Siyaset arenasında millet iradesini yok sayan uygulamalar maalesef devam ediyor.
Genel ya da yerel seçimlerde vatandaşlar sandık başına gidiyor ve kendisini temsil edecek vekilleri, belediye başkanlarını ve belediye meclis üyelerini seçiyor.
Sonra bir de bakıyor seçtikleri vekiller, belediye başkanları ve meclis üyeleri başka partiye transfer olmuş.
En başta ifade edelim ki, bu transfer olayları milli iradeye büyük bir saygısızlıktır, yasal olarak yasaklanmalıdır. Bir vekil eğer seçildiği parti ile bir anlaşmazlık durumu varsa istifa edip bağımsız olarak devam edebilmelidir ama parti transferine asla müsaade edilmemelidir.
Bu genel değerlendirmeden sonra, son gelişmelere bir bakalım.
Malum, çarşamba günü 3 vekil daha AKP'ye transfer oldu. Böylece Cumhur İttifakı'nın toplam vekil sayısı 322'ye yükseldi. Transferler CHP, Deva ve Gelecek partilerinden gerçekleşti. Esasen bu 3 vekil de CHP sıralarından, CHP seçmeninin oylarıyla 6'lı Masa süreciyle Meclis'e girdi ve Kılıçdaroğlu'nun AKP'ye adeta ikramı oldu.
Bu transferlerle Meclis aritmetiğindeki son durum şöyle oldu: AKP: 275; CHP: 138; DEM Parti: 56; MHP: 47; İYİ Parti: 29; Yeni Yol Grubu: 20; Bağımsız: 9; Yeniden Refah Partisi: 4; Hür Dava Partisi: 4; Türkiye İşçi Partisi: 3; Demokratik Bölgeler Partisi: 2; Emek Partisi: 2; Saadet Partisi: 1; Demokratik Sol Parti: 1; Demokrat Parti: 1... Toplam 592.
Normalde 600 vekil olması lazım ama 2'si vefat etti, 1'inin vekilliği düştü, 1'i bakan oldu, 4'ü de belediye başkanı oldu; dolayısıyla vekil sayısı 592'ye düştü.
Peki, bu Meclis aritmetiği bize neyi anlatıyor?
Hükümetin öncelikli gündem maddelerinden birisi şüphesiz yeni anayasa. Bunu her fırsatta dile getiriyorlar. Peki, bu yeni anayasa nasıl olacak? 2010 referandumuyla yargı nasıl siyasetin kontrolüne girdiyse, 2017 referandumu ve partili cumhurbaşkanlığı sistemiyle erkler tek elde toplanarak demokrasi nasıl rafa kaldırıldıysa yeni anayasa da bu adımların devamı niteliğinde olacak.
Üniter yapının devre dışı kalacağı, federasyon kapılarının aralanacağı, millet tanımının değişeceği, anadilde eğitim adı altında resmi olarak çok dilin tanımlanacağı bir sürece doğru gideceğiz.
Yeni anayasanın referanduma götürülmesi için 360 vekilin, hiç referanduma ihtiyaç duymadan direkt olarak Meclis'ten geçirilebilmesi için 400 vekilin onayına ihtiyaç var.
Cumhur İttifakı'nın yani AKP ve MHP'nin oy toplamının 322 olduğunu belirttik. 400 oy için 78 vekile ihtiyaç var.
Eğer DEM Parti'nin desteği olmazsa, Meclis'ten direkt geçirmek mümkün değil. İşte burada akla Terörsüz Türkiye süreci geliyor.
Terörsüz Türkiye sürecinin ilerlemesi için de teröristbaşı Öcalan'ın, Kandil'in ve sürecin arabuluculuğunu yürüten DEM Parti'nin taleplerinin yerine getirilmesi gerekiyor. Onlar "demokratik siyaset" adı altında "demokratik konfederalizm" talep ediyorlar, yani özyönetim, özsavunma...
Bu taleplerin karşılanması sonucunda DEM Parti'nin 56 vekili ve Yeni Yol Grubu'nun 20 vekili eklendiğinde toplam 398'e çıkıyor.
Hüdapar'ın 4 vekili ya da Yeniden Refah'ın 4 vekili buna eklendiğinde rahatlıkla 400'ün üzerine çıkılıyor. Bu da yeni anayasanın millete sorulmadan kabul edilmesini mümkün kılıyor. Bu olur mu olmaz mı, bunu zaman gösterir ama kanaatimce, iktidar bu yıl sonuna kadar Terörsüz Türkiye sürecinin sonuçlanmasını ve yeni anayasanın onaylanmasını hedefliyor.
Milletimizin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin hiçbir menfaati olmayan, tam tersine, son derece zararlı sonuçları öngörülen bu tehlikeli süreçten derhal kurtulmalıyız.
Mevcut siyasi anlayışla sağlıklı bir anayasa oluşturmak mümkün değildir. Öte yandan 1982 Anayasa'sındaki hangi maddenin hangi gerekçeyle değiştirilmesi gerektiği açıkça söylenmelidir.
Burada asıl mesele 1982 Anayasa'sındaki yetersizlik değil, bu anayasanın uygulanmamasıdır. Yani değiştirilmesi gerekten anayasa değil, anayasayı uygulamayan siyasi iradedir.
Bu da demokrasinin gereği milletimizin sandıkta tercihlerini gözden geçirmesi ile alakalıdır.
Meclis'teki vekil transferleriyle alakalı Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş'tan da önemli sosyal medya paylaşımları oldu.
BTP lideri Hüseyin Baş bir paylaşımında, "Önceki genel seçimde muhalefete verilen oyların ciddi bir bölümü iktidara yaramış. Evet oyunuz boşa gitmedi AKP'ye gitti" siteminde bulundu.
BTP lideri başka bir paylaşımında da, CHP'li Ali Mahir Başarır'ın AKP'ye geçen Hasan Ufuk Çakır hakkında ifade ettiği, "Özgür Özel, Engin Altay, Engin Özkoç, Veli Ağbaba hepimiz karşı çıktık. Yalvardık 'Bu adamı aday gösterme' diye. Kemal Kılıçdaroğlu hiçbirimizi dinlemedi" sözlerini şöyle değerlendirdi:
"Anladığım kadarıyla Sayın Kılıçdaroğlu önceki seçimde halkın ve birçok kişinin istediği isimleri aday yapmayıp kimsenin istemediği insanları aday yapmış. Umarım önümüzdeki seçimde aynısı olmaz."
- Savaşa, kavgaya gerek yok: MEM var / 28.01.2026
- Bayrağımıza saldırı, milli değerlerin tartışmaya açılmasının sonucudur / 24.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026

























































































