logo
27 MART 2026

Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi

15.01.2026 00:00:00

Suriye'de tek problem Esad'mış gibi anlatıldı, Esad gidince her şey yoluna girecekti, toprak bütünlüğü sağlanacaktı, demokratik bir Suriye olacaktı ve daha niceleri...

Peki, bunlar oldu mu, yoksa Suriye'de, "Gelen gideni aratır" sözü mü yaşanıyor?

Daha şimdiden 5 parçalı Suriye haritaları servis edilir oldu.

Malum, Suriye'nin Şam'dan sonra en önemli şehri olan Halep'te, Şam yönetimiyle SDG arasında bir paylaşım mücadelesi yaşandı.

Halep merkezdeki Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahalleleri yaşanan çatışmalar sebebiyle tam bir harabeye döndü, kan döküldü. Sonuçta Şam ordusu SDG'ye mühlet vermişti ve ardından SDG'li unsurlar buralardan çıkartıldı.

Peki, nereye dönmeleri istendi? Fırat'ın doğusuna.

Halep'te yaşanan çatışmalar, SDG'li unsurların Fırat'ın doğusuna gitmesinin istenmesi esasen bundan sonra asla bir toprak ve millet bütünlüğünün olmayacağının ispatı niteliğinde.

Halep'te çatışmalar şimdilik bitti ama bu gerilim, diğer bütün bölgelerde de gerilimlerin temelini attı.

SDG, İHA ile saldırı düzenlerken, Şam ordusu, SDG'nin kontrolünde bulunan ve Şam yönetimi tarafından "askeri bölge" ilan edilen Halep'in Deyr Hafir hattına askeri yığınak yapmaya başladı.

Halep'in doğusundaki Tişrin Barajı yakınlarında da çatışmalar yaşanmaya başladı.

İsrail kaynaklarının son günlerde servis ettiği 5 parçalı Suriye haritası, Suriye için ne tür hedeflerin olduğunu açıkça gösteriyor. Bu harita doğrudur ya da dezenformasyondur, bunu şu an için net olarak ifade edemeyiz ama bu tür bir parçalama senaryosunun olduğu, BOP haritasında, ya da daha önce yayımlanan haritalarda zaten belliydi.

Geçtiğimiz günlerde, Paris'te, ABD arabuluculuğuyla bir İsrail-Şam görüşmesi gerçekleşti. İşte İsrail basının iddiaları bu toplantıda 5 parçalı Suriye için bir mutabakata varıldığı noktasında. 

İddialar basına yansıdığı kadarıyla aynen şöyle:

"SDG, Fırat'ın batısında yer alan bölgelerden tamamen Fırat'ın doğusuna çekilecek. Fırat'ın kuzeyi ve doğusunda terör örgütünün sözde özerk yapılarına rıza gösterilecek. Bu şekilde Fırat Nehri sözde sınır olacak.

Güneyde Kuneytra, Golan Tepeleri (zaten İsrail işgali altında), Dera'nın güneyi, Süveyda çevresi İsrail'de kalacak. Lazkiye-Tartus hattında bir Alevi bölgesi... Suriye'nin yüzde 57'sini oluşturan Şam, Humus, Hama, Halep'in büyük kısmı, Deyrizor'un bir bölümü ise Sünni bölge olarak ayrılacak. Bu durumda kuzeyde de Türkiye'nin Afrin, Azez, El Bab, Cerablus hattındaki güvenli bölgesi varlığını sürdürecek."

Bazı Suriye kaynakları bunun olmayacağını iddia etse de pratikte bugünlerde Suriye'de yaşananlar maalesef bu doğrultuda.

Halep'teki SDG'lilerin bizzat Şam yönetimi tarafından Fırat'ın doğusuna çekilmesinin istenmesi, zaten defakto bir sınırı belirginleştirmiş oluyor. 

Öte yandan İsrail, Suriye'deki işgalini kalıcılaştırdığı gibi, yeni işgaller yapmaya da devam ediyor.

İsrail, 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri'ne bitişik tampon bölgenin işgalinin ve Şam'a 20 kilometreye kadar yaklaşmasının ardından bölgede yeni bir adım attı. 

Suriye devlet televizyonu "El-İhbariye"nin haberinde, İsrail askerlerinin Kuneytra kırsalındaki Sımdaniyye el-Garbiyye köyünde kontrol noktası kurduğu belirtildi.

İsrail askerlerince kurulan kontrol noktasında 3 askeri aracın bulunduğu ve yoldan geçenlerin arandığı kaydedildi.

Diğer ifadeyle İsrail, Suriye topraklarına adım adım yerleşiyor.

Ayrıca İsrail'in Suriye'nin dört bir tarafına saldırılar düzenlemesi de işgalin sınırlı kalmayacağını gösteriyor.

Ahmet Şara'nın cumhurbaşkanı olmasının ardından (18 Eylül 2025'e kadar), İsrail ordusu, Suriye'ye 1000'den fazla hava saldırısı ve 400'den fazla kara saldırısı düzenledi.

İsrail'in desteklediği ve işgaline gerekçe olarak sunduğu Dürzilerden gelen ayrılıkçı açıklamalar da 'bölünmüş Suriye" planını doğruluyor.

Suriye'nin güneyinde Süveyda'daki çatışmaların merkezinde yer alan Dürzi lider Hikmet el-Hicri, Suriye'nin sonunda "bölüneceği" iddiasında bulundu.

Hicri, İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesine verdiği röportajda, Şam yönetimiyle hiçbir bağlantıları olmadığını ve Suriye'den ayrılarak bağımsızlık hedeflediklerini dile getirdi.

Hicri şu ifadeleri kullandı: "Kendimizi İsrail devletinin varlığının ayrılmaz bir parçası, İsrail ile ittifak kurmuş bir kol olarak görüyoruz. İlişki uluslararası ve önemli. İsrail, gelecekteki düzenlemeler için tek garantör ve yetkili kuruluştur. Suriye bölünmeye ve bağımsızlıkla özerklik kurmaya doğru gidiyor. Gelecek budur."

Suriye bundan sonraki dönemde Suriyelilerin tercihine bırakılmayacak. Suriye dışında yazılan parçalanma senaryoları adım adım Suriye'de uygulanacak.

Yazımızı Prof. Dr. Haydar Baş'ın şu ifadesiyle bitirelim:

"Türkiye'nin ulusal güvenliği, Suriye'nin toprak bütünlüğünden geçer."

Sonuçlarını hiç düşünmeden "Esad gitsin" diyenler, oluşturulan bu eserden memnun mu acaba?

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.