logo
22 ŞUBAT 2026


Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı?

10.01.2026 00:00:00 / Güncelleme: 10.01.2026 11:58:29

Türkiye'nin milli gelirine baktığınızda, adil bir gelir paylaşımı sağlanabildiğinde aslında tüm vatandaşları kimseye muhtaç olmadan yaşatacak bir gelir imkanının var olduğu görülmektedir.

Fakat ülkemizde gelir dağılımındaki adaletsizlik o kadar fazla ki, kimi hak etmediği halde milyarder olurken, vatandaşların çoğunluğu açlık ve yoksulluk sınırı altında bir yaşam sürmektedir.

Mağduriyeti en fazla yaşayan kesimlerden biri de emeklilerdir.

Aralık ayı enflasyon rakamının belli olmasıyla birlikte SSK ve Bağkur emeklilerinin zam oranı yüzde 12,19 olmuş ve en düşük emekli aylığı 16 bin 881 liradan 18 bin 938 liraya yükselmişti. Tabi, bu zam kök aylık üzerine yapıldığı için milyonlarca emeklinin maaşı yüzde sıfır zamlanıyor yani artmıyordu.

Hükümet en düşük emekli maaşı ile ilgili her yıl olduğu gibi Hazine destekli bir iyileştirmeyi kanun teklifi olarak sundu.

Teklif komisyonda görüşülecek ve sonrasında Meclis Genel Kurulu'na gelerek oylanacak. Meclis'ten geçmesi halinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onayıyla birlikte Resmi Gazete'de yayımlanıp resmen yürürlüğe girecek.

Teklifi hazırlayan Meclis'te çoğunluğu olan AK Parti olunca, zaten onaylanacağı kesin gözüyle bakılıyor. Eğer herhangi bir muhalefet partisi bir teklif sunsaydı, AKP-MHP oylarıyla reddedilirdi!

Kanun teklifine göre, en düşük emekli aylığı, kök aylığı ne olursa olsun 20 bin liraya yükseltildi.

Kök aylığı düşük olan emekliler için bu, 3 bin 119 liralık artış anlamına gelirken, aylığı zaten 18 bin 938 liraya artmış olanlar için 1062 liralık bir artış anlamına geliyor.

Teklifi sunan TBMM AK Parti Grup Başkan Vekili Abdullah Güler, bu konuda özetle şunları söyledi:

"16 bin 881 lira olarak ödenen en düşük emekli aylığı yüzde 18,47 oranında artırılarak 20 bin lira olarak uygulanacaktır."

"16 bin 881 lira olarak uygulanmakta olan en düşük emekli aylığının karşılığı 4 milyon 11 bin kişiydi. 20 bin liraya artınca bu rakamdan yararlanacak olan emekli sayısı 4,9 milyon kişiye çıkmaktadır."

"Bütçeden 69,5 milyar lira aktaracağız. Enflasyonla mücadelemizde herhangi bir olumsuzluğa sebebiyet vermeden, bütçe disiplinini koruyarak bu imkanı geliştirmeye çalıştık." 

"Daha yüksek emekli maaşı almanız için daha yüksek, daha uzun süre prim ödemeniz, belli yaştan sonra emekli olmanız lazım. Bizim emeklilik sistemimizi daha şeffaf, adil, sürdürülebilir hale getirmemiz lazım. Sürekli bütçe desteğiyle, kaynak aktararak bunun taşınabilmesi zorluklar oluşturuyor." 

Sayın Güler özetle diyor ki, bizden bu kadar, kaynak bu kadar bunun fazlası mümkün değil. Daha fazla istiyorsanız pamuk eller cebe!

Tamam da, anayasamızda sosyal devlet yazıyor ve sosyal devlet vatandaştan aldığını vatandaşa veren devlet değil, vatandaştan aldığından çok fazlasını vatandaşa veren devlettir. Bu da tek gelir kaleminin vergiler ve cezalar olmaması, devletin vergiler dışında da gelir kaynaklarını devreye koyması demektir.

Eğer Prof. Dr. Haydar Baş'ın dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli'ni okursanız, devletin asıl gelir kalemlerinin senyoraj, maden ve KİT'lerin gelirleri olduğunu görürsünüz. Hatta modelde vergi gelirleri en son gelir kalemidir.

Bugün bütçe gelirlerinin yüzde 90'ı vergiler ve cezalardan oluşmaktadır. Bu gelir de vatandaşa hizmetten ziyade faiz lobilerine ve rantiyeye akmaktadır.

Fakirden alan zengine aktaran adaletsiz bir sistem!

Açlığı, yoksulluğu kalıcı hale getiren acımasız bir sistem!

Sayın Güler açıklamasında, en düşük emekli aylığı alanların 4 milyon 11 kişiden, 4,9 milyon kişiye çıktığından bahsetmektedir. Yani her geçen yıl emekliler sürekli artan bir sayıda en düşük maaşta eşitlenmektedir. Vatandaşları açlıkta eşitleyen bir sistem!

Sayın Güler, bu iyileştirmenin Hazine'ye maliyetinin 69,5 milyar lira olduğunu söylemektedir. "Bakın biz bu kadar daha yük kaldırıyoruz" demeye getiriyor. Halbuki bu rakam yıllık 2,7 trilyon liralık faiz ödemesinin yanında devede kulak misali. Yani övünülecek bir rakam değil, çok az.

Açlık sınırının 30 bin liranın üstüne çıktığı, yoksulluk sınırının 100 bin liraya ulaştığı bir ekonomik ortamda 20 bin lira asgari ücret gerçekten çok düşük bir gelir.

Bir de koca koca adamlar toplanıyorlar, yaklaşık bin liralık zam için mesai harcayıp zam kararı alıyorlar. Bu rakamı 30, 40, 50 yapamıyorlar. Gerçi yapsalar ne olacak, uyguladıkları vahşi kapitalizm bu gelir artışını da hemen yutuveriyor. 

Halbuki Milli Ekonomi Modeli ile enflasyon da oluşturmadan emeklilere onurlu bir yaşamı sağlayacak gerçek bir maaş sunmak mümkün. Bu, onlara bir lütuf değil, onların alınterinin hakkı.

Yazımızı Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın şu tespitleriyle bitirelim:

"Türkiye'de Sosyal Güvenlik Kurumunun, yani SGK'nin açılımı bence 'Sosyal Güvensizlik Kurumu'na dönüşmelidir. Çünkü topluma güven vermiyorsunuz. Yandaş kanallara bakıyorum, 'Emeklinin 20 bin TL talebi var' deniyor. Emeklinin 20 bin TL diye bir talebi yok, geçinme talebi var. Hükûmet 18 bin 900 TL'yi 20 bin TL yapacaksa hiç yapmasın. Bu, dalga geçer gibi bir şeydir. Böyle emekli aylığı olmaz. Bu anlayış, 'Vermek zorunda kalıyoruz, hadi verelim' mantığıdır. Bu kabul edilemez."

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.