü, milli egemenliğini tehdit etmektedir.
Gücünü tek bir bilek ve tek bir yürek olmaktan alan milletimiz azınlıklara bölünerek, "böl, parçala, yut" sistemiyle yok edilmek istenmektedir.
Dün ülkemizde öz evlatlarımızı sağcı-solcu olarak çarpıştıranlar, bugün azınlıklara bölerek kardeş kardeşi vurdurtmak istiyorlar.
Diğer taraftan ABD ve İsrail desteğiyle bir "çıbanbaşı" haline getirilen ve güneydoğumuzu tehdit eden bir Kürdistan yapılanması vardır.
AB hayali uğruna Rum kesimi Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kabul edilmiştir ve KKTC'nin geleceği tehlikededir.
Ege meselesi gündemdedir ve Yünanistan bu konuda bastırmaktadır.
İstanbul'da Vatikan benzeri bir yapılanma gittikçe daha netleşmektedir. Patrik ekümenik olarak kabul edilmiştir.
Ermenistan'ın Türkiye'den toprak talepleri yoğun bir şekilde devam etmektedir.
Topraklarımız karış karış yabancılara satılmaktadır. Daha şimdiden, AKP'nin çıkardığı yasalarla 100 bin kilometrekare arazimiz yabancı maden şirketlerine, 273 milyon metrekare gayrimenkul yabancı şahıslara, GAP bölgesinde 450 bin dönüm arazi ise İsrail şirketlerine satılmıştır.
Bazı maden şirketlerinin ruhsatlarında Türkiye "federe devlet" olarak bahsedilmektedir.
Özümüze ait dini ve milli değerlerimiz, Dinlerarası Diyalog ve AB'ye uyum adı altında tahrif edilmekte, milletimizin mücadele direnci yıpratılmaktadır.
Zaman ayıkma ve Kuvay-ı Milliye zamanıdır.
Yazımıza Atatürk'ün bir sözüyle bitirelim:
"Bir ulus, varlığı ve hukuku için bütün gücüyle, bütün düşünce madde güçleriyle ilgilenmezse, bir ulus kendi gücüne dayanarak varlığını ve özgürlüğünü sağlamazsa, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026


























































































